Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    çelik sanayisinin en önemli hammaddesi nedir

    1 ziyaretçi

    çelik sanayisinin en önemli hammaddesi nedir Ne90'dan bulabilirsiniz

    MTA Genel Müdürlüğü

    DEMİR

    Metaller arasında en çok kullanılan  demir ve çelik günlük yaşantımızın her alanında karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte tarihte  insanların  demiri,  altın, bakır ve tunçtan çok daha sonra kullanmaya başladıkları bilinmektedir. Günümüzde demir, sanayinin temel hammaddesini oluşturmakta ve ülkelerin ekonomik   kalkınmasında   önemli   bir  rol   oynamaktadır.   Ülkelerin   ekonomik gelişmişlik   göstergeleri kişi başına düşen gayri safi milli hasıla yanı sıra  kişi başına düşen demir-çelik tüketimi ile de ölçülebilmektedir.   

    Geçmişte, yüksek fırında aranan özelliklere sahip demir cevheri doğrudan maden ocaklarında yapılan üretimle karşılanmıştır.  Ancak sanayide demire olan gereksinimin hızla artması ve yüksek fırına doğrudan yüklenebilir özellikteki  cevherin giderek azalması, düşük tenörlü cevherlerin de değerlendirilmesini zorunlu kılmıştır.

    Demir çelik  sektörünün ana hammaddesi demir cevheridir.  Bir madenin cevher olarak değerlendirilebilmesi için işletilmesi  ve kullanılmasının  ekonomik olması gerekmektedir.  Çelik sanayisinde kullanılan demir cevherlerinin harman tenörünün  en az %57 Fe olması  arzu edilmektedir.
    Demir cevherleri doğada  Manyetit (Fe3O4), Hematit (Fe2O3), Limonit (2Fe2O3. 2H2O), Götit (Fe2O3.  H2O), Siderit (FeCO3) ve Pirit (FeS2) mineralleri şeklinde bulunmaktadır. Demir madenciliğinde kullanılan tanımları şu şekilde açıklayabiliriz:

    Tüvenan cevher: Ocaktan doğal halde  çıkarılmış  ve hiçbir  işleme tabi tutulmamış cevherdir.
    Parça cevher: Kırılıp elendikten sonra ayrılan 10-150 mm  boyutları arasındaki cevherdir.
    Toz cevher:  0-10 mm  boyutları arasındaki cevherdir.
    Sinterlik cevher: 0.15 mm elek altı en çok  %10,   6.35 mm elek üstü en çok % 5 olan  0. 15-6.35 mm boyutları arasındaki cevherdir.
    Pelet:  Zenginleştirme  amacı ile belirli boyuta öğütülmüş  ve  sinterlenemeyecek boyuttaki   cevher konsantresinin  aglomera edilerek  4-16 mm arasında boyutlandırılmış, belirli bir ısısal işlem ile yüksek fırında kullanılabilecek dayanıma  getirilmiş   şeklidir.
    Sinterlik konsantre cevher : Zenginleştirilmiş  2-25 mm  boyutlarında cevherdir.
    Kalibre cevher: 10-30 mm  boyutlarındaki cevherdir.
    Safsızlıklar:  Cevher içinde istenmeyen  maddelerdir.  Bazen bu safsızlıkları    zenginleştirme  yöntemleri ile ekonomik olarak cevher bünyesinden uzaklaştırmak mümkün değildir.  Cevher bünyesinde bulunan bu safsızlıkların başlıcaları; SiO2, A1203, S, Cu, As, Ti, P, Na20, K20, Pb, Zn gibi element ve bileşiklerdir. Bu safsızlıkların yüksek fırındaki etkileri aşağıda belirtilmiştir:
    SiO2: Cevher içindeki SiO2 fazlalığı  metalurjik proses  sırasında fazla miktarda curuf  oluşumuna sebep olur.  Bu silisi nötralize etmek için  ilave edilen  kireç  taşı, sıvı demir verimliliğini düşürür, yüksek fırında curuf miktarını ve yakıt tüketimi artırır.  
    A1203: Alüminanın   % 0.8-% 1.5 arasında olması istenir.  Alümina yüzdesinin fazla olduğu durumlarda gerekli sıvı demirin akışkanlığını sağlamak için, yüksek fırın ısısının artırılması gerekir. Bu da yakıt tüketiminin artmasına neden olur.
    S: Yüksek fırın işletmeciliğinde  pik demirin bünyesine giren çok küçük oranlaradaki S bile çeliğin kırılganlığını arttırır.   Cevher, kömür  ve manganez bu kükürdün kaynağı olabilir.  Kükürt  yüzdesini düşürmek için  yüksek fırın harmanınına   CaCO3 ve SiO2  ilave edilmesi  gerekir.  Bu da yüksek fırın verimliliğini  olumsuz yönde etkiler.
    Alkaliler: Yüksek fırına şarj  malzemesi ile giren alkaliler, fırın cidarlarına yapışarak  kabuk oluşturup yüksek fırın hacmini  azaltır.  Bu arada yapıştıkları yüksek fırın tuğlalarının içine doğru nüfus ederek bu tuğlaların  refrakterlik özelliklerini olumsuz yönde etkiler. 
    Çinko: ZnO, fırın üst  cidarlarında tabakalaşma yapmasının yanı sıra, fırın tuğlası içindeki alümina ile reaksiyona girerek tuğlanın şişmesine neden olur. Çinkonun varlığı, yüksek fırında  indirgenmesi zor ve üretim kayıpları meydana getiren  fayalit ve gersenit gibi bileşiklerin oluşmasına neden olur. Cevher içinde çinkonun % 0.2’den  az olması istenir.
    Kurşun: Kurşun demir cevherlerinde nadir olarak bulunur.  Pik demire geçmez, fakat   refrakter tuğlaya olumsuz yönde etki eder.
    Titanyum: Titanyum, demir cevherinde ilmenit FeTiO2  ve rutil TiO2 olarak bulunur.  Cevherde ortalama TiO2 % 1 den az ise bu cevher yüksek fırında  herhangi bir problem yaratmadan kullanılabilir.
    Arsenik: Arsenik oranının fazlalığı çeliğin soğukta kırılganlığını arttırırken kaynak yapılabilme özelliğini azaltır.   Normal çelikte % 0.15-0.25 arası  ve su vermede  % 0.05-0.10 arsenik kabul edilebilir sınırlardır.
    Bakır: Bakır oranının % 0.3-0.4’ün üzerine çıkması durumunda çeliğin haddelenmesi ve şekil verilmesi sırasında, çeliğin yüzeyinde  bakırca zengin, ergime derecesi  düşük bir alaşım oluşur ve bu alaşım hadde sınırlarından  geçerek yüzeyde küçük çatlaklar meydana getirir. Yüksek fırına beslenecek  cevherin kalitesi;  cevherin bulunabilirliğine, fırının özelliklerine,   üretilecek pik ya da çeliğin kullanım amacına göre  tüketiciler tarafından belirlenir. Genel olarak  cevherin yüksek Fe içermesi, silis, kükürt, alkali, titan, fosfat gibi safsızlıkları içermemesi ya da  kabul edilebilir oranlarda  düşük olması istenmektedir. Demir cevheri, demir metali ve çelik yapımı dışında en çok çimento ve yoğun ortam hazırlamada, daha az miktarlarda ferro alaşımlar, boya sanayii, yoğunluğu yüksek beton aglomerası ve hayvan yemlerinde kullanılır.

    Yazı kaynağı : www.mta.gov.tr

    Sanayinin ham maddesi; “Demir Çelik”

    Sanayinin ham maddesi; “Demir Çelik”

    T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca hazırlanan demir çelik sektörü raporunda da belirtildiği üzere, son dönemde nikel ve çinko yatırımlarında bulunan ülkemizin dış ticaret açığını kapatması hedeflenirken, demir çelik ürün gamında daha nitelikli ve katma değeri yüksek ürünlere yönelecek Türkiye’nin dış ticaretinin daha üst seviyelere taşınması büyük önem arz ediyor. Bu seviyenin belirlenmesinde yüksek enerji maliyetlerine bağlı olarak sünger demir, çinko, silisli sac, birincil alüminyum gibi metal veya yarı hammadde ürünlere yatırım yapılarak veya petrol, doğalgaz ve maden kaynaklarına da bağlı olarak ülkemiz üreticilerinin bu kaynakların zengin olduğu yerlerdeki yapacakları direkt yatırımları sayesinde olması muhtemel planlar arasında yer alıyor. Bu anlamda, Türkiye’nin çelik, kurşun, alüminyum ve bunlara bağlı eşyalar ile bakır ürünleri gelecek için potansiyel ürünler olacağı değerlendiriliyor.

    2020’de yaşanan tüm olumsuz koşullara rağmen ülkemize değerli yatırımlarıyla güç veren markalardan Tosyalı Holding, İskenderun’a 1 milyar dolarlık yatırım
    yapacak. Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, İskenderun’da yeni çelik yatırımına başlayacaklarını belirterek, başlangıçta hurdadan üretim yapacak tesisin, orta vadede madenden çelik üretimine geçeceğini kaydetti.

    Yine dışa bağımlılığın azaltılmasına dönük bir büyük yatırımını Türkiye’nin 6.2 milyon ton pelet ihtiyacının 3 milyon tonunu tek başına karşılayan Hekimhan’a yapacak
    olan OYAK da önemli yatırımcılar arasında. 55 ayda tamamlanması hedeflenen Hekimhan Zenginleştirme ve Peletleme Tesisi’nin, dışa bağımlılığı yıllık 350 milyon dolar azaltması öngörülüyor. Yeni kaynak oluşturma hedefiyle kurulacak olan tesis, 750 milyon dolar yatırımla hayata geçecek.

    Birçok sektörün ham madde girdisi olarak yer alan demir çelik sektöründeki yatırımların giderek artması dileğiyle mutlu ve sağlıklı seneler...

    Yazı kaynağı : www.stendustri.com.tr

    Çelik Sektörünün Hammadde Tedariği ve Ekonomiye Katkısı - Türkiye Çelik Üreticileri Derneği

    Çelik Sektörünün Hammadde Tedariği ve Ekonomiye Katkısı - Türkiye Çelik Üreticileri Derneği

    Çelik Sektörünün Hammadde Tedariği ve Ekonomiye Katkısı Tarih: 24 Kasım 2016

    2013 yılında, 34.65 milyon tonluk ham çelik üretimi ile dünyanın en büyük sekizinci ham çelik üreticisi konumunda bulunan Türkiye, beklentilerin altında kalan bir performans göstermiştir. Özellikle dünya çelik üretiminin büyümeye devam ettiği bir dönemde, son yılların en hızlı büyüyen çelik sektörleri arasında yer alan Türk çelik sektöründeki gerileme eğilimi, rahatsızlık yaratmaktadır. 2013 yılında çelik sektörümüzün gerçekleştirdiği ham çelik üretiminin % 71’i temel olarak hurda tüketen elektrik ark ocaklı tesislerde; % 29’u da ağırlıklı bir şekilde demir cevheri tüketen entegre tesislerde gerçekleştirilmiştir.

    Dünya genelinde çelik üretimine yönelik yatırımlar, ülkenin coğrafi konumu, yatırım maliyetleri ve maden rezervleri dikkate alınarak gerçekleştirilmektedir. Ülkemizde de, mevcut demir cevheri rezervlerinin yetersiz miktarda ve düşük kalitede bulunması, ayrıca entegre tesislerin yatırım maliyetlerinin çok daha yüksek olması nedeniyle, temel olarak hurda tüketen elektrik ark ocaklı tesis yatırımlarına ağırlık verilmiştir. Esasen ülkemizde çıkartılan demir cevheri miktar ve kalite yönünden yeterli olmadığından, toplam ham çelik üretimi içerisinde yalnızca % 29 oranında paya sahip olan entegre tesislerin ihtiyaçlarını dahi karşılayamamaktadır.

    Ayrıca, Türkiye’deki demir cevheri rezervlerinin tenörü düşük cevherden oluşması, işletim ve taşıma maliyetleri bakımından, cevher madenciliğini fizıbl olmaktan çıkartmaktadır. Yerli cevher tedariğinin sınırlı düzeyde kalmasında, yüksek tenörlü cevhere kıyasla, düşük tenörlü olan yerli cevherin lojistik maliyetleri yükseltmesinin de önemli bir etkisi bulunmaktadır. Özetle ifade etmek gerekirse, Türkiye’de çıkartılan demir cevherinin düşük tenörlü oluşu ve ülke içerisindeki taşıma maliyetlerinin yüksek seviyelerde bulunması, yerli demir cevheri kullanımını fizıbl olmaktan çıkarmaktadır. Bu nedenle, mevcut 3 entegre tesis, yerli cevher kullanımını arttırmaya yönelik çalışmalar yürütse de, demir cevheri ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü ithalat yolu ile karşılamaya devam etmektedir. 

    2013 yılında Türkiye, 30.4 milyon ton civarındaki hurda tüketiminin 10.7 milyon ton civarındaki kısmını iç piyasadan karşılayabilmiştir. Son yıllardaki artış eğilimine rağmen, yerli hurda tüketiminin halen düşük seviyelerde kalması, Türkiye’de hurda toplama ve geri dönüşüm faaliyetlerinin yeterince oturtulamamış olmasından kaynaklanmaktadır. Buna rağmen, hurda, cevher ve kömür gibi hammaddeler konusunda yurtiçi imkânlar azami ölçüde değerlendirilmektedir. Yalnızca yurtiçinden tedarik edilmeyen, eksik kalan girdi ihtiyacı ithalat yolu ile tedarik edilmektedir. Böylece, bir taraftan ihracat yapılmasını mümkün kılacak şekilde demir çelik üretimi yapılırken, diğer taraftan da ithal ikamesi yoluyla, 2013 yılında 31.3 milyon ton olarak gerçekleşen ve 2014 yılında ise 33 milyon tona ulaşması beklenen nihai çelik tüketimi, ağırlıklı olarak yurtiçi üretimle karşılanmaktadır. Demir çelik sektörü, hurdayı ekonomiye kazandırarak, çevrenin korunmasına sağladığı katkı yanında, doğal kaynakların israfının ve yüksek oranlı emisyonun da önüne geçmektedir.

    Buna rağmen, Türkiye’nin, bir taraftan hurda üretiminin arttırılmasına, diğer taraftan da hurdaya alternatif girdiler üretilmesine yönelik çalışmalara hız kazandırması gerekmektedir. Esasen sektör kuruluşları da, yurtiçinden tedarik edilen girdi miktarının arttırılmasına yönelik olarak yoğun bir çaba göstermektedir. Bu açıdan, 19 Haziran 2012 tarihinde yürürlüğe giren yeni teşvik mevzuatı, çok yönlü imkânlar sunmaktadır. Yeni teşvik paketi ile, Türkiye’deki, düşük tenörlü cevherlerin, yerli ve yabancı yatırımcılar tarafından değerlendirilmesi, imkân dahiline girmiş bulunmaktadır. Bunun yanında, Ekonomi Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanarak, Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nca onaylanan Girdi Tedarik Stratejisi’nde öngörülen eylemlerin hayata geçirilmesi ve Dahilde İşleme Rejimi’nin yurtiçi girdi tedariğini teşvik edecek bir çerçeveye oturtulması büyük önem taşımaktadır.  

    Çelik sektörü, yurtiçi hurda toplama faaliyetlerinin yaygınlaştırılmasını, bu sektörde faaliyet gösteren kuruluşlara ilişkin mevzuatın kolaylaştırılmasını ve Türkiye’deki hurdaların maksimum seviyede ekonomiye kazandırılmasını desteklemektedir. Sektör, yurtiçinde toplanan hurdaya erişimi zorlaştıran Çevre ve Şehircilik mevzuatının hurda firmalarına ve faaliyetlerine ilişkin getirdiği sınırlamaların makul bir çerçeveye oturtulması yönünde yoğun bir çaba sarfetmektedir.

    Türkiye’nin hurda ithalâtının azaltılabilmesi için, Ekonomi Bakanlığı önderliğinde yürütülmekte olan Girdi Tedarik Stratejisi’ne de uyumlu olarak, iç piyasadan tedarik edilen hurda miktarının arttırılması hedeflenmektedir. 2012 yılı Haziran ayında açıklanan yeni teşvik paketi de, hurda, demir cevheri ve bazı ferro alyajlarda teşvik imkanlarını ortaya koymaktadır. Yeni teşvik mevzuatının, önümüzdeki yıllarda sözkonusu hammaddelerin yurtiçinden teminine yönelik yatırımların ve dolayısıyla yerli girdi tedariğinin artmasına imkân sağlayacağı değerlendirilmektedir.

    Türk çelik sektörü, 2013 yılında, hurda, demir cevheri, koklaşabilir kömür, ferro alyaj, pik demir ve sünger demir de dahil olmak üzere, 13.5 milyar dolar tutarında toplam hammadde ve ara mamul ithalatı yanında, yurtiçinin 21.1 milyar dolar tutarındaki çelik ihtiyacını karşılamış ve buna ilave olarak, 15.8 milyar dolar tutarında da ihracat gerçekleştirmiştir.

    Diğer taraftan çelik ürünleri, otomotiv, metal ürünler, elektrikli ekipmanlar, ev aletleri gibi sektörlerin üretimi içerisinde de ihraç edilmektedir. Dünya Çelik Derneği’nin 2012 yılı verilerine göre Türkiye, dolaylı çelik ihracatı, 1.8 milyon tonu metal eşya, 1.7 milyon tonu otomotiv, 1.1 milyon tonu makine, 0.5 milyon tonu ev aletleri, 0.14 milyon tonu ulaşım sektörü olmak üzere, toplam 5.5 milyon ton seviyesinde dolaylı çelik ihracatı gerçekleştirmiştir. Otomotiv, beyaz eşya, makine gibi diğer sanayi ürünleri içerisinde ihraç edilen çelikler de dahil edildiğinde, sektörün Türkiye ekonomisine net katkısı, 20 milyar dolar seviyesini aşmaktadır.

    Yazı kaynağı : celik.org.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap