Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    böbrek üstü bezi kabuk bölgesi hormonları

    1 ziyaretçi

    böbrek üstü bezi kabuk bölgesi hormonları Ne90'dan bulabilirsiniz

    Böbrek üstü bezleri

    Böbrek üstü bezleri

    Böbrek üstü bezleri (adrenal bezler, suprarenal bezler, sürrenal bezler), üçgen biçimini andıran iç salgı (endokrin) bezleridir. Anatomik olarak böbreklerin hemen üstlerinde bulunduklarından bu adı almışlardır. Kabuk (korteks) ve öz (medulla) olarak anılan iki ayrı katmandan oluşan bezlerin temel işlevi fizyolojik gerilim (stres) karşısında kortikosteroid (kabuk katmanı) ve katekolamin (öz katman) bireşimleyip kana salgılamaktır. Adrenalin ve nöradrenalin salgılarlar.

    Anatomi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Anatomik olarak, böbrek üstü bezleri, karnın karın zarı arkası (retroperitonal) bölgesinde bulunup, böbreklere göre ön-üst (anterosüperior) konumdadırlar. Bütünüyle yağ dokusuyla çevrelenmişlerdir ve bu yağ dokusu da böbrek zarı (renal fasiya) ile çevrelenir. Böbrek üstü bezleri, kabuk (korteks) ve öz (medulla) olmak üzere iki ayrı katmana ayrılır.

    Böbrek üstü bezleri besleyen damarlar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bezlere giden ve bezlerden ayrılan atar ve toplar damar öbekleri her ne kadar kişiden kişiye değişkenlik gösterse de atar damarlar genellikle üçe ayrılır:

    Bezlerden gelen kanı toplayan damarlar ise birleştiği damar bakımından sağda ve soldaki bezlerde değişiklik gösterir:

    Tiroid bezi gibi böbrek üstü bezleri de gram başına en çok kan alan bölgelerdir. Bu da evrimleşmenin doğal bir sonucudur, çünkü bu tür endokrin organlar, bir canlının fizyolojik gerilim karşısında vücut dengesinin (homeostaz) bozulmadan işlevini sürdürebilmesi için çok önemlidir.

    Tıpkı öbür endokrin bezlerde olduğu gibi, bu bezlerin toplardamarlarında hormonlar çok derişiktir. Tıpta bu durumdan yararlanılarak, bu hormon düzeylerinin dengesizliklerinden kuşkulanıldığı durumlarda böbrek toplardamarındaki hormonların derişimi ölçülüp, bu incelemeler tanı konulmasında yardımcı nitelikte olabilir.

    Doku özellikleri ve katmanları[değiştir | kaynağı değiştir]

    İki ayrı katmana ayrılan böbrek üstü bezlerinin bu katmanlarında da alt katmanlar söz konusudur:

    Kabuk bölgesi üç katmandan oluşur. Bunlar dıştan içe sırasıyla:

    Öz bölge ise, kabuk bölgesinin aksine, tek bölgeden oluşmaktadır ve buradaki gözelere Kromafin gözeleri denir. Kromafin, Yunanca'da "renke ilgi" anlamına gelir. Böyle adlandırılmasının nedeni, Krom tuzlarıyla boyandığında, bu gözelerin içindeki katekolaminlerin yükseltgenip, çoklu bileşik (polimer) haline dönüşmesi ve elde edilen bileşiğin kahverengi olmasıdır.

    Fizyolojik işlev[değiştir | kaynağı değiştir]

    Burada, bezlerin kabuk ve öz katmanlarının işlevleri ayrı ayrı açıklanacaktır.

    Kabuk katmanı ve hormonları[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kabuk bölgesi, bezin yaşamsal önem taşıyan katmanıdır. Bu yapıdan hipofiz bezinden salgılanan adenokortikotropik hormon (ACTH) hormonunun etkisiyle başta kortizol olmak üzere çok sayıda hormon salgılanır. Kortizol salgılanma düzeni gün içinde gösterdiği değişiklikler açısından ilginç bir özellik taşır. Gün boyunca değişen derişimlerle kana salgılanan kortizol, akşam sıralarında ve uykuya dalıştan hemen sonraki saatlerde en az düzeydeyken, sabah kalkmadan önceki saatlerde ise en yüksek düzeydedir. Böbrek üstü bezlerinden salgılanan öteki kabuk hormonları da kortizole benzer değişiklikler gösterir. Bu değişkenliğin nedeni, hipotalamustaki CRH salgılanmasına bağlı olan ACTH salgılanımının, aydınlık/karanlık döngüsüne ilişkin bilginin retinadan hipotalamusta bulunan çifte çekirdeklere (suprachiasmatic nuclei) iletilmesine bağlı olmasıdır. Ön görülebileceği gibi, koma, körlük ya da sürekli ışığa ya da karanlığa maruz kalma durumlarında bu değişkenlik de ortadan kalkar.

    İlgili madde: Kortizol

    Zona Fasciculata bölgesinden salgılanan kortizolun (ana glukokortikoid) çok yönlü etkileri vardır. Tıpkı öbür steroid bileşikleri gibi, kortizol, etkisini erek gözenin çekirdeğine girerek, DNA'nın kalıt yazımından mesajcı RNA'yı bireşimleyerek, ve bundan da yeni protein bireşimleterek gösterir. Yukarıda da açıklandığı gibi Glukokortikoidler yaşamsal önem taşır. Glukokortikoidler etkilerini, şeker üretimi (glukoneojenez), damarların katekolaminlere yanıt vermeleri, yangının ve bağışıklık sisteminin baskılanması ve merkezi sinir sisteminin düzenlenmesi biçiminde gösterir.

    İlgili madde: Aldosteron

    İnsanlarda en çok bireşimlenen mineralokortikoid Aldosteron'dur. Yalnızca Zona Glomerulosa bölgesinden salgılanan hormon, tıpkı Zona Fasciculata'dan salgılanan kortizol gibi kolesterol molekülünden bireşimlenir, ve bu tepkimeler dizisindeki enzimler aynıdır. Zona Glomerulosa'da ek olarak Aldosteron sentaz adlı enzim bulunduğundan Aldosteron yalnızca bu bölgede bireşimlenir. Ancak, Zona Glomerulosa kortizol üretmez. Bunun nedeni, Zona Glomerulosa'da progesterondan kortizol bireşimlemesini sağlayan 17-alfa-hidroksilaz enziminin bulunmamasıdır.

    Aldosteron mineralokortikoid özelliği gösteren tek steroid değildir; 11-deoksikortikosteron (DOC) ve kortikosteron bileşikleri de mineralokortikoid kimyasal davranışlarını sergilerler. Bundan dolayı, mineralokortikoid bireşimlenmesindeki tepkiler dizisinde DOC'den sonraki bir aşamada eksiklik olursa (11-beta-hidroksilaz ya da aldosteron sentetaz enzimlerinde eksiklik), mineralokortikoid etkinliğinde bir azalma olmaz. Ancak tepkiler dizinde DOC'den önceki bir aşamada bir aksaklık çıkarsa (21-beta-hidroksilaz eksikliği), o zaman mineralokortikoid etkinliğinde azalma gerçekleşir.

    Mineralokortikoidler, etkilerini böbreklerin nefron yapısındaki uç borucuklarda (distal tubül) ve toplayıcı kanallarda gösterir: Na+ (sodyum) geri emilimini arttırıp, K+ (potasyum) atılımını ve H+ (proton) atılımını arttırır. Na+ geri emilimini ve K+ atılımını prinsipal gözelerde, H+ atılımını ise alfa-aracık gözelerinde gerçekleştirir. Bu sodyum geri emilimi, ve potasyum ve proton atılımı sonucu göze-dışı (ekstraselüler)hacim artıp, hipertansiyon, potasyum düzeyi düşüklüğü (hipokalemi) ve metabolik alkaloz gerçekleşir. Aldosteron düzeyi düştüğünde ise (örneğin böbrek üstü yetmezliğinde) Na+ geri emilimi azalıp, K+ ve H+ atılımı da azalır. Bu durumda ise göze-dışı hacim azalıp, potasyum düzeyi yükselir (hiperkalemi) ve metabolik asidoz oluşur.

    Her ne kadar kortizolun da mineralokortkoid etkinliği olsa da (kortizol mineralokortikoid alıcılarına aldosteron'la aynı düzeyde ilgiyle bağlanabilir), böbrekte Aldosteron'un etki ettiği erek gözeler (prinsipal gözeler ve alfa-aracık gözeleri), kansıvındaki (plazma) kortizole "aldanmazlar." Bunun nedeni, bu gözelerde 11-beta-hidroksisteroid dihidrojenaz enzimi bulunmasıdır: bu enzim, kortizol'u kortizon'a dönüştürmekte, ve kortizol'un aksine, kortizon'un mineralokortikoid etkinliği yoktur. Bundan dolayı, kortizolun yüksek izlediği durumlarda bile, mineralokortikoid alıcıları bundan etkilenmez.

    Yukarıda da belirtildiği gibi, kabuk bölgesi DHEA ve androstenedion bireşimlemektedir. Erkeklerde, bu bileşikler testiste testosterona dönüştürülmektedir. Erkeklerde, böbrek üstü bezlerinin salgıladığı bu androjenlerin önemi azdır, çünkü testosteron testislerde kolesterolden bireşimlenir. Bunun aksine, kadınlarda böbrek üstü bezlerinin ürettiği androjenler önemlidir, ve ergenlik çağında koltukaltı ve pubik bölgelerde kılların çıkmasından sorumludur.

    Öz katman[değiştir | kaynağı değiştir]

    Böbrek üstü bezlerinin öz katmanı, özerk sinir sisteminin sempatik bölümünün bir sinir düğümüdür (ganglion). Sinir düğümü öncesi nöronların gövdeleri omuriliğin göğüs bölgesinde bulunmaktadır. Bu nöronların aksonları büyük splanknik sinirden geçerek böbrek üstü bezinin öz bölgesine ulaşıp ve kromafin gözelerle sinir bağlanımı yapıp, asetilkolin salgılarlar. Asetilkolin, sinir düğümü sonrasındaki nöronların nikotinik alıcılarını etkinleştirir. Kromafin gözeler bunun üzerine dolaşıma adrenalin (epinefrin) ve noradrenalin (norepinefrin) salgılar. Sinir düğümü sonrasındaki nöronların genellikle noradrenalin salgılamalarına karşın, böbrek üstü bezlerinin öz bölgesi çoğunlukla (%80) adrenalin, ve ancak %20 oranında noradrenalin salgılar. Bunun nedeni, öz bölgede feniletanolamin-N-metiltransferaz (PNMT) enziminin bulunması, ve bu enzimin sempatik sinir düğümü sonrası nöronlarda bulunmamasıdır (bu enzim noradrenalini adrenaline dönüştüren kimyasal tepkimeyi tetikler). Noradrenalinden adrenalin bireşimlenmesini olanaklı kılan kortizoldur. Kabuk bölgesinde bireşimlenen kortizol bu bölgeden ayrılan toplardamar ile öz bölgeye ulaşır ve bu tepkimeyi tetikler.

    Hastalıklar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Böbrek üstü bezlerinin kabuk bölgesinden kaynaklanan düzensizliklerin çoğu belirli bir katmandaki hormonun gereğinden az ya da çok bireşimlenmesinden kaynaklanır (kortizol, aldosteron ya da eşeysel hormonları). Bir hormonun olağan derişiminin altında ya da üstünde üretilip salgılanması kişide belirtilere neden olur, ve aynı zamanda o hormonun kansıvındaki ve idrardaki derişiminin de değişmesine yol açar. Ayrıca bir hormonun derişiminin az ya da çok olması o hormonun geri beslemesini de etkiler, ve yalnız bundan yararlanılarak incelemeler yapılabilir.

    Cushing Sendromu[değiştir | kaynağı değiştir]

    Cushing Sendromu, glukokortikoidlerin (kortizol hormonunun) olağanın üstünde bir düzeyde olduğu durumlarda ortaya çıkan belirtiler bütünüdür. Cushing Sendromunun alışılmış nitelikleri kilo artması, obezite, kan basıncının artması (hipertansiyon), ve derinin zayıflaması sonucu oluşan çizgilerdir.

    Conn Sendromu[değiştir | kaynağı değiştir]

    Conn sendromu, daha çok Mineralokortikoid fazlalığı olarak da bilinir. Belirtilerinin çoğu hipokalemiden (potasyum düzeyinin düşük olması) kaynaklanıp yorgunluk, kas güçsüzlüğü, ve kasınçlar olarak ortaya çıkar. Çoğu zaman, erken yaşta çıkan yüksek tansiyon ve bununla birlikte kendiliğinden ortaya çıkan düşük potasyum düzeylerinde bu düzensizlikten kuşkulanılır. Mineralokortikoid fazlalığı, Aldosteron'un (ya da başka bir mineralokortikoidin) özerk bir biçimde üretildiği (renin bu durumda düşük düzeydedir) birincil böbrek üstü bezi hastalığından ya da renin düzeyinin yükselmesi (aldosteron salgılanımı arttırır) gibi böbrek üstü bezleri dışında bir nedenden de kaynaklanabilir. Bu son duruma örnek olarak, kandolumlu kalp yetmezliği, karında sıvı birikimli siroz, böbrek atar damarı akımında azalma, renin üreten ur örnek verilebilir.

    Addison Hastalığı[değiştir | kaynağı değiştir]

    Böbrek üstü bezlerinin kabuk bölümünün, özbağışıklık (bağışıklık sisteminin vücuttaki dokulara saldırması), verem ya da mantar bulaşımı nedeniyle zarar görmesine bağlıdır. Güçsüzlük, kansızlık, kilo yitimi, mide-bağırsak rahatsızlıkları, kan basıncı düşüklüğü, deride kararma, bazı hastalarda da aşırı sinirlilik ve aşırı duyarlılıkla gelişir. Eskiden ölümle sonuçlanabilirken, günümüzde yapay hormonlarla kesin olarak sağaltılmaktadır.

    Feokromositom[değiştir | kaynağı değiştir]

    Böbrek üstü bezlerinin katekolamin salgılayan öz bölgesindeki Kromafin gözelerinde çıkan urlara feokromositom, ve sempatik sinir sistemi sinir düğümlerinde katekolamin salgılayan gözelerde çıkan urlara ise Paragangliom denilmektedir. Bu urların bulguları ve belirtileri birbirlerine benzedikleri için, çoğu tıbbi yetke bu iki uru birden feokromositom çatısı altında toplar. Buna karşın, bu iki urun ayırt edilmeleri önemlidir, çünkü beklenen gidişleri (prognoz), kötücül olma olasılıkları ve kimi zaman kalıtsal özellikleri ayrı olabilir.

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    BÖBREK ÜSTÜ BEZİ

    BÖBREKÜSTÜ BEZİ NEDİR? NE İŞE YARAR?

    Böbreküstü bezleri; her bir böbreğimizin üzerine yerleşmiş olan ve vücudumuzun en önemli hormonlarını (adrenalin, noradrenalin, aldosteron, kortizol) salgılayan bezlerdir.  Bu hormonlar vücudumuzdaki sıvı ve tuz seviyelerini etkileyerek kan düzeyimizi, kan basıncımızı ve tansiyonumuzu düzenlerler. Kalp atış hızını arttıran hormonlar salgılarlar, ihtiyaç duyduğumuzda vücudumuzdaki diğer sistemleri de destekleyerek metabolizmamızın çalışma ritmini düzenlerler.

    BÖBREKÜSTÜ BEZİ TÜMÖRLERİN YOL AÇTIĞI HASTALIKLAR NELERDİR?

    Böbreküstü bezlerindeki tümörler genellikle iyi huylu olmakla beraber nadiren kötü huylu tümörlerde (kanser) gelişebilir. Tümörün büyüklüğü arttıkça kitlenin kanser olma ihtimali de artmaktadır. 4’cm den küçük kitlelerde kanser ihtimali %3 civarında, 4-6 cm büyüklüğündeki kitlelerde kanser ihtimali %7 civarında iken; 6’cm den büyük kitlelerde kanser ihtimali %25’e kadar çıkmaktadır.  Bu tümörler hiçbir şikâyet oluşturmaksızın da büyüyebilirler.  Ancak kimi zaman bu tümörler böbreküstü bezlerde bulunan hormonların aşırı üretilmesine sebep olarak birçok şikâyete yol açabilirler. Bu durumda sıklıkla görülen hastalıklar;

    - Cushing sendromu: Bu hastalıkta böbreküstü bezinde kortizol hormonu fazla düzeyde salgılanır. Kilo artması, şişmanlık (obezite), kan basıncının artması ve derinin zayıflaması sonucu deride çizgilerin oluşması ile seyreden bir hastalığa yol açar.

    - Feokromasitoma: Böbreküstü bezi kitlelerinin bu hastalığında ise adrenalin-noradrenalin gibi hormonların normalden fazla salgılanarak; hipertansiyon (kimi zaman ciddi krizlerle seyreder), taşikardi, baş ağrısı, sıkıntı basması gibi şikayetlere yol açar.  Bu hastalardaki tansiyon yüksekliği kimi zaman hayati risk oluşturacak kadar ciddi olabilir.

    NASIL TANI KONUR?

    Böbreküstü bezi tümörleri sıklıkla herhangi bir nedenle yapılan tetkikler (ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi) sırasında tesadüfen saptanır. Tanıda ilaçlı (kontrastlı) bilgisayarlı tomografi veya MR görüntüleme ile beraber; kan ve idrarda hormonal değerlendirme yapılır.

    NASIL VE NE ZAMAN TEDAVİ?

    Yapılan bu değerlendirmeler sonucunda büyüklüğüne bakılmaksızın hormon üreten (fonksiyonel) kitleler, BT/MR da görünümü kanseri düşündüren kitleler ve 4-5 cm den büyük kitleler (kanser ihtimalinden dolayı) cerrahi yöntemle çıkarılmalıdır. Bunun dışında 4-5 cm den küçük olup görüntülemelerde kanseri düşündürmeyen kitleler takip edilir.

    Böbreküstü bezi tümörlerinin tedavisinde en sık tercih edilen ve en çok önerilen yöntem laparoskopik cerrahi (kapalı yöntem) ile böbreküstü bezin çıkarılmasıdır. Bu yöntemde hastanın karın bölgesinde açılan 3-4 adet delikten yerleştirilen özel aletler ile ameliyat gerçekleştirilir. Bu yöntemde hastaların büyük çoğunluğu ameliyattan sonraki gün taburcu edilebilir. Hastanın iyileşme süreci, normal yaşantısına dönme süreci çok daha hızlıdır ve hasta hastanede daha az kalmaktadır. Şuan itibarıyla günlük pratiğimizde böbreküstü bezi tümörlerinin %98’inde laparoskopik yöntemi kullanmaktayız. 10 cm den küçük ve tetkiklerde kanser beklentisi olmayan kitlelerde laparoskopik yöntem yeterli olmaktadır.

    Açık cerrahi yöntem toplamda hastaların %2 sinde uygulanmaktadır. Özellikle 10 cm den büyük kitlelerde veya görüntülemelerde kanser beklentisi olanlarda açık yöntem tercih edilmelidir.

    Yazı kaynağı : www.necmettinpenbegul.com

    Böbrek Üstü Bezi

    Böbrek Üstü Bezi

    Böbrek Üstü Bezi

    Her bir böbreğin üstünde olmak üzere sağ ve sol böbrek üstü bezi vardır (Şekil-1). Aynı zamanda bu beze Surrenal bez ya da Adrenal Bez’de denilmektedir.
    Şekil-1: Böbrek Üstü bezleri böbreklerin tam tepesinde bulunur ve yoğun damar yapısı ile vücudun önemli hormon salgısını sağlar.

    Adrenal bez ya da diğer deyiş ile Böbrek Üstü Bezi, günlük yaşamımızda çok öneme sahip genel sağlık ve vücudumuzun genel dayanıklılığı içinde gerekli çok önemli ve spesifik hormonları üretir. Salgılanan bu hormonlar vücudumuzun strese yanıt vermesinde çok önemlidir.

    Her bir Adrenal Bez, adrenal korteks ve adrenal medulla olarak iki bölüme ayrılır (Şekil-2)

    Şekil 2-  Adrenal Bez korteks ve medulla olarak iki bölümden oluşur. Ve farklı hormon üretimlerinden sorumludur.

    Adrenal medulla adrenal bezin iç kısmını oluşturur, epinefrin ve norepinefrin adındaki hormonları salgılar. Bu iki hormon adrenalin ve noradrenalin olarak da bilinir. Stresin arttığı durumlarda vücut adaptasyonu için etki eder.

    Adrenal korteks ise dış katman olarak adlandırılır ve progesteron, DHEA ve kortizol yapar.
    Adrenal Korteks dıştan içe sırasıyla Zona Glomerulosa, Zona Fasikulata ve Zona Retikularis adı altında farklı üç zondan oluşmaktadır (Şekil-3). Her bir katmandaki hücreler farklı nitelikte olup, farklı hormon salınımını sağlamaktadır.
    Şekil-3: Korteks bölümündeki farklı üç katmandan farklı hormonlar salgılanmaktadır.

    Vücut sağlıklı olduğunda, kontrol mekanizması (homeostasis) belirgin miktardaki hormonları günün belirli saatlerine göre salgılar ve vücut hormon dengesinin belirli bir düzeyde kalmasını sağlar. Stres anında adrenal bez yanıt verir ve hormon değerleri hızla artışa geçer.

    Yazı kaynağı : uroklinik.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap