Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    bir kişiye tam dokuz dokuz kişiye bir pul ne demek

    1 ziyaretçi

    bir kişiye tam dokuz dokuz kişiye bir pul ne demek Ne90'dan bulabilirsiniz

    “BİR KİŞİYE TAM DOKUZ, DOKUZ KİŞİYE BİR PUL”

    “BİR KİŞİYE TAM DOKUZ, DOKUZ KİŞİYE BİR PUL”

    Son günlerde en çok dillendirilen konular arasında yüksek düzeyde hem de 3-5 maaş alanlar var. Sosyal medyada kendilerine 3-5 maaş verilen yüksek düzey bazı zatların maaşlarının 200 bin TL’yi bile aştığı isimleri verilerek teşhir edilmektedirler.

    Türkiye’de 15 milyona yakın işsiz varken, 10 milyon çalışanın maaşları asgari ücret düzeyindeyken, birilerine devletin muhtelif kurum ve kuruluşlarından 3-5 maaş ödeniyor ve aldıkları ücret 200 bin TL’yi bile aşıyorsa, elbette çok önemli bir sorundur. Kendi işinde çalışan bir kimse ayda değil 200 bin, 1 milyon TL bile kazansa, kimsenin diyeceği bir şey olamaz. Yeter ki, namusuyla kazanmış ve kazancına göre vergisini vermiş olsun. Ancak, resmi kurum ve kuruluşlardan, ucu Devlet hazinesine dayanan teşkilâtlardan gerçekten de 3-5 okkalı maaş alanlar varsa, aldıkları paranın HARAM olacağı konusunda şüpheler olduğunu vurgulamakta yarar var.

    Bakın, bizim bu AKP’liler Necip Fazıl Kısakürek’i çok severler. Konuştukları zaman, bu gerçekten büyük şairin şiirlerinden örnekler vermeyi marifet bilirler. Necip Fazıl, şüphesiz değerli şairlerimizden biridir. Yeri gelince, elbette onun söylemlerinden örnekler sunmak, konuşmaları kuvvetlendirmek açısından önemlidir. Bakın, ben de bugünkü yazımda, bu büyük şairin (DESTAN) adını verdiği şiirinin bir bölümünü okuyucularımızın dikkatlerine sunmayı ve 3-5 maaş aldıkları öne sürülen mümtaz(!) simalarla ilgili sözlerimi tamamlamayı istedim. Merhum şair Necip Fazıl Kısakürek’in bugünkü yorum yazıma uygun (DESTAN) şiirinden bir bölümü gelin beraber okuyalım. Sonra yazımızı bağlayalım:

    ***

    Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!
    Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!
    Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul;
    Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.
    Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;
    Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!

    ***

    Gerçekten de şairin dediği gibi Allah’ın on pulunu bekleyen on kul varken, bir kişiye dokuz pulun verildiği, dokuz kişiye ise bir pulun bile düşmediği bir ortamda yaşamıyor muyuz!

    Necip Fazıl’ın şiirlerini dillerinden düşürmeyenlerin akıllarına Merhumun (DESTAN) şiirinin bu bölümü hiç mi gelmiyor! Yoksa rahmetlinin şiirlerini gerektiği yerde ve zamanda hesaplarına geldi zaman mı kullanıyorlar! Onlar, bu şiiri hatırlamıyorlarsa, bari biz hatırlatalım…

    TAŞLAMALAR

    NECİP FAZIL’I RAHMET

    VE MİNNETLE ANARKEN

    SÖYLEDİĞİ GİBİDİR

    YAŞANANLAR GERÇEKTEN

    BİR KİŞİYE ÜÇ-BEŞ İŞ(!)

    ON MİLYON İŞSİZ VARKEN

    (KURT BİLE BÖYLE TAKSİM

    YAPMAZ) İNAN GERÇEKTEN

    (KOMŞUSU AÇ, TOK YATAN

    BİZDEN DEĞİL) BUYRULMUŞ

    SARAYLILAR BELLİ Kİ

    TEBASINI(!) UNUTMUŞ

     BİZLER TEBA ONLARSA

    SARAYLIDIR KOMŞULUK

    GECEKONDUYA UYMAZ

    ORTADAN KALKMIŞ ARTIK

    Yazı kaynağı : siirtgazetesi.com.tr

    Bir ki�iye tam dokuz, dokuz ki�iye bir pul." Bran��na Sahip ��k - Memurlar.Net - Forum

    "�tt�r yem borusunu �tt�r, �tt�r, borazan!

    Bitpazar�nda satt�k, kalkamaz art�k kazan!

    Allah'�n ON PULUNU BEKLEYE DURSUN ON KUL;

    B�R K���YE TAM DOKUZ, DOKUZ K���YE B�R PUL

    Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara �ah olsa;

    Ya�as�n, kefenimin kefili karaborsa!" (Necip Faz�l K�sak�rek)

    Arkada�lar son atamada bran� ��retmenlerine �ok b�y�k bir haks�zl�k yap�lmad� m�?�airin de dedi�i gibi "Allah'�n ON PULUNU BEKLEYE DURSUN ON KUL; B�R K���YE TAM DOKUZ, DOKUZ K���YE B�R PUL" hesab�yla bizim hayallerimize bir set �ektiler. Atanmak bizim de hakk�m�z de�il mi? �stelik ayn� s�navda bizler 80-90 la a��kta kal�rken onlar 50-60.larda atans�n. Biz bran� ��retmenlerin �o�u 5 y�ll�k lisans fak�ltelerinden mezun oluyoruz. Birka� y�l �nce atanm�� ve bu sistemden pa�am� kurtarm�� olmama ra�men bu durum zoruma gidiyor, bu taksim ci�erimi yak�yor. Elbet herkes atans�n, tek istedi�imiz bu. Ama milli e�itim herkesi atam�yor i�te ve biz bran� ��retmenlerine haks�zl�k yap�yor.

    "BRAN�INA SAH�P �IK" ad�nda bir kampanya yapal�m. Y�r�y��, sendikayla g�r��me, mail f�rt�nas�, yetkililerle g�r��me, a��k mektup, face ve twit sayfalar� ... ne varsa ben var�m. Yeter ki art�k bizim de sesimiz ��ks�n. Herkes tercih derdine d��m��; biz bran� ��retmenlerinin de hakk� de�il miydi bu heyecan� ya�amak? Hep di�erlerine camdan m� bakaca��z ya da kapasitemizin de �st�ne ��kmay� deneyip 90 �st� puan almak zorunda m� kalaca��z (ki onu da almak can�ndan olmakt�r) Hadi art�k kendi "BRAN�INA SAH�P �IK"man�n zaman� gelmedi mi?

    Yazı kaynağı : forum.memurlar.net

    1 kişiye dokuz 9 kişiye bir pul düşmesi

    “Bir Kişiye Tam Dokuz, Dokuz Kişiye Bir Pul!”

    “Bir Kişiye Tam Dokuz, Dokuz Kişiye Bir Pul!”

    Sadece Türkiye’de değil tüm dünyadaki temel bir meseleden bahsetmek istiyorum; gelir eşitsizliği ya da bir başka deyimle gelir adaletsizliği… Tam da üstad Necip Fazıl Kısakürek’in haykırdığı gibi; “Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul / Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul / Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa / Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!”

    Dünyadaki gelir eşitsizliğinden bahsetmek isterim… Dünya nüfusunun yüzde 1,1’ine denk gelen dolar milyoneri 56,1 milyon kişi… Bu kişilerin toplam servetten aldığı pay ne kadar biliyor musunuz; tamı tamına yüzde 45,8. Yani, dünyanın toplam servetinin neredeyse yarısını… İlgili rapor, Ekonomi ve İş Araştırmaları Merkezine (CEBR) ait. Rapora göre;

    * Dünya ekonomisi Gayri Safi Yurtiçi Hâsılası (GSYH), ilk kez 2022’de 100 trilyon doları aşacak.
    * Hane halkının gelirden aldığı pay ile zenginlerin payları arasında makas giderek artıyor.
    * Dünyadaki tüm yetişkinlerin yüzde 55’inin net varlığı 10 bin doların altında.
    * Kuzey Amerika’daki iki ülkenin toplam hane halkı servetindeki bir yıllık artış 12,4 trilyon dolar olurken, bu rakam Afrika’daki toplam servetin neredeyse üç katına yakın.
    * Avrupa’da da durum farklı değil. İsviçre’de her 100 kişiden 15’i milyoner olarak kabul ediliyor. Dünya nüfusunun yüzde 1,1’ine denk gelen dolar milyoneri 56,1 milyon kişinin toplam servetten aldığı pay yüzde 45,8.
    * Milyarderler servetlerini her iki günde bir, 1 milyar dolar daha artırıyor.
    * Tüm dünyada temel ürünlerin fiyatı son on yıllarda olmadığı kadar arttığı için gıda ve enerji sektörlerindeki milyarderler servetlerini her iki günde bir 1 milyar dolar daha artırıyor.
    * Bu, pandemi sırasında her 30 saatte bir yeni bir milyarder ortaya çıktığı anlamına geliyor.
    * Ortaya çıkan her yeni milyardere karşılık yaklaşık bir milyon insan 2022 yılında neredeyse aynı hızda derin yoksulluk yaşıyor.
    * Tüm bu tablo karşısında, Davos’ta geçenlerde yapılan Dünya Ekonomik Forumu’nda tam bir çelişki yaşandı; siyasi liderler, en varlıklı, krizin ekonomik etkisini en az hisseden ve birçoğunun çok az vergi verdiği bilinen uluslararası patronları dinlemeye geldi!
    ***
    İşte dünyayı altüst eden en büyük yaman çelişki budur! Yani, gelir eşitsizliği, yani gelir adaletsizliği.
    Gelir adaletsizliği olan bir toplumda huzur olmaz!

    FİYATLAR NEDEN ARTIYOR?

    1960’lı yıllar… Hindistan’da büyük bir ekonomik kriz yaşanır.
    Temel ihtiyaç maddeleri fiyatları inanılmaz bir şekilde artar. Eşyalardaki pahalılık artık halkın dayanamayacağı bir duruma gelir.

    Halk, büyük âlimlerden olan Muhammed Yusuf Kandehlevi’nin kapısını çalar. Pahalılıktan ve fiyat artışından yakınır. Bu durumda ne yapmaları gerektiğini sorarlar.

    Kandehlevi’nin nasihati dikkat çekicidir; “İnsanlar ve eşyalar Allah katında iki elin, iki terazinin kefesi gibidir. Eğer Allah katında insanın değeri artarsa eşyanın değeri düşer ve fiyatlar ucuzlar. Ama eğer Allah katında insanın değeri düşerse eşyanın değeri artar ve fiyatlar yükselip pahalılık olur. Siz Allah katındaki değerinizi yükseltmeye bakın ki, böylece insanın değeri yükselsin ve eşyanın değeri de azalıp fiyatlar da düşsün.”

    Sonra, kendisine şikâyete gelenlere dönüp şu ayeti bu ifadelerine delil olarak okur: “Eğer o şehirlerin halkı (hakkıyla) iman edip takva sahibi olsalardı muhakkak onların üzerine gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık” (Araf, 96).

    DEDİM - DEDİ!

    * “Haremlik selamlık” dedim… “Eğlence güzel” dedi.
    * “Fakirlik yoksulluk” dedim… “Batı bizi kıskanıyor” dedi.
    * “İşsizlik” dedim... “İş beğenmeyenler var” dedi.
    * “Eşcinsellik” dedim... “Özgürlük” dedi.
    * “Zina” dedim... “Eskiden de vardı” dedi.
    * “Domuz eti” dedim... “Kasaplık et” dedi.
    * “Faiz” dedim... “Dünya gerçeği” dedi.
    * “Yalan dolan” dedim... “Çaktırma” dedi.
    * “Yazlık kışlık saraylar” dedim... “İtibardan tasarruf olmaz” dedi.
    * “Lüks uçaklar, arabalar” dedim... “Hazımsızlık yapma” dedi.
    * “Ahlâksız TV dizileri” dedim... “Kumanda elinde, kapat” dedi.
    * “Tarım bitti” dedim... “ Ukrayna buğdayı var ya” dedi.
    * “Hayvancılık bitti” dedim... “Karkas sana yeter” dedi.
    * “D-8 ne oldu?” dedim... “ Avrupa Birliği” dedi.
    * “Enflasyon” dedim... “Tüm dünyada var” dedi.
    * “ Irak” dedim…“ ABD stratejik ortağımız” dedi.
    * “ Suriye” dedim... “Esed’le görüşmem” dedi.
    * “Doğu Türkistan” dedim... “Teröre karşı Çin’le aramız iyi” dedi.
    * “ Kudüs” dedim... “ İsrail bayrağı dalgalansın” dedi.
    (Metin Kızılok/Mersin, İlahiyatçı-yazar, Saadet Partisi Akdeniz Eğitim Başkanı)

    TYB TÜRKİYE KÜLTÜR VE SANAT YILLIĞI 2022

    Türkiye’nin tek kültür ve sanat yıllığı olma özelliğini koruyan Türkiye Kültür ve Sanat Yıllığı’nın 2022 sayısı çıktı.

    Türkiye Yazarlar Birliğinin 1984 yılından bu yana geleneksel olarak yayımladığı yıllığın benzerlerinden farkı; bir önceki yılın kültür, sanat, edebiyat, siyaset, ekonomi, basın, yayıncılık, din ve düşünce dünyasına dair önemli olayları kayda geçirmiş olması.

    Alanında uzman yazarların, akademisyenlerin tarihe tanıklık eden değerlendirme ve tespitlerinden oluşan TYB 2022 yıllığının editörlüğünü Mehmet Kurtoğlu yaptı. TYB Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kâzım Arıcan sunuş yazısında yıllığı yayımlama gerekçelerini açıkladı. Arıcan, “Toplumsal hafızanın kaybolmaması, güçlü, güvenilir ve öğrenilebilir olması önemlidir” dedi.
    ***
    TYB Türkiye Kültür ve Sanat Yıllığı 2022 sayısında yer alan ‘Deneme’ bölümünü yazarımız Hüseyin Akın kaleme aldı. Mahmut Erdemir, Yunus Emre Altuntaş, Ejder Okumuş, Prof. Dr. Mustafa Acar, Yunus Şahbaz, Ahmet Varol, Ali K. Metin, Necip Tosun, Mehmet Kurtoğlu, İbrahim Ulvi Yavuz, İbrahim Demirci, İdris Ekinci, Münir Tireli, Gülcan Tezcan, Taceddin Ural, Mustafa Uçurum, Mehmet Kahraman, İbrahim Eryiğit, Mehmet Pektaş, Halit Yıldırım, Asım Öz yıllığa katkı sundu.
    ***
    İsteme adresi: Sümer 1. Cad. 11/5 Kızılay / Ankara. Telefon: 0312 232 05 71 – 72 E-posta: [email protected]

    Yazı kaynağı : www.milligazete.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap