Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    bilgi ve erdem ilişkisi felsefi deneme

    1 ziyaretçi

    bilgi ve erdem ilişkisi felsefi deneme Ne90'dan bulabilirsiniz

    Günlük hayatta birçok örneği ile karşılaşılan bilgi ve erdem ilişkisi hakkında bilgi ve erdemin ne olduğu ve birbiriyle ilişkisinin doğurduğu sonuçları gözeterek özgün felsefi bir deneme yazınız

    Günlük hayatta birçok örneği ile karşılaşılan bilgi ve erdem ilişkisi hakkında bilgi ve erdemin ne olduğu ve birbiriyle ilişkisinin doğurduğu sonuçları gözeterek özgün felsefi bir deneme yazınız

    Bilgi ve erdem denilince kuşkusuz akla gelen ilk kişi Aristo’dur. Aristo oldukça önemli olarak görülen bir metninde erdemin sadece ve sadece bilgin kişiler tarafından gösterilebilebileceğini, kötülüğün ve erdemden yoksun davranışların ise ancak ve ancak bilgiden yoksun ve cahil kişiler tarafından gösterilebileceğini yazmıştı. Peki, bunun anlamı nedir? Bunun anlamı şudur. İnsan eğer kendi erdemden yoksun davranışlarının sonucunu bilseydi yani bu konuda cahil olmasaydı, yani bu konuda bilgi sahibi olsaydı bir şekilde erdemli davranmayı tercih edecekti.

    Aristo’ya göre bu tartışılabilir bir konu bile değildir. Kötülük yapmanın ya da erdemden yoksun tavır göstermenin sebeplerini gerçekten tam olarak kavrayamamış olan insanlar kötülük yapan ya da erdemden yoksun davranış sergileyen insanlardır. Bundan dolayı bir toplumda kötülüğü yenmek istiyorsak yapmamız gereken ilk ve tek şey insanları konu hakkında bilinçlendirmektir.

    Yazı kaynağı : www.dershane.tv

    Sokrates'te Erdem, Ahlak ve Bilgi İlişkisi » Felsefe hakkında her şey...

    Etik tarihinde, “iyi” ya da “mutlu” yaşamın ve “doğru eylemin” bilgi ile olan ilişkisini doğrudan ele alan ilk filozof Sokrates’tir. Bundan dolayı Sokrates, etiğin kurucusu sayılmaktadır.

    Sokrates’in bilinen ününü, bu anlamda erdemi, yani bir bilgi edinme işi olarak erdemi araştırmasından dolayı kazandığı söylenebilir. Sokrates, “doğru eylem” için erdemi ve erdemin bilgisini arama işine önem ve öncelik vermiştir. Çünkü doğru eylemin ve adil olmanın ancak bir tür bilgiyle, erdemin bilgisiyle olabileceğini görmüştür.

    O da Sofistler gibi toplumda benimsenmiş ve alışılmış olan davranış ölçülerini, yaşama kurallarını, kısaca geçerli kılınmış “ahlak” kurallarını sorgulamıştır. Ancak, Sofistlerden erdem ve bilgi görüşü bakımından tamamen farklı bir yol izlemiştir. Bu konuda göreceli bir anlayış içinde olan Sofistler karşısında Sokrates, kişilere ve koşullara bağlı, değişken bir erdem anlayışına ısrarla karşı çıkmıştır.

    Bundan dolayı, durumlara, konumlara, kişilere bağlı şekilde çok sayıda erdemden söz eden Menon’a, “Ne kadar çok, birbirinden ne kadar ayrı olurlarsa olsunlar, hepsinde bir olup bunların erdem olmalarını sağlayan genel bir öz”ün kavranması gerektiğini belirtmiştir (Platon, 1989: 72d). Çünkü ona göre Sofistlerin yaptığı şey, erdemin ne olduğunu araştırmadan, erdem kavramını açıklığa kavuşturmadan onu öğretmeye çalışmak olmuştur. Bir şeyi öğretebilmek için ilkin onun ne olduğunu, öğretilebilir bir şey olup olmadığını belirlemek gerekmektedir. İşte Sokrates’in erdem konusunda Sofistlere karşı yaptığı soruşturma bundan dolayıdır.

    Sokrates’e göre erdemin ne olduğunu bilmek önemlidir. Çünkü “doğru” olanı yapmak ve “adil” olmak ya da “iyi” yaşamak için erdemin bilgisi gereklidir. Burada erdem, özel türde bir bilgi olarak görülmektedir. İnsanın yaşamla bağını “doğru” şekilde kurması, kurabilmesi, başka deyişle “doğru” veya “adil” kişi olarak davranabilmesi, farklı özellikte bir bilgiyle, yani erdemin bilgisiyle mümkündür. Bu bilgi ile eyleyen, karar ve eylemlerini bu bilgiye dayandırarak ortaya koyabilen kişi, “iyi” olanı görür ve bunu yapmak ister, kötü olandan ise uzak kalır.

    İnsan için iyi olan şey, erdemdir ya da bilgidir; kötü olan şey ise bilgisizliktir. Bundan dolayı Sokrates, hazzın iyi olduğunu savunan ve doğru, yani mutlu yaşam için hazzı temel alan anlayışlara karşı çıkar. Çünkü ona göre insanı doğru olanı yapmaya götüren tek şey bilgidir veya aynı şey demek olan erdemdir; iyi olan da yalnızca budur.

    Derleyen: Ömer Yıldırım
    Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2356, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1353, Prof. Dr. Sevgi İYİ, Prof.Dr. Harun TEPE

    Yazı kaynağı : www.felsefe.gen.tr

    Erdem

    Erdem veya fazilet, Ahlaki olarak doğru olan şeyi yapıp yanlış olanı yapmamaktır. Erdem kavramı, felsefe tarihinin başlangıcından beri yer alır. "İnsanın ve yaşamın anlamı nedir?" sorusuna verilen felsefi cevap başlangıçta "erdemli olmak" olarak belirtilmiştir. Örneğin mutluluk yaşamın temel amacıdır ve mutluluğa ulaşmanın yolu erdemli olmaktan geçer. Bu düşünceye göre erdemli olmaksa ancak bilgi sahibi olmakla mümkündür. Ayrıca erdemli olmak bilgi sahibi olmak demektir.

    Antik Çağ'da Erdem[değiştir | kaynağı değiştir]

    Sokrates, Platon, Aristoteles felsefi etkinliklerinin önemli bir bölümünü erdem konusu üzerine yürütürler. Mutluluk ve erdem birbirleriyle ilintili iki önemli kavram olarak ele alınır. Sokrates yaşamın ve dolayısıyla ahlaksal eylemlerin amacının mutluluk olduğunu belirtirken, bunun bilgi ile mümkün olduğunu ileri sürer. Dolayısıyla erdemli olmak bilgi sahibi olmakla olanaklıdır ve bu da mutluluk sağlayacaktır. Kıbrıslı Zenon, mutluluk için erdemli olmayı yeter şart olarak ileri sürdüğünde bu düşünceyi açıkça belirtir. Benzer şekilde yaşamın temeline acıdan sakınmayı ve mutlu olmayı koyan Epikurosculuk da, başka bir açıdan böyle bir temel ilkeye dayanır: "Komşun farkına vardığında utanacağın bir şey yapma." Bu yaklaşım, erdemli olmayı, mutluluğun temeline bu şekilde yerleştirir. Bilgi, insanı erdemli yapar çünkü ahlaki anlamda doğru davranmayı sağlayacak olan şey bilgidir.

    Daha sonraları giderek ahlak felsefesinin kavramlarından biri olarak yer edinmiştir. Buna göre erdem, hangi davranışların insanca ya da kabul edilir olduğunu belirten bir kavramdır. Ahlaki doğruluk erdemli olmakla bu anlamda bir tutulur. Bu genel tanımın ötesinde ahlak felsefeleri farklı şekillerde bir erdem anlayışı geliştirmişlerdir. İyi-kötü, doğru-yanlış kavramlarında görülen topluma, yere, zamana göre farklılıklar, beraberinde erdem kavramının da farklı şekillerde düşünülüp anlaşılmasını getirmiştir. Birçok filozof erdemi bu anlamda felsefenin merkezine yerleştirmiştir. Buna göre erdem, istenç ya da iradenin ahlaksal iyiye yönelmesidir.

    Sokrates'e göre erdem her insana öğretilebilir ancak her insanda aynı oranda zuhur etmez.

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap