Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    attila ilhan aysel git başımdan şiiri hikayesi

    1 ziyaretçi

    attila ilhan aysel git başımdan şiiri hikayesi Ne90'dan bulabilirsiniz

    Bir Şairin Hayal Dünyası: Aysel Git Başımdan

    Bir Şairin Hayal Dünyası: Aysel Git Başımdan

    Attilâ İlhan’ın açtığı pencerelerden bakılarak kaleme alınmış, hayalin hayali olan bir kısa hikaye.

    Attilâ İlhan acaba “Aysel Git Başımdan” şiirini yazarken ne hayal etmişti? Aysel nasıl bir insandı kafasında ve neden bu sözleri Aysel’e söylemek istiyordu? Bir şiirde, şairin kime, hangi duygularla ne anlatmak istediğini tam anlamıyla anlamamız çok güç. Şiiri okurkenki hayal dünyamız ne kadar bize yakın olursa anca o kadar beğenebiliyoruz. Ben bu şiiri okurken hayal dünyam aşağı yukarı buralardan geçiyor. Üç bölümde aktarmaya çalışacağım. Güzel hayaller…

        

    “Aysel git başımdan ben sana göre değilim

    Ölümüm birden olacak seziyorum.

    Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

    Aysel git başımdan istemiyorum.

    Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün

    Dağıtır gecelerim sarışınlığını

    Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,

    Hiçbir dakikamı yaşayamazsın.

    Aysel git başımdan ben sana göre değilim.

    Benim için kirletme aydınlığını,

    Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim”

    Aysel: Bırakma beni!

    Adam: Yapamam. Anla artık. Sen, ben biz olamayız. Hem beni sevme, bu kendine yaptığın büyük bir kötülük olur. Senin elinin altında onlarca hizmetçin var. Bitirdiğin okulun var. Aydınlık geleceğin var. Ben bunları terk edebileceğin kadar kıymetli değilim. Neden böyle rahatı terk edip benimle olasın ki? İyi değil bu filmin sonu. Aysel git başımdan ben sana göre değilim.

    Aysel: Sana ne hayat benim değil mi? İstediğimden vazgeçerim. Sen neden benim sorumluluklarımı gasp ediyorsun!

    Adam: Bak benim yarınım belli değil. Duygularım yoktur benim. Ne zaman ne hissedeceğimi ben bile bilmiyorum. Bir bakmışsın birinin ciğeri elimdeyken annemi sayıklarım, bir bakmışsın gülün dikeni elime battı diye gülün sahibini boğazlamışım. Ellerimdeki kan, Hilal-i Ahmer’in on yıllık kan ihtiyacını karşılar. Ben arkama bakmam ki. Bakarsın yarın tek kurşunum kalır kendime sıkarım. Aysel, ölümüm birden olacak seziyorum.

    Aysel: O nasıl söz tövbe de! Hem o senin işin, ben öyle görüyorum beni ilgilendirmez. Sen benim müvekkillerime karışmadığın sürece ben de senin işine karışmam.

    Adam: Bir ay boyunca çocuğumun kapısında yattım, bir kez baba demedi. Yüzüme bakanın ömrü kısalıyor. Su içtiğim nehir kuruyor. Güneşe bakınca güneş kararıyor. Bastığım toprak bir daha yeşermiyor. Değdiğim ağaç meyve vermiyor. Beni annem dahi kabul etmiyor. Sen nasıl beni sevebilirsin, nasıl yüzüme bakıp tebessüm edebilirsin? Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.

    Aysel: İhtimal değil, seviyorum ben seni! Benim sevgimin bir kere tadına bak sana çağlayan nehir olurum, güneşin olur ısıtırım, sen bana bak sadece görmüyor musun? Sen baktıkça yeşeriyorum. Gerisinin önemi yok. Ben sana ana da olurum, çocuk da, yar da.

    Adam: Girmişsin bir hülyaya beni de savurma. Dediklerin hayal. Saçmaladığın yeter artık! Aysel git başımdan istemiyorum.

    Aysel: Saçmalayan sensin! Beni tanımıyorsun. İlk seni sevdim, sadece seni seveceğim. Bu gitsen de böyle gitmesen de. Hayır ben sana aşık değilim gözlerim açık hala, ben seni seviyorum.

    Adam: Seninki çocuksu bir heves. Ama ölümcül bir heves. Beni seveni de anlamam. Ne buluyorlar sanki bende. Beni ilk seven sen değilsin. Hepsinin sonu derbeder oldu. Hiçbirini uyarmadım ama seni uyarıyorum benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün.

    Aysel: Gidenin sevgisi şüphelidir. Senden gidenler seni sevmemiş. Giden ben olmayacağım! Üşürsem gözlerine bakarım, ellerini tutarım ne olmuş yani.

    Adam: Kıyma şu yeşil gözlerine. Altın saçlarına… Ben kadında anı yaşarım. Yazık etme kendine. Hem buhranlıyımdır biraz. Dertlidir benim her anım. Omuzlarını nasırlaştırma benim yükümle. Gülmeyi yakıştıramam kendime. Dağıtır gecelerim sarışınlığını.

    Aysel: Seninle olduktan sonra varsın dağılsın. Yoksa o zaman beni sevmez misin? Bakma el üstünde büyüdüğüme. Ben de yokluk gördüm. Dört erkek kardeşimi ben büyüttüm sayılır. Sen de kendine dert mi diyorsun? Sen de mızmızlanan koca bir bebeksin işte.

    Adam: Oyun mu sandın benim hayatımı Aysel? Altını değiştirdiğin bebelerle bir mi sandın bunu? Kardeşlerin kaç kere çığlıklar içinde uyandı? Yıllarca gördüğüm işkenceleri her gece tekrar yaşıyorum. Yatak zindanım oluyor. Her gece kabus göreceğini bile bile uyumak ne demek biliyor musun? Gelip uykularımı uyusan nasıl korkarsın.

    Aysel: Razıyım. Her gece senin çığlığınla yataktan sıçrayıp sonra başını göğsüme yaslayıp “geçti, hepsi geçti” diyerek seni uyutmaya razıyım. Sen uyuyana kadar dualar okurum merak etme sen.

    Adam: Çıldırtma beni Aysel! Uykusu böyle olan bir adamın uyanıklığı nasıl olur sence? Bu saçlarım neden döküldü sanıyorsun? Acaba hangi köşe başında beni bekliyorlar diye düşünmekten sıtkım sıyrıldı. Bir de arkadan vurmaya çalışan dostlarım var. Ben nefes almaktan çok kendimi kollarken, sen benimle bir ömür geçirmeyi bırak hiçbir dakikamı yaşayamazsın.

    Aysel: Ne güzel işte artık tek başına düşünmek zorunda değilsin. Bir silah da bana verirsin, dostlarını sen düşünürsün, köşeleri ben. İyi değil mi ?

    Adam: Olmaz. İpek ellerin silahın soğuk metaline değmemeli. Onların yeri sımsıcak bir yuvada kundak olmalı. Hayatımı, senin hayatına kara delik yapamam. Peşimde zulüm edemem sana. Benim hayatım tek kişilik. Aysel git başımdan ben sana göre değilim.

    Aysel: Demek benim için endişeleniyorsun. Sen de beni seviyorsun itiraf et haydi! Asıl zulüm her “git başımdan” dediğinde oluyor. Deme ne olur böyle şeyler.

    Adam: Beni dinlemediğin sürece söyleyeceğim. Seni sevdiğim falan yok. Sen o kadar iyi niyetli bakıyorsun ki hayata, hep güzel bir şey görmek istiyorsun. Ama anlamadığın bir şey var; bende güzel bir taraf yok, benim için kirletme aydınlığını.

    Aysel: Anlamıyorsun! Aydınlığım seninle başladı. Karanlık olmadan ışık gözükebilir mi? Dünya seninle güzel gözüktü bana. Bırak aydınlığım kalsın öylece incitme onu.

    Adam: Ben ufkunda olduğum sürece ne ışıltın kalır ne de parlayan gözlerin. Yüzüme bak Aysel yüzüme! Şu yamuk yumuk çizgilerin her biri bir ölüm. Bende açmış bütün çiçekleri öldürdüler. İçim zehirle doldu. Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.

    serkan kara

    Kapak Görseli: Joey Guidone

    Yazı kaynağı : flaps.club

    aysel git başımdan

    “Şair Hikâyeleri”: Şair’in ‘Aysel’i

    Attila İlhan’ın İmkansız Aşkına Psikolojik Bir Bakış

    Attila İlhan’ın İmkansız Aşkına Psikolojik Bir Bakış

    Aysel git başımdan ben sana göre değilim
    Ölümüm birden olacak seziyorum
    Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
    Aysel git başımdan istemiyorum…

    Attila İlhan’ın Aysel Git Başımdan adlı şiirini ilk kez Kerem Alışık’tan dinlediğim günü unutamam. Ta o zamanlardan yâdigar belki insan ilişkilerinin dinamiklerine ve edebiyata ilgim. Öyle sıklıkla bulurum ki kendimi insan zihni, duyguları ve ilişkileri üzerine düşünürken. “Nasıl olur da…” diye başlayan soruların arasında boğuşup dururken, kitaplardan öğrendiklerimi ve hayata dair gözlemlerimi karıştırmaya başlarım akıl kütüphanemin raflarında.

    Nihayetinde psikoloji bölümünü okurken karşılaştığım bağlanma kuramından oldukça sık yararlanırım ilişkileri izlerken. Doğumdan itibaren şekillenmeye başlar bağlanma stilimiz. Bebek ve bakım vereni arasındaki ilişki besler bu örüntüyü. Önceki yazılarımda bağlanma kuramının neden önemli olduğunu ve bağlanma stillerinden bahsetmiştim. Kurduğumuz yakın ilişkileri tümden etkileyen bir örüntünün böylesine edebî ve ustaca dışa vurumu karşısında da sessiz kalamadım açıkçası. Her dize zihnimde döndükçe, ne büyük bir tutku ve ne çok çıkmaz sokak var şairin kalbinde diyip durdum. Oysa Attila İlhan o dizeleri karalar ve duygularını ifade ederken, bağlanma kuramına göre kaçıngan bağlanma stiline sahip birinin dilini konuşmaktaydı.

    Kaçıngan bağlanma stiline sahip yetişkinlerin yakınlık, destek ve güven ihtiyaçları çocukluk yıllarında ebeveynleri tarafından karşılanmamıştır. Bunun yerine soğuk, baskıcı, mesafeli ve kızgın yaklaşılmış olan çocuk, ebeveyni tarafından duygularının bastırılması ve/yahut kontrol altına alınmasına alıştırılır. Duygularını bastırmayı ve göstermemeyi öğrenir. Zamanla bu öğrenilmiş bağlanma stili gelişir, birey duygularını açığa vuracak ve kontrol etmesini zorlaştıracak yakınlaşmalardan kaçınmaya eğilimli olur, destek aramaktan çekinir. Kişi takıntılı biçimde kendine güven geliştirmeye yatırım yapar ve savunma ya da korunma mekanizmasını güçlendirmeye çalışır. Bu mekanizma zamanla bağlanma sistemini tetikleyecek davranışlardan kaçınarak ilişkilerde partnerin yakınlık ve sevecenlik ihtiyaçlarına duyarsızlaşma olarak kendini gösterir. Aynı zamanda, yakın ilişkideki partnerini kaygılı bağlanma stiline sahip bireylerden seçmeye yatkın olup, onların yoğun ilgi ve güven ihtiyaçlarını karşılamak konusunda çekimserdir, gönüllü olmaz. Bu çekimserlik ve gönülsüzlük hali kaygılı partneri daha fazla tetikler, kaçıngan bağlanan kişi de kabuğuna çekilme ve uzaklaşmayı tercih eder. En temelde kaçıngan bağlanma stiline sahip partner sevilmeyi ve sıcak duyguları hak etmediğine ve yakın ilişkilerin güvenli olmadığına dair bir inanışa sahiptir. Bu inanış ilk çocukluk yıllarında kişinin ihtiyaç duyduğu tüm bu temel duygusal doyumun bakım veren/ebeveyn tarafından sağlıklı bir yoldan karşılanmaması dolayısıyla gelişir. Sevgi, güven, ilgi gibi yabancısı olduğu duygulara karşılık verme noktasında kendisini de yeterli görmez. Aniden ortadan kaybolma, sevgi ve ilgiyi kabul etmede güçlük çekme kaçıngan bağlanma stiline sahip bireylerde ilişki esnasında rastlanan davranışlardır.

    …Sevindiğim anda sen üzülürsün
    Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
    İçinden bir gemi kalkıp gitmemiş
    Uzak yalnızlık limanlarına…

    Bu kadar teorik bilgi bu yazı için yeterlidir umarım, dönelim Attila İlhan’a. Şair, şiirinde şüphesiz ki Aysel’e aşık hem de çok, aynı zamanda kaçıngan bağlanma stiline de sahip. Bu demektir ki, bu güzel şiirinde dizelere dökülen duyguları aşkının imkansızlığına dair inancın dışa vurumudur. Şair İlhan’ın şiirinde kendine dair söylemleri karanlık yönlerini vurgular ve Aysel tarafından sevilmeye layık olmadığına dair inancını pekiştirir nitelikte. Niyeti Aysel’i yaralamak değildir. Gel gör ki, ne koşulsuz sevilmeyi bilmiştir ne de kendine yönelmiş sevgiye karşılık verebilmektedir. Daha önce karşılaşmamıştır ki bilsin. Bu durum şairin dizelerinde rastladığımız acılarına da denk düşmektedir. Sonu yok mu bu acının? Elbette var ama bilmeliyiz ki bize acı veren bazı deneyimler, bu yazı özelinde şaire acı veren bağlanma stili örneğin, bizi besler aynı zamanda. Çünkü tanıdığızdır onlara, alışkınızdır; ne kadar zor da olsa bu şekilde yaşamak, en azından deneyimlenen tanıdıklık hissi güven vermektedir. Bu sebepledir ki, kendimizde ve ilişkilerimizde değiştirip dönüştürmemiz gerekenleri fark etmek kolay değildir. Fark etmek peşinden eylem yapmayı da getirir ve güvenli alanımızda durup kalmak, bize acı da verse, kabuğumuzu kırıp iyileşmekten daha kolay gelir. Yazımın finaline gelirken bu kıymetli şiirin tamamen bende uyandırdığı fikirleri kelimelere dökmüş olduğumu, şairin yaşam öyküsüne atıfta bulunmadığını belirtmeliyim. Sizler için hem büyük usta Attila İlhan’ın hem de yeğeni Kerem Alışık’ın “Aysel Git Başımdan” yorumlarını bırakıyorum. İlişkilerin ve şiirin en güzellerine denk gelmeniz dileği ile!

    …Aysel git başımdan ben sana göre değilim
    Ölümüm birden olacak seziyorum
    Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
    Aysel git başımdan seni seviyorum.

    Yazımı beğendiyseniz alkış bırakmayı unutmayın lütfen. :)

    Yazı kaynağı : medium.com

    Aysel git başımdan şiiri - Atilla İlhan

    Aysel git başımdan şiiri - Atilla İlhan

    Atilla İlhan Aysel git başımdan şiirinde sevdiği kadına olan aşkını sitemkar dizelerle ilan etmiştir.

    AYSEL GİT BAŞIMDAN 

    Aysel git başımdan ben sana göre değilim
    ölümüm birden olacak seziyorum
    hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
    Aysel git başımdan istemiyorum
    benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
    dağıtır gecelerim sarışınlığını
    uykularımı uyusan nasıl korkarsın
    hiçbir dakikamı yaşayamazsın
    Aysel git başımdan ben sana göre değilim
    benim için kirletme aydınlığını
    hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

    Islığımı denesen hemen düşürürsün
    gözlerim hızlandırır tenhalığını
    yanlış şehirlere götürür trenlerim
    ya ölmek ustalığını kazanırsın
    ya korku biriktirmek yetisini
    acılarım iyice bol gelir sana
    sevincim bir türlü tutmaz sevincini
    Aysel git başımdan ben sana göre değilim
    ümitsizliğimi olsun anlasana
    hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

    Sevindiğim anda sen üzülürsün
    sonbahar uğultusu duymamışsın ki
    içinden bir gemi kalkıp gitmemiş
    uzak yalnızlık limanlarına
    aykırı bir yolcuyum dünya geniş
    büyük bir kulak çınlıyor içimdeki
    çetrefil yolculuğum kesinleşmiş
    sakın başka bir şey getirme aklına
    Aysel git başımdan ben sana göre değilim
    ölümüm birden olacak seziyorum
    hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
    Aysel git başımdan seni seviyorum

    ATİLLA İLHAN

    Yazı kaynağı : www.milliyet.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap