Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    5 kardeş aynı evden çıkarlar yağmur yağar 4 kardeş ıslanır 1 kardeş ıslanmaz neden

    1 ziyaretçi

    5 kardeş aynı evden çıkarlar yağmur yağar 4 kardeş ıslanır 1 kardeş ıslanmaz neden Ne90'dan bulabilirsiniz

    5 Ki�i Camiden ��kar Bardaktan Bo�an�rcas�na Ya�mur Ya�ar 4 Ki�i Islan�r 1 Ki�i Islanmaz Ni�in? bilmecesinin cevab�

    Arama

    E�itim Sitesi

    Bilmece Sitesi

    Oyun Sitesi

    Yazı kaynağı : www.bilmecelerimiz.com

    1 DENEM 5. Aynı evde yaşayan Yağmur ile karde... - Lise Matematik

    Tüm Bilmeceler

    Tüm Bilmeceler

    Okul öncesi, anasınıfı ve ilkokula yönelik eğlenceli ve cevaplı bilmecelere aşağıdan ulaşabilirsiniz. Butonlar aracılığıyla kategorize bir şekilde de bilmeceleri okuyabilirsiniz.

    GENEL

    Tuğladan yapısı, çamdandır kapısı
    (Ev)
    Gece içindeyiz, gündüz dışında, pencereli, kapılı, şirin bir yuva
    (Ev)

    Hangi bacalardan duman çıkmaz?
    (Peri bacalarından)

    Kat kat sefer tası, İçinde insan sesi
    (Apartman)

    Minicik doğar, anne sütüyle doyar
    (Bebek)

    Ham iken tatlı, olmuşu acı
    (Bebek)

    Dokuz ay zindanda yatar, altı ayda zil çalar oynar
    (Bebek)

    Çatıdan göğe bakar, etrafa duman saçar
    (Baca)

    Kirlenirsem sokakta, yıkanırım orada, mikroplardan hiç korkmam, bırakırım burada, suyla, sabun çok boldur, burada olmak ne hoştur
    (Banyo)

    Eve bitişik odada, yemek pişer orada
    (Mutfak)

    Annem en çok zamanı, hep burada geçirir, en lezzetli yemekleri, bizim için pişirir, haydi bilin bakalım, burası neresidir?
    (Mutfak)

    Pişirirsen aş olur, pişirmezsen kuş olur
    (Yumurta)

    Kırıldığı zaman işe yarar
    (Yumurta)

    Bilmece bildirmece, dil üstünde kaydırmaca
    (Dondurma)

    İnek verir bizlere, afiyet olsun sizlere
    (Süt)

    Sulu sulu pişirilir, sıcak sıcak içilir
    (Çorba)

    Çarşıdan alınmaz, mendile konulmaz, ondan tatlı, hiçbir şey olmaz
    (Uyku)

    Baldan tatlı, baltadan ağır, elde tutulmaz, çarşıda satılmaz, mendile konulmaz, tadına doyulmaz
    (Uyku)

    Kola batırılır, onunla aşı yapılır
    (İğne)

    Boynumuza takılır, düğmesine basılır, poz verdiğimiz anlar, kartonlara basılır
    (Fotoğraf makinesi)

    Biriktirir, parayı içinde, lazım olur, gerektiğinde
    (Kumbara)

    Paraları veririz, yolda rahat gezeriz, eğer lazım olursa, gider oradan çekeriz
    (Banka)

    Düğmesine basılır, her tarafı aydınlatır, İş bitince kapatmazsan, faturanı çok kabartır
    (Elektrik)

    Evimizi aydınlatır, makineleri çalıştırır, giderse birden, karanlıkta kalırız aniden
    (Elektrik)

    Telle ulaşır evlere, Işık yapar bizlere
    (Elektrik)

    Musluklardan akar, her yere temizlik katar Açık unutursan evini basar
    (Su)

    İçine giysi koyarız, sonra tatile çıkarız
    (Bavul)

    Dört ayağı var, yürüyemez
    (Masa)

    Dört ayağı var canı yok, ayağını kessen kanı yok
    (Masa)

    Bıldırcın budunu kaşır, bulduğunu bana taşır
    (Kaşık)

    Bilmece bildirmece, el üstünde kaydırmaca
    (Sabun)

    Dört köşedir, beş değil, başı sudan hoş değil
    (Sabun)

    Sıcağa koyma erir, suya koyma köpürür
    (Sabun)

    Üfleyerek şişirilir, patlatmak gerekir, ucuna ip bağlarsan, yanında gezdirilir
    (Balon)

    Çarşıdan aldım kapkara, evde kırmızılaştı maskara
    (Kömür)

    Kışın yatar, yazın kalkar
    (Soba)

    Ağzı var odun yutar, bacası var duman tüter
    (Soba)

    Kulağını büktükçe ağzı sulanır
    (Musluk)

    Kulağını çevirirsem açılır, içinden su akıtır, sakın acık bırakma, boş yere akıtma
    (Musluk)

    Bir sihirli fenerim, kibritsiz de yanarım
    (Ampul)

    Gülersin güler, ağlarsın ağlar, hanımların çantasında gezer
    (Ayna)

    O odanın içinde, oda onun içinde
    (Ayna)

    Bakınca görünürsün, kaçınca silinirsin
    (Ayna)

    Bilmece bildirmece, resim yapar gündüz gece
    (Ayna)

    Çıt der, ateş çıkar
    (Kibrit)

    Aşağı iner tıkır tıkır, yukarı çıkar şıpır şıpır
    (Kova)

    Küçük küçük dişleri var ne de büyük işleri var
    (Tarak)

    Dişim var, ağzım yok
    (Tarak)

    Çat orda, çat burada, çat kapı arkasında
    (Süpürge)

    Elsiz ayaksız kapı açar
    (Anahtar)

    Hem açanıyım hem de kapayanı
    (Anahtar)

    Gece olur yakarız gündüz olur kapatırız.
    (Lamba)

    Ocak başında kuyu, kuyunun içinde suyu; suyun içinde yılan, yılanın ağzında mercan
    (Lamba)

    Sıcak evin direği tıp tıp eder yüreği
    (Baba)

    Kocaman evin direği, pıt pıt eder yüreği. Çalışır çabalar, getirir evine ekmeği
    (Baba)

    Özü tatlı, sözü tatlı, candan daha değerli
    (Anne)

    Sevgi dolu kalbiyle, gülümseyen yüzüyle, şefkatli kollarıyla, her zaman yanımızdadır. Hastalıkta ve sağlıkta hep en yakınımızdadır
    (Anne)

    Yattım yumuşak, uyudum sıcak sıcak
    (Yatak)

    Askerden küçük, paşadan büyük
    (Çocuk)

    Uzun yoldan kuş gelir, ne söylese hoş gelir
    (Mektup)

    Oynar oynar gücü yok, sürekli dayak yer suçu yok
    (Top)

    Dışı var içi yok, dayak yer suçu yok
    (Top)

    Elden ele ulaşır, dünyayı dolaşır
    (Para)

    Kulağını büktükçe ağzı sulanır
    (Çeşme)

    Dört ayak bir oturak, sırtını yasla etrafına keyifle bak
    (Sandalye)

    Anne baba ve çocuk üstüne oturur, yemek saatinde masanın etrafında hep onlar olur
    (Sandalye)

    Masada yemek yemek için, mutlaka bana oturmalısınız, eğer ben olmasaydım, ayakta yemek zorunda kalırdınız
    (Sandalye)

    Dört ayaklı ayı üstünde kabadayı
    (sandalye)

    Bazen düz bazen desenli, sereriz yere seni, yumuşacık üstünde, oyun oynamak çok zevkli
    (Halı)

    Her evde beni görebilirsiniz, yerlere serilir eşyaları üstümde taşırım, aman üstüme bir şey damlatma, annen beni silerek gıdıklar sonra
    (Halı)

    Evde yere serilir, benim adım nedir, bazılarımız düz bazılarımız desenli, evinizde olmam sizin için önemli
    (Halı)

    Bize ışık verir, biraz sonra erir
    (Mum)

    Gece boşum, gündüz doluyum
    (Ayakkabı)

    Bağlarım yürür, çözerim durur
    (Ayakkabı)

    Billurdan bir havuz, İçinde bir klavuz, ağzından sarı yavuz, gaz lambası, ne canı var ne kanı, beş tanedir parmağı
    (Eldiven)

    Ne kanı var ne canı, beş tanedir parmağı
    (Eldiven)

    Toprağa basmaz, bacağı yok. Halıya basar, sahibi çok.
    (Ev Terliği)

    Bastım doldu, çektim soldu
    (Çorap)

    Çın-çınlı hamam, kubbesi tamam, bir gelin aldım, babası imam
    (Saat)

    Demirler mıknatıs görünce ne der?
    (Ne kadar da çekicisin)

    Başımızı sıcak ve soğuktan onu giyersek koruruz, fötr kasket bere gibi birçok çeşidini giyeriz
    (Şapka)

    Geldi mi gelen, gitti mi gelmeyen şey nedir?
    (Gençlik)

    Ben giderim, o gider, güneşte beni izler
    (Gölge)

    Hangi kalemle yazı yazılmaz?
    (Kontrol Kalemiyle)

    Gözlerime takarım, etrafıma bakarım
    (Gözlük)

    İnim inim inler, cümle alem dinler.
    (Davul)

    Kurbağalar niye mayo giymezler?
    (Zıpladıklarında düşmesin diye)

    Yuvarlağız, altındanız ve kolundayız
    (Bilezik)

    Kıştan kaçmaz, yaprağı uçmaz
    (Çam ağacı)

    Deniz neden tuzludur?
    (Balıklar kokmasın diye)

    ORGANLARIMIZ

    İki kapağı açarım, lokmaları atarım, çiğner çiğner yutarım
    (Ağız)

    Altı mermer, üstü mermer, İçinde bülbül öter
    (Ağız)

    Küçücük bakkal, dünyayı yutar
    (Ağız)

    Yedi delikli tokmak, bunu bilmeyen ahmak
    (Baş)

    Daha üstü bir alan
    (Alın)

    Karnı şişik, kafaya yapışık
    (Burun)

    İki damım var, bir direği var
    (Burun)

    Daha üstü muşulak
    (Burun)

    Her şeyi görür, kendisini göremez
    (Göz)

    Bilmece bildirmece, resim çeker gündüz gece
    (Göz)

    İki kardeş uğraşır birbirini göremez
    (Göz)

    Benim iki pencerem var, etrafı etten duvar, her gün erkenden açarım, gece olunca kaparım
    (Gözler)

    İki yuvarlak biri büyük biri küçük onlar olmasa bize dünya kapkara
    (Göz ve Göz bebeği)

    Etten kantar, altın tartar
    (Kulak)

    Yarım kaşık, duvara yapışık
    (Kulak)

    Ben giderim o gider, İçimde tık tık eder
    (Kalp)

    Hiç durmadan çalışır, durursa ortalık karışır
    (Kalp)

    Altı et, üstü kemik
    (El)

    Biz biz idik otuz iki kız idik
    (Diş)

    Kırmızı ağaç üstünde, ak güvercin asılı
    (Diş)

    Üst yanı çakıldak
    (Diş)

    Mini mini fincan, İçi dolu mercan
    (Diş)

    Biz biz idik biz idik, otuz iki kız idik, ezildik büzüldük bir duvara dizildik
    (Dişler)

    Üstü kara kolan
    (Kaş)

    Alt yanı sivri tepe içindedir
    (Çene)

    Evdeki direk, bir evi tutar
    (Bacaklar)

    Astı yolu kaçtı yola iki kardes düstü yola biri gider biri gelir
    (Ayaklar)

    SAĞLIK

    Göz ile görülmez, el ile tutulmaz, ondan uzak duranlar, sağlamdır hasta olmaz
    (Mikrop)

    Saysan saysan çoğalır aşı bunu ağartır sayısını azaltır
    (Mikrop)

    Kola iğne yapılır, mikropları kaçırır
    (Aşı)

    Şırıngayla vurulur, hastalıklardan korur
    (Aşı)

    Doktor yazar reçeteye, İstersen git eczaneye, İyileşmek istiyorsan, kullan onu sen özenle
    (İlaç)

    Güneş girmeyen eve, o girer seve seve
    (Doktor)

    Suyu terli içersen, İşte ondan olursun sen
    (Hasta)

    Bilmece bildirmece, el üstünde kaydırmaca
    (Sabun)

    Dört köşedir, beş değil, başı sudan hoş değil
    (Sabun)

    Biz biz biz idik, otuz iki kız idik, ezildik, büzüldük, İki duvara dizildik
    (Dişler)

    HAYVANLAR

    Uçar dağ gezer, uçar bağ gezer, uçar iliksiz, uçar kemiksiz
    (Kelebek)

    Kanatları rengarenk; o uçarken sen de seyret
    (Kelebek)

    Kanadı var, kuş değil. Boynuzu var, koç değil.
    (Kelebek)

    Uzun kulaklı, kısa kuyruklu
    (Tavşan)

    Arşın ayaklı, burnu bıyıklı
    (Tavşan)

    iki uzun kulağı, küçük top gibi bir kuyruğu var, zıp zıp zıplar, havuç yiyip ormanda yaşar
    (Tavşan)

    Uzun ayaklı, havucu çok sever
    (Tavşan)

    Pamuk gibi tüyleri, havucu koparır dişleri, kulakları duyar her sesi hızla çıkar tepeyi
    (Tavşan)

    Uzaktan baktım bir karataş yanına gittim dört ayak bir baş
    (Kaplumbağa)

    Bahçede kırda dolaşır, evini sırtında taşır
    (Kaplumbağa)

    Karşıdan baktım bir taş, yanına vardım, dört ayak bir baş
    (Kaplumbağa)

    Altı tahta üstü tahta içinde bir karafatma
    (Kaplumbağa)

    Evi var, adresi yok, evinde eşyası yok
    (Kaplumbağa)

    Karada bayılır, suda ayılır
    (Balık)

    Kuyruğu var at değil, kanadı var kuş değil
    (Balık)

    Pulları var, gelin değil Suda bulunur, kayık değil Avuçta kayar, sabun değil Bilemezsen karşımda eğil
    (Balık)

    Yüzgeç kuyruk solungaç, sularda en hızlı yürüyen benim, kenara kaç bazen fırında bazen tavada pişerim, beni yemek için ağzını kocaman aç
    (Balık)

    Ağzı var dili yok, yemek yer, su içmez, kuyruğu var at değil, kanadı var kuş değil
    (Balık)

    Dağda tak tak, suda cıp cıp Arşın ayaklı, burma bıyıklı
    (Balta, balık, leylek)

    En temiz böcek hangisidir ?
    (Hamamböceği)

    Yer altında yağlı kayış
    (Yılan)

    Yer altında yağlı kemer
    (Yılan)

    Ayakları kürekli, ne kadar da yürekli suda gider bir gemi
    (Ördek)

    Sütü pek çok sever, miyav miyav der sütünü bitirince bıyıklarını temizler
    (Kedi)

    Gelişi aslan gibi, duruşu kaplan gibi, yayılır hasır gibi, sürünür esir gibi.
    (Kedi)

    Horul horul uyur, mırıl mırıl konuşur
    (Kedi)

    Pençesi aslan gibi ,gözleri volkan gibi Tüyleri pek yumuşak Onu gören fareler, saklanır köşe bucak
    (Kedi)

    Yük üstünde, yünlü yumak
    (Kedi)

    Yiyeceklerden sütü sever, diliyle yalayarak içer, miyav miyav diyerek oyun oynamak ister
    (Kedi)

    Siyah beyaz benekli yürüyen merdiven sanki
    (Zürafa)

    Eğri çınar, yerden alır, gökte yer
    (Zürafa)

    Uzun boyunlu, uzun bacaklı, desenli giysili, küçücük kulaklı
    (Zürafa)

    Bir elmada kurt bulmaktan daha kötü olan şey ne olabilir?
    (Yarım kurt bulmak)

    Dalda durur elde durmaz
    (Kuş)

    Karşımdan baktım var, yanına gittim yok
    (Kuş)

    Daldan dala konar, göklerde özgürce kanat çırpar, cik cik diyerek, her yerde yem arar
    (Kuş)

    Daldan dala atlarım, kuyruğumdan sarkarım
    (Maymun)

    Bol emek verir kendi yemez yedirir
    (Arı)

    Küçük başlar dağlarda inler, kendisi yapar ele bağışlar
    (Arı)

    Ufacık kuşlar camiyi taşlar, kendi yemez ele bağışlar
    (Arı)

    Havada uçar vıız vızzz Biz onun balını yeriz
    (Arı)

    Çiçek onun, dal onun yediğimiz bal onun iğnesi var batırır kanadı var götürür.
    (Arı)

    Karşıdan baktım hiç yok, yanına vardım pek çok
    (Karınca)

    Uzaktan baktım hiç yok yakından baktım pek çok
    (Karınca)

    Beli boğazı darca, bazen çıkar ağaca
    (Karınca)

    Yer altında göç var
    (Karınca)

    Evi sırtında, ayağı karnında, izi yıldız, gözleri boynuz
    (Salyangoz)

    Yolda gider izi kalır, yuvasını sırtında taşır
    (Salyangoz)

    Gündüz görmez gece görür, gece dolaşır gündüz uyur
    (Yarasa)

    Ay varken uçar, gün varken kaçar.
    (Yarasa)

    Yük görünce kaçar, ot körünce koşar
    (Eşek)

    Arpadan aşı, samandır eşi, tükenmez eşi
    (Eşek)

    İki dik dik, iki bak bak, bir sallangaç, dört tak tak
    (Eşek)

    Üstü çayır biçilir, altı ceşme içilir
    (Koyun)

    Altından su içerim, üstünde çayır biçerim.
    (Koyun)

    Ormanda ininde yaşar, kışın uzun bir uykuya dalar
    (Ayı)

    Dağda gezer bal arar, kışın uykuya o yatar
    (Ayı)

    Süt verir bizlere, afiyet olsun herkese
    (İnek)

    Dağdan gelir taştan gelir, tin tin sakallı eniştem gelir
    (Keçi)

    Dağdan gelir sekerek, kuru üzün dökerek
    (Keçi)

    Sakalı Var Hoca Değil Süt Verir İnek Değil
    (Keçi)

    Meselce meselce, ötmesi güzelce
    (Keklik)

    Masal masal maliki oğlu kızı on iki topuğunda yozu var iki ela gözü var
    (Keklik)

    İki çubuk bir makas, hokkabaz mı hokkabaz
    (Leylek)

    Ayaklı deve bunu bilmeyen eve
    (Leylek)

    Bir kuşum var havai, yüksek yapar yuvayı Başka kuşlar kuramaz, onun gibi yuvayı
    (Leylek)

    Daldan dala, kırmızı pala
    (Sincap)

    On ay yatar, iki ay kalkar Feneri yakar, etrafa bakar
    (Ateş böceği)

    Hem böcektir, hem kelebek Koza yapar öbek öbek
    (Ipek böceği)

    Kümeslerin efendisi her sabah çınlar sesi sanırsın ezan okur uyandırır herkesi
    (Horoz)

    Abdest alır namaz kılmaz beş vakti bilmez ezan okur
    (Horoz)

    Elemeden yoğurur, gün aşırı doğurur
    (Tavuk)

    Git git gıdak der her gün bize yumurta vermek ister
    (Tavuk)

    Kızınca “hav hav”, gözleri lav lav
    (Köpek)

    Kulübesinden bakar, hırsıza korku salar
    (Köpek)

    Kuyruğunu sallar, hav hav der, kangal doberman fino gibi, bir çok çeşidimizle insanların en iyi arkadaşı biziz der
    (Köpek)

    Yer altında yuvası var, fırça gibi dikeni var
    (Kirpi)

    Toprağın altında yaşar, bahçede delik açar
    (Köstebek)

    Kocamandır, denizde yaşar, Tepesinden sular taşar
    (Balina)

    Benim iki kolum var, onun sekiz kolu var, denizlerde yaşar
    (Ahtapot)

    Dağdan gelir dak gibi, kolları budak gibi, eğilir bir su içer, bağırır oğlak gibi
    (Geyik)

    Ormanların kralı, biraz uzak durmalı
    (Aslan)

    Yeşildir yaprak gibi, dişlidir tarak gibi Gizli gizli yanaşır, yakalar avcı gibi
    (Timsah)

    Eğri çınar, yerden alır gökte yer
    (Deve)

    Tavan üstünde takur tukur zannedersin halı dokur
    (Fare)

    Kuyruklu kumbara, ekin taşır ambara
    (Fare)

    Dağdan gelir arık arık, ayağın da demir çarık
    (At)

    Koşarken tozu dumana katar, kızdırırsan çifte atar, yavrusu tayı ararken, yellerini sallar
    (At)

    Cik Cik Cik der bahçede dolaşırım, annem tavuğu ararım
    (Civciv)

    Karşıdan doğan nedir, sarımsak soğan nedir, canlıdan cansız doğar, cansızdan doğan nedir?
    (Civciv)

    Bir dedem var hint’ten sakalı var etten
    (Hindi)

    Dan ardından keçi geçer, sayın bakın kaçı geçer
    (Karga)

    Kuşların konuşan tek türüdür konuşması ile bütün insanları güldürür
    (Papağan)

    O en ağır o en yelken kulak o en küçük kuyruk peki kimdir o?
    (Fil)

    Benim bir hayvanım var kuyruğundan uzun burnu var
    (Fil)

    Fil kadar büyük olan ama hiçte ağır olmayan şey nedir?
    (Filin gölgesi)

    Atlayarak yürür, patlayarak ölür
    (Pire)

    MESLEKLER

    Testereyle keser, çivileri çeker, tahtayı masa yapar
    (Marangoz)

    Kumaşları seçerler, makas ile biçerler, ölçüyü iyi alıp, sonra giysi dikerler
    (Terzi)

    Gece olunca çalışır, hırsızlar ondan kaçışır
    (Bekçi)

    Başında beresi var, ağzında piposu var, renkleri karıştırır, harikalar yaratır
    (Ressam)

    Başında büyük şapkası, elindedir kepçesi, lezzetli yemeklerin, o dur ilk deneyicisi
    (Aşçı)

    Saçları keser, sakalları tıraş eder
    (Berber)

    Herkesin önünde şapka çıkarttığı kişi kimdir?
    (Berber)

    Çok hızlı giden bir tırı kim durdurur?
    (Trafik polisi)

    Caddede görev yapar, hızlı gidenlere ceza yazar
    (Trafik polisi)

    Ateş olmayan yerde ne olmaz?
    (İtfaiye)

    MEYVELER VE SEBZELER

    Yemyeşil yaprakları var, yiyenleri güçlü yapar
    (Ispanak)

    Sarıdır zerdali değil, suludur şeftali değil
    (Portakal)

    Benim memleketim mersin beni güzel yersin
    (Portakal)

    Sarı sarı içinde, sarı zarfın içinde, on iki birlik kardeş, birbirinin içinde
    (Portakal)

    Üstü yeşil düğmeli, dilim dilim dilmeli
    (Portakal)

    Dal ucunda sarı maya. Sarıdır ayva gibi, suludur elma gibi
    (Portakal)

    Yer altında sakallı dede
    (Pırasa)

    Alçacık boyu var, mor kadifeden donu var
    (Patlıcan)

    Dal üstünde al yanaklı oğlan
    (Elma)

    Dal üstünde al yanak. İnanmazsan ye de bak.
    (Elma)

    Burnum turuncu, kuyruğum yeşil
    (Havuç)

    Yer altında, turuncu minare
    (Havuç)

    Yerin altında kırmızı minare
    (Havuç)

    Turuncu renkli, toprağın altındadır yeri, tavşanlar ve çocuklar onu çok severek yedi
    (Havuç)

    Kıtır kıtır yemesi ne hoştur, turuncu rengi ile tavşanın yemek dostudur
    (Havuç)

    Turuncu renkli sebze deyince, önce beni düşünün, daha iyi görebilmek için, beni yiyin suyumu için
    (Havuç)

    Kat kat çiçek, yemeği yenecek
    (Karnabahar)

    Bir kızım var, kat kat çeyizi var
    (Lahana)

    Bahçede bohçam kaldı
    (Lahana)

    Adile hatun etlenir, etekleri katlanır
    (Lahana)

    Kat kat katmer değil, yenir ama meyve değil
    (Soğan)

    Yazın yaşını, kışın başını yeriz
    (soğan)

    Bir bacağım var, bir de şapkam
    (Mantar)

    Ayakta yetişen bitki nedir?
    (Mantar)

    Mantarlar niye şemsiye şeklindedir?
    (Yağmur yağan yerlerde yaşadıkları için yanlarından ayırmıyorlar)

    Yer altında civcivli tavuk
    (Patates)

    Toprağın altında yetişir, kahverengi renklidir, kızartması afiyetle yenir
    (Patates)

    Yol üstünde kırmızı bahçe
    (Domates)

    Salkımda tane tane, tadı da pek şahane
    (Üzüm)

    En çok kardeşi olan meyve hangi meyvedir?
    (Üzüm)

    Bir sapı var, yüz topu var
    (Üzüm)

    Sarı sarı sarkar, düşerim diye korkar
    (Armut)

    Dalda sallanır, düşer de ballanır
    (Armut)

    Karşıdan baktım al, ağzıma aldım bal
    (Kiraz)

    Dereler tepeler, şık şık küpeler
    (Kiraz)

    Görünüşü al tadı bal
    (Kiraz)

    Kiri en çok az olan meyve hangisidir
    (Kiraz)

    Kirazın bir eşiyim, yalnız biraz ekşiyim. Suyumu içersiniz, kompostomu yersiniz
    (Vişne)

    Benim bir kızım var, entarisi kırmızı, mantosu yeşil, düğmeleri kara
    (Karpuz)

    Yeşildir dışı, kesersen kırmızıdır içi
    (Karpuz)

    Kat kat ama katmer değil, kırmızı ama elma değil, soğan, allah yapar yapısını, bıçak açar kapısını
    (Karpuz)

    Allah yapar yapısını, bıçak açar kapısını
    (Karpuz)

    Etlice, metlice ortası tatlıca?
    (Karpuz)

    Yeşil mantolu, kırmızı entarili, siyah düğmeli
    (Karpuz)

    Arabadan atladı, pantolonu patladı
    (Karpuz)

    Teptim tekerlendi, tuttum şekerlendi, bal ile badem, bir güzel alem
    (Karpuz)

    Altı deri, üstü deri, İçinde bir avuç darı
    (İncir)

    Baldan tatlı olmuşu, biberden acı olmamışı, deveden küçük ağacı, pireden küçük çekirdeği
    (İncir)

    Alçacık dallı, yemesi ballı
    (Çilek)

    Küçücük fıçıcık, İçi dolu turşucuk
    (Limon)

    Sarıdır rengi, ekşidir tadı
    (Limon)

    Sarı tavuk dalda yatar, dal kırılır yerde yatar
    (Ayva)

    Sarıdır sarkar, düşeceğim diye korkar
    (Ayva)

    İste şurada, tepede, hemen doldur sepete, en iyisi yetişir, su karşıki tepede
    (Erik)

    Bir yanı beyaz, bir yanı al, tadı bal
    (Şeftali)

    En usta şef hangi meyve
    (Şeftali)

    Küre gibidir şeklim tüylüdür kabuğum kadife kaplı gibiyim, kocamandır çekirdeğim yaz aylarının sevilen meyvelerindenim
    (Şeftali)

    Sarı sarı sarkar, düşerim diye korkar
    (Kayısı)

    Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane
    (Nar)

    Fini fini fincan, İçi dolu mercan
    (Nar)

    Ufacık bir top içini açtım bin top, yemeğe dayamadım ağzıma attım hop hop
    (Nar)

    Çok zordur ayıklaması, çok kolaydır kaşıklanması
    (Nar)

    Başımda saç yok, içimde tat çok
    (Kabak)

    Kendi ara, aradır, teni pare, paredir, ele alsan ezilir, suyu, yere süzülür
    (Dut)

    Al yastık içine un bastık?
    (İğde)

    Ufacık sandık içine un bastık
    (İğde)

    Yeraltında kırmızı pancar
    (Turp)

    Çıtır çıtır yenir, adına eğlence denir
    (Çekirdek)

    Pazardan aldım büsbütün, eve geldim dilim dilim
    (Mandalina)

    Portakaldır büyüğüm, bense daha küçüğüm. Sevilerek yenirim, çabucak tükenirim
    (Mandalina)

    Siyah küçük bilyeler, kahvaltıda bizi bekler
    (Zeytin)

    Buzdolabından çıksa bile yakan şey nedir?
    (Acı biber)

    Yeşildir rengi, kimisi acı kimisi tatlı, değişiktir tadı
    (Biber)

    Sarıdır limon değil, ince, uzun pırasa değil, tadını sorsak bal gibi, şekli hilal gibi
    (Muz)

    Sarıyım limon değil, soy kabuğumu ye beni, sen yemezsen maymun yer, bir daha yok mu der
    (Muz)

    Maymunlar onu yemeyi çok sever, sarı renkli kabuğu parça parça soyup yer
    (Muz)

    En çok maymun sever beni, sarıdır kabuğumun rengi, tatlımı tatlı bir meyveyim, kabuğumu soymadan yemeyin
    (Muz)

    İnce, uzun boyu var, benekli kabuğu var, soyunca koklayınız, pek de güzel kokusu var
    (Muz)

    İçi beyaz dışı sarı bil bakalım bu ne?
    (Muz)

    MEVSİMLER VE DOĞA

    Her şey taze canlıdır, güneş daha sıcaktır, hayvanlar yavrulamıştır, baharın ilk adıdır
    (İlkbahar)

    Güneş etrafı yakar, çocuklar şapka takar, İnsanlar terleyince, kendini denize atar
    (Yaz)

    Çocuklar okula başladı, yapraklar da sarardı, göçmen kuşlar, sıcak ülkelere ulaştı
    (Sonbahar)

    Ayvalar sarardımı, gökyüzü karardımı, okullar açılırken, leylek nil’e vardımı?
    (Sonbahar-güz)

    Hem ısıtır, hem yakarım, tüm canlılara bakarım
    (Güneş)

    Yazın sönmez, kışın görülmez
    (Güneş)

    Gökte durur paslanmaz suya düşer ıslanmaz
    (Güneş)

    Ne ekmek yer, ne su içer Akşam olur ağlar gider, sabah gelir güle güle
    (Güneş)

    Pamuk pamuk içinde, pamuk sandık içinde, gökten bi ateş düştü, bizde yandık içinde
    (Güneş)

    Her akşam yatan, her sabah kalkan, hiç uyumuyan
    (Güneş)

    Gökyüzünde bulunur, doğayı ısıtır
    (Güneş)

    Isıtınca dünyayı, aydınlanır her yer, bitkiler büyümek için, suyu topraktan ışığı ondan ister
    (Güneş)

    Yazın bizi ısıtır kışın başka yerleri, gündüz kendini gösterir gece saklar kendini, gökyüzünde farklı yerlerde bulunur, batarken yavaş yavaş yok olur
    (Güneş)

    Attım atmaz, yere batmaz, yeminlidir, yaya gitmez
    (Güneş)

    İki arkadaş, birbirini kovalar
    (Gece-gündüz)

    Bir salkım üzümüm var, yarısı beyaz, yarısı kara
    (Gece-gündüz)

    Attım beyaz yumağı, tuttum siyah yumağı
    (Gece-gündüz)

    Kara yorgan örtündü, göz gözü görmez oldu
    (Gece)

    O gelince coşarız, hediyeler sunarız, bol bol eğlenip, bir gün tatil yaparız
    (Yeni yıl)

    Akşam olur eğlence başlar, gece yarısı herkes birbirini kutlar
    (Yeni yıl)

    İner reyhan gibi, oturur sultan gibi, dürülür hasır gibi, satılır esir gibi
    (Kar)

    Şekere benzer, tadı yok gökte uçar, kanadı yok
    (Kar)

    Bir çarşafım var, her yeri örtemez
    (Kar)

    Kış gelince yağarım, etrafı bembeyaz yaparım
    (Kar)

    Yağar lapa lapa, o yağınca kuşlar saklanır saçakta, her tarafı kaplar bembeyaz, kışın keyfi onsuz çıkmaz
    (Kar)

    Gökyüzünden lapa lapa toplar dökülür, onlar toplanır adam yapılır, top yapıp oynanır, onun üzerinden kızakla kayılır
    (Kar)

    Ayağımla basınca kırt kırt eder, güneşi görünce eriyip gider
    (Kar)

    Bir yorganım var, her yeri kaplar Yalnız çayı kaplamaz
    (Kar)

    Herkes yatar, uyur, o, uyanık oturur
    (Saat)

    Benim bir ağacım var, her gün bir yaprak döker
    (Takvim)

    Sadece yağmurdan sonra çıkar, dünyayı yedi rengi ile sarar, sanki gökyüzünde asılı durur, iyi düşünen onun adını bulur
    (Gökkuşağı)

    Yağmurdan sonra onu gökyüzünde görebilirsiniz, gökyüzünü saran yedi renkli çizgiyi izleyebilirsiniz
    (Gökkuşağı)

    Yaz yağmurunun ardından, beni görürsünüz gökyüzünde, iyice bakarsınız bana, size gülümserim yedi rengimle
    (Gökkuşağı)

    Gökte gördüm bir köprü, rengi var yedi türlü
    (Gökkuşağı)

    Hangi kuşağı belinize bağlayamazsınız?
    (Gökkuşağını)

    Mavi bir çarşafım var, bütün dünyayı kaplar
    (Gökyüzü)

    Mavi atlas iğne batmaz, makas kesmez, terzi biçmez
    (Gökyüzü)

    Benim ak saçlı ninem var, gece – gündüz yufka açar
    (Deniz)

    Dalgası köpük yapar, İçinde balık yaşar
    (Deniz)

    Hangi top zıplamaz
    (Kar topu)

    Kartopunu yuvarladım, kocaman gövde yaptım, burnuna havuç, gözüne kömür taktım
    (Kardanadam)

    Kartopunu yuvarlayalım, büyük iki top hazırlayalım, kömürden göz şapka atkı, aman havuçtan burnunu unutmayalım
    (Kardanadam)

    Küçük kar tanelerini yuvarlar kocaman bir top yaparız, bir tane daha yapıp üzerine koyarız, burnuna havuç gözüne kömür koyar, başına şapka boynuna atkı takarız
    (Kardanadam)

    Kardan yapılan iki koca top, üst üste konur hoop, kömürden gözlerim, havuçtan burnum vardır, güneş beni eritince, benden geriye su kalır
    (Kardanadam)

    Duruşu ömür, gözleri kömür, soğuk dondurur, sıcak öldürür
    (Kardanadam)

    Hangi adam hamama girmez?
    (Kardanadam)

    Ben giderim, o gider, üstümde gölge eder
    (Şemsiye)

    Açar altına girersin, yağmur yağsa ıslanmazsın, güneş çok olsa da yanmazsın, onunla yağmurdan güneşten korkmazsın
    (Şemsiye)

    Yağmur yağıyor seller akıyor, onun altında hiç ıslanmadan geziliyor
    (Şemsiye)

    Yağmur yağınca aç beni, tut başına beni kullanarak koru kendini
    (Şemsiye)

    Kışın yanar, yazın söner
    (Soba)

    Kışın yatar, yazın kalkar
    (soba)

    Ağzı var odun yutuyor, bacası duman tütüyor, yazın pek aranmaz ama, kışın cana can katar
    (Soba)

    Aşağı çevirince dolar, yukarı çevirince boşalır
    (Şapka)

    Büyük küçük her boyu, güneşten soğuktan başımızı korur, onu takınca kıyafetimiz tam olur
    (Şapka)

    Onu takarsan başına, ne yağmur ne kar ne de güneş, artık zarar veremez sana, kumaştan yünden hasırdan yapılır, kenarına arma bazen de kurdele takılır
    (Şapka)

    Ne canı var ne kanı, beş tanedir parmağı
    (Eldiven)

    Sıcacık oldu ellerim şimdi karı elleyebilirim; kışın onu giymeseydim donardı ellerim
    (Eldiven)

    En çok acı çeken dağ hangisidir?
    (Ağrı dağı)

    Bulutlardan süzülür, İnci gibi dizilir, çamur olur ezilir, bilin bakalım bu nedir
    (Yağmur)

    Yağar gökten tıp tıp, yürürken yolda şıp şıp
    (Yağmur)

    Her mevsim yağabilirim, ama en çok ilkbaharda, ıslatmamam için seni, şemsiyeni unutma
    (Yağmur)

    Dam üstünde takır tukur, sandım kızlar halı dokur, dolu, elsiz ayaksız kuyu kazar
    (Yağmur)

    Altı adam bir şemsiyenin altında ıslanmadan nasıl durabilir?
    (Yağmur yağmazsa)

    Kırmızı giysileri, beyaz sakalları var, hediyeleri vererek, yeni yılları kutlar
    (Noel baba)

    Kar yağınca buz da tutunca, hemen üstüne atla kay aşağı hızla
    (Kızak)

    Haydi, bin üzerime, karın üstünde çıkalım gezintiye
    (Kızak)

    Karın üstünde ona binip kayılır, çok kısa sürede çok hızlı yol alınır
    (Kızak)

    Karda benimle kaymak, en güzel kış eğlencesi, neyim diye sorarsanız, arabanın tekerleksizi
    (Kızak)

    Elsiz ayaksız, kapıyı açar
    (Rüzgar)

    Kapıyı açar, kapamadan kaçar
    (Rüzgar)

    Çarşıdan aldım kapkara, eve getirdim kıpkırmızı
    (Kömür)

    Beyaz beyaz olurlar, gökyüzünde dururlar
    (Bulut)

    Yaprak kadar hafif, dağ kadar büyük
    (Bulut)

    Bozulduğu halde tamir edilmeyen şey nedir
    (Hava)

    Gökten yağar kar değil ses çıkarır taş değil yuvarlaktır top değil bilin bakalım bu nedir?
    (Dolu)

    Mini mini kuşlar camları taşlar
    (Dolu)

    Dam üstünde takur tukur, sandım kızlar kilim dokur
    (Dolu)

    Yanar söner, parlar ısıtmaz
    (Ay)

    Kalaylı bir tencere, gökte açık pencere
    (Ay)

    Nar tanesi, nur tanesi, dünyamızın bir tanesi.
    (Ay)

    Gökte duran tepsidir, kar topunu pek benzer bilin neyin nesidir?
    (Ay)

    Ev üstünde yarım çörek
    (Ay)

    Ay varken açarlar, gün varken kaçarlar
    (Yıldızlar)

    Ay var iken çıkarlar, güneş var iken kaçarlar
    (Yıldızlar)

    Biz biz bizidik, yüzbin tane kız idik, gece oldu dizildik, sabah oldu silindik
    (Yıldızlar)

    Akşam baktım pek çok, sabah baktım hiç yok
    (Yıldızlar)

    Biz biz idik, yüz bin tane kız idik, gece oldu dizildik, sabah oldu silindik
    (Yıldızlar)

    Geceleri fenerdir, gündüzleri söner
    (Yıldız)

    Ben esince saçların uçuşur, balkondaki çamaşırlar çabucak kurur, vuu sıkı tut şapkanı, hızla esince onu yakalamak zor olur
    (Rüzgâr)

    Beş çıta sana yeter, renkli kâğıdı üstüne ger, rengarenk kuyruğunu tak, ipinden çek onu rüzgara bırak
    (Uçurtma)

    Uzun kâğıttan kuyruğu, ne güzel uçuşur bulutların üzerinde, onunla koşması ne hoştur, havalandıkça o gökyüzünde
    (Uçurtma)

    İpimden tutup rüzgâra bırakırsan, rengârenk kuyruğumla, süzülürüm gökyüzünde
    (Uçurtma)

    Kardanadam da var; bende de var onu takmazsak boynumuz donar; nenem örer annem boynuma takar
    (Atkı)

    Ortaya bir yüzük koydum, ay geldi alamadı, güneş geldi aldı
    (Buz)

    Su üşümüş ben olmuşum, güneş çıkmış yok olmuşum
    (Buz)

    Lale, gül, nergis gibi birçok çeşidim vardır Balkon ve bahçelerde özel bir yerim vardır
    (Çiçek)

    Mis kokuları ile süslerler doğayı, sevdiklerimize özel günlerde, hediye ederiz onları
    (Çiçek)

    Konulunca vazoya, şenlenir evimizin her yeri, mis kokar her biri, papatya gül lale ne güzeldir demeti
    (Çiçek)

    Ben beslerim, o süsler
    (Çiçek)

    Mis gibi bakar, etrafa güzellik saçar
    (Çiçek)

    Dalda durur yemyeşil, sonbaharda sararıp dökülür, rüzgâr onu savurur, yere düşenleri çöpçü süpürür
    (Yaprak)

    Her ağacın dalında, farklı şekil ve büyüklükte bulunurum, yazın size gölge yapar, bazen böceklere yem olurum
    (Yaprak)

    Ağaçta dal dalın ucunda ben varım, ilkbaharda yeşil sonbaharda sarıyım, bilin bakalım nedir adım
    (Yaprak)

    Ağacın parçasıdır, rüzgar ile sallanır, rengi yeşildir ama, sonbaharda sararır
    (Yaprak)

    Baharda yeşerir çiçek açar, yazın dallarından meyve sarkar, sonbaharda sararır dökülür yapraklar, kışın dalları kar dolar
    (Ağaç)

    Çeşit çeşit yaprakları var, sincap kuş onun üstüne yuva yapar, hele çeşit çeşit meyveler verdiğinde, dalları yere sarkar
    (Ağaç)

    Kökleri var çiçek değil, dalları var kol değil, yaprakları gölge eder, bilin bakalım ben kimim der
    (Ağaç)

    Yazın giyinir, kışın soyunur
    (Ağaç)

    Çeşit çeşit yapraklar, gövdesini saran dallar, bazıları meyve verir, hepsi doğayı korurlar
    (Ağaç)

    Diken diken olurum, yaz-kış yeşil kalırım, çevre güzelliğine, çok katkılar sağlarım
    (Çam ağacı)

    Kıştan kaçmaz, yaprağı uçmaz
    (Çam ağacı)

    Kayalardan ezilir, yeryüzüne dökülür, yetiştirmek için bitkiler, oraya dikilir
    (Toprak)

    Hayvanların yuvası, ağaç doludur orası
    (Orman)

    Biz biz bizidik, yüz bin tane kız idik, gece oldu dizildik, sabah oldu silindik
    (Yıldızlar)

    Ay varken açarlar, gün varken kaçarlar
    (Yıldızlar)

    Bir çuval cevizim var, sayarım tükenmez
    (Yıldız)

    Deniz üstünde, yufka açar
    (Dalga)

    Sarı ile başlarım, beyaz ile işlerim, yeşil ile bitirir, toprağa şişlerim
    (Papatya)

    Sarığımı sara sara, çıktım kara hisara
    (Sarmaşık)

    Cıvıl cıvıl kuşlar, camiyi taşlar, kendi kazanır, ele bağışlar,
    (Arı)

    Arılar neden vızıldar?
    (Çünkü konuşmayı bilmiyorlar)

    Mini mini minare, bin bir çiçek bir lale
    (Nergis)

    Horoz nerede öter? Kendi çöplüğünde, bıçaksız rendesiz, bir ev yapar kimsesiz
    (Örümcek)

    Ortası ateş üstü taş, içinde milyonla baş
    (Dünya)

    Ağzı vardır konuşmaz, yatağı vardır, fakat hiç uyumaz
    (Akarsu)

    Yürür gider canı yok, üzerinde kanı yok, dünyaya can dağıtır, kendisinin canı yok
    (Su)

    Ben giderim o gider, kâh benden önce gider, kâh arkamdan emekler
    (Gölge)

    Ben varmadan o varır, her şeyden çok yol alır
    (Işık)

    Ateşe girer yanmaz, suya girer ıslanmaz.
    (Işık)

    YİYECEKLER

    Sütten yapılır kaşar tulum lor, annem ekmeğin arasına kor, domatesle birlikte yenir, tadını sen bana sor
    (Peynir)

    Beyaz krem lor gibi çeşitlerim vardır, her sabah kahvaltıda tadıma bakılır
    (Peynir)

    Kalsiyum almak için süt ve yoğurttan başka, en çok beni yemelisin, kaşar beyaz tulum, içlerinden birini seçmelisin, kahvaltı sofrandan beni eksik etmemelisin
    (Peynir)

    Küp içinde beyaz uşak
    (Peynir)

    Çiçekler üretti, arılar kovana taşıdı, birlikte çok çalışıp, tatlı bir yiyecek yaptı
    (Bal)

    Çiçekten çiçeğe konar, arılar onu toplar, topladıklarını vız vız uçup, kanat çırparak kovanına koyar, petekte üretilir kavanozda sofraya gelir
    (Bal)

    Var varadan var getir, karlı dağdan kar getir, sağılmamış çiçekten çalkalanmış yağ getir
    (Bal)

    Annem kurabiye ve pastaya koyar, sincap kış için yuvasında saklar, kabuğu serttir içi çıtır çıtır, ye onu kıtır kıtır
    (Ceviz)

    Ağaç üstünde, kilitli sandık
    (Ceviz)

    Fındıktan daha büyüktür, üstündeki kabuğu kırınca, içindeki yemişi görünür
    (Ceviz)

    Beni göremezsiniz kabuğumu kırmadan, baklavanın tadı olmaz ben için de olmadan
    (Ceviz)

    Dağdan gelir takla makla, aman abla beni sakla
    (Ceviz)

    Dedem kaymaklısını sever, sen çileklisini, ister kaşıkla ister yalayarak ye beni
    (Dondurma)

    Vanilyalısı çikolatalısı top top külaha konur, sıcakta erirken onu yemesi pek hoştur
    (Dondurma)

    Yaz sıcağında insanlar, onu yiyince ferahlar, soğuk sütlü bir tatlıdır, meyvelisi çikolatalısı, onu yiyenler hemen adını hatırlar
    (Dondurma)

    Bilmece bildirmece, dil üstünde kaydırmaca
    (Dondurma)

    Muzlu çilekli çikolatalı, kremanın tadına bir çatalla bakmalı, dilimleri tabağa dikkatle koymalı
    (Pasta)

    Doğum günü onsuz olmaz, çikolatalı meyveli birçok çeşidiyle, öyle lezzetli ki tadına doyulmaz
    (Pasta)

    Üzerinde mumları, ne güzeldir onunla, eğlenceli doğum günleri
    (Pasta)

    Benim bir kuyum var, İki türlü suyu var
    (Yumurta)

    Pişirirsen aş olur, pişirmezsen kuş olur
    (Yumurta)

    Kırıldığı zaman işe yarar
    (Yumurta)

    İnek verir bizlere, afiyet olsun sizlere
    (Süt)

    Sulu sulu pişirilir, sıcak sıcak içilir
    (Çorba)

    Fırında pişer, mideye düşer
    (Ekmek)

    Hanım içerde Saçı dışarıda
    (Mısır)

    Dışı kazan karası, İçi peynir mayası
    (Kestane)

    Ben ne idim ne idim, samur kürklü bey idim, Felek beni şaşırttı, kızgın külde pişirtti
    (Kestane)

    Çıtır çıtır yenir, Adına eğlence denir
    (Çekirdek)

    Siyah küçük bilyeler, kahvaltıda bizi bekler
    (Zeytin)

    İLETİŞİM ARAÇLARI

    Bir ağacı oymuşlar, İçine dünyayı koymuşlar
    (Radyo – Televizyon)

    Konuş deyince konuşur, sus deyince susar
    (Radyo)

    Sesi var canı yok, konuşur ağzı yok
    (Radyo)

    Bir küçücük kutudur, bütün dünya yurdudur
    (Radyo)

    Biz onu görürüz o bizi görmez, o konuşur dinleriz biz konuşuruz dinlemez
    (Televizyon)

    Bir ağacı oymuşlar, İçine dünyayı koymuşlar
    (Televizyon)

    Kuyruğu var, canlı değil, konuşur, ama insan değil, camı var, ama pencere değil
    (Televizyon)

    Küçük kare kutu, içi insan dolu
    (Televizyon)

    Sabah erkenden çıkarlar, haberleri yayarlar, onu alır okursun, sen haberdar olursun
    (Gazete)

    Her gün yeniden doğar, dünyaya haber yayar
    (Gazete)

    Buradan attım kılıcı, halep’te oynar ucu
    (Telefon)

    Alınca elimize, “alo” deriz ilk önce
    (Telefon)

    Burada bağırsak, orda duysak
    (Telefon)

    Ben iki hasretlinin arasında dururum onları konuştururum
    (Telefon)

    Çın çın eder, haber sorar
    (Telefon)

    Zilim var, kapım yok
    (Telefon)

    Uzun yoldan kuş gelir, ne söylerse hoş gelir
    (Mektup)

    İstanbul da pişer, kokusu buraya düşer
    (Mektup)

    Ne ağzı var ne dili, konuşur insan gibi
    (Mektup)

    Uzun uzun yollardan, bir acayip kuş gelir Ne güzel dili var, ne söylerse hoş gelir
    (Mektup)

    Mektubu yazarım, onun içine koyarım Yalayıp kapatırım, üstüne pul yapıştırırım
    (Zarf)

    Yürüyerek dolaşır, her eve mektup taşır
    (Postacı)

    SAYILAR-RAKAMLAR

    Ne elma, ne vişne, hani ortada nesne, şimdi herkes, bu sayıyı bilse
    (Sıfır)

    Ortada durur elma, tek başına orda, haydi bilin bakalım, elma kaçıncı sırada
    (Bir)

    Tavşanın kulağı, tavuğun ayağı kadar, gözlerim kulaklarım da o kadar, bilin bakalım ne kadar
    (Iki)

    Bir parmak, İki parmak, bunlar yan yana, sırada kaçıncı parmak
    (Üç)

    ULAŞIM ARAÇLARI

    Dört tekerlek bir direksiyon, çalar düt düt düt klakson, teker teker binelim, kurallara uygun gidelim
    (Otomobil)

    Ona binersin, düt düt diye gidersin, ne güzeldir direksiyona oturmak, vitese takıp yola koyulmak
    (Otomobil)

    Uzak yerlere gitmek için, mutlaka ona binmeliyiz, direksiyon vites fren gaz, dört tekerlek sayesinde istediğimiz yere gideriz
    (Otomobil)

    Arka arkaya ikizler, bir diğerini izler
    (Otomobil tekeri)

    Altında dört teker, üstünde yük çeker
    (Araba)

    Virajlarda arabanın hangi lastiği dönmez?
    (Yedek lastiği)

    Dört arkadaş, birbirini kovalar, fakat yakalayamaz
    (Tekerlek)

    Dumanı tüter, İsterse gider, balık değildir, denizde yüzer
    (Gemi)

    Karşıdan baktım ev gibi, Yanına vardım dev gibi
    (Vapur)

    Sıra sıra odalar, birbirini kovalar
    (Tren)

    Sireni var hastası var çok aciliyeti var, Herkes ona yol verir bilin bakim bu nedir
    (Ambulans)

    Kocaman kanatlı şimdi yerden kalktı
    (Uçak)

    Havalarda dolaştırır, yolcuları hızla ulaştırır
    (Uçak)

    İnsan içine biner, suyun altından gider, biraz balığa benzer
    (Denizaltı)

    Havada gider, askerler biner, uçak gibidir, pervanesi döner
    (Helikopter)

    Canlı gider, cansız kovalar
    (At arabası)

    İki tekerleği var, İnsanı biraz yorar Sakın araba sanmayın, bambaşka bir adı var
    (Bisiklet)

    Kimi iki kimi üç tekerlek, pedalları ayaklarla çevirerek, dolaşırsın her yeri üstüne binerek
    (Bisiklet)

    Üç ve iki tekerleklisi vardır, üstüne binince gitmesi ne hoştur, haydi çevir pedalı çevir, hızlı hızlı daha hızlı
    (Bisiklet)

    Mavi tarla üstünde, beyaz güvercin yürür
    (Yelkenli)

    Tahtadan yapar balıkçılar, onunla balık avına çıkarlar, plastikten olanı hava ile şişirilir, çok dikkatle kürekleri çekilir
    (Sandal)

    Fış fış kayıkçı diyerek kürekleri çekeriz, suyun üstünde onunla ne güzel gezeriz
    (Sandal)

    Denizde bir gezinti için, tut kürekleri daldır suya, önce birini sonra diğerini, hareket ettir durma
    (Sandal)

    Rüzgar üfürür, su götürür
    (Kayık)

    Sarı kırmızı yeşil yanar, dikkat etmeyeni uyar!
    (Trafik lambası)

    Caddede görev yapar, hızlı gidenlere ceza yazar
    (Trafik polisi)

    Yokuş yukarı çıkar, yokuş aşağı iner, hareket etmez
    (Yol)

    Ayakları su içer, üstünden gelen geçer
    (Köprü)

    Yolun altından gider, yayalar rahat eder
    (Alt geçit)

    Yolun kenarında durdum, önceleri çok korktum Üzerine çıkınca, trafikten kurtuldum
    (Üst geçit)

    KIZILAY

    Depremde, yangında, hemen koşar yardıma, İlaç, çadır, yemek verir, muhtaçları sevindirir
    (Kızılay)

    Deprem felaketinde, Kızılay’ca kurulur, evsiz barksız insanlar, sokakta kalmaktan kurtulur
    (Çadır)

    Kara deve çöküp oturur, zülfünü döküp oturur
    (Çadır)

    Yeryüzünü sallarım, evleri de yıkarım, çok canları yakarım
    (Deprem)

    Dağdan gelir, taştan gelir, bir kükremiş aslan gelir
    (Sel)

    Sireni var hastası var çok aciliyeti var, Herkes ona yol verir bilin bakim bu nedir
    (Ambulans)

    YEŞİLAY

    Dumanı tüter, paraların boşa gider, onu içersen eğer, ciğerini zedeler
    (Sigara)

    Şişeyle girer eve, sarhoş eder birden bire
    (İçki)

    Ne yaptığını bilemez, güzel araba süremez, öyle garip yürürler, evine bile giremez
    (Sarhoş)

    OKUL

    Çocukların yuvası, bilgi doludur arası
    (Okul)

    Kutu kutu odalar, içinde ne güzel, oyuncaklar, kitaplar, oyun oynar, şarkı söylerler, öğretmenler çocuklar
    (Okul)

    Sapından tutarsın, İçini doldurursun, renk renk ellerde, okula taşırsın
    (Okul çantası)

    Bir kovanda bin arı, bini çalışkan arı, balları baldan tatlı, canları candan tatlı
    (Okul ve öğrenciler)

    Kitaplardan bilgiyi öğrenir, sınıftaki çocuklara öğretir
    (Öğretmen)

    Başlatır o heceden, çıkarır hep yüceden, çok oğlu kızı vardır, ne de tatlı sözü vardır
    (Öğretmen)

    Hem arkadaştır, tatlıdır sesi, hem anne-babadır, içimizden en bilgilisi
    (Öğretmen)

    Bir kapaklı, çok yapraklı, İçinde bilgi saklı
    (Kitap)

    Bilgi verir herkese, En güzel dosttur bize.
    (Kitap)

    Annem babam okur, ben resimlerine bakarım, ondan okunan hikâyeleri, hiç unutmam hemen hatırlarım
    (Kitap)

    İçimde pek çok bilgi saklarım, hikâyelerimle hepinizi etrafımda toplarım, sayfa sayfa açılır kütüphanede saklanırım
    (Kitap)

    Onların sayesinde biz, yeni şeyler öğreniriz, ama okumayı bilmediğimiz için, öğretmen okur biz dinleriz
    (Kitap)

    Tatil olur verilir, çalışkanlar sevinir
    (Karne)

    Kağıt üzerinde dans eder, silgi, hatalarını siler
    (Kalem)

    Kitabı, defteri koyarım, her gün okula taşınırım
    (Çanta)

    El eker dil biçer
    (Yazı)

    Üstü mermer altı mermer, içinde gelin oynar.
    (Dil)

    Kaynatılabilen ama yenilemeyen şey nedir
    (Ders)

    Matematik kitabı Türkçe kitabına ne der?
    (Çok problemim var çok)

    ATATÜRK VE DEVLET

    Düşmanı kovdu, cumhuriyeti kurdu
    (Atatürk)

    Yurdu düşmandan kurtardı, 23 Nisan çocuklara armağanı
    (Atatürk)

    Her yerde resmi var, kalbimizde ismi var
    (Atatürk)

    Cumhuriyetimizin kurucusu kimdir?
    (Atatürk)

    Mavi göklerden indim, al atlaslar giyindim, küçük olsanız bile sizlerde var umudum
    (Bayrak)

    Ellerde sallanır, camlarda asılır, okulun bahçesinde, direkte dalgalanır
    (Bayrak)

    Göklerde dalgalanır, beyaz-kırmızıdır
    (Bayrak)

    Mavi göklerden indim, al atlaslar giyindim. Küçük olsanız bile, sizlerde var ümidim
    (Bayrak)

    Rengi kandan kırmızı, üstünde ayla yıldız, büyük küçük hepimiz, ona saygı duyarız.
    (Türk bayrağı)

    Ayla yıldızı aldılar, yine göğe saldılar.
    (Türk Bayrağı)

    Erkekler gider, geceleri nöbet bekler
    (Asker)

    Atam orda yatıyor, meşaleler yanıyor, asker onu bekliyor
    (Anıtkabir)

    Cici cici giyeriz, şeker ikram ederiz, elleri öperek, para biriktiririz
    (Bayram)

    Yazı kaynağı : www.okuloncesitr.net

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Muhammed 11 Gün önce
    0

    Bilen varsa yazsa takıldım kaç gündür gıcık oldum bu soruya

    Yorum yap