Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    şükrü saraçoğlu stadı ismi ne zaman verildi

    1 ziyaretçi

    şükrü saraçoğlu stadı ismi ne zaman verildi Ne90'dan bulabilirsiniz

    Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu

    Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu

    Şükrü Saracoğlu Stadyumu ya da sponsorluk anlaşması gereği Ülker Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi[1] İstanbul, Kadıköy'de bulunan, Fenerbahçe'nin maçlarını oynadığı 50.530 seyirci kapasiteli stadyumdur. Türkiye'nin en büyük 4. futbol stadyumudur.[5] Kurbağalı Dere'nin Kalamış Koyu'na döküldüğü yerin hemen doğu yakasındaki alanda yer alır.

    İsmi üzerinde yükseldiği araziyi Fenerbahçe'ye kazandırmış ve 1934-1950 arasında Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanlığı yapmış olan Şükrü Saracoğlu'ndan alan stadyum, 2015 yılından beri Yıldız Holding ile yapılan anlaşmadan dolayı Ülker Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi adını taşımaktadır.[6]

    Birçok kez yenilenen stadyum, son olarak 1999 ile 2006 yılları arasında parça parça yıkılıp yeniden yapılarak mevcut görünümünü kazanmıştır. Şükrü Saracoğlu Stadyumu, 20 Mayıs 2009 tarihinde Shakhtar Donetsk ile SV Werder Bremen takımları arasında oynanan 2009 UEFA Kupası Finali'ne ev sahipliği yapmıştır.[7]

    Geçmişi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Eskiden Silahtar Ağa, 1900'lerin başında ise Papazın Çayırı denen bu alanda, özellikle Moda civarında oturan İngiliz ve Rum gençleri maç yaparlardı. 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanından hemen sonra, İstanbul Şehremini Cemil Paşa'nin önerisi üzerine burada kurulan Union Club, Papazın Çayırı'nı, yıllığı 30 altına kiralayınca burası Union Club Sahası olarak anılmaya başladı. Yaklaşık 3.000 altın harcanarak saha düzeltildi ve İngiltere'den getirilen özel çimlerle kaplandı. Futbola uygun biçimde düzenlendiği için, kalelerden hiçbiri rüzgâr almaz, o sırada çok az olan izleyiciler maçı saha kenarından ya da ancak 100 kişi alabilen beyaz boyalı küçük tribünlerden izlerlerdi.

    Düzenlenen maçlar beklenen geliri sağlamayınca, kulüp kirasını ödeyemez duruma düştü, hissedarları dağıldı. 1915'te Union Club adı, İttihat Spor Kulübü'ne dönüştürüldü ve saha bu adla anılmaya başladı. 1924'te Taksim Stadyumu'nun açılışına kadar, tüm önemli maçlar burada yapıldı.

    Giderek önemini yitiren saha, 1929'da Maliye Bakanı Şükrü Saracoğlu'nun gayretiyle önce Millî Emlak'a devredildi, sonra da Fenerbahçe Spor Kulübü'ne kiralandı. Önce üstü ahşap, altı beton, 100 m²'lik ve 2.000 seyirci kapasiteli yeni tribünler inşa edildi, sonra karşısına 1.500 kişilik ikinci tribün yapıldı. Fakat bu onarımlar sırasında kalelerin yerleri değiştirilerek rüzgâra açık hale geldiğinden futbola elverişsiz bir durum yaratılmıştı. Fenerbahçe Stadyumu bu yeni hâliyle Mayıs 1932'de dönemin İstanbul valisi ve belediye başkanı Muhittin Üstündağ'ın katıldığı bir törenle yeniden açıldı.[8]

    5 Haziran 1932'de çıkan yangında Kuşdili'nde kulüp binası yandı. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere dönemin devlet yöneticileri bu zor döneminde Fenerbahçe'ye yardım edilmesine karar verdi. Kulüp binası yokolan Fenerbahçe'nin hiç olmazsa kendi stadyumuna sahip olması için yine Saracoğlu'nun çabalarıyla Fenerbahçe Stadyumu, 6 Temmuz 1932 tarih ve 1213 sayılı karar uyarınca, 10 taksitte ödenmek koşuluyla 9.000 liraya (1.000 Reşat Altını) Fenerbahçe Spor Kulübü'ne satıldı.[9] Bununla birlikte Fenerbahçe, Türkiye'de stat mülkiyetine sahip ilk kulüp olma özelliğini kazandı.[10] 36.000 m²'lik sahanın ve tesislerinin alınması için gereken paranın 500 lirasını bizzat Atatürk vermiş, geri kalan miktar ise 50 kuruştan satılan biletler ile Fenerbahçe Spor Kulübü'nün ilk eşya piyangosundan sağlanmıştır.

    Bu tarihten itibaren İstanbul'daki tüm önemli maçlar ile 19 Mayıs gösterileri burada yapıldı. 1940 Balkan Oyunları'na da ev sahipliği yapan stadyum, 1947'de Mithatpaşa Stadyumu'nun (daha sonra İnönü Stadyumu) inşası üzerine önemini yitirmeye başladı. Mithatpaşa Stadyumu'nun mimarı Paolo Vietti-Violi'nin Fenerbahçe Stadı için hazırladığı projeler gerçekleşmediyse de, 1949'da tribün kapasitesi 25.000 kişiye çıkarıldı. Fakat 1955'e gelindiğinde, burada yalnızca önemsiz semt maçları yapılıyordu.

    1962'de stad, yarısı 2,5 milyona, diğer yarısı ise, Fenerbahçe Spor Kulübü'ne tanınanacak 70 yıllık kullanma hakkı karşılığında Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü'ne devredildi. Artık ihtiyaca cevap vermeyen saha 1964'te karşılaşmalara kapatıldı ve 1965'te de yıkıldı. 18 yıl süren bir inşaat döneminden sonra, 19 Eylül 1982'de oynanan Fenerbahçe-Altay maçıyla hizmete açıldı.[11]

    Ayakta yaklaşık 32.000 seyirci kapasitesine ulaşan Fenerbahçe Stadyumu'nda, rüzgârı kesmek ve seyirci kapasitesini artırmak amacıyla tribünler yüksek tutuldu ve kaleler 1900'lerin başındaki yerlerine alınmıştı. 1993'ün sonunda stad ışıklandırılarak, gece maçlarının da yapılabilmesine elverişli hâle getirilmişti. Temmuz 1998'de Fenerbahçe Spor Kulübü ile Gençlik ve Spor Genel Müdürülüğü arasında Ankara'da imzalanan sözleşmeyle stad 49 yıllığına Fenerbahçe Spor Kulübü'ne kiralık verildi.[12] Uzun seneler Fenerbahçe Stadı olarak anılan stadın adı, 22 Temmuz 1998'de Aziz Yıldırım başkanlığındaki yönetim tarafından, eski başkan Şükrü Saracoğlu'nun ismi verildi ve günümüzdeki hâlini aldı.

    3 Ağustos 2015 tarihinde kulüpten yapılan açıklamada Yıldız Holding ile; yapılan anlaşma çerçevesinde 2015-2016 sezonundan başlayarak 2024-25 sezon sonuna kadar Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu'nun ismi, diğer muhtelif reklam ve tanıtım haklarını kapsayan 90 milyon ABD Doları tutarında bir sözleşme imzalandığı bildirildi.[13]

    Bugünkü görünümü[değiştir | kaynağı değiştir]

    Stadın kapasitesini artıracak proje, Aziz Yıldırım'ın başkanlığı süresinde yaptırıldı. Bu projeye göre numaralı, maraton ve kale arkası tribünler yıkılarak yeniden yapıldı. Böylece eskiden 25.000 kişiye maç seyretme imkânı veren stadın kapasitesi de 50.000'den biraz fazla seyirci alacak şekilde artırıldı.

    1999 eylülünde başlanan açık tribün inşaatları ile stat kapasitesi artırılmaya başladı. Her iki açık tribün, 10.000 seyirci kapasitesine çıkartıldı. Eylül 1999'da inşaatına başlanan ve 20 Ağustos 2000 tarihinde, 2000-2001 sezonunun açılış maçı olan İstanbulspor maçıyla hizmete giren "Migros Tribünü"'yle kapasite 30.000 civarına çıkarıldı. Aynı sezon içinde diğer açık tribünün inşaatına da başlandı. 6 Mayıs 2001'de oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçıyla "Telsim Tribünü"nün (2009'dan itibaren "Türk Telekom Tribünü") de hizmete girmesiyle, seyirci kapasitesi 42.000'e çıkarıldı.

    Maraton Tribün'ün yıkılmasıyla uzun süre alışılagelmiş tribün atmosferinden yoksun maçlar oynayan Fenerbahçe, bundan etkilendi. İnşaatı hızla bitirilen tribünün alt kısmı 2 Aralık 2001'deki Fenerbahçe-Beşiktaş maçında, tamamı ise 16 Şubat 2002 tarihinde oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçıyla açıldı.

    Mermer zemini, cam duvarları ile dikkat çeken tribünün içinde de iki kata açılan, 5.000 taraftar alacak kapasitede kafe, pub ve lokantalar yer almaktadır. Soyunma, basın ve hakem odaları, yönetim ve toplantı salonları, 60 lüks loca, yeni açılan Fenerium mağazası ve yine bu tribünün altında yer alan Fenerbahçe Müzesi de, taraftara hizmet verir.

    2002-2003 sezonunun ilk yarısında kale arkalarındaki tribünlerin üstü kapatıldı.

    2005 yılının mart ayında numaralı tribün yıkılarak yerine 9 ayda yeni tribün yapıldı. 26 Şubat 2006 tarihinde oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş maçıyla, yeni adı "Fenerium Tribünü" olan Numaralı Tribün'ün üst kısmı, nisan ayında da alt kısmı hizmete girdi. Böylece yaklaşık 6,5 yıl süren yenileme çalışmasıyla stadın kapasitesi 53.500'e ulaştı.[14] Fenerium Tribünü ile birlikte hizmete giren Basın Tribünü'ne spor yazarı İslam Çupi'nin anısına "İslam Çupi Basın Tribünü" adı verildi.

    İnşaat sonrası, tüm tribünlerin üzerindeki çatılar özel çelik konstrüksiyonlarla tutturularak geçmiş senelerde sıkıntı yaratan ve seyircinin görüş açısını azaltan sütunlar tamamen kaldırılmıştır.

    2006-2007 sezonunda ise misafir takımın maçları izlediği tribünün yeri değiştirildi. Türkiye'de ilk kez olarak, 2006 yılı ekim ayında stadyum tribünlerine ısıtıcılar eklendi[15]

    2009 UEFA Kupası Finali 20 Mayıs 2009 tarihinde, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu'nda oynandı. Ukrayna'dan Shakhtar Donetsk ile Almanya'dan SV Werder Bremen takımlarının karşı karşıya geldiği maçı, 1-1 eşitlik ile biten normal süreden sonra oynanan uzatma süresinde bir gol atan Shakhtar Donetsk kupanın sahibi oldu.[7]

    2009-2010 sezonu sonrasında yapılan çalışmalarla çim sahaya alttan ısıtma sistemi getirildi ve su giderleri düzenlendi. Ardından stadın bazı bölümlerine yürüyen merdivenler eklendi. 25 Aralık 2013 tarihinde Fenerbahçe resmî sitesinden yapılan açıklamada stadın isim hakkının satışa çıkarılacağı duyuruldu.[16]

    Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu, Bleacherreport.com sitesinin 18 Aralık 2014 tarihinde yayınladığı Dünyadaki en iyi 100 stadyum listesinde 19. sırada yer almıştır.[17]

    2015 yılında Yıldız Holding ile 90.000.000 $ karşılığında 2024-2025 sezonu sonuna kadar stat ismi, reklam ve tanıtım haklarını içeren anlaşma imzalanmıştır.[6] Bu süre içinde Ülker Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi ismi ile anılacaktır.

    Genel bilgiler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Mimarisi dikdörtgen şeklinde olan bu stadın kapasitesi Türkiye Futbol Federasyonu'nun sitesine göre ise 47.834'tür[18]. Çim saha boyutu 105x68 metredir ve doğal çimdir. Stadyumda toplamda 36.000 metrekare olan 5.440 kapalı oturma alanı, 100 tane VIP locası bulunmaktadır. Migros Tribünü 10.813, Türk Telekom Tribünü 10.934, Maraton Tribünü 15.566 ve Fenerium Tribünü 15.187 kapasitelidir. 50'si erkekler, 29'u kadınlar için olmak üzere toplam 79 tane tuvalet vardır. 2006 yılı ekim ayında stadyum tribünlerine ısıtıcılar eklenmiştir.

    Stadın aydınlatma gücü 1400 lükstür. Ev sahibi takıma ait 427 m², rakip takıma ait 286 m², 1. hakeme ait 100 m², 2.,3. ve 4. hakemlere ait 40 m² soyunma odası ayrıca sağlık odası, delege odası, doping test odası, konuklar için resepsiyon odası, 4 tane ilk yardım odası mevcuttur. 10 otobüs ve 1000 tane araba kapasiteli park alanı, 68 tane turnike vardır. Staddan dakikada 9.552 seyirci çıkabilir. Stada akredite olabilecek 240 tane basın (sadece B), görev alabilecek 15 tane TV ve 5 radyo organı, 155 masa kapasiteli yazılı basın odası mevcuttur.

    Maraton tribününün altında Fenerbahçe Müzesi ile büyük bir Fenerium mağazası bulunmaktadır. 6 Mart 2018 tarihi itibari ile Fenerbahçe Efsanesi Stadyum ve Müze Turu adıyla stadyumda turlar düzenlenmeye başlandı.[19]

    Ulaşım[değiştir | kaynağı değiştir]

    Şükrü Saracoğlu Stadyumu konumu nedeniyle kolay ulaşılabilir bir durumdadır. Bağdat Caddesi, Taşköprü Caddesi ile O-1 Otoyolu'nun kesiştiği Fenerbahçe Kavşağı stadın kuzey kesimindedir. Ayrıca Kuşdili ve Söğütlü Çeşme caddeleri üzerinden Kadıköy Rıhtım Meydanı'na ulaşılabilir. Söğütlüçeşme Tren İstasyonu, Gebze-Halkalı Marmaray İstasyonu ve Söğütlüçeşme Metrobüs İstasyonu'na da yakın mesafededir.

    Galeri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Notlar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Fenerbahçe'nin stat ismi değişti

    Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın gerçek öyküsü

    Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın gerçek öyküsü

    Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın gerçek öyküsü

    Dünyanın belki de 'gecekondu' zihniyetiyle yapılmış tek stadyumu olan bu tesise Şükrü Saraçoğlu adı verilmişti. Stadyumun kendisi gibi adı da yanlıştı. Çünkü bu arazinin kazanılmasını sağlayan kişi aslında Cemil Topuzlu'ydu

    ÜMİT BAYAZOĞLU
    Fenerbahçe stadının fikir babası Mr. Vi-tol namıyla tanınmış bir İngiliz'di. Onun delaletiyle şimdiki stadın olduğu yer The Union Club tarafından satın alınmıştı. Gel zaman-git zaman ilk Dünya Savaşı gelip kapıya dayanınca, İngiltere can düşmanımız oluverdi. O zaman İttihat ve Terakki'nin ileri gelenleri futbola da el atmış, İttihat Spor adıyla bir de kulüp kurmuşlardı. Şimdi Taksim'de-ki Gezi Parkın yerinde eskiden gayet ilkel, güya bir stadyum vardı ama aslında burası alelade bir düzlük olup, Taksim Kışlası'nın talim ve içtima alanıydı. Kadıköy'ün tek stadyumu ise, İngilizlerin elindeydi. Zamanın "Şehremini" (Belediye Başkanı ve Valisi) Operatör Dr. Cemil Topuzlu, gayet pratik bir zekâya sahip olup, iş bitirici bir adamdı. O sıralar memleketin bir gailesi de İngiltere'ye sipariş edilmiş, parası ödenmiş savaş gemilerini İngilizlerin elinden alabilmekti. Savaş başlayınca İngiltere gemileri vermedi. Bunu fırsat bilen Şehremini Topuzlu, The Union Club'ün sahasına el koydu ve burayı İttihatspor'a verdi. Başına da Kadıköy yakasının önde gelen İttihatçılarından Aydınoğlu Reşit Bey getirildi.

    Ne yazık ki İttihatspor buranın keyfini süremedi. Savaşın ardından yerle bir olan İttihatçılardan kaçan canını kurtarmış, kaçamayan Malta'yı boylamıştı. Kurucu partisi yok olan İttihat Spor da can çekişiyordu. Ancak Aydınoğlu Reşit Bey ne pahasına olursa olsun kulübe ve sahasına sahip çıkmakta kararlıydı. Ama iktidar artık İttihatçıların kanlısı İhtilafçılar eline geçmişti. Bunlar da hasımlarından arta kalmış ne varsa, taşınır-taşınmaz tüm mal varlığının üstüne konmaya çalışıyorlardı. Ne var ki kulübün cengâver sporcuları her gün burada barikat kurup bekleyerek stadyumu İhtilafçıla-ra kaptırmadılar.

    Fenerbahçe ise bu sıralar, tarihinin belki de bugünkünden bile karanlık bir dönemini yaşıyordu. İngilizler'in gözüne girmek için Fenerli yöneticiler, işgal güçlerinin futbol takımıyla maç üstüne maç yaptırıyorlardı. Ancak İhtilaf-çı iktidarın ömrü pek uzun olmadı. Ankara'da yeni bir hükümet, yeni bir devlet kurulmuştu.

    Aydınoğlu Reşit Bey ileriyi gören bir adamdı; Yeni düzende, İttihatçıların malı stadyumun elden gideceğini biliyordu. Bunun için mülkü, kullanım hakkını saklı tutarak Milli Emlâk'e verdi. O sıralar Ankara'da İstanbul'a "dargındı". Kimse İstanbul'un yüzüne bakmıyordu ve artık eski başkente hiç yatırım yapılmıyordu. Bu hal, Ankara belini doğrultuncaya kadar sürdü. Savaşı kazanılmıştı ama halen Anadolu Türkleştirilememişti. 1925'teki Mübadele ile Anadolu'dan Rumlar çıkarıldıktan sonra sıra, Osmanlı'dan geriye kalmış ne varsa hepsinin imhasına gelmişti.

    Yapılacak işlerden biri de halen faaliyette olan İttihatsporu kapatmak ve mal varlığına el koymaktı. Bu konulardaki uzmanlığını Mübadele işlerindeki başarıyla kanıtlayan, Varlık Vergisi'nin mucidi Maliye Bakanı Şükrü Saraçoğlu çıktı sahneye. Aydınoğlu Reşit Bey'i karalar bağladı. Çünkü işte şimdi çetin cevize çatmıştı.

    Önce ihtar geldi, ardından baskı ve tehditler. Aydınoğlu Reşit Bey direndi. Baktılar zorla olmayacak, para teklif ettiler. I-ıh! Buna da yanaşmadı. Saraçoğlu gelişmeleri Ankara'dan takip ediyordu. İttihatsporu kapatacak bir katakulli olmadan bu iş halledilemeyecekti. Bunun için Meclisten tek maddelik bir yasa çıkartılmasına ön-ayak oldu. Yasaya göre, spor tesisleri ve semt sahalarının nasıl kullanılacağı belirlenmişti. Yasa ile birlikte, aynı semtte faaliyet gösteren takımlardan, üye sayısı fazla olan takıma imtiyaz sağlanıyordu. Böylece, İttihat Spor'un üye sayısı düşük olduğundan arazinin kullanım hakkı Fenerbahçe'ye devredildi. Ancak arazi halen Milli Emlâk malıydı. Saraçoğlu, bu durum karşısında yine devreye girerek sorunu çözdü; bakanlık yetkilerini kullanarak araziyi '1 lira' karşılığında Fenerbahçe'ye sattırdı.

    Burada tesis olarak, İngilizlerden kalma ahşap, tek katlı bir gazinodan ve soyunma kabinlerinden başka bir şey yoktu. Modern bir stadyum yapılması fikri ilk kez 1950 yılında gündeme geldi. Celal Bayar, Ankara'da kendisini ziyarete gelen kulüp yöneticilerine, "Rahat olun, sizi bu müşkülden kurtarmayı vazife sayarız" dediyse de bu vaat lafta kaldı ve Fenerbahçeliler, bir stadyuma sahip olabilmek için 30 yıl daha beklemek zorunda kaldılar. Nihayet 8o'li yılların başında inşaat başladı.

    1982'de stat kısmen bitti. Başkan Aziz Yıldırım, ancak 10 bin kişilik bir semt stadyumuna elverişli olan bu araziye, 70-80 bin kişilik bir stadyum yaptırmıştı. Bağdat caddesinin hemen başına yapılan stadyum, maç günleri Kadıköy'ü cehenneme çevirdi. Hemen önünden otoban geçmesi, otoparkının olmaması, yanı başında bir lise ve bir ilkokul bulunması, inşaatın izin, ruhsat ve Anıtlar Kurulu'yla olan ihtilafları bile bu hilkat garibesi stadyum engelleyemedi.

    Dünyanın belki de 'gecekondu' zihniyetiyle yapılmış tek stadyumu olan bu tesise Şükrü Saraçoğlu adı verilmişti. Stadyumun kendisi gibi adı da yanlıştı. Çünkü bu arazinin kazanılmasını sağlayan kişi aslında Cemil Topuzlu'ydu. Ancak Topuzlu şanssızdı çünkü onun günümüzde de etkin olan torunları yoktu. Saraçoğlu ise şanslıydı, çünkü torunu Rüştü Saraçoğlu, Turgut Özal'ın, daha sonra da Tansu Çiller'in (şimdi de Koç'un) ekonomi prenslerinden biriydi ve dedesinin kurduğu Merkez Bankası'nın başkanıydı. Başı sıkışan her Fenerbahçeli yönetici ona koşuyordu.

    Yazı kaynağı : www.birgun.net

    Ülker Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi

    Ülker Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi

    Fenerbahçemizin efsane stadyumu "Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu"; en gelişmiş hali olan; 50.530 kişi oturma kapasitesi ve en son inşa edilen Fenerium Tribünü ile 2006 yılının Nisan ayında taraftarlarımızın hizmetine girmiştir.

    Uzun seneler Fenerbahçe Stadı olarak anılsa da Aziz Yıldırım başkanlığındaki yönetim tarafından eski başkan Şükrü Saracoğlu’nun ismi verilerek Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu ismini almıştır. Stadımızda teknolojinin tüm yenilikler kullanılmıştır.

    Aynı zamanda bünyesinde Fenerium Mağazaları, Fenerbahçe Müzesi, Migros Mağazası, Doğus Grubu’na ait showroomları da barındıran stadyum her gün Türkiye’nin pek çok bölgesinden taraftarın uğrak yeri olma niteliğini taşımaktadır.

    Taraftarlarına 7’den 70’e tüm aileleriyle birlikte huzur ve komfor dolu bir atmosferde maç izleme ortamı sağlayan Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu, sadece Türkiye’de değil;  Avrupa’daki bir çok stadyumdan da daha modern bir donanıma sahip olarak dünya stadyumlarının arasındaki yerini alıyor.

    Her tribünde tam donanımlı sağlık odaları, soyunma odalarının bulunduğu alanda hakem odası, bayan hakem odası,UEFA odası, maç temsilci odası,doping odası, eşgüdüm odası, akreditasyon odası,futbolcu ve Hakem sağlık odası ile basın tribünü katında 200 kişilik dinlenme ve çalışma salonları mevcuttur.

    Yazı kaynağı : www.fenerbahce.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap