Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    dünya kaplumbağa üzerinde duran dört filin üzerindedir

    1 ziyaretçi

    dünya kaplumbağa üzerinde duran dört filin üzerindedir Ne90'dan bulabilirsiniz

    Dünyanın Şekli ile Ilgili Geçmişten Günümüze Ileri Sürülen Teoriler

    Afrikadan Amerikaya Deprem İnanışları - Adnan Bektaş - bianet

    Afrikadan Amerikaya Deprem İnanışları - Adnan Bektaş - bianet

    Bilimsel dayanağı olmayan bu batıl inanışlar bazı ülkelerde hala önemini koruyor. Batıl inanışlara göre depremlere hayvanlar, yaratıklar ve tanrılar yol açıyor.

    Hindistan: Kaplumbağanın üzerinde 4 fil

    Dünya, bir kaplumbağanın üzerinde duran dört fil tarafından tutuluyor. Kaplumbağa da bir kobranın üzerinde dengede duruyor. Bu hayvanlardan herhangi biri hareket edince dünya sallanır.

    Assam (Bangladeş ve Çin'in arasında): Yaşıyorum

    Yer yüzeyinde insan olup olmadığını anlamak için zaman zaman yer sallanıyor. Çocuklar sarsıntıyı hissettiklerinde, ''Yaşıyorum, yaşıyorum''diye bağırdıkları zaman dünyanın içindeki insanlar yer yüzeyinde insan olduğunu anlarlar ve sarsıntıyı keserler.

    Sibirya: Dünya kızak üzerinde

    Dünya, bir kızak üzerindedir ve bu kızağı kullanan kişi Tanrı Tuli'dir. Birkaç pireli köpek de bu kızağı çeker. Köpekler kaşınmayı durdurduklarında dünya sallanır.

    Meksika: El Diablo'nun yarıkları

    El Diablo isimli bir canavar, dünya üzerinde dev yarıklar açıyor. Bu yarıklar da şimdiki faylardır.O ve şeytansal arkadaşları, yeryüzünü karıştırmak istedikleri zaman bu dev yarıkları kullanıyor ve deprem oluyor.

    Mozambik: Ateşlenen ve üşüyen dünya

    Dünya, yaşayan bir yaratıktır ve problemleri insanlarınki ile aynıdır. Bazen yaratık ateşlenir ve üşür, biz de titrediğini hissederiz.

    Belçika: Kızgın melek günah savuruyor

    Dünya üzerinde yaşayan insanlar, aşırı günahkar oldukları zaman Tanrı, insanlara gezegenimizi çevreleyen havayı savurmak üzere kızgın bir melek gönderir. Meydana gelen fırtınalar, dünyada bir dizi şok şeklinde hissedilen bir müzik tonu ortaya çıkarır.

    Doğu Afrika: İneğin boynu ağrıyınca

    Büyük bir balık, üzerinde bir taş taşımaktadır. Bir inek de o taşın üzerine oturmuştur ve dünya da ineğin bir boynuzunun üzerinde dengelenmiştir. İneğin boynu ağrıdığı zaman, dünyayı boynuzu ile fırlatıp diğer boynuzunda tutuyor. Böylelikle de yer sallanıyor.

    Romanya: Direklerin taşıma gücü azalırsa

    Dünya üç direk üzerinde durmaktadır. Yardımseverlik, umut ve güven. İnsanoğlu bu öğelerden birisini veya birkaçını kaybederse direklerin taşıma gücü azalır ve dünya sallanır.

    Yeni Zelanda: Karnı tekmelenince

    Dünya adlı annenin karnında bir çocuk vardır. İsmi Genç Ru'dur. Ru, ne zaman Dünya Anne'nin karnını tekmelerse o zaman dünya sallanır.

    Kızılderililer: "Aksakayak" şefin aşkı

    Birgün Chickasaw şefi, Choctaw prensesine aşık olmuş. Şef çok yakışıklıymış fakat ayağının birisi yamukmuş, bu yüzden de ismi "Aksakayak"mış. Şef prensesi istemiş ama prensesin babası reddetmiş.

    Bunun üzerine şef ve ordusu prensesi kaçırmış ve hep birlikte evliliklerini kutlamaya başlamışlar. Ama Büyük Ruh, çok sinirlenmiş ve ayağını yere hızla vurmuş. Meydana gelen sarsıntı, Mississipi Nehri'nin taşmasına neden olmuş. Böylece düğündeki herkes boğulmuş.Mississipi Nehri'nin yanındaki Aksakayak Gölü,1812 yılındaki Yeni Madrid depreminden sonra oluşmuştur.

    Batı Afrika: Dağ ile devin arasında

    Dünya, büyük bir dağ ile bir devin arasındaki yatay bir disk şeklindedir. Devin görevi dünyayı, karısınınki ise gökyüzünü taşımaktır. Dev karısına her sarılışında dünya sallanır.

    Hindistan: 7 yılan gardiyan

    Yedi tane yılan gardiyan, cennetin en alt noktasında, 7 odayı korumakla görevlendirilmiştir. Bu gardiyanlar, aynı zamanda sırayla dünyayı tutuyorlar. Gardiyanlar görevleri birbirlerinden devralırken dünya sarsılıyor.

    Litvanya: Tanrının elleri yorulunca

    Drebkuhls isimli bir Tanrı, cehennemde yürürken dünyayı da kollarında taşır. Drebkuhls, ne zaman kötü bir gün geçirirse o zaman Tanrı'nın elleri yorulur ve Tanrı'nın taşıma gücü azaldığı için dünya sallanır.

    Kolombiya: Chibchakum sinirlendikçe

    Dünya ilk oluştuğunda üç tane kalas üzerinde duruyormuş. Fakat bir gün Chibchacum isimli bir Tanrı, Bogota Ovası'nın sular altında kalmasının çok eğlenceli olacağını düşünmüş ve bir sel meydana getirmiş.

    Bundan dolayı Chibchacum, dünyayı omuzunda taşımak üzere cezalandırılmış. Sonra Chibchakum çok sinirli olmuş ve zaman zaman kızdığında dünyayı sallamaya başlamış.

    İskandinavya: Zehirler damladıkça

    Tanrı Loki, erkek kardeşinin ölümünden dolayı cezalandırılır ve yer altındaki bir mağaraya kapatılır. Kafasının üzerindeki bir yılan da, durmadan zehrini damlatır. Loki'nin kız kardeşi de bir kapta bu zehri toplar. Zaman zaman kız kardeşi kabı boşaltmak üzere oradan ayrılır. O durumda da zehir Loki'nin yüzüne damlar. Zehir damlalarından kurtulmak için Loki eğilip kafasını oynattıkça yer sarsılır, deprem olur.

    Yunanistan:Kaçmaya çalıştıkça

    Aristotle ve William Shakespeare'e göre, Henry adlı oyunda, kuvvetli, vahşi rüzgarlar yer altındaki mağaralarda tutulmaktadır. Kaçmak için uğraştıklarında verdikleri mücadele depremlere yol açıyor.

    Japonya: Namazu hareket ettikçe

    Japon Adalarını sırtında taşıyan büyük bir kedi balığı (ya da Namazu), denizin altında kıvrılmış halde durmaktadır. Diğer taraftan Tanrı Daimyojin, kafasının üzerinde çok ağır bir taş olduğundan hareket edemiyor. Bir ara Namazu hareket edince Daimyojin'in dikkati dağılır ve yer sarsılır.

    Orta Amerika: Nüfus arttıkça

    Dünya, dört köşesinde dört Tanrı bulunan bir kare şeklindedir. Yeryüzünde nüfus arttığında fazlalığı dökmek için bu kare alanı sallarlar. (AB/NM)

    Yazı kaynağı : m.bianet.org

    Dünyanın en ilginç deprem efsaneler

    depreminanışları - eyetkiner

    depreminanışları - eyetkiner

            Birlikte yaşayan  insanlar  arasında  kimi  zaman  korkudan,  kimi  zaman  çaresizlikten, kimi zaman da rastlantılardan doğan bir takım inanışlar vardır. Bunlara "batıl inanışlar" denir.

     

          Bu inanışlar, ilk insanın var oluşundan günümüze kadar sürüp gelmiştir. Çoğunun bilimsellikle, akılla, çağdaşlıkla ve dinsel inançla bir ilgisi yoktur.

     

         Bunlar akılla bağdaşmadığı halde yazık ki insan oğlunun gönlünden, beyninden, vicdanından sökülüp atılamamışlardır.

     

         Bu tür inanışların doğmasında kişilerin doğal yapısı etken olduğu kadar büyüklerin, kimi din görevlilerinin cehalet örneği sözlerinin de etkisi olmaktadır. İnanışlar kişiden kişiye değişmekle birlikte ortak yanları da vardır.

    Yazı kaynağı : sites.google.com

    Dinler Tarihi: Tarihte, dinsiz bir topluma rastlanmamıştır.

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap