Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    3402 s.y.nın 22/a md. gereğince yenilemenin tescili ne demek

    1 ziyaretçi

    3402 s.y.nın 22/a md. gereğince yenilemenin tescili ne demek Ne90'dan bulabilirsiniz

    YENİLEME KADASTROSUNDAN SONRA TAŞINMAZIN YÜZÖLÇÜMÜ AZALDIYSA…

    Ülkemizde, ilk kadastro işlemleri 1934 yılında yürürlüğe giren Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu ile başlamış ve zamanla çeşitli yasal düzenlemelerle beraber yurt geneline yayılmıştır. Ancak yapılan ilk kadastro çalışmalarından sonra, kadastro yapım tekniğindeki değişiklikler ve gelişmeler neticesinde mevcut çalışmalar yetersiz kalmış; teknik niteliğini ve uygulanabilirliğini kaybetmiştir.

    3402 sayılı Kadastro Kanununun 22. maddesinde de daha önce kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamayacağı belirtilmiştir. Genel kural bu olmakla birlikte; aynı maddenin devamında ise tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin sağlanması amacıyla tapulama ve kadastro görmüş yerlerde, yeniden kadastro yapılabileceği öngörülmüştür. Bir taşınmazın beyanlar hanesinde “3402 S.Y. nın 22/A Md. Gereğince Yenilemenin Tescili” açıklamasıyla birlikte tarih bilgisi de yer almaktaysa; o taşınmaz bakımından kadastro yenilemesi yapıldığı anlaşılmaktadır.

    Yenileme Kadastrosu, önceki kadastro ile belirlenmiş mülkiyet ve geometrik durumu hükümsüz kılan yeni bir kadastro çalışması değil; mümkün olduğu kadar aslına sadık kalınarak onun eksikliklerini tamamlayan sınırlarında ve yüzölçümlerinde görülen yanlışlıkları orantı ve dengeleme kurallarına göre düzelten, bir önceki kadastroya ek bir işlemdir. Kısacası, yenileme kadastrosu sadece teknik çalışmaları kapsar, mülkiyete ilişkin haklar inceleme kapsamında değildir. Bununla birlikte, yenileme kadastrosundan sonra taşınmazda sınır ve yüzölçümü değişiklikleri olabilir. Örneğin 5 dönümlük taşınmazın yüzölçümü yenileme kadastrosundan sonra 4 dönüme düşmüş olabilir. Bu gibi durumlarda taşınmaz sahipleri hukuki yollara başvurarak hakkını arayabilir. Ancak izlenecek hukuki yol bakımından, taşınmazın kadastro yenileme çalışmaları yapılmadan önce mi yoksa sonra mı satın alındığı, yüzölçümünün gerçekte daha az olduğunun bilinip bilinmediği veya en azından bilebilecek durumda olunup olunmadığı, şayet taşınmaz kadastro yenileme çalışmasından sonra satın alınmışsa tapu kaydındaki beyanlar hanesinde bu hususta şerhin düşülüp düşülmediği, yapılan yenileme çalışması sonucunda, itiraz edenin taşınmazı aleyhine yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmazların bulunup bulunmadığına göre karar verilmesi gerekecektir. Bu hususta yapılacak araştırma ve inceleme sağlıklı olmazsa, hukuken istenilen sonuca ulaşılması da gecikecek; hatta hak kaybına uğranabilecektir.

    Yukarıda belirtilen hususlara göre davanın kime, hangi dava adı altında açılacağı, ne talep edilebileceği ve açılacak davanın süreye tabi olup olmadığı, hazineden tazminat talep edilip edilemeyeceği de farklılık göstermektedir. Örneğin, itiraz edenin taşınmazı aleyhine yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmaz belirliyse, bu durumda açılacak davada o taşınmaz sahiplerine husumet yöneltilir. Şayet bu hususta bir saptamaya yapılamıyor ise Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilir.

    Bu hususta, davaya konu olan çok sayıda uyuşmazlık da söz konusudur. Örneğin, Yargıtay konuyla ilgili verdiği bir emsal kararında “davanın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna itiraz niteliğinde olduğu, bu tür davalarda husumetin, itiraz edenin taşınmazı aleyhine yapılan tespit sonucunda, yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmazların maliklerine yöneltilmesi gerektiği, ancak uygulama kadastrosu sonucunda lehine sınır değişikliği yapılan veya yüzölçümü artan taşınmaz veya taşınmazların bulunmaması halinde ise Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek de dava açılabileceği, bu hususun aydınlığa kavuşturulabilmesi için de öncelikle mahallinde keşif ve uygulama yapılarak davacıya ait taşınmazın yüzölçümünde oluşan azalmanın hangi nedenden kaynaklandığının uzman fen bilirkişi raporuyla yöntemince saptanması gerektiğini” belirtmiştir.

    Sağlıklı ve huzurlu günler dilerim.

    Yazı kaynağı : guneyege.net

    3402 Sayılı Yasanın 22/A Maddesi Gereğince Yenilemenin Tescili Ne Demek | Çetinel Hukuk & Danışmanlık Bürosu

    22/A GEREĞİNCE KADASTRO PAFTALARININ YENİLENMESİ

     Hüseyin KOÇAK / Tapu ve Kadastro Başmüfettişi

    Bumakale; Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası tarafından 25 – 28 Mart 2015 tarihleri arasında düzenlenmiş olan 15'inci Türkiye Harita Bilimsel ve Teknik Kurultayı'nda; Kadastro Komisyonu tarafından düzenlenmiş olan “Kadastroda Yeni Yönelimler ve Uygulamalar” konulu PANEL’de Tapu ve Kadastro Başmüfettişi Hüseyin KOÇAK tarafından sunulan; "22/A GEREĞİNCE KADASTRO PAFTALARININ YENİLENMESİ"başlıklı konuşmasının metnidir.

    I – KADASTRO PAFTALARININ YENİLENMESİ

    Sayın Başkan, değerli katılımcılar; ben konuşmamda kısaca kadastro paftalarının yenilenmesine değineceğim. Bilindiği üzere oturum konumuz; “Kadastroda yeni yönelimler” dir. Oturum konusu ile ilgili olduğunu düşündüğüm için ben bu konuyu seçtim.

    01 Ocak 2015 tarihi itibariyle Ülkemizin kadastrosunun % 99’u tamamlanmış durumdadır. Bu andan itibaren kadastro bilgileri, plânlama ve düzenli şehirleşme için altlık oluşturmak durumundadır… Düzenli bir şehirleşmeyi sağlamak amacıyla yapılacak plânlama için de öncelikle kadastro bilgilerinin ve sicillerin, sağlıklı olması gerekir.  İşte bunu teminen kadastro paftalarının yenilenir.

    Bilindiği üzere; kadastro paftalarının; teknik nedenlerle yetersiz kalmak, uygulama özelliğini yitirmek ve eksikliği görülmek gibi nedenlerle; zemindeki gerçek durumu yansıtmamaları halinde yenilenmesi gerekir. Yenileme çalışmaları halen 3402 sayılı Kadastro Kanununun 22/a maddesi gereğince yapılmaktadır.

    II – KADASTRO PAFTALARI NEDEN YENİLENMEYE İHTİYAÇ DUYAR

    PLÂN; Medeni Kanunun öngördüğü tapu sicillerinin düzenli bir şekilde tutulmasını sağlamak amacıyla yürürlüğe konmuş olan Tapu Sicil Tüzüğü’nün 7’nci maddesiyle “ana sicil” olarak belirlenmiştir.

    A – Tapu Plânlarının Oluşturulması

    Kadastro paftaları (tapu plânları) tesis kadastrosu ile oluşturulmuş olabileceği gibi daha sonrasında yapılan tapu – fen hizmetleri ile de oluşturulmuş olabilir.

    Daha öncesinde bazı mevzuat düzenlemeleriyle plân oluşturma çalış­maları yapılmış olsa da; düzenli plân üretimine, 1934 tarihli 2613 sayılı Kanun ile il ve ilçe belediye sınırları içinde yapılan kadastro çalışmalarıyla başlan­mıştır.

    Belediye sınırları dışında kalan kısımlarda düzenli plân üretimi ise, 1950 tarihinde yürürlüğe giren 5602 sayılı Tapulama Kanunu ile başlanmış, bu Kanunun yerine 509 sayılı ve daha sonra da 1966 tarihli 766 sayılı Tapulama Kanunun yürürlüğü konmuştur.

    Belediye sınırları içinde 2613 sayılı Kanun ile; bu sınırlar dışında ise 766 sayılı Kanun ile çalışmalar yapılmakta iken; 1987 yılı içerisinde her iki kanunun da yürürlükten kaldıran 3402 sayılı Kadastro Kanunun yürürlüğe konmuştur.

    Kadastro çalışmaları halen 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre yapılmaya devam edilmektedir… Tapu–fen hizmetleri ise Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2010/4 ve 2010/22 sayılı genelgeleri ile yürütülmektedir.

    Ayrıca; Tapu Plânları Tüzüğü ve Büyük Ölçekli Harita ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği (BÖHHBÜY) hükümleri ise, hem tesis kadastrosu ve hem de tapu–fen hizmetleri için ge­çerlidir. 2010/11 sayılı genelge ile de;  kadastral haritaların sayısal olarak üretilmelerini ve kontrollerini bir standarda bağlamak ve uygulama birliğini sağlamak amaçlanmıştır.

    B – Yenileme Gerekliliği

    1934 yılından beri üretilmekte olan kadastro paftaları; teknolojik gelişmeler karşısında teknik olarak yetersiz kalabilmekte ve zamanla eskiyen paftalarda silinti, yırtılma, kaybolma gibi nedenlerle, istenen ölçüde yararlanılamaz duruma düşebilmektedir.

    3402 sayılı Kadastro Kanununun 22’nci maddesi; kadastrosu yapılmış bir yerde ikinci bir kez kadastro yapılmasını yasaklamıştır. Dolayısıyla eski paftalar ikinci bir kadastro ile yenilenemeyeceğinden, bu paftaların yenilenmesine olanak sağlayacak bir mevzuat düzenlemesine ihtiyaç duyulmuş ve bu amaçla 23.06.1983 tarih 2859 sayılı Kanun yürürlüğe konmuştur.

    2859 sayılı Kanun halen yürürlükte olmasına rağmen, geçen yıllar itibariyle bu Kanundan istenen randımanın alınamamış olması sebebiyle yeni bir yasal düzenlemeye gerek duyulmuştur. 22 Şubat 2005 tarihinde kabul edilen 5304 sayılı Kanun ile, 3402 sayılı Kadastro Kanununun bazı maddelerinde değişiklik yapılmıştır. Değişiklik yapılan maddelerden biri de 22’nci maddedir.

    Değişiklik ile birlikte 3402 sayılı Kadastro Kanununun 22’nci maddesi (a) bendi gereğince de kadastro paftaları yenilenebilecektir.

    * Yenilenmesi gereken paftaların özelliklerinin ne olması gerektiği; 3402 sayılı Kadastro Kanununun da 22/a maddesinde şu şekilde yer almıştır;

    Madde 22/a) “Tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamadan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritaları tekrar düzenlenerek tapu sicilinde gerekli düzeltmeler yapılabilecektir.”

    III – PAFTALARIN YENİLENMESİ

    A – Yenilenecek Paftaların Özellikleri

    22/a gereğince, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamadan kaynaklanan hataları gidermek üzere;

    A – Teknik nedenlerle yetersiz kalan,

    B – Uygulama özelliğini kaybeden,

    C – Eksikliği görülen,

    D – Zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen,

    Kadastro haritaları 22/a gereğince yenileme çalışmalarına tabi tutulup tapu sicillerinde gerekli düzeltme yapılabilir.

    Teknik nedenlerle yetersiz kalmak, uygulama özelliğini yitirmek, eksikliği görülmek ve zemindeki sınırları doğru göstermemek gibi paftaların yenilenmesini gerektiren sebeplerin her biri başlı başına diğe­rinden bağımsız olmayıp, birbiriyle iç içe girmiş ve birbirini doğrudan etki­leyen sebeplerdir.

    Şöyle ki;

    * Bir pafta teknik nedenlerle yetersiz kalmışsa, bu pafta aynı zamanda uygulama özelliğini de kaybeder.

    *Bir paftanın uygulama özelliğini kaybetmesi, onun teknik nedenlerle yetersiz kalmasındandır.

    * Bir paftanın eksikliği bulunuyorsa, bu pafta ile uygulama veril­mesi mümkün değildir.

    * Bir pafta zemindeki sınırları doğru göstermiyorsa, bu o paftanın teknik olarak yetersizliğinden kaynaklanır. Buna bağlı olarak uygulama özelliğini yitirdiğinin de bir göstergesidir.  

    B – Yenileme Çalışmalarının Seyri

    Yenileme çalışmalarında sırasıyla;

    – Uygulama ekibi oluşturulur.

    – Uygulama (yenileme) ilânı yapılır.

    – Tapu kayıtlarında belirtme yapılır.

    – Hukuki ve teknik belgeler temin edilir.

    – Tahdit çalışmalarına geçilir.

    – Teknik çalışmalar yapılır.

    – Sınırlandırma krokisi düzenlenir.

    – Ölçü krokisi düzenlenir.

    – Şeffaf altlık üzerine çizi yapılıp, parsellere son şekli verilir.

    – Zemine aplikasyon yapılır.

    – Röleve alımı ile “ada ölçü krokisi” düzenlenir.

    –  “Ada raporu” düzenlenir.

    – “Uygulama tutanağı” düzenlenir.

    – Yeni paftaların çizimi yapılır.

    – Yüzölçüm hesabı yapılır.

    – Kontrol çalışmaları yapılır.

    – Askı ilânı yapılarak uygulama kesinleştirilir.

    – Eski paftalar iptal edilir.

    – Yeni paftalara geçerlik kazandırılır.

    – Fen klâsörleri düzenlenir.

    – Yeni tapu kütükleri düzenlenir.

    – Merkeze bildirim yapılır.

    YENİLEME çalışmalarının SEYRİ yansıda görülmektedir… Ben ayrıntılara girmeyeceğim… Eğer soru gelirse cevaplamaya çalışırım… BENİM söyleyeceklerim; yenileme mevzuatı ve yenileme çalışmalarından istenen randımanın alınmasını sağlamak konusunda değerlendirme yapmak olacaktır.

    IV – 22/A VE 2859 SAYILI KANUN HAKKINDA DEĞERLENDİRİLME

    1983 tarihli 2859 sayılı Yenileme Kanunun halen yürürlükte iken Madde 22/a düzenlemesine neden gerek duyuldu?

    Madde 22/a ve Yönetmeliği; 2859 sayılı Yenileme Kanunu ve Yönetmeliğine göre, formalitesi daha az kapsamı daha geniş tutulmuş görünmektedir.

    Ancak burada esas olan şey; elde mevcut olan eski paftalardan hareketle yeni paftaların oluşturulmasıdır. Her iki düzenlemede de hedef ve yapılacak çalışmanın özü aynıdır.

    2859 sayılı Yenileme Kanunundan istenen randıman neden alınamadığı konusunda teşhis doğru konulamaz ise 22/a gereğince yapılacak çalışmalardan da istenen randıman alınamayacaktır. İstenen randımanın alınabilmesi için yenileme çalışmalarında görev yapacak teknik elemanların bazı özelliklere sahip olması gerekir.

    Yenileme çalışmalarında görev yapacak teknik elemanın belli bir tecrübe ve birikime sahip olması ve eski paftalar ile zemin arasında kurulacak bağlantılarla ilgili karşılaşacağı her duruma göre inisiyatifini kullanabilecek durumda olması gerekir…

    Bunun için de yenileme çalışmalarında görev yapacak kadastro elemanlarının mutlak surette eğitime tabi tutulması gerekir.

    İhale suretiyle yapılacak çalışmalarda da; Yüklenici müteahhit ve elemanlarının da aynı şekilde eğitime alınması gerekir. Aksi halde;  yapılan çalışmayla yeni pafta değil, göstermelik sayı üretilmiş olur.

    *   *   *

    S O R U )  (H.B.) 22/a uygulaması yapacak personelin eğitime tabi tutulması gerektiğinden bahsettiniz. Diğer taraftan siyasilerin 2023 hedefinden bahsediyorlar. Dediğiniz şekilde bir yol izlenmesi halinde, 22/a gereğince yapılacak yenileme çalışmalarında, 2023 hedefine nasıl ulaşılacak? Bir de sayısallaştırma çalışmaları bulunmaktadır. Paftaların bir an önce sıhhatli hale gelmesini sağlamak için sizce 22/a çalışmalarına mı, yoksa sayısallaştırma çalışmalarına mı ağırlık verilmelidir.

    CEVAP) (H.K.) Bu soru için teşekkür ederim… Öncelikle konu teknik bir konudur. 22/a çalışmalarında izlenecek yol; Siyasiler öyle istedi diye süratli bir çalışma değil, çalışmanın özelliği konusunda siyasileri bilgilendirmek ve de beklentiyi ona göre oluşturmak olmalıdır. İki kere iki dört ise dörttür, beş etmez. Siyasiler beş etmeli diyor diye biz de beş olacak şekilde hedef belirleyemeyiz... Ben bir haritacıyım, haritaların teknik olarak sağlıklı olmasını isterim. Ben bir kadastrocuyum sicillerin sağlıklı olmasını isterim. Ve ben bir insanım, benim bir kapasitem vardır. Benden kapasitemin üstünde bir beklenti olmamalıdır... Dediğim gibi konu teknik bir konudur ve o teknik konu hakkında ilgili yerleri bilgilendirmek biz haritacılar ve kadastrocuların görevi olmalıdır.

    Siyasiler hedef 2023 dedi diye, mevcut çalışma sistemi ile pafta üretme süratiyle yenileme çalışmaları yapılıp, 2023 hedefi için belirlendiği kadar da pafta yenilenmiş olsun. Peki 30 Ekim 2023’te ne yapılacaktır? Yani biz, bizden beklenen bütün paftaları yeniledik görüneceğiz, ancak 30 Ekim 2023’te bir de bakacağız ki; yenilenen paftaların pek çoğu yine teknik olarak sağlıksız durumda olacak. Hal böyle olunca 22/a çalışmalarıyla biz sağlıklı pafta mı ürettik, yoksa şu adet paftayı yeniledik görüntüsü altında ürettiğmiz şey yalnızca rakam mı?

    İşte ben tam da onu söylüyorum. 22/a gereğince yenileme çalışmalarıyla rakam üretmeyelim. Paftaları sağlıklı hale getirelim.

    Eğitime gelince; Konuşmamda da bahsettiğim üzere yenileme ile ilgili olan 2859 sayılı Kanun 1983 tarihlidir. Eğer yenilemenin mantığı o zaman ve devamı zamanlarda kavranabilse ve de o doğrultuda personel eğitilegelse idi, 2005 tarihli olan 22/a düzenlemesine de, sayısallaştırma mevzuatına da gerek kalmayacaktı.

    Daha önce Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan yenileme çalışmaları halen yükleniciler vasıtasıyla yapılmaktadır. Kadastronun mantığını bilen Kadastro elemanları tarafından yapılan yenileme çalışmalarından istenen randıman alınamazken, yüklenici tarafından yapılan çalışmalardan alınacak randımandan nasıl emin olunabilecektir… Eğitim yalnızca Kadastro elemanları için değil yüklenici elemanları için de düşünülmelidir.

    Sonuç olarak bir kez daha tekrar etmek gerekirse; 22/a yenileme çalışmalarıyla rakam üretmeyelim. Paftaları sağlıklı hale getirelim. Bunun için de, personel eğitimi şattır... Ve de konu hakkında siyasileri doğru bilgilendirip, beklentinin ona göre oluşmasını sağlayalım.  

      *   *   *

    SORU) (M.Y.) Yenileme çalışmaları sırasında, sınır tanımları içerisinde bir de “sabit sınır” tanımı bulunmaktadır. Sabit sınırlı olan taşınmazlar da yenileniyor ve bir de yüzölçümünü değiştiriyorsunuz. Devletin güvencesinde olan taşınmazın yüzölçümünü değiştirmek hatalı bir uygulama değil mi, Zaten sınırlar sabit iken o taşınmazlar neden yenilenir. Bu durumdaki taşınmazları yenilemek bir aldatmaca değil midir? Yüzölçümün değişmesi Devletin güvencesi kuralına aykırı değil midir?

    CEVAP) (H.K.) Devlet taşınmazları yüzölçümleri ile değil sınırları ile güvence altına alır. Bu konuda çok sayıda Yargıtay kararları bulunmaktadır. Yargıtay kararları; Devlet taşınmazları sınırları ile güvence altına aldığından bahsedip, bu sınırlar içerisindeki doğru yüzölçümü maliki biliyor saymaktadır. Buna dayanak olarak da Medeni Kanunun 1020’inci maddesini almaktadır.

    Sabit sınırlı taşınmazlar neden yenilenir. Az önceki konuşmamda da belirttiğim üzere kadastro paftaları 1934 yılından beri üretilmektedir. 1930’lu, 40’lı, 50’li, 60’lı, hatta daha yakın tarihli paftalarla dahi aplikasyon yapılmak istendiğinde zemindeki noktayı tam olarak işaretleyebilmek mümkün değildir. Uygulamacı bir mühendis olarak bunu en iyi değerlendirecek olanlardan biri de sizsiniz. Ancak, belli bir aplikasyon kusuru giderdikten sonra ulaşılan sınırlar ile paftadaki sınırların birbiri ile aynı olduğu kanaatine ulaşılabiliyorsa, işte o sınırlar sabit sınır olarak kabul edilmektedir. Yoksa; sabit sınırdan, paftasıyla birebir uyumlu zemin durumu bahsedilmemektedir.

    Dediğim gibi Devlet taşınmazları sınırları ile güvence altına almaktadır. Yenileme çalışmaları ise bu sınırları sağlıklı hale getirmek için yapılmaktadır… Amacına uygun şekilde yapılacak yenileme çalışmaları için, ilgililerin aldatılması ifadesi asla kullanılacak bir ifade değildir.

    *   *   *

    Yazı kaynağı : tapu-kadastro.net

    3402 Sayılı Kanun’un 22/A Uygulaması Nedir?

    3402 Sayılı Kanun’un 22/A Uygulaması Nedir?

    Tapuda 3402 22/A Uygulaması Ne Demek? Tapuda 3402/22-A Uygulaması Ne Demek?

    3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu, sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin sağlanması amacıyla yapılan bir kadastro çalışmasıdır.

    3402 Sayılı Yasanın 22/A Maddesi Gereğince Yenilemenin Tescili Ne Demek?

    3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun amacı, tesis kadastrosu ya da sonrasında yapılan ifraz ve tevhit işlemleri sırasında yapılan sınırlandırma hataları ile ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek suretiyle taşınmazların planlarını ve pafta haritalarını yenileyip, tapu sicilinde gerekli düzenlemeleri yapmaktır. İşte bu şekilde yapılan uygulamalara, “3402 sayılı Yasanın 22/a maddesi gereğince yenilemenin tescili” denilmektedir.

    3402 Sayılı Yasanın 22/A Maddesi Gereğince Yenilemenin Tescili Neden Yapılır?

    Hukuk sistemimizde, tapu siciline kayıtlı taşınmazların sınır güvenliğini, haritaların sağladığı ve haritaların mülkiyet hakkının bütünleyici parçası olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle, yasalarımızda, tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesinde, kayıtlar bir plana ve haritaya bağlanmış ise bunlara değer verilmesi gerektiği benimsenmiştir.

    Ancak bu kabulün gerçekle örtüşebilmesi için, harita ve planların doğruluk derecelerinin yüksek, zemini tam yansıtır ve her zaman uygulanabilir nitelikte olması zorunlu bulunmaktadır. Bu noktada, kadastro çalışmalarının amacı da tapu sicilinin gerektirdiği yüksek güvenirlikli haritaları oluşturmak suretiyle mülkiyet hakkını korumaktır.

    Ne var ki; günümüze kadar üretilen kadastral haritaların önemli bir kısmı, teknik açıdan sorunların çözümüne olanak vermediği gibi, veri kalitesi de parsel tabanlı bilgi sistemini oluşturacak, haritaların sayısallaştırılmasına imkan sağlayacak nitelikte değildir. Dönemlere göre farklı ölçek ve koordinat sistemlerinde, farklı türlerdeki altlıklarla çizilmiş ve farklı üretim yöntemleriyle oluşturulmuş kadastral haritalardaki farklılık; başka bir ifadeyle üretilen haritaların zemindeki gerçekliği tam olarak yansıtmaması, kadastromuzun en büyük sorunlarından biridir.

    İşte bu nedenlerle, teknik açıdan yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği anlaşılan kadastro haritalarının yenilenmesi ve uygulanabilir hale getirilmesi zorunlu olmuş; bu amaçla ilk önce 23.06.1983 tarihli 2859 sayılı Yasa uyarınca yenileme çalışmaları (yenileme kadastrosu) yapılmış, bu yasa ihtiyaca cevap vermeyince, 22.02.2005 tarih 5304 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi ile bu madde uyarınca 29.11.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik” hükümlerine göre çalışmalar (uygulama kadastrosu) yapılmaya başlanmıştır.

    3402 Sayılı Yasanın 22/A Maddesi Uygulaması Mevzuatı

    3402 sayılı Yasanın 22/A maddesi uygulaması, 3402 sayılı Kanun’un 22. maddesinin 1. fıkrasının A bendine göre yapılmaktadır. Madde şu şekildedir:

    “Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medeni Kanununun 1026 ncı maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edilir.

    Ancak; a) Tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin sağlanması amacıyla tapulama ve kadastro görmüş yerlerde,

    b) Daha önce sadece tapu tahriri yapılan veya 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanuna göre yenileme yapılacak yerler ile 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine tabi yerlerde, Birinci fıkra hükmü uygulanmaz.

    3402 sayılı Yasanın 22/A maddesi uygulamasını göstermek amacıyla, Kadastro Güncelleme Yönetmeliği yayımlanmıştır. Buna “22/A Uygulama Yönetmeliği” denilmektedir.

    3402 Sayılı Yasanın 22/A Maddesi Uygulaması Nasıl Yapılır?

    a) Kadastro Güncelleme Alanının Belirlenmesi

    Kadastro güncelleme alanı; kadastro müdürlüğünce resen veya talep üzerine belirlenir ve bu şekilde belirlenen alanlar listelenir. Tapulama veya kadastrodan sonra idari sınırlarda meydana gelen değişiklikler, listelerin hazırlanması sırasında dikkate alınır ve sicillerin bunlara göre oluşturulması sağlanır.

    b) Kadastro Güncelleme Alanının İlanı ve Belirtme Yapılması

    Kadastro güncelleme alanı, kadastro müdürlüğünce çalışmalara başlanmadan en az on beş gün önceden çalışma alanında, kadastro bölgesi merkezinde ve bölgenin bağlı olduğu il merkezinde alışılmış vasıtalarla duyurulur, varsa yerel gazete ile ilân edilir.

    Kadastro müdürlüğünce, çalışmalara başlanılacağı hususu; mahallin mülki amirine, mahalli hukuk ve kadastro mahkemelerine, ilgisi bulunması halinde Hazine ve Maliye Bakanlığının ve Orman Genel Müdürlüğünün mahalli birimleri ile diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına bildirilir.

    c) 3402 Sayılı Kanunun 22. Maddesi Kapsamında Kadastro Güncelleme Çalışmasına Tâbidir Beyanının Konulması

    Güncelleme çalışmalarına başlanacağı bilgisi ile kadastro güncelleme alanı kapsamında kalan taşınmazların listesi tapu müdürlüğüne gönderilir. Yönetmeliğe göre, kadastro müdürlüğünce fen klasörüne, tapu müdürlüğünce de ilgili taşınmazların kayıtlarına, “3402 sayılı Kanunun 22. maddesi kapsamında kadastro güncelleme çalışmasına tâbidir.” şeklinde belirtme yapılır. Bazen bu belirtme “3402 sayılı kanunun 22. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uygulamasına tabidir.” şeklinde de konulmaktadır.

    3402 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi kapsamında sayısallaştırma yapılmak üzere iş programına alınan parsellerin fen klasörüne ve kayıtlarına ise “3402 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi kapsamında sayısallaştırma çalışmalarına tâbidir.” şeklinde belirtme yapılır.

    22/A Uygulaması Nasıl Yapılır?

    Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve ilk kadastro tarihinde de mevcut olan sabit noktalardan, aynı döneme ve öncesine ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan bir dizi teknik çalışmalardan sonra tesis kadastrosu haritaları ortofoto üzerine işlenmekte, haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden kaynaklandığı tespit edilerek ada raporu düzenlenmektedir.

    Bundan sonra yukarıda sözü edilen yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir.

    22/A Uygulaması Nasıl İlan Edilir?

    Yukarıda kısaca açıklanan çalışmalar tamamlandıktan sonra uygulama tutanakları ve haritaları askı ilanına çıkarılmaktadır.

    Güncelleme kapsamında yapılan çalışmalar sonucu düzenlenen tutanaklara göre kadastro güncelleme askı ilan cetvelleri düzenlenir. Bu cetvellerde 3402 sayılı Kanunun 22. maddesi, ek 1 inci maddesi ile kadastro yönüyle çalışma yapılanlar birlikte askı ilanına alınır. Bu cetveller ve pafta örnekleri; kadastro müdürlüğünde, köy veya mahalle muhtarının çalışma yerinde ve ayrıca, belediye teşkilatı varsa sadece ilân cetvelinin bir örneği belediye başkanının göstereceği yerde 30 gün süre ile ilân edilir.

    Eski Kayıtların Kapatılması: “Yenilemenin Tescili İle Pasife Alınmıştır” Ne Demek?

    Kadastro Güncelleme Yönetmeliğine göre, kesinleşen ve mahkemesine gönderilmesi nedeniyle suretleri alıkonulan davalı taşınmazlara ait tutanaklar ve ekleri, ada ve parsel sırasına göre bir klasör dosya içerisine konulmak suretiyle bu klasör ile birlikte, kesinleşen ve davalı olan parseller için düzenlenen listeler ve yeni tapu kütükleri kadastro müdürlüğünce ilgili tapu müdürlüğüne devir ve teslim edilir.

    Köy veya mahallenin tamamında bu Yönetmelik kapsamında çalışma yapılması halinde, varsa idari taksimatta yapılmış olan değişiklikler de dikkate alınarak kadastro müdürlüğünce yeni tapu kütüklerine tescilleri yapılır. Yeni tapu kütüğü düzenlenen yerlerde, kadastro müdürlüğünce gönderilen yazı tapu müdürlüğünce yevmiye alınmak suretiyle, eki listelere göre eski kütük sayfaları irtibat sağlanarak kapatılır. Kapatılan eski kütük sayfalarına “Yenilemenin Tescili İle Pasife Alınmıştır” ifadesi konulur.

    Askı İlanı Süresince 22 A Uygulaması Çalışmalarına İtiraz

    a) Askı İlanı Süresince 22 A Uygulaması Çalışmaları İle İlgili İtirazlar Nereye Yapılır?

    Askı ilanı süresince 22 A uygulaması çalışmaları ile ilgili itirazlar nereye yapılır? Çalışmaların öğrenildiği an itibariyle kesin askı ilanına (30 günlük) kadar olan süreçte çalışmayı yürüten kadastro müdürlüğe/birimine sadece ada parsel numarası ve kimlik fotokopisi ibraz etmek suretiyle itiraz edilebilir.

    b) İtiraz Dava Şartı mı?

    3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi uyarınca yapılan ve askı ilan süresinde dava açılmamakla kesinleşen uygulama kadastrosu tespitine karşı açılacak davalar, Kadastro Müdürlüğüne başvuru yapılmasına gerek olmaksızın, 3402 sayılı Kanun’un 11. maddesinde sözü edilen askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesine açılabileceği gibi, askı ilan süresi içinde itiraz edilmeyen tutanakların kesinleşmesi halinde, genel mahkemelerde de açılabilir.

    22/A Uygulamasına İtiraz Davası

    a) 22/A Kadastro Tespitine İtiraz Dava Dilekçesi, Kadastro Kanunu 22/A Dava Dilekçesi, Yenileme Kadastrosuna İtiraz Dava Dilekçesi

    Davacı:

    Vekili:

    Davalı: (Davalı parsel malikleri ve kadastro müdürlüğü)

    Davanın Konusu: Kadastro Kanunu’nun 22/A maddesi kapsamında yapılan çalışmalar sonucunda, tespiti sırasında yapılan ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hatalar sebebiyle müvekkilin taşınmazında meydana gelen azalma kadar komşu taşınmazda meydana gelen artan kısmın tapusunun iptali ile müvekkil adına tescili, bunun mümkün olmaması halinde maliki bulunduğumuz ancak kadastral işlemler neticesinde komşu malikin sınırları içerisinde eksik bırakılan taşınmazımızın bilirkişilerce belirlenecek bedelin tarafımıza ödenmesi talebimizi içerir.

    Hukuki Deliller: Tanık, bilirkişi, keşif, tapu kaydı, kadastro askı cetvel ilanı, yasal mevzuatlar ve gerektiğinde her türlü yasal delil

    AÇIKLAMALAR:

    Müvekkilin malik oldukları taşınmaz, kadastro müdürlüğünce 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/A maddesi uygulamasına tabi tutulmuştur. Taşınmazın 22/A uygulamasından önceki yüzölçümü (…) m² iken uygulama sonrasında (…) m²’ye düşmüştür. Yapılan bu uygulama hukuka aykırıdır.

    Şöyle ki; 3402 sayılı Kadastro Kanunu 22/2-a maddesi gereği evvelce kadastrosu yapılan yerlerde tekrar kadastro işlemi yapılamayacağı kuralına istisna getirilmiş olup, yapılacak çalışmalarda madde lafzından da anlaşılacağı üzere yalnız kadastral ölçüm ve hesap yanlışlıklarında gerekli düzenlemeler yapılıp uygulama kabiliyeti olmayan yetersiz kadastro paftalarının ve harita tekniğine uymayan haritaların revize edilerek kadastro paftalarının yenilenmesi, yüzölçümlerinin ve teknik hataların düzeltilmesi sağlanacaktır.

    Hukuksal Nedenler: 3402 sayılı Kadastro Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve İlgili Mevzuat Hükümleri

    Sonuç ve İstem:

    1-Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle davamızın kabulü ile

    2-Tespitin yeniden yapılarak söz konusu taşınmazın öncelikle tapu kaydının iptali ile ihtilaf bulunan kısmın tarafımıza tescilini,

    3- Tapuya kayıtlı taşınmazımızın yüzölçümündeki kadastral faaliyetler neticesinde azaltılması sebebiyle oluşan maddi zararımızın bilirkişilerce tespit edilerek tarafımıza ödenmesini,

    4-Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını vekaleten saygılarımızla talep ederiz. 02.03.2021

    Ekler: 1: Tapu Kaydı 2: Kadastro Müdürlüğü Askı Cetveli İlanı

    b) 22/A Uygulamasına İtiraz Davası Nerede Açılır?

    Bu nitelikteki davalar, Kadastro Müdürlüğüne başvuru yapılmasına gerek olmaksızın, 3402 sayılı Kanun’un 11. maddesinde sözü edilen askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesine açılabilir. Yani 22/A uygulaması kapsamında yapılan çalışmalara karşı, askı ilanı süresi içerisinde kadastro mahkemesinde dava açmak suretiyle itiraz edilebilir. Dava açılan taşınmazların tutanakları kesinleştirilmez. Bu parsellere ait tutanakların tasdikli örnekleri müdürlükte bırakılmak suretiyle asılları ile pafta ve ada raporunun tasdikli birer örnekleri kadastro mahkemesine gönderilir.

    Güncelleme kapsamında yapılan çalışmalar öncesi davalı olmayan taşınmazlar ile askı ilan süresi içinde dava açılmayan taşınmazların tutanakları, ilanın bitimini takip eden gün itibariyle, kadastro müdürü tarafından onaylanarak kesinleştirilir. Askı ilan süresi içinde itiraz edilmeyen tutanakların kesinleşmesi halinde, genel mahkemelerde de açılabilir (Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, 02.02.2016, E: 2016/377, K: 2016/592).

    c) Kadastro Kanunu 22/A Dava Açma Süresi

    22/A uygulamasına 3402 sayılı Kanun’un 11. maddesinde sözü edilen askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesine açılabilir (Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, 02.02.2016, E: 2016/377, K: 2016/592).

    Kadastro Kanunu’nun 11. maddesine göre, kadastro müdürü, kadastro tutanaklarına göre yapılan tespitlere dayanarak, askı cetvellerini düzenler; bu cetvelleri ve pafta örneklerini, müdüriyette ve ayrıca muhtarın çalışma yerinde 30 gün süre ile ilan ettirir; itirazı olanların ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde dava açabileceklerini belirtir.

    Yani 22/A uygulamasına, 30 günlük askı ilan süresi içerisinde Kadastro Mahkemesinde dava açılabilir.

    ç) 22/A Uygulamasına İtiraz Davası Zamanaşımı, Yenileme Kadastrosu Hak Düşürücü Süre

    Yargıtay kararlarına göre (örneğin Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, 02.02.2016, E: 2016/377, K: 2016/592), 22/A uygulamalarında, güncelleme kadastrosuna askı ilan süresi içinde itiraz edilmeyen ve kadastro mahkemesinde de dava açılmayan tutanakların kesinleşmesi halinde, genel mahkemelerde açılacak bu davalarda Kadastro Kanununun 12. maddesinde yer alan hak düşürücü süre uygulanır.

    Kadastro Kanunu’nun 12. maddesine göre, bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Dolayısıyla 22/A uygulamalarına, tutanakların kesinleşmesi tarihinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra genel mahkemelerde de dava açılamaz.

    d) 22/A Uygulamasına İtiraz Davasını Kim Açabilir?

    3402 sayılı Kadastro Kanunu‘nun 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosuna itiraza, taşınmaz malikleri yetkilidir. Bununla birlikte, parsel üzerinden sınırlı ayni hak sahibi olanların da güncelleme kadastrosuna dava açabileceklerinin kabulü gerekir.

    3402 sayılı Kadastro Kanunu‘nun 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosuna itiraz davasında, taşınmaz hisseli ya da elbirliği mülkiyetinde ise (yani birden fazla malik var ise) tüm paydaşların birlikte dava açmaları yahut biri veya birkaçı tarafından açılan davaya diğer paydaşların da katılımının sağlanması gerekir (Yargıtay Onaltıncı Hukuk Dairesi E: 2016/15077 K:  2020/262 T: 10.02.2020). Davanın niteliği itibariyle, yargılama neticesi verilecek hükümle müşterek maliklerin tamamının hukukunun etkilenecek olması nedeniyle, diğer paydaşların da davaya katılımının sağlanması zorunludur (Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, 10.02.2020, E: 2016/15077, K: 2020/262). Taşınmaz paydaşlarından birinin davada davalı olarak yer alması, taraf teşkilinin sağlanması için yeterli değildir.

    Bu şekilde, hisseli ya da elbirliği mülkiyetinde bulunan parsellerde taşınmaz maliklerinden yalnızca birinin dava açması durumunda, mahkemece diğer paydaşların katılımını sağlaması için davacıya süre ve imkan tanınmalı, verilen süre içerisinde bu eksikliğin tamamlanması halinde yargılamaya devamla sonucuna göre karar verilmelidir (Yargıtay Onaltıncı Hukuk Dairesi E: 2016/13152 K:  2019/7215 T: 12.11.2019). Aktif dava ehliyetinin mevcudiyeti dava şartı olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esası hakkında hüküm kurulması mümkün değildir.

    22/A Uygulamasına İtiraz Davası Husumet

    22/A uygulamalarına karşı açılacak davalarda husumet; taşınmazının yüzölçümünde ortaya çıkan eksikliğin; hesaplama yönteminden mi, yoksa komşu parsellerdeki artıştan mı kaynaklandığına göre değişmektedir.

    Eğer taşınmazının yüzölçümünde ortaya çıkan eksiklik bir başka komşu parseldeki artıştan kaynaklanıyor ise davada husumet, lehine sınır değişikliği yapılan parsel veya parsellerin maliklerine yöneltilir. Bu tür ihtilaflarda lehine sınır değişikliği yapılan kişiden maksat, davacı tarafın taşınmazındaki eksilmenin aksine, taşınmazının yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmaz malikleridir (Yargıtay Onaltıncı Hukuk Dairesi E:  2014/202 K: 2014/575 T: 03.02.2014). Yargıtay kararlarında (örneğin Yargıtay Onaltıncı Hukuk Dairesi E: 2016/13152 K:  2019/7215 T: 12.11.2019) da sıkça vurgulandığı üzere, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/A maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna itiraz davalarında husumetin, yapılan tespit sonucunda, itiraz edenin taşınmazları aleyhine yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmazların maliklerine yöneltilmesi gerekir.

    Uygulama kadastrosu sonucunda lehine sınır değişikliği yapılan veya yüzölçümü artan taşınmaz veya taşınmazların tespit edilememesi (yani taşınmazının yüzölçümünde ortaya çıkan eksikliğin hesaplama yönteminden kaynaklanması) halinde ise Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek dava açılabilir (Yargıtay Onaltıncı Hukuk Dairesi E:  2013/8007 K: 2013/12294 T: 10.12.2013). Yani davacıya ait taşınmazların geometrik sınırlarında bir değişiklik olmadığının ve yüzölçümlerinde oluşan eksilmenin hesaplamaya dair maddi hatadan veya hesaplama yönteminden kaynaklandığının anlaşılması halinde, husumet kadastro müdürlüğüne yöneltilmelidir.

    Fakat bir taşınmazın yüzölçümünde meydana gelen azalmanın diğer taşınmazlardaki artışlardan veya sınır değişikliklerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını bilebilmek her zaman mümkün olmamaktadır. Bu durum da 22/A uygulamasına itiraz davasında husumetin kime yöneltileceği veya komşu parsellerin hangisindeki artıştan kaynaklandığı belirlenmeden sadece Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği sorununu gündeme getirmektedir.

    Böylesi bir durumda, husumetin doğrudan kadastro müdürlüğüne yöneltilip yöneltilemeyeceği konusu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E:  2017/470 K: 2017/544 T: 22.03.2017 sayılı kararı ile açıklığa kavuşturulmuştur. Karara göre, dava konusu taşınmazının yüzölçümünde ortaya çıkan eksikliğin hesaplama yönteminden mi, yoksa komşu parsellerdeki artıştan mı kaynaklandığı belirlenmeden sadece kadastro müdürlüğüne husumet yöneltilmesi mümkündür. Çünkü böylesi bir duruma, davacı taşınmazının uygulama kadastrosu sonucu oluşan yüzölçümü ile tesis kadastrosundaki yüzölçümü farkının hesaplama yönteminden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunun davacı tarafından bilinmesi mümkün olmayıp, uygulama kadastro çalışmaları özü itibariyle önemli oranda mühendislik faaliyeti gerektirdiğinden bu durum ancak teknik inceleme sonucu anlaşılmaktadır.

    Husumetin sadece kadastro müdürlüğüne yöneltildiği böylesi bir 22/A uygulamasına itiraz davasında mahkemece, husumetin kime yöneltileceği hususunun aydınlığa kavuşturulabilmesi için öncelikle mahallinde keşif ve uygulama yapılarak davacıya ait taşınmazın yüzölçümünde oluşan azalmanın hangi nedenden kaynaklandığı uzman fen bilirkişi raporuyla yöntemince saptanmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E:  2017/470 K: 2017/544 T: 22.03.2017).

    Bu şekilde araştırma, inceleme ve uygulama yapılmadan karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile uzman fen bilirkişisi olduğu halde mahallinde yapılacak keşifte, davacıya ait taşınmazın sınırları yerel bilirkişi kurulu ve tanık sözleri ile belirlenmeli; fen bilirkişisinden davacıya ait taşınmazların yüzölçümünde oluşan eksilmenin nereden kaynaklandığını açıklayan, ilgili yönetmelik ve diğer mevzuat gereği davacıya ait taşınmazların sınırlarının zeminde ne şekilde bulunduğunu irdeleyen, tesis kadastrosu paftası ile uygulama kadastrosu paftasını ayrı renklerle çakıştırarak gösteren ayrıntılı rapor alınmalıdır.

    Bilirkişi incelemesi sonucunda, taşınmazın yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen komşu taşınmaz bulunduğu takdirde komşu parsel maliklerinin, tespit ve tescil harici taşınmazlar yönünden ise Hazine veya ilgili kamu tüzel kişilerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 124. maddesi uyarınca davaya dâhil edilmesi için davacı tarafa imkan tanınmalıdır. Davacı taşınmazında meydana gelen yüzölçümü farkının hesaplama yönteminden kaynaklandığının anlaşılması halinde ise Kadastro Müdürlüğüne karşı yürütülerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.

    22/A Uygulamasına İtiraz Davasında Mahkeme İncelemesi Nasıl Yapılır?

    a) Taraf Teşkili

    Bu tür davalarda öncelikle taraf teşkili sağlanmalıdır. Davanın niteliği itibariyle, yargılama neticesi verilecek hükümle müşterek maliklerin tamamının hukukunun etkilenecek olması nedeniyle, hem davacının taşınmazının, hem de davalı taşınmazların tüm paydaşlarının davaya katılımının sağlanması zorunludur (Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, 10.02.2020, E: 2016/15077, K: 2020/262). Davalı taşınmaz paydaşlarından veya ortaklarından birinin davada davalı olarak yer alması, taraf teşkilinin sağlanması için yeterli değildir.

    b) Bilgi ve Belge Temini

    Bundan dosyada dayanılan tapu kayıtları ilk tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte ilgili yerlerden istenmeli, intikaller sırasında tapu kayıtlarının sınırlarında ve yüzölçümlerinde değişiklikler ortaya çıkması halinde bunun nedenleri araştırılarak sınır ve miktar değişimine dayanak olan kayıt ve belgeler ile istimlak belgeleri ve ifraz haritaları getirtilmelidir.

    Ayrıca tapu kayıtlarının kadastro sırasında revizyon gördükleri taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile dava konusu taşınmazı bu taşınmazlarla birlikte gösterir pafta haritaları istenmeli; davacıların, dayandıkları tapu kayıtlarında paylarının kalıp kalmadığı tespit edilmelidir.

    c) Keşif

    Bundan sonra çekişmeli taşınmaz başında fen bilirkişisi ve davada yararı bulunmayan köy ya da mahalleler halkından seçilecek yaşlı üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ile aynı nitelikler dikkate alınarak taraflarca gösterilecek tanıkların katılımıyla keşif yapılarak dayanılan tapu kayıtlarının sınırları tek tek okunmak suretiyle zeminde gösterilmesi sağlanmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen ve gösterilemeyen sınırlar konusunda taraflara tanıkla kanıtlama olanağı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve dayanağı belgelerle denetlenmelidir (Yargıtay Onaltıncı Hukuk Dairesi E:  2013/1015 K: 2013/745 T: 11.02.2013).

    d) Bilirkişi Raporu Alınması

    Sonrasında, uzman fen bilirkişisine çekişmeli taşınmaz ile komşu taşınmazları ve tarafların tutundukları tapu kayıtları ile aynı kökten gelen kayıtların kadastro sırasında revizyon gördükleri parselleri (arazi kadastrosu sırasında aldıkları parsel numaraları ile) birlikte gösteren, yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği nokta ve sınırların işaretlendiği, keşfi izlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmelidir.

    22/A uygulama kadastrosu, önemli oranda bir mühendislik faaliyetidir. Bu nedenle, Yargıtay kararlarına göre (örneğin Yargıtay Yirminci Hukuk Dairesi E:  2013/1215 K: 2013/7038 T: 24.06.2013) bu tür davalarda harita ve jeodezi uzmanı bilirkişi vasıtasıyla keşif ve inceleme yapılarak, bu konuda bilirkişiden bilimsel verileri içeren rapor alınmalıdır.

    Bilirkişi raporunda, tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların yüzölçümleri ya da sınırları itibariyle zeminle uyumsuz bulanması halinde taşınmazın yüzölçümündeki azalmanın hangi sebeple oluştuğunun tespit edilmesi, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilip edilmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiğinin açıklanması, uygulama kadastrosu sırasında dava konusu taşınmazın çapında bir değişiklik olup olmadığının belirlenebilmesi için eski ve yeni paftanın ölçekleri eşitlenmek sureti ile bilgisayar ortamında çakıştırma yapılarak her bir paftadaki sınırın farklı renklerle gösterilmesi gerekir (Yargıtay Yirminci Hukuk Dairesi E:  2018/817 K: 2018/3126 T: 17.04.2018).

    Bilirkişi raporunda, “ada raporu” ile “uygulama tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı ayrıntılara yer verilmelidir.

    Ayrıca fen bilirkişisinden, birincisi “ada bazında” ikincisi, “çekişmeli taşınmazlar ile komşularını daha büyük ölçekle kapsar bazda” ve üçüncüsü ise “çekişmeli taşınmazı daha yakın planda gösterecek bazda” ortofoto üzerinde tesis kadastrosuna ait harita ile uygulama haritasını çakıştırır tarzda en az üç adet harita düzenlenmesi ve uygulama haritasında yanlışlık varsa, doğru sınırları göstermesi istenmelidir (Yargıtay Onaltıncı Hukuk Dairesi E:  2012/6961 K: 2012/11314 T: 24.12.2012).

    e) Karar

    Bu tür davalarda, dava konusu taşınmazların uygulama kadastrosu sonucu oluşan yüzölçümü ile tesis kadastrosundaki yüzölçümü farkının hesaplama yönteminden kaynaklandığının anlaşılması halinde davanın esastan reddine karar verilmelidir (Yargıtay Onaltıncı Hukuk Dairesi E:  2014/202 K: 2014/575 T: 03.02.2014).

    Uygulama kadastrosu sonucu oluşan yüzölçümü azalmasının ve davalı olarak gösterilen taşınmazlardaki artışın, mevzuata uygun olduğu (yani yapılan güncelleme çalışmalarının Kadastro Kanunu’nun 22. maddesine, Kadastro Güncelleme Yönetmeliğine ve diğer teknik mevzuata uygun olduğu) anlaşılır ise yine davanın esastan reddine karar verilmelidir.

    Buna karşılık yapılan işlemin, yukarıda açıklanan mevzuata uygun olmadığı anlaşılır ise bilirkişiye hakikate uygun paftanın ne şekilde olması gerektiği konusunda kroki ve davacı/davalı taşınmazlarının gerçek yüzölçümünün ne olduğu konusunda rapor hazırlattırılır. Rapor ve kroki doğrultusunda tescile karar verilir.

    22/A Uygulamalarının Hukuki Niteliği

    3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu; sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin sağlanması amacıyla yapılan bir kadastro çalışmasıdır. Dolayısıyla, bu işlemlere karşı açılacak davaların, davalarda uygulanacak sürelerin, dava açılacak yargı yerinin, bu nitelik gözetilerek belirlenmesi gerekmektedir.

    Bu işlemlerde uygulama kabiliyeti bulunmayan ve harita tekniğine uymayan haritalar yerine, ülke koordinat sistemine uygun sayısal haritaları düzenlenerek, bu tespitin kesinleşmesi halinde tapu malikleri adına tapuya tescil edilir. Uygulama kadastrosunun amacı, mülkiyet ihtilaflarını canlandırmak ve çözmek değil; tesis kadastrosu sırasında yapılan teknik hataları belirleyerek gidermek ve kadastro paftalarını zeminle uyumlu, uygulanabilir, teknik ihtiyaçlara cevap verir ve güvenli hale getirmektir (Yargıtay Yirminci Hukuk Dairesi E:  2015/11610 K: 2017/1291 T: 17.02.2017).

    Kadastro Kanunu 22. Maddesi İle İlgili Yargıtay Kararı

    22/A uygulaması ile ilgili Yargıtay kararları için şu linke tıklayınız: Kadastro Kanunu 22. Maddesi İle İlgili Yargıtay Kararı

    Yazı kaynağı : gayrimenkulmevzuati.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap