Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    bir kalıntının fosil olması için üzerinden kaç yıl geçmesi gerekir

    1 ziyaretçi

    bir kalıntının fosil olması için üzerinden kaç yıl geçmesi gerekir Ne90'dan bulabilirsiniz

    Fosil

    Fosil

    Fosil, yer kabuğunun en üst bölümünü oluşturan tortul kayaçların çoğunda, bazen iyi korunmuş, bazen de erozyon ve sedimantasyon sırasında tahrip olmuş, ölü organizma kalıntılarıdır.

    Latince "yerden çıkarma, yerden çıkartılan, yerden çıkarılmış" anlamındaki fossilis sözcüğünden gelmektedir. Bir terim olarak fosil; jeolojik zamanlarda yaşamış canlıların tanınabilir artıklarına denir; bir başka ifadeyle fosiller, geçmişte yaşamış varlıkların jeolojik formasyonlar içinde günümüze kadar korunabilmiş kalıntı ya da izleridir. Fosiller kalıntıdır.

    Fosiller, içinde bulundukları sedimanter kayaçların oluştukları jeolojik zamanları gösterirler. Ayrıca paleobiyocoğrafya, paleoklimatoloji, paleoekoloji ve sedimanter fasiyesler hakkında bilgiler verirler. Bunların yanı sıra jeolojik devirlerde yaşamış ancak günümüze kadar gelmemiş pek çok canlıyı bize tanıttıkları gibi, canlı türlerinin ortaya çıkışlarından günümüze kadar geçirmiş oldukları evrim hakkında değerli bilgiler verirler.

    Büyük boyutlu olanları makrofosil, küçük boyutlu olup mikroskop altında incelenenlerine mikrofosil olarak adlandırılır. Her iki grubun da önemi, sahadan toplanması ve incelenmesi kendine özgü farklılıklar gösterir.

    Fosil nasıl oluşur?[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yaşamını yitiren canlılar fosilleşme denilen olay sonucu fosil özelliğini kazanırlar. Canlı artıklarının günümüze kadar fosil olarak gelebilmeleri için fosilleşme denilen bir takım fiziksel, kimyasal ve biyolojik olaylar geçirmeleri gerekmektedir. Fosilleşme, canlı artıklarının fiziksel, kimyasal ve biyolojik olaylar geçirmesini ifade eder. Organizmanın ölümünden sonra kalan kısımlar mekanik, kimyasal ve biyolojik etmenlerle bozulmaya başlarlar. Eğer bu kalıntılar uygun bir ortama rastlarsa fosil haline gelebilirler. Fosilleşme için en uygun ortam tortul kayaçların oluşumudur. Ancak çok ender durumlarda bazen magmatik ve metamorfik kayaçlarda da fosil bulunabilir. Canlı artıkları uygun ortamlarda fosil haline gelebilir.[1]

    Fosilleşme bir dizi olaylar ve evreler sonucu gerçekleşir. Ölen her türlü canlının et ve deri gibi yumuşak kısımları kısa zamanda çürüyerek ortadan kalkar. Ancak bileşiminde anorganik maddeler bulunan kavkı, kemik ve diş gibi sert kısımları gerekli koruyucu ortamlarda kalınca fosilleşme olanağı bulur Canlı kalıntılarının ancak uygun bölümleri fosil haline gelebilir. Bazen de organik madde silisi, karbonat ve pirit halini alabilir. Bu değişme o kadar yavaş ve küçük parçalar halinde olur ki fosilleşecek kalıntı orijinal şeklini kaybetmeden sertleşerek olduğu gibi kalır. Bir canlı kalıntısının fosilleşebilmesi için her şeyden önce atmosfer etkisinden korunması gerekir. Bunu da kireçtaşı, çamurtaşı gibi gözenekliliği en az olan ince taneli sedimanter kayaçlar, buz ve hatta kehribar dediğimiz fosil reçine sağlar (Şekil Kehribar (reçine) içinde canlı kalıntıları bütünüyle korunabilir. Denizlerde yaşayan canlıların fosilleşme olanakları, karada yaşayanlara oranla fazladır. Çünkü canlının ölümünden sonra deniz dibine inen kalıntısı sedimanlar tarafından örtülerek bozulmadan kalması sağlanır. Denizel ortamlarda fosilleşme daha kolaydır. Karalarda yaşayan canlıların fosilleşebilmeleri ise, aktif atmosferik etkilerden dolayı çok daha özel koşulları gerektirmektedir. Bu canlı artıkları en çok bataklıklara düştüklerinde, akarsu ya da seller tarafından belli bir yere yığıldıklarında veya buzlar tarafından örtüldüklerinde fosilleşme olanağı bulurlar. Karasal ortamlarda fosilleşme bataklıklarda daha kolaydır. Bitkilerin fosilleşmeleri ise yaprak, kök, dal, gövde, spor ve polen denilen çiçek tozlarının fosilleşmeleriyle olur. Organizmaların kemik, kabuk, diş, ahşap kısımlar gibi sert parçaları, kas, deri, iç organlar gibi yumuşak parçaları yanında daha fazla fosilleşme şansları vardır. Canlı organizmaların fosilleşmeye uygun ortamlarda yaşamaları, onların fosilleşme şanslarını artırır. Bu nedenle karasal ortamlardaki canlılara oranla denizel ve geçiş ortamlarında yaşayan canlıların, bu ortamlarda tortulanma süreçleri açısından daha uygun şartların bulunması nedeniyle, fosilleşme olasılıkları daha yüksektir.

    Fosilleşme şekilleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Otokton Fosil[değiştir | kaynağı değiştir]

    Eğer bir canlı yaşadığı yerde ölmüş ve fosilleşmiş ise bu tip fosiller otokton fosil denir.

    Allokton Fosil[değiştir | kaynağı değiştir]

    Canlı bir organizma, yaşamını kaybettiği yerde kalmaz ve akıntı, rüzgâr vb. diğer etkenler ile başka yerlere taşınabilir. Fosilleşme organizmanın yaşadığı ortamdan başka bir yerde gerçekleşirse buna da allokton fosil adı verilir..

    Yaşadıkları ortamlarda tortullara giren fosil topluluklarına yaşam topluluğu ya da biyosönoz denir.

    Akıntılarla yaşadığı ve öldüğü yerden uzaklara sürüklenip yaşam ortamları dışında tortullara girerek oluşturdukları topluluklara tanatosönoz denir.

    Organizmaların kemik ya da kabuk şeklindeki kalıntıları fosilleşebileceği gibi, canlıların yuva, oyuk, yol vb. izleri de fosil izler halinde tortullar içinde korunup saklanabilir. Buna göre iz fosil, çamurlu bir zemin üzerinde yürüyen canlının bıraktığı ayak izi, sürünme izi, zeminde oluk açarak yaşayan canlıların açtıkları oyukların izleri gibi fizyolojik fosiller halindedir. İzler, fasiyes yorumlarında kullanılırken dünyada en iyi bilinen ve tanınan izlerin bile olumsuz yönlerinin olduğunu unutmamak gerekir. Örneğin;

    Bu etmenler çok ciddi sıkıntılara neden olabilir ve her zaman güvenilir olmayabilirler.[2]

    Şimdiki canlılarda olduğu gibi, jeolojik zamanlarda yaşamış olan canlıların da bir doğum, gelişme ve yayılma, ölüm olaylarını içine alan bir hayat devreleri olmuştur. Belli bir zaman içinde hayat devresini tamamlamış olan fosillere karakteristik fosil adı verilir.

    Dar bir jeolojik zaman aralığında ortaya çıkıp, geliştikten sonra aynı zamanda yok olan bu karakteristik fosillere indeks fosilde denir. Fosil türlere ait bu yaşam, dönemi ne kadar kısa, coğrafi yayılışları ne kadar geniş, özellikleri ne kadar belirgin olursa karakteristik fosiller o derecede önemli ve yararlı olurlar.

    Jeolojik devirlerde Dinosaurus gibi büyük sürüngenlerin besinlerini iyi sindirebilmeleri için besin maddeleri ile birlikte yuttukları çakıllar vardır. Sonradan dışarı atılan bu çakıllar cilalı yüzeyleri ile diğerlerinden kolaylıkla ayırt edilebilirler ki, bunlara gastrolit denir. Gastrolitler, otobur dinozorların besinlerini sindirmede yardımcı olması için yuttukları taşlardır. Bunun gibi taşlaşmış dışkıları da bulunabilir. Bu tür canlıların taşlaşmış dışkı kalıntılarına koprolit (fosil dışkı) denir.

    Fosilleşme Olayları[değiştir | kaynağı değiştir]

    Permineralizasyon

    Fosil hale geçen organik kalıntılar çeşitli etkilerle değişikliğe uğrar. İçinde eriyik halinde çeşitli maddeler bulunan sular boşluklara, organizmanın süngerimsi doku gösteren kemik boşluklarına sızar ve mineraller bu boşlukları doldurur. Bu olaya permineralizasyon adı verilir.

    Karbonizasyon

    Bazı canlılar ve özellikle bitkiler su içine düştükleri zaman bunların yüzeylerinde ince bir kömür (karbon) tabakası oluşur. Bu tabaka canlıyı dış etkilerden koruyacağından, organizmanın en ince ayrıntısına kadar korunmasına yardım eder. Kömür havzalarında en ufak detaylarına kadar korunmuş yaprak çiçek, tohum gibi kısımlara rastlanır. Bu olaya da karbonizasyon denir.

    İnkrustasyon

    Karbondioksitli suların tortulanmaları sonucunda canlılar bir kalker kılıfı ile kaplanır ve korunurlar ki, bu olaya da inkrustasyon adı verilir.

    Yalancı Fosiller[değiştir | kaynağı değiştir]

    Karbondioksitli suların tortulanmaları sonucunda canlılar bir kalker kılıfı ile kaplanır ve korunurlar ki, bu olaya da inkrustasyon adı verilir. Bunlar özellikle çatlak yüzeylerde meydana gelen bitkiler benzeyen mangan oksitleridir. Yalancı fosiller, biyolojik süreçler yerine jeolojik olarak oluşur. Doğadaki bu şekil ve cisimler ilk görünüşlerinde bir canlı kalıntısı izlenimini verirler. Bunlardan en çok rastlanılanları şunlardır:

    Dendritler

    Yalancı ya da sahte fosillerin tipik örnekleridir. Bunlar bir eğrelti otu fosiline benzeyen, su içindeki minerallerin genellikle taşların çatlakları içinde, pencere camında donan su kristalleri gibi doğal olarak kristalleşmesiyle, birikimiyle oluşur. Bitki fosiline benzemelerine karşılık fosil değillerdir. Dendritler, kayaçların çatlaklarına sızan minerallerin oluşturduğu desenlerdir. Bunlar kolayca gerçek fosiller ile karıştırılabilir. Kayaçların çatlakları arasında bir mineral çökeltisinin oluşturduğu bu şekiller, genellikle mangan oksitli suların çatlağın arasına sızmasıyla oluşurlar. Çatlak içindeki mangan tortusu eğrelti otları fosillerine benzer. Bunları fosillerle karıştırmamak için dikkat edilmesi gerekir.

    Konkresyon

    Eriyik maddeler içeren sular, bu maddeleri ya bir fosil ya da başka bir cisim üzerine çökeltebilirler. Çökelme buharlaşma ya da eriticinin uçmasıyla oluşabilir. Bu şekilde konkresyonlar meydana gelir. Soğan gibi kılıflanma gösterirler. Ortalarında yabancı bir cisim bulunur.

    Nodüller

    Maddelerin yabancı bir ortamda kimyasal bir reaksiyon sonucunda toplanarak oluşturdukları yumrulardır. Genellikle ortasında yabancı bir cisim yoktur ve kılıflanma göstermezler. Gerek konkresyonlar, gerekse nodüller dış görünüşleri ile bazen bir fosili andırırlar.

    Çakıllar:

    Dış etkenler bazen fosil görünüşlü çakıllar meydana getirir. Bu yönden dikkatli olup yanılmamak gerekir.

    Kayaç özellikleri ve çözülmeler

    Bazı kayaçların gerek yapısal özellikleri gerekse fiziksel etkilerle uğradığı değişmelere bağlı olarak gösterdikleri şekiller de çeşitli fosillere benzeyebilir. Bunların dikkatli bir şekilde incelenmesi gerekir. Bunun gibi kayaçlarda çözülme sonucu ortaya çıkan şekiller de iz fosillere benzeyebilir. Özellikle kalkerler üzerindeki erime şekilleri insan ya da hayvan izlerine benzetilebilmektedir.

    Fosilleşme Ortamları[değiştir | kaynağı değiştir]

    Organizmaların ve artıklarının ani gömülme ve diyajenez geçirerek fosil haline geçebilmeleri için başta gelen koşullardan biri fosilleşme gelişimine uygun ortamın bulunmasıdır. Fosil oluşumuna en uygun şartlar daha çok denizel ortamlarda bulunur. Bunun yanında bazı karasal ortamlarda da fosil oluşumu mümkün olabilmektedir. Kara ve denizel ortamlar arasında geçişi sağlayan kesimlerde de fosil oluşumu gerçekleşebilir.

    Denizel Tortullar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Denizlerde hayatın çok zengin olması bakımından en uygun ortamı oluşturur. Ayrıca, denizlerde sedimantasyonun kolay ve çabuk olması fosilleşme için iyi ortam hazırlar. Temiz yerlerde yaşayan organizmalar çok olacağından, bunların ölümüyle geride kalan kabuklar da deniz dibinde çok bol miktarda bulunur ve fosilleşerek kireçli formasyonları oluştururlar.

    Tatlı Su Tortulları[değiştir | kaynağı değiştir]

    Başlıca akarsu, göl, akarsuyun denize bağlandığı delta kısımları bu ortamları oluşturur. Eski göl yatakları genellikle zengin fosil kaynaklarıdır. Akarsuların deltalarında, boğazlarda hızlı tortullaşma, tatlı su organizmaları ile birlikte suya düşen kara bitki ve hayvanlarının da fosilleşmesini sağlar.

    Bataklıklar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Eski göl ve buz göllerinin batak tabanları, bitki ve hayvan kalıntıları ile kaplanmıştır. Bu ortamlar hem içinde yaşayan hem de etrafında yaşayan canlıların burada iyi korunarak fosilleşebilmelerinden dolayı önemlidir.

    Kutuplardaki donmuş taban iyi korunmuş hayvan fosilleri bulundurur. Kutuplara yakın yerler ve kutuplardaki ağaçsız düzlükler tabanları donmuş ve siyah toprak örtüsüyle kaplı olup canlı kalıntıları bu ortamda donarak fosilleşmektedirler. Bu nedenle canlıların yumuşak kısımları da fosil olarak korunma olanağı bulabilir.

    Asfalt[değiştir | kaynağı değiştir]

    Buharlaşan petrol geride yapışkan ve ağır ağır sertleşen parlak bir tortu bırakır. Bu tabakaya giren hayvanlar orada kolaylıkla fosilleşebilirler.

    Volkanik Küller[değiştir | kaynağı değiştir]

    Fazla miktarda sıcak volkanik küllerin çevreyi kaplaması ile ufak canlılardan büyük ağaçlara kadar her tip canlı hayatını kaybeder ve külle örtülünce kolaylıkla fosil haline geçer.

    Sıcak akıcı lavlar canlıları kolayca öldürür ve onlara ait her şeyi örterek fosilleşmelerini sağlar.

    Kumullar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bu tip ortamlar hem canlı yaşamına hem de fosilleşme için uygun olmasa da az da olsa fosil içerirler.

    Mağaralarda yaşayan ender canlılar, öldükten sonra kalan kısımları kil ve kireçli maddelerle örtülerek fosil haline geçebilir.

    Bazı ağaçların yapışkan öz suları olan reçinelere yapışan ve üzeri kaplanan böcekler çok iyi korunarak fosilleşir. Fosil olarak kalıntılarını gördüğümüz eski devirlerde yaşamış olan canlılar da bugünkülere benzer karasal ve denizel ortamlarda yaşamışlardır. Karasal ortamlar buzul, göl, akarsu, çöl ve bataklıklardan oluşur. Ancak denizlerde yaşamış olan canlılara ait fosiller, bugün bilinenlerin büyük çoğunluğunu oluşturmaktadır.[5]

    Türkiye' de bulunan fosiller[değiştir | kaynağı değiştir]

    Türkiye'nin fosil stoğu açısından zengin olduğu tahmin edilmektedir. 2006 yılının Temmuz ayında Kırıkkale'de jeolojik kazı yapan Türk bilim insanları, tarihin en büyük memeli hayvanlarından olan gergedana ait 25 milyon yıllık fosiller bulmuşlardır. Kırıkkale'nin Delice ilçesi yakınında çalışan Maden Tetkik Arama (MTA), Paris Ulusal Doğa Tarihi Müzesi ve Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Jeoloji Bölümü uzmanlarından oluşan bir ekip, anne, baba ve altı aylık bir yavruya ait gergedan fosillerine ulaşmıştır.

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    7 Maddede Nasıl Fosil Olabilirim?

    7 Maddede Nasıl Fosil Olabilirim?

    Şimdiye kadar yaşayan tüm türlerin çok küçük bir kısmı fosil haline gelebildi. Ancak fosil olarak sonsuza dek kalma şansınızı artırmanın bazı yolları var.

    Her fosil küçük bir mucizedir. Yazar Bill Bryson, Neredeyse Her Şeyin Kısa Tarihi adlı kitabında belirttiği gibi, tahminen milyar kemikten sadece biri fosilleşiyor. Bu hesaplamayla bugün ABD’de yaşayan 320 milyon insanın tüm fosil mirası, yaklaşık 60 kemik (veya bir insan iskeletinin dörtte birinden biraz fazlası) kadar olacak.

    Fakat bu sadece ilk etapta fosil olma şansı. Bu kemiklerin birçoğunun, ABD’nin 9,8 milyon km²’lik herhangi bir yerine gömülebileceğini varsayarsak, gelecekte bu kemikleri bulma şansı neredeyse var olmayacak.

    Fosilleşme, bilim insanlarının şimdiye kadar yaşayan tüm hayvan türlerinin %1’inden sadece onda birinin fosil olduğunu tahmin etmeleri çok üzücü. Üstelik bunlardan da çok daha azı bulunabiliyor.

    İnsanlar olarak, bizim için işe yarayabilecek bir iki şey var: sert iskeletlerimiz var ve nispeten büyük. Dolayısıyla fosil olmamız bir denizanası veya solucandan daha olası. Bununla birlikte, başarı şansınızı artırmak için yapabileceğiniz şeyler vardır.

    (2000 Yıllık Bataklık Cesetleri Hala Gizemini Koruyor)

    Tafonomi, gömülme, çürümeye ve korunmaya yönelik bir araştırmadır. – bir organizmanın ölümü ve sonunda bir fosil haline gelmesinden sonra olanların tüm süreciyle ilgilidir. BBC Future, bir fosil haline gelme konusundaki soruları yanıtlamak için dünyanın en üst tafonomistleriyle konuştu.

    1- Hızlıca gömülün!

    Oxford Üniversitesi Doğal Tarih Müzesi’nde tafonomist ve koleksiyon asistanı olan Sue Beardmore, “Gerçekten ölümden sonra vücudun iyi durumda kalması gerekli – uzun süre sonra fosil haline gelmek için fiziksel ve kimyasal açıdan yeterince zaman olunca fosilleşilebilir.” diyor.

    Chicago Üniversitesi’nden profesör Susan Kidwell, “Milyonlarca yıl korunması için önce saatlerce, sonra da günlerce, mevsimlerce, yüzyıllarca ve binyıllarca korunmanız gerekir.” diye ekliyor. “Yani, ‘tafonomik olarak faal bölge’ de ilk geçişten sağ kalmalısınız… mezar kalıntılarının çıkarılmasının pek mümkün olmayan bir sürede gömülmelisiniz.”

    Fosilleşmenin başarısız olabileceği neredeyse sınırsız yol var. Bunların çoğu toprak veya deniz yüzeyinin 20-50 cm aşağısında veya bu seviyelerde gerçekleşir. Kalıntılarınızın, örneğin leş yiyiciler tarafından yenmesi veya dağıtılmasını istemezsiniz ya da bu gibi şeylere çok uzun bir süre maruz kalmasını istemezsiniz. Ve çevrenizde tünel açmaya çalışan hayvanlar canınızı sıksın istermezsiniz.

    Hızlı gömülme söz konusu olduğunda, bazen doğal felaketler yardımcı olabilir – büyük miktarda tortu veya volkanik patlamalar veren sellerin çamur ve külde boğulması gibi. “Dinozor kemik yatakları oluşumu için bir teori önce dinozorları öldüren kuraklık koşullarına, ardından bunları gömmeye götüren sel taşkınlarına dayanıyor.” diyor Beardmore.

    Tabii ki, insan vücudunun genellikle toprağın iki metre altına gömülüyor olduğu gerçeği (yakılmadıkça) size bir şans daha verir. Ancak bu kendi başına yeterli değildir.

    2- Biraz su bulun!

    Açıkçası ilk adım ölmek tabii, ancak her yerde ölemezsiniz. Kusursuz ortamı seçmek anahtardır! Su dikkate alınması gereken önemli bir şeydir. Kuru bir ortamda ölürseniz, leş yiyiciler tarafından kemirilen kemikler muhtemelen yüzeye çıkacaktır. Bunun yerine çoğu uzman, kum, çamur ve tortularda derhal boğulmanız gerektiğini kabul ediyor – bunun için en iyi yer göller, taşkın nehirleri ya da denizin dibi.

    Avustralya’nın Brisbane şehrindeki Queensland Üniversitesi’nden bir tafonomi uzmanı olan Caitlin Syme, “En iyi fosillerin sıkça ortaya çıktığı tarih öncesi çevreler, göl ve nehir sistemleridi.r” diyor. Önemli olan taze tortulların bir şeyi gömme oranıdır. Dağlardan akan nehirlerin erozyona neden oluyor ve dolayısıyla çok miktarda tortu taşıdığını biliyoruz. Başka bir seçenek, kıyı deltası veya deniz yükselmesidir, yani suyun denize doğru akmasıyla nehir tortusunun hızlı bir şekilde boşaltıldığı bir alan.

    İdeal olarak, aynı zamanda ‘anoksik’ bir çevreyi de isteyeceksiniz: Oksijen açısından çok düşük olan, hayvanları veya diğer kalıntıları sindiren ve rahatsız eden mikroorganizmaların hayatta kalamayacağı bir ortam.

    Kidwell, deniz tabanının yaklaşık 50 cm altından sonrasını uygun görüyor ve karides, yengeç ve solucanların inemeyeceği bir oksijen seviyesi ile şekil kaybını önlemeyi öneriyor. Bu da tortuları daha rahat alabilecek ve vücudu koruyacak bir alan demek.

    (Hindistan’da 150 Milyon Yıllık ‘Deniz Canavarı’ Fosili Bulundu)

    “Ölümden sonra nispeten düşük bir seviyede çökelmek istiyorsunuz. Bir gölet, göl, nehir veya okyanus olabilir. Sonunda anoksik koşulların gelişmesini istiyorsanız sizin için iyi olacaktır” diyor.

    Nadiren de olsa, bu tür anoksik şartlarda oluşan fosiller, deri, tüyler ve iç organlar gibi yumuşak dokuları korurlar. Örnekler arasında Çin’den gelen en eski tüylü dinozorlar ya da en eski kuş olan archaeopteryx’in fosillerini üreten Bavyera taş ocakları sayılabilir.

    “Fosiliniz biyolojik olarak aktif yüzey tabakasının alt seviyelerine düştüğünde stabil kalır ve daha fazla tortu biriktikçe daha derine gömülmeye devam eder. Yıkım riski daha sonra tamamen farklı bir jeolojik zamana, yani tektonizme kayar.”

    Öyleyse, soru, cesedi kaplayan çökellerin, daha kalıcı bir taşa dönüşmesi ne kadar sürer…

    3- Tabutu es geçin!

    Şimdi bir fosilin gerçekte ne olduğunu ve sizin ne tür bir fosil olmak istediğinizin kontrolüne geliyoruz.

    Genel olarak, yaklaşık son 50.000 yıl içinde oluşmuş fosiller “alt fosil” olarak bilinir. Bunlar büyük ölçüde hala organizmanın orijinal dokularından oluşur. Güney Amerika’daki dev tembel hayvan, Avrupa’daki mağara ayıları ve Avustralya’daki marsupial aslanları gibi mağaralarda bulunan soyu tükenmiş Pleistosen megafauna bu duruma iyi örneklerdir.

    Ancak, eğer kalıntılarınızın milyonlarca yıl süren bir fosil olmasını istiyorsanız, o zaman gerçekten minerallerin kemiklerinizden geçmesini ve onları daha sert maddelerle değiştirmesini istiyorsunuz demektir. “Permineralizasyon” olarak bilinen bu süreç, genellikle tam teşekküllü bir fosil olma halidir. Bu durum milyonlarca yıl alabilir.

    Sonuç olarak tabutu es geçebiliriz. Kemikler, mineral bakımından zengin sular içinden akıp demir ve kalsiyum gibi şeylerle dolu hale geldiklerinde en hızlı şekilde minerali almış olurlar. Bir tabut iskeleti güzel bir şekilde bir arada tutabilir, ancak bu sürece de kolayca müdahale edebilir.

    “Eğer klasik kemikli bir fosil olmak istiyorsanız, Kanada’daki Dinosaur Provincial Park’tan biraz daha fazla bir şey istiyorsanız, bir nehir kumu gibi bir şey oldukça iyi olurdu” diyor Syme. “Tüm yumuşak dokular tahrip olacak ve bu güzel eklemli iskeletle kalacaksınız.”

    Cesedinizi kalsit veya alçı gibi uygun minerallerle kavrandığında, bu durumu hızlandırmak için bir yol olabilir. Sert, demir açısından zengin minerallerin büyümesini teşvik etmek de uzun vadede hava koşullarına iyi bir şekilde dayanabildikleri için mantıklı olacaktır.

    Kumdan gelen silikatlar da bu durum için güzel ve dayanıklı minerallerdir. Hatta Archer, fosilleşmiş kemikler ve dişlere hoş bir mavi-yeşil renk katmayı ve bakır şerit ve nikel topakları ile gömülmeyi öneriyor.

    4- Tektonik plakaların kenarlarından kaçının!

    İlk birkaç yüz bin yıl boyunca başardıysanız ve mineraller kemiklerinizi değiştirmeye başladıysa, tebrikler! Başarılı bir şekilde fosil oldunuz demektir. Çökeltiler tepede biriktikçe ve yeryüzü kabuğunun derinliklerine doğru itildikçe, ısı ve basınç süreci daha da ilerletir.

    Ama bu henüz tam bir başarı değil. Fosilin, Dünya’nın ısısı ve basıncı tarafından eritilebilecek kadar derinliğe kaymış olabilir.

    Bunun olmasını istemiyor musunuz? Tektonik plakaların kenarlarından uzak durun, çünkü burada kabuk en sonunda yüzeyin altına çekilecektir. Mesela böyle bir çökme alanı olan yerlerden biri İran Plakası üzerinde Avrasya Levhası’nın yükseldiği İran’dır.

    5- Keşfedilin!

    Şimdi keşif potansiyeliniz hakkında düşünmeniz gerekiyor.

    Eğer bir gün dikkatlice korunmuş fosilinizi birinin bulmasını istiyorsanız, derine gömülmek için gerekli tortuları biriktirecek kadar düşük bir noktaya gömülmeyi planlamanız gerekecek – yani sonunda tekrar yukarı çıkacaksın. Başka bir deyişle, hava koşullarının ve erozyonun yüzey katmanlarından artacağı ve sizi açığa çıkaracağı, yükselişe sahip bir yere ihtiyacınız var.

    Syme; “İyi bir nokta Akdeniz” olabilir; Afrika Avrupa’ya doğru itildikçe sığlaşıyor. Tortuyla doldurabilecek diğer küçük iç denizler de iyi ihtimallerden.

    “Belki de Ölü Deniz” diyor. “Yüksek tuz, seni koruyacak ve ayrıştıracak”

    6- Ya da bir çılgınlık yapın!

    Kemiği büyük ölçüde kaya ile değiştirilmiş sert ve dayanıklı fosiller için standart yöntemi ele aldık. Ancak, göz önünde bulundurulması gereken bazı tuhaf yöntemler de var.

    Bu listenin en başında kehribar var. Myanmar’daki kuşların, kertenkelelerin ve hatta tüylü bir dinozor kuyruğunun son buluntuları gibi – ağaç reçinesinden oluşan bu değerli taş üzerinde mükemmel korunmuş şaşırtıcı fosiller var.

    (İlk Defa Dinozor Kuyruğu Bulundu)

    Syme, “Yeterince büyük miktarda ağaç özü bulabilir ve kehribarla örtülürse, yumuşak dokularınızı ve kemiklerinizi korumak için en iyi yol bu olacaktır.” diyor. “Fakat böyle bir yol, büyük bir hayvan için açıkçası oldukça zor.”

    Yeterli kehribar bulunamıyor mu? Bir sonraki seçenek Los Angeles’ta La Brea’da kılı-dişli kedileri ve mamutları koruyan türden katran çukurları. Burada muhtemelen büyük olasılıkla bir şanssızlık ihtimaliniz olur, kemikleriniz diğer hayvanlarla karıştırılabilir. Ayrıca 1991 yılında Avrupa Alplerinde bulunan buzadam Ötzi gibi bir dağda veya bir buzulda donabilirsiniz.

    (Buzadam Ötzi’nin İnfografik ile Anlatımı)

    Başka bir yöntem, başka bir doğal bir mumyalanma olabilir, vücudunuz bir mağara sisteminde kurumaya bırakılabilir. Syme, “Yeraltı suyundan kalsiyumla kaplanan ve sarkıt ve dikitler oluşturan birçok mağara sistemi kalıntısı var” diyor. “İnsanlar mağaracılık yapmayı seviyorlar ve eğer mağara sistemleri gelecekte var olacaklarsa, bu durum sizin de başınıza gelebilir.”

    Cesedinizi neredeyse sonsuza dek korumak için son bir yöntem, bir fosil formunda olmasa da, sizi uzaya fırlatabilirler – ya da sizi Ay gibi hiçbir atmosferi olmayan, jeolojik olarak etkinlik göstermeyen bir gök cisminin yüzeyinde bırakabilirler.

    Syme, “Vücudunuzun sürekli olarak çürümez kalmasını istiyorsanız, uzay boşluğu çok iyi olurdu” diyor. Uzak gelecekte tekrar bulunmak isterseniz de size bir alıcı konabileceğini ekliyor.

    7- Ekstra bir şeyler bırakın!

    Milyonlarca yıl sonra bulunduğunuzu varsayarsak, yanınızda başka neler saklanabilir?

    Cep telefonları, biyolojik olarak bozulmayan diğer türetilmiş ürünler ve cep telefonlarında bulunan alaşımlar, altınlar ve nadir metaller gibi inert metaller, hepsi uzun süre dayanabilir.

    Cam da dayanıklıdır ve yüksek sıcaklıklara ve basınçlara dayanabilir. Archer, camın dayanıklılığının, vücudunuzla birlikte beton bir tabutun içinde üzerinde “TADINI ÇIKAR!” yazılı bir cam tabakası bırakırsanız fosilinizle birlikte bulunabileceğini söylüyor.

    “%100 emin olmak için elmas kullanılabilir,” diye ekliyor Syme. Bu son derece kalıcı bir şey. Bir lazer kullanarak, fosilleşmek için gittiğiniz yolları açıklayan bir mektup yazabilirsiniz.

    (Binlerce Yıl Sonraki Arkeologlara Bırakılacak Belgeler Hazırlanıyor)

    Ayrıca arkeolojik bağlamınızı önceden planlamak istiyorsanız, Syme katranlı yollar veya gökdelenlerin temellerinin iddialı olduğuna inanıyor. “Bu şeyleri inşa etmek için derinlere kadar kazdık. Gördüğünüz gibi… şehirlerin düzenleri de hala orada.” diyor.

    Unutmayın, yazdığınız kelimeler kaybolur ve işleriniz unutulur. Ama bir fosil mi? Bu belki de sonsuza dek kalabilir.

    BBC. John Pickrell. 15 Şubat 2018.

    Yazı kaynağı : arkeofili.com

    Fosil nedir? Fosil nasıl oluşur?

    Bir kalıntının fosil olması için üzerinden kaç yıl geçmesi gerekir?

    Fosiller Nasıl Oluşur? Kısaca Fosil Nedir?

    Fosiller Nasıl Oluşur? Kısaca Fosil Nedir?

    Latincede fosil, yerden çıkarma, yerden çıkarılmış olan ya da yerden çıkartılan anlamlarını taşımaktadır. Latince karşılığı ise kelime olarak fosillis olarak tanımlanır. Fosil, yer kabuğu katmanının en üst kısmını oluşturan tortul taşların genelinde, bazen iyi bir şekilde korunmuş, bazen ise sedimantasyon ve erozyon esnasında zarar görmüş olup, ölü organizma artıklarıdır.

    Fosil Nedir?
    Fosil, jeolojik dönemlerde yaşam sürdürmüş olan canlıların tanınabilir olan kalıntılarına denmektedir. Bir başka deyişle fosil, önceden yaşamış canlıların jeolojik biçimlendirme süresi içinde günümüz zamanına kadar varlığını sürdürmüş olan izler veya ölü atıklarıdır.

    Fosiller Nasıl Oluşur?
    Yaşamsal faaliyetlerini kaybeden canlı organizmalar fosilleşme adı verilen olaylar neticesinde fosil özelliğini kazanmaktadır. Fosilleşme olayları fiziksel, biyolojik ve de kimyasal tepkimeler bütünüdür. Bu tepkimeler ile yaşamsal faaliyetlerini yitirmiş olan canlılar bozulmaya başlarlar. Bozulan canlı artıkları uygun ortamlara denk gelirlerse fosil haline dönüşmeleri gerçekleşebilir.

    Fosilleşme olayları için en uygun ortamlar genellikle tortul taşların oluşumlarıdır. Endemik olarak metamorfik ve magmatik taşlarda da fosiller bulunabilmektedir. Canlı kalıntıları ancak uygun koşullarda fosilleşebilmektedir. Fosilleşme olayları bir takım olayların ve evrelerin neticesinde meydana gelir. Yaşamını yitirmiş olan tüm canlıların etleri ve derileri gibi yumuşak dokuları kısa sürede deforme olarak ortadan kalkar. Fakat bileşimlerinde bulunan anorganik maddeler, kemik, diş gibi oldukça sert kısımlar gerekli olan ortamlarda bulunduklarında fosilleşme sürecine katılabilmektedir.

    Bir canlı kalıntısının fosilleşme sürecine katılabilmesi için gerekli olan ilk koşul ile atmosfer tabakası ile temasının tamamen kaldırılmış olması gerekliliğidir. Atmosfer tabakası ile temasın kesilmesini, kireçtaşı, çamurtaşı gibi gözenek yapısı az olan taşlar, buz ve kehribar denilen fosil reçineler sağlamaktadır. Deniz canlılarının kalıntılarının fosil hale gelmesi karada yaşamış olan canlılara oranla daha kolaydır. Ölümden sonra canlı kalıntıları okyanus dibine çökerek tabanda bir tabaka oluştururlar ve bu kalıntılar sedimanlar tarafınca örtülerek bozulma olmadan saklanması sağlanmaktadır.

    Yazı kaynağı : www.milliyet.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap