Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    cuma suresinin 9 10 11 inci ayetleri

    1 ziyaretçi

    cuma suresinin 9 10 11 inci ayetleri Ne90'dan bulabilirsiniz

    Cuma suresinin anlamı ve fazileti nedir? Cuma suresi 9.10.11. Ayetlerinin Türkçe ve Arapça okunuşu ve meali!

    Cuma suresinin anlamı ve fazileti nedir? Cuma suresi 9.10.11. Ayetlerinin Türkçe ve Arapça okunuşu ve meali!

    Cuma suresinin anlamı ve fazileti nedir? Cuma suresi 9.10.11. Ayetlerinin Türkçe ve Arapça okunuşu ve meali!

    Müslümanlar için cuma namazının önemini anlatan cuma suresinin 9.10. ve 11. Ayetleri olan sın 3 ayetin anlamı merak ediliyor. Cuma suresinin son 3 ayetinde cuma namazının fazileti ve önemi bildirilmiştir. Peki, Cuma suresinin anlamı nedir? İşte Cuma suresi 9. 10. 11. ayetlerinin okunuşu ve meali...

    Müslüman alemi için önemli günlerden biri olan cuma gününde okunan cuma suresinin anlam ve önemi merak ediliyor. Bu mübarek günde okumak için cuma suresi son 3 ayetinin anlamı, cuma suresi 9. 10. 11. ayetlerinin okunuşu ve mealini bir araya getirdik.

    CUMA SURESİ NEDİR?

    Cuma Suresinde başlıca, Hz. Muhammed'in peygamber olarak gönderilişi ve Cuma namazı ile ilgili bazı hükümler yer almaktadır. Yüce Allah, cuma suresi 9 10 11. ayetlerinde 'Cuma günü namaza çağırıldığı zaman, hemen Allah'ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın' buyurmuştur.

    CUMA SURESİNİN ANLAMI NEDİR?

    Cuma suresiyle ilgili Peygamber Efendimiz (s.a.s) Cuma Suresini okuyan kişinin Müslüman şehirlerden birinde Cuma namazına gelen ve gelmeyenlerin sayısı kadar sevap kazanacağını rivayet etmiştir. Yine alimlerin rivayetlerine göre kısmeti kapanan kişilerin Cuma Suresini 3-5 veya 7 defa okuması tavsiye edilir. Cuma Suresi gibi diğer surelerinde gün içinde okunması Allah kelamını anmak bakımından çok kıymetli olduğu için her günü Kuran-ı Kerim okuyarak geçirmek çok sevaptır.

    CUMA SURESİ SON 3 AYET (CUMA SURESİ 9. 10. 11. AYETİ)

    9. Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah'ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır.

    10. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin. Allah'ı çok zikredin; umulur ki kurtuluşa erersiniz.

    11. Onlar bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: Allah'ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha yararlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

    CUMA SURESİ OKUNUŞU

    Bismillahirrahmanirrahim

    1.Yusebbihu lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardıl melikil kuddûsil azîzil hakîm(hakîmi).

    2.Huvellezî bease fîl ummiyyîne resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete, ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin).

    3.Ve âharîne minhum lemmâ yelhakû bi him, ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).

    4.Zâlike fadlullâhi yu’tîhi men yeşâu, vallâhu zûl fadlil azîm(azîmi).

    5.Meselullezîne hummilût tevrâte summe lem yahmilûhâ ke meselil hımâri yahmilu esfârâ(esfâren), bi’se meselul kavmillezîne kezzebû bi âyâtillâh(âyâtillâhi), vallâhu lâ yehdîl kavmez zâlimîn(zâlimîne).

    6.Kul yâ eyyuhâllezîne hâdû in zeamtum ennekum evliyâu lillâhi min dûnin nâsi fe temennevûl mevte in kuntum sâdikîn(sâdikîne).

    7.Ve lâ yetemennevnehû ebeden bi mâ kaddemet eydîhim, vallâhu alîmun biz zâlimîn(zâlimîne).

    8.Kul innel mevtellezî tefirrûne minhu fe innehu mulâkîkum summe turaddûne ilâ âlimil gaybi veş şehâdeti fe yunebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).

    9.Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ nûdiye lis salâti min yevmil cumuati fes’av ilâ zikrillâhi ve zerûl bey’a, zâlikum hayrun lekum in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).

    10.Fe izâ kudiyetıs salâtu fenteşirû fîl ardı vebtegû min fadlillâhi vezkurûllâhe kesîran leallekum tuflihûn(tuflihûne).

    11.Ve izâ raev ticâraten ev lehveninfaddû ileyhâ ve terakûke kâimâ(kâimen), kul mâ indallâhi hayrun minel lehvi ve minet ticârati, vallâhu hayrur râzıkîn(râzıkîne).

    CUMA SURESİ MEALİ

    1. Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan Allah'ı tesbih eder.

    2. Çünkü ümmîlere içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab'ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler.

    3. (Peygamberi) müminlerden henüz kendilerine katılmamış bulunan diğer insanlara da göndermiştir. O, azîzdir, hakîmdir.

    4. Bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.

    5. Tevrat'la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerce kitap taşıyan merkebin durumu gibidir. Allah'ın âyetlerini yalanlamış olan kavmin durumu ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.

    6. De ki: Ey yahudiler! Bütün insanlar değil de, yalnız, kendinizin Allah'ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız, bunda da samimi iseniz, haydi ölümü temenni edin (bakalım)!

    7. Ama onlar, önceden yaptıklarından dolayı ölümü asla temenni etmezler. Allah, zalimleri çok iyi bilir.

    8. De ki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir.

    9. Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah'ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır.

    10. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin. Allah'ı çok zikredin; umulur ki kurtuluşa erersiniz.

    11. Onlar bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: Allah'ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha yararlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

    Yazı kaynağı : www.cnnturk.com

    Cuma Suresi 9-10-11. Ayetleri Türkçe okunuşu ve Anlamı

    Cuma Suresi 9-10-11. Ayetleri Türkçe okunuşu ve Anlamı

    Cuma Suresi 9-10-11. Ayetleri anlamı nedir, ne zaman ve neden okunur? Fazileti ve faydaları nelerdir? Cuma suresi hangi cüzde yer alıyor? Kuran-ı Kerim, Cuma namazı hakkında ne diyor? Cuma Suresi 9-10-11. Ayetleri Kısaca tefsiri, açıklaması…

    Müslümanların bayramı olarak bilinen Cuma Günü yapılan ibadetler dinimiz için de önemli ve sevaplı görülmektedir. Müslümanlar tarafından Cuma Günü, Cuma Suresinin 9-10-11. Ayetleri okumanın fazileti araştırılıyor. Cuma suresinin son 3 ayetinin anlamı, Cuma Suresi 9-10-11. Ayetleri Arapça, Türkçe okunuşu ve meali vatandaşlar tarafından merak ediliyor.

    Cuma suresi Kuran-ı Kerim’de 62 suredir ve 11 ayetten oluşur. Cuma Suresi 28. Cüzde yer alır. Medine döneminde, muhtemelen hicretin birinci yılında nâzil olmuştur.

    Peki, Cuma Suresi 9 10 11 ayetleri ne için okunur? Cuma günü cuma suresi kaç kere okunur? Cuma suresinin önemi ve fazileti nedir? ilk Cuma namazı nerede kılındı? Cuma namazının adı nedir? Cuma suresi 9 10 11 ayetler ne ile alakalı? Cuma süresi 9 10 11 ayetleri oku

    Cuma Suresi 9-10-11. Ayetleri

    Kuran-ı Kerim’deki sure sırasına göre 62. sure ve iniş sırasına göre 110. sure olan Cuma suresi toplamda 11 ayettir. Son 3 ayeti Cuma Suresi 9. ayet, Cuma Suresi 10. ayet, Cuma Suresi 11. ayet Arapça yazılışı ve okunuşu, anlamı şu şekildedir;

    یَا أَیُّهَا الَّذینَ آمَنُوا إِذَا نُودی لِلصَّلَاةِ مِن یَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَی ذکْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَیْعَ ذَلِکُمْ خَیْرٌ لَّکُمْ إِن کُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû iżâ nûdiye lissalâti min yevmi-lcumu’ati fes’ev ilâ żikri(A)llâhi ve żerû-lbey’(a)(t) żâlikum ḣayrun lekum in kuntum ta’lemûn(e)

    Anlamı: Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah’ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır.

    فَإِذَا قُضِیَتِ الصَّلَاةُ فَانتَشرُوا فِی الْأَرْضِ وَابْتَغُوا مِن فَضْلِ اللَّهِ وَاذْکُرُوا اللَّهَ کَثِیراً لَّعَلَّکُمْ تُفْلِحُونَ

    Fe-iżâ kudiyeti-ssalâtu fenteşirû fî-l-ardi vebteġû min fadli(A)llâhi veżkurû(A)llâhe keśîran le’allekum tuflihûn(e)

    Anlamı: Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan isteyin. Allah’ı çok zikredin; umulur ki kurtuluşa erersiniz.

     وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْواً انفَضُّوا إِلَیْهَا وَتَرَکُوکَ قَائِماً قُلْ مَا عِندَ اللَّهِ خَیْرٌ مِّنَ اللَّهْوِ وَمِنَ التِّجَارَةِ وَاللَّهُ خَیْرُ الرَّازقِینَ 

    Ve-iżâ raev ticâraten ev lehven(i)nfaddû ileyhâ ve terakûke kâ-imâ(en)(t) kul mâ ‘inda(A)llâhi ḣayrun mine-llehvi ve mine-tticâra(ti)(t) va(A)llâhu ḣayru-rrâzikîn(e)

    Anlamı: Onlar bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: Allah’ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha yararlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

    Cuma suresinin son 3 ayeti açıklamasına geçmeden önce Cuma ve Cuma namazı hakkında birkaç önemli hususu belirtmek gerekir.

    Cuma gününe El-Cum’a denir, çünkü kelimenin tam anlamıyla toplanma anlamına gelen El-Cem kelimesinden türetilmiştir. Cuma, İslami bir terimdir. Cum‘a (cumua, cumaa) “toplamak, bir araya getirmek” anlamındaki cem‘ kökünden isimdir. İslam öncesi cehalet günlerinde (Cahiliye Döneminde) Araplar buna Arabah (Arûbe) günü derlerdi. İslam’da Müslümanların cemaat günü olarak ilan edildiğinde, Cuma günü olarak yeniden adlandırıldı.

    İslam’dan önce, haftanın bir gününü ibadete ayırmak ve onu toplumun bir simgesi olarak görmek, önceki kutsal dinlerin veya kitapların inananları arasında yaygındı.

    Cuma namazının hangi tarihte farz kılındığı konusunda iki rivayet vardır.

    Birinci rivayete göre Abdullah bin Mesud ve Ebu Mesud Ensari’nin rivayet ettiği hadislerden, Cuma namazının Peygamber (s.a.v.)’e hicretten bir süre önce Mekke’de farz kılındığı rivayet edilmektedir. Fakat o zaman müşriklerin engellemesi yüzünden Hz. Peygamber cemaat ile amel edemezdi, çünkü Mekke’de toplu halde ibadet yapmak mümkün değildi.

    İkinci rivayete göre ise cuma namazı hicret sırasında farz kılınmıştır. Resûlullah Medine’ye bir saat mesafede bulunan Kubâ’ya ulaşınca orada konaklamış, Pazartesi’den Perşembe’ye kadar ashabı ile beraber çalışarak İslâm’ın ilk mescidi olan Küba Mescidini inşa etmiştir. 12 Rebiülevvel 622 yılında Peygamber Efendimiz burada iki kez hutbe verdikten sonra cemaate ilk defa Cuma namazını kıldırmıştır. (İbn Hişâm, I, 494)

    Dolayısıyla Cuma namazının kılınması, Peygamber’in (s.a.v.) Medine’ye hicretinden sonra yaptığı ilk işlerden biridir.

    Hazreti Peygamber’in (s.a.v.) bu gün öğle namazı yerine Cuma namazını kıldırdığı ve bu namazın iki rekât olduğu ve ondan önce hutbe okuduğu Cuma namazının kılınış şeklini teyit etmektedir. Cuma namazı ile diğer günlerdeki öğle namazı arasındaki tek fark budur.

    Hz. Ömer (r.a.) şöyle demiştir: Peygamberinizin (s.a.v) dilinden bildirdiği emre göre, yolcunun namazı iki rekât, sabah namazı iki rekât ve Cuma namazı da iki rekâttır. Bu, tamdır, kısaltılmış namaz değildir ve Cuma namazı, sadece hutbeden dolayı kısaltılmıştır.

    Cuma Suresi 9-10-11. Ayetleri ne anlatıyor? Kısaca tefsiri, açıklaması…

    Cuma Suresi’nin 9. Ayetinde; “Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah’ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır” buyurulmaktadır.

    İslam âlimlerinin ortak görüşüne göre burada zikredilen ezan, hutbeden çok önce namaz vaktinin başladığını duyurmak için yapılan çağrıyı (Cuma ezanı) değil, hutbeden hemen önce yapılan çağrıyı ifade eder.

    Ayette geçen Allah’ı anmaya koşun emri, Cuma hutbesini ifade eder, çünkü Peygamber (s.a.v.)’in çağrıdan sonra yaptığı ilk iş hutbe okumaktı ve hutbeden sonra her zaman namazı o kıldırdı.

    Ebu Hureyre (r.a.) Resulullah’ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Cuma günü melekler, geldikleri zaman insanların isimlerini yazmaya devam ederler. Sonra imam hutbeyi vermek için dışarı çıktığında isimleri yazmayı bırakırlar ve dikkatlerini zikre (yani hutbeye) çevirirler. (Müsned Ahmed, Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai). Bu hadis, Allah’ı anmanın veya zikrin hutbeyi ima ettiğini de göstermektedir.

    Kur’an-ı Kerim’in nasihati de aynı şeye işaret etmektedir. Öncelikle Allah’ın zikrine koşun; Sonra Cuma Suresinin 10. ayetinde şöyle der: “Sonra namaz bitince yeryüzüne dağılın.” Bu da gösteriyor ki, Cuma günü ibadetin sırası, önce Allah’ı anmak, sonra namaz kılmaktır. Müfessirler ayrıca zikrin ya hutbeyi, ya da hem hutbeyi hem de namazı ima ettiği konusunda hemfikirdirler.

    Allah’ı anmaya acele etmek, mescide koşarak gelmek değil, acele etmek demektir. İslam âlimlerinin geneli de bu anlam üzerinde hemfikirdirler. Onlara göre acele etmek, ezanı işitince hemen camiye gitmek için hazırlıklara başlamak demektir.

    Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Namaza başlayınca, ona koşarak değil, sükûnet ve ağırbaşlılıkla yürüyerek gelinmelidir.”

    Farz namaza yetişilmese dahi imamla birlikte namaza devam edilmeli, kaçırdığı rekatları ise daha sonra müstakil olarak tamamlamalıdır.

    Cuma Suresi’nin 10. Ayetinde; “Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan isteyin. Allah’ı çok zikredin; umulur ki kurtuluşa erersiniz.” buyurulmaktadır.

    Bu, Cuma bittikten sonra rızık aramak için gidilmesinin zorunlu olduğu anlamına gelmez, sadece izin anlamına gelir. Namaza çağrı yapılır yapılmaz dünyevi işlerin durdurulması emrolunduğuna göre, namaz bittikten sonra insanların diledikleri işlere ve mesleğe yönelmeleri caizdir.

    Kur’an’ın çeşitli yerlerinde, bir talimat, bir nasihat veya bir emir verdikten sonra, “belki başarıya ulaşırsınız” veya “umulur ki size merhamet edilir” şeklinde sözler kullanılmıştır. Bu gibi durumlarda “belki” ifadesinin kullanılması, Allah korusun, şüphe uyandırdığı anlamına gelmez, aksine asil bir hitap tarzıdır. İyi bir efendinin, kullarına arzu edilen gaye ve mükâfatı elde etmeleri ve kazanmaları için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya devam etmelerini ümit etmesi gibi, kulu ümitle dolduran, vazife ve yükümlülüklerini yerine getiren ince bir vaat içerir.

    Onlar bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: Allah’ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha yararlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

    Surenin iniş (nüzul) sebebine 11. ayette yer alan Cuma namazı ile ilgili hükümlerin emredilmesinin neden olduğu işaret edilmiştir.

    Sûrenin son üç âyetinde, cuma vakti gelince dünyevi işleri bırakıp camiye gitme, namaz kılınınca tekrar rızık aramak için işe dönme ve Allah’ın fazlu keremine sığınarak geçim için çalışma emredilmiştir. Ayrıca cami veya mescit içinde olduğu gibi dışında da Allah’ı anmanın önemi vurgulanmıştır.

    Aynı zamanda imam cuma hutbesini okurken mescitten çıkmanın yasak veya uygun olmadığı bir davranış olduğunu yine bu ayetten anlıyoruz.

    Cabir bin Abdullah, Abdullah bin Abbas, Ebu Hureyre, Ebu Malik, Hasan Basri, İbn Zeyd, Katade ve Mukatil bin Hayyan’dan rivâyet edilen hadis kitaplarında rivayet edilen hadise şöyledir:

    Suriye’den bir ticaret kervanı geldi. Medine’de Cuma namazı vaktinde ve halkı, geldiklerini bildirmek için davul çalmaya başladılar. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) o sırada hutbe okurken, davulu işiten cemaattekiler sabırsızlanarak, 12 adam dışında kervanın durduğu yere Bakî’ye doğru fırladılar. Bu durum mescitte on iki kişiyle kalan Hz. Peygamber’i çok üzmüştü.

    Bu rivayetteki en sahih hadis Cabir bin Abdullah’tır. İmam Ahmed, Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Uvana, Abd bin Humaid, Ebu Yala ve diğerleri tarafından güvenilir kanallardan nakledilmiştir. Tek farklılık, bazı rivayetlerde olayın namaz kılarken gerçekleştiğinin belirtilmesidir. Diğer rivayetlerde ise, Peygamber hutbeyi verirken böyle olmuştur. Ancak Cabir’in hadisi ile diğerlerinin hadisleri birlikte okunduğunda doğru görünen şey, bunun hutbe sırasında vuku bulduğudur.

    “Onlar bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: Allah’ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha yararlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”

    Söz konusu kervan Şam tarafından geliyordu ve o yıl Medine’de büyük bir kıtlık hüküm sürdüğünden daha çok zahire ve yiyecek taşıyordu.

    Şiî âlimler de bu hadiseyi sahabeyi alaya almak ve kusur bulmak için kullanmışlardır. Bu kadar çok sahabenin, dünya menfaati ve eğlencesi için hutbeyi ve namazı terk etmelerinin, dünyayı âhirete tercih ettiklerinin delili olduğunu söylerler. Ancak bu, ancak gerçeklere göz yumulursa ortaya atılabilecek yersiz bir itirazdır.

    Ancak bu âyetlerden anlaşıldığına göre sûrenin gelişine kadar ashap arasında cami ve cemaat âdâbıyla ilgili bir disiplin henüz teşekkül etmemişti. Nitekim bu olay hicretin hemen ardından gerçekleşmiştir. O dönemde bir yandan sahabelerin bilgisi ve eğitimi başlangıç ​​aşamasındayken, diğer yandan Mekkeli kâfirler, Medinelileri, hayatın zaruretlerini ortadan kaldıran sıkı bir ekonomik ablukaya tabi tutmuşlardı. Dolayısıyla şehirde yaşam için gerekli şeyler kıt hale gelmişti.

    İnsanlar, namaz bitmeden ürünler tükenmesinler diye günlük ihtiyaç duydukları şeyleri almak için dışarı çıktılar. Bu, yetersiz eğitim ve koşulların ciddiyeti nedeniyle aniden ortaya çıkan bir zayıflık ve hataydı.

    Allahu Teala bu son ayet-i kerime ile gerçek dindarlığın yalnız mescitler içinde ibadet etmekle elde edilemeyeceğine, dindarın günlük hayatında da Allah’ı unutmaması gerektiğine ve kurtuluşun buna bağlı olduğuna işaret edilmiştir.

    Burada, herkes kolayca anlayabilir ki, Allah Teâlâ’nın sahabeden çok sayıda kişinin yaptığı hatadan bahsetmiş olması, bu sahabeleri tenkit edenleri desteklemediği gibi, kendileri hakkında abartılı fikirlere sahip olan ve asla hata yapmadıklarını iddia eden kimselerin fikirlerini de desteklememektedir. Allah Teâlâ’nın kıyamete kadar bütün ümmetin okuyacağı Kitap Kuran-ı Kerim’de onların bağışlandıklarını ve Allah’ın seçkin kulları olduklarını zikrederek bildirmiştir.

    Gerçek şu ki, Peygamber (s.a.v.)’in sahabeleri olağanüstü varlıklar değillerdi: onlar sadece bu dünyada doğmuş insanlardı. Her ne elde ettilerse, Peygamber (s.a.v.)’in uzun yıllar boyunca verdiği ısrarlı eğitim sayesinde elde ettiler.

    Bu Cuma namazı konusunda, ticaret kervanı olayı meydana geldiğinde, Allah’ın Cuma Suresi ayetlerinin bu bölümünü, uyarı yapmak ve Cuma namazının görgü kurallarını öğretmek için indirdiğini görüyoruz.

    Selman-ı Farisî (r.a.) Rasûlullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu rivayet eder:

    “Cuma günü yıkanan, mümkün olduğu kadar temizlenip temizlenen, saçlarına yağ sürerek veya varsa güzel kokular kullanan Müslüman, mescide gelir ve abdestini alır. Başkalarını rahatsız etmeden yerini alır, sonra Allah’ın kendisine takdir ettiği namazı kılar, imam konuştuğunda (hutbeyi) sessizce dinler, önceki Cuma’dan beri işlenen günahları ve hataları affedilir. (Buhari, Müsned Ahmed).

    Ebu Hureyre (r.a.) Resulullah’ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:

    “Cuma günü hutbede bir kimseye sus demişsen, sen de yanlış yapmışsındır. (Buhari, Müslim, Nesai, Tirmizi, Ebu Davud).

    Cabir bin Samura, Peygamber’in (s.a.v.) asla uzun bir hutbe vermediğini, her zaman çok kısa olduğunu söyler. (Ebu Davud)

    Abdullah bin Ebî Avfe diyor ki: Rasûlullah’ın (s.a.v.) hutbesi namazdan kısa, namaz da hutbeden biraz uzun idi. (Nesai)

    Ammar bin Yasir’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Namazın uzun olması ve hutbenin kısa olması, imamın dinde derin bir kavrayışa sahip olduğunun alametlerindendir. (Müsned Ahmed, Müslim)

    Cuma günü, Müslümanların bayramıdır ve aynı zamanda bilinçlenme, bilgilenme ve günahlardan arınma, kaynaşma ve dayanışma günüdür. Cuma namazı, akil ve baliğ olan erkek Müslümanlara farzdır. Cuma namazının cemaat ile birlikte mescitte veya camide kılınması da farzdır.

    Ebu Hureyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Cuma günü hakkında şöyle buyurmuştur:

    “Cuma günü bir saat (vakit) vardır ve bir Müslüman namaz kılarken onu bulur ve Allah’tan bir şey isterse, Allah onun talebini mutlaka yerine getirir.” Ve (Peygamber) o zamanın kısalığını elleriyle işaret etti. (Sahih-i Buhari 935)

    “Cuma içindeki icabet saati, (dua ve dileklerin kabul edildiği an) Ramazan içindeki Kadir Gecesi gibidir.”

    Peygamber (s.a.v.)’in ashabından Ebu’l-Câd ed-Damri’den rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

    “Kim gafletten dolayı üç cumayı kaçırırsa, Allah (cc) onun kalbini mühürler.”

    Cuma günü ve gecesi Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e salavat getirmenin sevap ve fazileti büyüktür. Çünkü mü’minler sahip oldukları iman nimetini ve İslâm saâdetini Hz. Peygamber (sav)’e borçludurlar. Cenab­-ı Hak O’nun hürmetine hem dünyevi hem de uhrevi saâdeti ve hayrı mü’minlere bahşetmiştir.

    Bununla birlikte Müslümanlar cuma günü, ibadetlerine daha çok dikkat etmeli ve Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem)’e salât ü selâmda bulunmalıdırlar. Aynı zamanda Hz. Peygamberin hadisleri ve Kuran-ı Kerim’in ışığıyla günlük ibadetlerini daha ihlaslı yapmaya özen göstermelidirler.

    Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem), Cuma günü Cuma Suresini okuyan kişinin Müslüman şehirlerden birinde Cuma namazına gelen ve gelmeyenlerin sayısı kadar sevap kazanacağını rivayet etmiştir.

    Yine İslam alimlerin rivayetlerine göre kısmeti kapanan kişilerin Cuma Suresini 3-5 veya 7 defa okuması tavsiye edilir. Cuma Suresi gibi diğer surelerinde gün içinde okunması Allah kelamını anmak bakımından çok kıymetli olduğu için her günü Kuran-ı Kerim okuyarak geçirmek çok sevaptır.

    Kısmeti, nasibi veya talihi kapalı olanlar, Cuma Suresini günde 3, 5 veya 7 kere okursa, Allah’ın izni ile kısmetleri açılır. Allahü Teala en kısa zamanda kişinin okuduğu ve devam ettiği bu sure hürmetine o kuluna kısa zamanda evlenmeyi nasip eder.

    Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:

    “Cuma Suresini okuyan kişiye, Müslüman şehirlerden bir şehirde Cuma Namazına gelen ve gelmeyenlerin sayısınca on sevap verilir.”

    Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) uyumadan önce Müsebbihat (İsra, Hadid, Haşr, Cuma, Saff, Teğabün ve A’la) Surelerini okurdu.

    Dargın olan eşlerin aralarının düzelmesi için de 3 veya 7 kere okunursa, Allah’ın izniyle eşlerin arası düzelir. Aralarındaki soğukluk ve huzursuzluklar gider, birbirlerine karşı muhabbet meydana gelir. Bu sureyi okumayı adet haline getiren kimseye,

    Bu sureyi okumaya devam edenler, şeytan vesveselerinden korunur.

    Cuma suresinin 4. ayeti bir yere asılırsa, orası bereketlenir. Allah’u Teala, o yeri her türlü felaketlerden korur.

    Bu yazılar da ilginizi çekebilir;

    Yazı kaynağı : www.nukteler.com

    Cuma Suresi Oku - 9-11. ayetleri Cuma suresi hangi cüzde? - Fikriyat Gazetesi

    Cuma Suresi Oku - 9-11. ayetleri Cuma suresi hangi cüzde? - Fikriyat Gazetesi

    Cuma suresinin faziletleri nelerdir?

    Cuma suresi, Medine döneminde indirilmiş ve 9 ayetten oluşmuştur. Adını "elCumu'a" kelimesinden alır. Peki, Cuma Suresi okunuşu nasıldır? Cuma suresi kaç defa okunmalı? Cuma suresinin anlamı nedir? Cuma Suresi hangi cüz? Cuma suresi okunuşu, meali ve faziletleri!

    Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:

    "Cuma Suresini okuyan kişiye, Müslüman şehirlerden bir şehirde Cuma Namazına gelen ve gelmeyenlerin sayısınca on sevap verilir."
    Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) uyumadan önce Müsebbihat (İsra, Hadid, Haşr, Cuma, Saff, Teğabün ve A'la) Surelerini okurdu.

    Cuma suresi okumak neye iyi gelir?

    Kısmeti kapalı olanlar, Cuma Suresini günde 3, 5 veya 7 kere okursa, kısmetleri açılır. Allahü Teala en kısa zamanda okuduğu ve devam ettiği bu sure hürmetine o kuluna kısa zamanda evlenmek nasip eder.

    Dargın olan eşlerin aralarının düzelmesi için de 3 veya 7 kere okunursa, eşlerin arası düzelir. Aralarındaki soğukluk ve kızgınlık Allah'u Teala'nın izniyle gider, birbirlerine karşı muhabbet meydana gelir. Bu sureyi okumayı adet haline getiren kimseye, Müslüman memleketlerinde Cuma namazına gelen ve gelmeyen kimselerin sayısı kadar sevap verilir. Bu sureyi okumaya devam edenler, şeytan vesveselerinden korunur. Cuma suresinin 4. ayeti bir yere asılırsa, orası bereketlenir. Allah'u Teala, o yeri her türlü felaketlerden korur.

    Cuma Suresi hangi cüzde?

    Medine döneminde inmiştir. 11 âyettir. Sûre, adını 9. âyette geçen "elCumu'a"kelimesinden almıştır. Sûrede başlıca, Hz. Muhammed'in peygamberolarak gönderilişi, Yahudilerin Allah'ın dininden yan çizmeleri ve Cumanamazı ile ilgili bazı hükümler konu edilmektedir.

    Esmâ-i hüsnâdan dört ismin yer aldığı bir tesbih ifadesiyle başlayan sûrede Hz. Peygamber'in gönderilmesinin hikmetlerine değinilmekte, kendilerine Tevrat verilenlerin bu ilâhî emanetin sorumluluğunu taşıyamadıkları belirtilip yahudilerin bazı bencilce iddiaları eleştirilmekte, cuma namazının müslümanlar açısından taşıdığı önem ve bu ibadetin anlamı üzerinde durulmaktadır.

    Bazı müfessirlere göre bu sûrede yahudilerin kendileri için övünç konusu yaptıkları şu üç iddia çürütülmüştür: a) Yalnız kendilerinin kutsal kitap sahibi oldukları ve başka bir toplumun içinden peygamber çıkamayacağı, b) Kendilerinin Allah'ın has ve imtiyazlı kulları oldukları, c) Allah'ın kendileri için kutsal bir gün (cumartesi) belirlediği ve müslümanların kutsal kitaplarında ise böyle bir belirleme bulunmadığı (bk. Zemahşerî, IV, 97).

    CUMA SURESİ TÜRKÇE OKUNUŞU

    Bismillâhirrahmânirrahîm

    1-Yesebbihu lillahi ma fiyssemavati ve ma fiyl'ardıl elmelikilkuddusil-'aziyzilhakiymi

    2-Huvelleziy be'ase fiyl'ummiyyiyne resulen minhum yetlu 'aleyhim ayatihi ve yuzekkiyhim ve yu'allimuhumulkitabe velhıkmete ve inkanu min kablu lefiy dalalin mubiynin

    3-Ve ahariyne minhum lemma yelhaku bihim ve huvel'aziyzulhakiymu

    4-Zalike fadlullahi yu'tiyhi men yeşa'u vallahu zulfadlil'azıymi

    5-Meselulleziyne hummiluttevrate summe lem yahmiluha kemeselilhımari yahmilu esfaren bi'se meselulkavmilleziyne kezzebu biayatillahi vallahu la yehdiylkavmezzalimiyne

    6-Kul ya eyyuhelleziyne hadu in ze'amtum ennekum evliyau lillahi min duninnasi fetemennevulmevte in kuntum sadikıyne

    7-Ve la yetemennevnehu ebeden bima kaddemet eydiyhim vallahu 'aliymun bizzalimiyne

    8-Kul innelmevtelleziy tefirrune minhu feinnehu mulakıykum summe tureddune ila 'alimilğaybi veşşehadeti feyunebiiukum bima kuntum ta'melune

    9-Ya eyyuhelleziyne amenu iza nudiye lissalati min yevmilcumu'ati fes'av ila zikrillahi ve zerulbey'a zalikum hayrun lekum in kuntum ta'lemune

    10-Feiza kudıyetissalatu fenteşiru fiyl'ardı vebteğu min fadlillahi vezkurullahe kesiyren le'allekum tuflihune

    11-Ve iza reev ticareten ev lehveninfaddu ileyha ve terekuke kaimen kul ma 'ındallahi hayrun millehvi ve minetticareti vallahu hayrurrazikıyne




    Abdullatif Efe - Cuma Suresi 9-11'inci ayetleri dinlemek için tıklayın

    CUMA SURESİ TÜRKÇE MEALİ

    Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla

    1- Göklerde ve yerde olanların tümü, Melik; Kuddüs; Aziz; Hakim olan Allah'ı tesbih eder.

    2- O, ümmîler içinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan, onları arındırıp-temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık içinde idiler.

    3- Ve henüz kendilerine ulaşıp-katılmamış olan diğerlerine de (peygamber gönderilmiştir); O (Allah), üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

    4- Bu, Allah'ın dilediğine verdiği fazl (lütuf ve ihsan)ıdır. Allah, büyük fazl sahibidir.

    5- Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu (içindeki derin anlamları, hikmet ve hükümleriyle gereği gibi) yüklenmemiş olanların durumu, koskoca kitap yükü taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlayan kavmin durumu ne kötüdür. Allah, zalim bir kavmi hidayete erdirmez.


    6- De ki: "Ey Yahudi olanlar, eğer siz, (bütün) insanlardan ayrı olarak yalnızca sizlerin gerçekten Allah'ın velileri (dost ve sevgili kulları) olduğunuzu öne sürüyorsanız, şu halde ölümü temenni edin; eğer doğru sözlü iseniz (bunu çekinmeden yapın)."

    7- Oysa onlar, ellerinin öne takdim ettikleri dolayısıyla bunu hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, zalimleri bilendir.

    8- De ki: "Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir."

    9- Ey iman edenler, cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ı zikretmeye koşun ve alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.


    10- Artık namazı kılınca, yeryüzünde dağılın. Allah'ın fazlını isteyip-arayın ve Allah'ı çokça zikredin; umulur ki felaha (kurtuluşa ve umduklarınıza) kavuşmuş olursunuz.

    11- Oysa onlar (kendilerini tümüyle Allah'a ve İslam'a teslim etmeyenler) bir ticaret ya da bir eğlence gördükleri zaman, (hemen) ona sökün ettiler ve seni ayakta bıraktılar. De ki: "Allah'ın Katında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır."

    Yazı kaynağı : www.fikriyat.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap