Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    günümüzdeki bakanlar kurulunun osmanlı devletindeki karşılığı hangisidir

    1 ziyaretçi

    günümüzdeki bakanlar kurulunun osmanlı devletindeki karşılığı hangisidir Ne90'dan bulabilirsiniz

    Divanı Hümayun Nedir, Özellikleri Nelerdir? Divanı Hümayun Üyelerinin Görevleri Nelerdir?

    Divanı Hümayun Nedir, Özellikleri Nelerdir? Divanı Hümayun Üyelerinin Görevleri Nelerdir?

    Divanı hümayunda her gün sabah namazında başlayan toplantı, öğlene kadar sürerdi. Devletin en önemli kararları bu kurumda alınıyordu.

    Divanı Hümayun Nedir?

    Osmanlı devletinin yönetimindeki en üst yetkili kişi padişahtı. Devletin ve tüm vatandaşların can ve mal güvenliğini, huzurunu sağlamak da onun göreviydi. Padişah, yasama, yürütme ve yargı güçleri üzerinde mutlak hakimiyeti vardı.

    Osmanlı Devleti’nde, padişahın başkanlığında birinci derecede Devlet işlerini görüşmek ve karara bağlamak üzere toplanılan divana Divanı hümayun ismi verilirdi. Osmanlı Devleti’nde ilk kez divan, Orhan Bey Dönemi’nde kurularak görev yaptı. I. Murat Dönemi’nde ise, sorunların artması ve ülke sınırlarının genişlemesine bağlı olarak divan da genişletildi.

    Divan-I Hümayunun Özellikleri

    Osmanlı Devleti’nin merkez teşkilatında yer alan en önemli organdır.

    İlk defa Orhan Bey zamanında bu meclis kurulmuştur.

    Divan-ı Hümayun’da; siyasi, adli, askeri ve mali işler gibi pek çok konuda önemli kararlar alınır ve sorunlar çözüme kavuşurdu.

    Divanı Hümayun, günümüzdeki bakanlar kuruluna benzer bir özellik taşır. Aynı zamanda şikayet ve davalara bakması özelliği ile bakanlar kurulundan ayrılırdı.

    Divan kararlarında son söz padişaha aittir. Bunun için danışma kurulu özelliği taşır.

    Divan teşkilatına, Fatih’ten sonra Vezir-i Azamlar başkanlık etmeye başladı. Kanuni Dönemi’nden itibaren ise, “Kubbealtı” ismi verilen yerde toplanan Divan-ı Hümayun’u II. Mahmut kaldırarak yerine “Nazırlık (Bakanlık)” sistemi getirmiştir.

    Divan’da alınan kararlara ise, hüküm ismi verilirdi. Divan-ı Hümayun’da alınan tüm kararlar “Mühime Defterleri’ne” itina ile kaydedilirdi.

    Divanı Hümayun Üyelerinin Görevleri Nelerdir?

    Osmanlı Devleti’nde Divan-ı Hümayun üyeleri ve görevleri şu şekildedir;

    Vezir-i Azam (Sadrazam) Görevi: Padişahın mutlak vekiliydi. Bundan dolayı da padişahın mührünü yanında taşırdı. Her türlü hükümet işlemlerini padişah adına onaylardı. Fatih Dönemi’nden itibaren Divan toplantılarına başkanlık eden vezir-i azam, mülki ve askeri önemli makamlara gerektiği zaman atamalar yapardı. Padişah sefere katılmadığı zaman “Serdar-ı Ekrem” ünvanı ile ordunun başında sefere onun yerine çıkardı. Aynı zamanda başkentteki yönetim ve düzenden de sorumluydu.

    Vezir Görevi: Osmanlı Devleti’nin ilk kurulduğu yıllarda padişahın yardımcısı olarak görev yapan bir vezir bulunuyordu. Ama I. Murad Dönemi’nden sonra ülke sınırları ve sorunlarının artması sonucunda vezir sayısı da artmış ve bunun sonucunda da birinci vezire vezir-i azam ismi verilmiştir.

    Kazasker Görevi: Adalet işleri ile ilgilidir. Kadı ve müderrislerin atamalarını yapar ve medrese işlerine bakardı.

    Defterdar Görevi: Mali alandaki pek çok işlemden sorumluydu. Devlet gelirlerinin dış hazineye teslim edilmesi ve bu gelirlerin harcamaya dönüştürülmesi en önemli görevleri arasında yer alıyordu.

    Nişancı Görevi: Divanda, padişah adına alınan her türlü Berat ve fermana padişahın tuğrasını vururdu. Fethedilen yerlerdeki arazileri tapu tahrir defterlerine kaydetmekle görevliydi. Tevkii ya da Tuğrai ismi ile de bilinirdi. Kanuni Dönemi’nden sonra tımarlar sisteminin düzenlenmesi ve dağıtılması görevini de nişancı yapmaya başladı.

    Şeyhülislam Görevi: Aslında divanın asli üyesi olmayan şeyhülislam, gerekli görülen tüm konularda Divana çağrılır ve onun fikri alınırdı. İlmiye sınıfının başı ve en yüksek din görevlisi olarak çalışırdı.

    Reisülküttap Görevi: Divan-ı Hümayun’un asli üyeleri arasında olmayan reisülküttaplar, Divan katiplerinin ve kalemlerinin şefi olarak görev yapıyordu.

    Kaptanıderya Görevi: Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nden sonra kaptanıderya da Divanın asıl üyesi haline geldi.

    Yeniçeri ağası Görevi: Askeri konularda gerek görüldüğünde Divana çağrılırdı.

    Yazı kaynağı : www.hurriyet.com.tr

    Günümüzdeki Bakanlar Kurulunun Osmanlı Devletindeki karşılığı nedir?

    Günümüzdeki Bakanlar Kurulunun Osmanlı Devletindeki karşılığı nedir?

    Yazı kaynağı : www.haber46.com.tr

    Dîvân-ı Hümâyun

    Dîvân-ı Hümâyun

    Dîvân-ı Hümâyun (Osmanlı Türkçesi: دیوان همایون), Osmanlı İmparatorluğu'nda 15. yüzyıl ortalarından 17. yüzyılın yarısına kadar en önemli yüksek karar organı. İmparatorluğun yıkılışına kadar varlığını korusa da 17. yüzyıldan sonra önemini kaybetmiş ve 19. yüzyılda II. Mahmud'un teşkilat reformuyla kabine sistemine geçilerek Divan-ı Hümayun sembolik hale gelmiştir. Sadrazam, kubbealtı vezirleri, Rumeli beylerbeyi, Rumeli ve Anadolu kazaskerleri, Rumeli ve Anadolu defterdarları, nişancı ve vezirlik rütbesine sahip olan yeniçeri ağası ve kaptan-ı derya'da divanın asli üyeleri arasında yer alırdı.[1]

    Başlangıçta bir devlet dairesi olan divan, İran devlet geleneğinin de etkisiyle sonradan kurul biçimine dönüşmüştür. Devleti işlerinin görüşüldüğü asıl divan, Divan-ı Humayun haricinde, toplanış yerine ve amacına göre farklı isimler almıştır. Bunlar:[2]

    Divan-ı Hümayun[değiştir | kaynağı değiştir]

    Osmanlı İmparatorluğu'nda, padişah sarayında toplanan ve şimdiki Bakanlar kurulu gibi memleketin önemli işlerini gören, bu arada müracaat dilekçelerini de kabul ederek bir çeşit yüksek mahkeme vazifesi de gören kurumdur. Dîvân-ı Hümâyûn, Topkapı Sarayındaki Kubbealtı dairesinde toplanırdı. Kuruluşu, Orhan Gazi dönemindedir. Devletin ilk zamanlarında devlet işleri ya doğrudan doğruya padişahlar tarafından ya da sadrazamlar tarafından görülürdü. İstanbul'un alınmasından sonra, devlet işlerinin çoğalması, böyle bir divanın kurulmasını gerekli kılmıştır.

    Osmanlı Devleti'nin merkez teşkilâtının üç büyük temel unsurundan biri de, Dîvân-ı Hümâyûn ve kalemleridir. Diğerleri Bâb-ı âsafî ve kalemleri ile Bâb-ı defterî ve kalemlerinden meydana gelmektedir. Dîvân-ı Hümâyûnda, imparatorluğa ait siyasi, idari, askerî, örfî, şer’î, adlî ve malî işler, şikâyet ve davalar görüşülüp, ilgililer tarafından tetkik edildikten sonra, bir karara bağlanırdı. Dîvân, hangi dil ve millete mensup olursa olsun, her sınıf halka, kadın erkek herkese açıktı. Devletin idari, siyasi ve örfî işleri doğrudan doğruya; diğerleri, bir müracaat, bir itiraz veya bir lüzum üzerine tetkik edilirdi. Memleketin herhangi bir yerinde haksızlığa uğrayan, zulüm gören veya mahallî kadılarca haklarında yanlış hüküm verildiğini iddia edenler, vakıf mütevellîlerinin haksız muamelelerine uğrayanlar, idari veya askerî âmirlerden şikâyeti olan herkes ve diğer davacılar Dîvân-ı Hümâyûna bizzat başvururlardı. Bütün davalar burada tarafsızlıkla görülürdü. Ayrıca, harp ve sulh gibi kararlar dîvânca verildiği gibi, bütün mühim devlet işleri de burada müzakere edilir ve neticelendirilirdi. Dîvânda bitmeyen veya padişaha arza muhtaç olmayan gerek resmî ve gerek hususî işler, padişahın mutlak vekili olan veziriâzamın İkindi Dîvânı'nda müzâkere edilir ve karara bağlanırdı.

    Dîvân-ı Hümâyûn, mutad toplantılarından başka, kapıkulu askerlerine ulûfe dağıtımı için üç ayda bir fevkalâde olarak toplanırdı. Gelen yabancı elçiler de, bu vesile ile sadrazamla görüşürler ve daha sonra padişahın huzuruna çıkarlardı. Buna, Galebe Dîvânı denirdi. Padişahın, teb'asıyla ve bilhassa askerî sınıflarla aracısız olarak görüşmesi gayesiyle, tahtın, Bâbüssaâde denilen, sarayın üçüncü kapısı önünde kurulması suretiyle akdedilen olağanüstü toplantılara ise, Ayak Dîvânı denirdi. Ayak dîvânları, ekseriya ihtilal veya karışıklık zamanlarında olurdu. Hükümdar, burada halkla veya askerle doğrudan doğruya temas eder, dertlerini dinlerdi. Ayak Dîvânının, mühim ve acele işleri müzakeresi ve derhal bir karara varılması için, hükümdarın veya serdâr-ı ekremin başkanlığında, saray dışında ve mesela sefer zamanlarında ordunun bulunduğu yerde toplandığı da olurdu. Bu sırada müzakerelere, yalnız devlet adamları ve tecrübeli komutanlar katılırdı.

    Fatih devrine kadar, dîvâna bizzat padişahlar başkanlık ederlerdi. Daha sonra padişah adına veziriâzamlar (Baş Sadrazamlar) başkanlık etmişlerdir. Padişah nerede bulunursa, dîvân orada toplanırdı. Yalnız veziriâzam seferde bulunurken, büyük dîvân onun başkanlığında toplanırdı. Fatih zamanında da dîvân her gün toplanmakta olup, haftada dört gün padişahın huzuruna arza girilirdi. Dîvân-ı Hümâyûn toplantıları, 16. yüzyıldan sonra haftada dört güne inmiştir. Tarihçi Gelibolulu Mustafa Âli’nin yazdığına göre, Üçüncü Murad Han zamanına kadar, haftada dört gün dîvân toplanır ve bu dîvân toplantılarından sonra dört defâ da arza girilirken, dört defa arza girmek çok görüldüğünden, arz günleri, ikiye indirilmiştir.

    Toplantı, Cumartesi, Pazar, Pazartesi ve Salı günleri yapılırdı. Bu dört günde, Dîvân-ı Hümâyûn üyeleri, saraya gelip işlere bakarlardı. Pazar ve Salı günleri müzakerelerden sonra veziriâzam ile diğer vezirler, kazaskerler ve defterdarlar, Arz Odası'nda padişahın huzuruna kabul olunarak, dîvân işleri hakkında her biri ayrı ayrı izahat verirdi. Dîvân heyetine, vezir rütbesinde olmadıkça, Yeniçeri Ağası katılamazdı. Vezir olmayan Yeniçeri Ağası, arz günlerinde dîvân üyelerinden önce arza girip, Yeniçeri Ocağına dair söyleyeceğini söyler, sonra maiyetiyle beraber, ağa kapısına girerdi. Dördüncü Mehmed’in padişahlığı ve Fazıl Ahmed Paşanın sadrazamlığı zamanında, evvelâ Avusturya (II. Viyana Kuşatması) ve sonra Leh seferleri dolayısıyla padişah Edirne’de bulunduğundan, dîvân müzakerelerini, yalnız arz günlerine inhisar ettirerek, haftada iki gün, yani Pazar ve Salı günleri toplanması kararlaştırılmıştı. Padişah, 1677’de İstanbul’a gelince, yine aynı surette haftada iki gün olarak devamı emredilmişti. Bu durumda devlet işleri, yavaş yavaş sadrazamların İkindi Dîvânı'na yükletilmiş oluyordu. İkinci Ahmed’in saltanatının son senelerinde, haftada iki gün toplanan dîvânın azlığı ve iş sahiplerinin mağduriyeti göz önüne alınarak, bu hükümdarın emriyle, dîvân toplantıları yine haftada dört gün olmuştu.

    Dîvân toplantılarının, 18. yüzyıl başlarında, Üçüncü Ahmed Han zamanında, haftada ikiye ve sonra bire indiği görülmektedir. Daha sonraki devirlerde dîvân toplantıları, büsbütün terk edilerek işlerin halli sadrazam dîvânına bırakılıp, padişahların iradeleri alınmak için, hükümdara telhisçi gönderilmek suretiyle, Paşa Kapısı'nda görülür olmuş ve dîvân akdi üç ayda bir, kapıkulu ocaklarına maaş verme ve yabancı elçi kabulü şekline dönüşmüştür.

    Dîvân-ı Hümâyûnun Topkapı Sarayı'nda Kubbealtı denilen binasını, Kanuni Sultan Süleyman zamanında veziriâzam Damat İbrahim Paşa yaptırmıştır. Bundan evvel, sonradan Eski Dîvânhâne denilen başka bir dîvân toplantısı yeri bulunmaktaydı. Dîvân-ı Hümâyûn binası, ikinci yer veya alay meydanı denilen orta kapı ile Bâbüssaâde arasındaki sahada sol kısımdadır. Kubbealtı veya Dîvân-ı Hümâyûn binası, esas itibarıyla, üç kubbe altındadır. Bu üç kubbeden birisi, dîvân üyelerinin toplandığı müzakere salonudur. Burada, üyelerin oturacağı yerler bellidir. Bu salonda veziriâzam ile diğer vezirlerin oturdukları yerin üstünde, padişahların dîvân toplantılarını gizlice dinledikleri “Kasr-ı Adl” denilen kafes pencereli yer bulunmaktadır.

    Dîvân-ı Hümâyûn, 18. yüzyıldan sonra önemini kaybetmesine rağmen, büsbütün ortadan kaldırılmayarak, imparatorluğun sonuna kadar muhafaza edilmiştir.

    Dîvân-ı Hümâyûn Üyeleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kubbealtı vezirleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Veziriâzamdan sonra gelen diğer vezirler ikinci vezir, üçüncü vezir, dördüncü vezir vb. şekilde adlandırılırdı ve sayıları yediye kadar çıkabilirdi. Dîvân müzakerelerinde ve siyasi herhangi bir işin halinde de tecrübeli devlet adamları olan bu kubbe vezirlerinin fikirlerinden istifade edilirdi.

    On yedinci yüzyılın başlarından itibaren defterdar, nişancı ve kaptan paşaların vezirlikleriyle beraber, vezirlerin adedi artmıştır. Hatta bazı beylerbeyliklere tayin edilen kişilere de vezirlik rütbesi verilmiştir.

    Defterdarlar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Fatih Kanunnâmesi’ne göre defterdar, padişahın malının vekilidir. Defterdarlık teşkilâtına “Bâb-ı Defterî” de denilir. Başdefterdardan sonra Anadolu malî işlerini görmek için Anadolu Defterdarı geliyordu. Yavuz Sultan Selim devrinde, buraların malî işlerini görmek üzere, Halep’te bir defterdarlık daha kuruldu. Fakat bu, devlet merkezinde değildi. On altıncı yüzyıl ortalarında, devlet merkezinde, Şıkk-ı Sânî adı ile bir defterdarlık daha kurulmuştur. Bu şekilde Başdefterdar, Anadolu Defterdarı ve Şıkk-ı Sânî isimlerinde üç defterdarlık olmuştur.

    Dîvân-ı hümâyûn, sabah erkenden toplanır ve kuşluk zamanına ve bazen de öğleye kadar devam ederdi. Dîvân-ı hümâyûna gelecek olan devlet adamları, sabah namazını çoğu zaman Ayasofya Camii'nde kılar, Yeniçeri ocağı ile süvari bölük ağaları ve bir miktar yeniçeri, sarayın Bâb-ı Hümâyûn denilen ve Ayasofya Camii'ne bakan kapısı önünde iki sıra üzerine dizilirler, dîvân erkânı, namazdan sonra buradaki yerlerini alırlardı. Bu sırada duacı dua ettikten sonra Bâb-ı Hümâyûn kapıcıları, kapıları açarlardı. Dîvân-ı hümâyûnda, dîvân üyelerinden başka Reis-ül Küttab, çavuşbaşı, kapıcılar kethüdası, büyük ve küçük tezkireciler ve tercümanlar hizmet görürlerdi. Dîvânda nişancı, tuğra çekilmesi lâzım gelen ferman, berat, menşur gibi evraka tuğra çekerdi. Örfî işleri ise, veziriâzam kararlaştırırdı.

    Sadaret Kethüdalığı[değiştir | kaynağı değiştir]

    1835 yılında, Umûr-ı Mülkiye Nezareti ve 1837 yılında Dahiliye Nezareti olmuştur. Şimdiki içişleri bakanlığıdır.

    Reis-ül Küttab[değiştir | kaynağı değiştir]

    Reis-ül Küttab makamı oluşturulmadan evvel, bu makama ait görevleri Nişancı yürütmekteydi. Fakat imparatorluğun dış ilişkilerin gelişmesiyle birlikte 17. yüzyılda Nişancı'nın vazifelerini üstlenir şekilde Reis-ül Küttab makamı oluşturuldu. 1836 yılında, Umur-ı Hâriciye Nezareti olmuştur. Bu makam günümüzdeki Dışişleri Bakanı'na denk düşen görevleri yürütmekteydi.

    Çavuşbaşılık[değiştir | kaynağı değiştir]

    1836 yılında, Deâvî Nezareti ve 1870 yılında Adliye Nezareti olmuştur.

    Yeniçeri Ağalığı[değiştir | kaynağı değiştir]

    1826 yılında Seraskerlik, 1908 yılında Harbiye Nezareti olmuştur. Osmanlı Devleti'nin askeri işlerinden sorumludur. Bugünkü genelkurmay başkanı hükmündedir.

    Kaptan-ı Deryâlık[değiştir | kaynağı değiştir]

    1878’den sonra, Bahriye Nezareti olmuştur. Osmanlı Devleti'nin her türlü deniz işlerine bakardı. Deniz yoluyla fethedilen yerlerin kayıtlarını tutardı.

    Daha sonraları kabineye, Şeyhülislâm da dâhil edilmiştir.

    Divân-ı Hümâyûn Kalemleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dîvân-ı hümâyûnda Reis-ül Küttablık ile onun maiyeti olan beylikçinin nezaretleri altında, Dîvân-ı hümâyûn kalemleri bulunmaktaydı.

    Amedî Kalemi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Reis-ül Küttab'ın hususî kalemi olup, aynı zamanda, bütün dış işleriyle meşgul olur ve sadrazamlıkla sarayın irtibatını sağlardı. Padişahın kendisine sadrazam tarafından yazılacak tahrir, telhis ile yabancı devletlerle yapılacak antlaşmalara dair ahidnâme ve musâlahanâme (antlaşma, sözleşme vb.) suretleri, sadrazam tarafından yabancı devletlere gönderilen mektup müsveddeleri ve protokoller, elçi, konsolos, tercüman ve yabancı tüccarlara ait yazışmalar, burada yazılır ve bu kalemde saklanırdı.

    Beylikçi(Divân Kalemi)[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dîvânda müzakere olunup karara bağlanan işlerin, gereken yerlere havalesi ve dîvân sicillerinin tutulmasıyla vazifeliydi. Ferman ve beratlar burada yazılırdı. Beylikçi, yazı işlerinden dolayı Reis-ül Küttab'ın emri altında bulunurdu.

    Tahvil Kalemi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bu kaleme, Nişan Kalemi veya Kese Kalemi de denilmektedir. Vezir, beylerbeyi, sancakbeyi beratlarıyla, vilayet kadılarının beratları, zeamet ve tımarların kayıtları hep burada tutulurdu.

    Rüûs Kalemi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Genellikle küçük berat olarak tarif edilir. Vezir, beylerbeyi, sancakbeyi ve vilayet kadısı derecesine çıkmış, ilmiye sınıfı hariç olmak üzere, bütün devlet memuriyetlerine intisab edenlerin (girenlerin) veya kendilerine evkaftan vazife verilenlerin muameleleriyle meşgul olur ve kayıtlarını tutardı. Tahvil ve Rüûs kalemleri, bugünkü özlük işlerinin görevini yaparlardı.

    Teşrifâtçılık Kalemi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dîvân-ı hümâyûndaki mühim vazifelerden biri de teşrifatçılık idi. Gerek sarayda ve Dîvân-ı hümâyûnda, gerekse sadrazam konağında yapılan merasimlerde, elindeki defter gereğince protokolü tatbik ederdi. Teşrifât, resmî günlerde devlet rical ve memurlarının bulunacakları sıra ve sınıflar demektir. Arapça teşrifin çoğuludur. Günümüzde protokol olarak kullanılmaktadır. Bu işi yapana, teşrifâtçı, teşrifâti veya teşrifâtî-i dîvân-ı hümâyûn denirdi.

    Vak'anüvislik Kalemi[değiştir | kaynağı değiştir]

    İsmiyle resmî bir memuriyet ve kalemin kuruluşu, 18. yüzyıl başında ortaya çıkar. Bu kalem, devlet işlerine ait, verilen vesikaları tetkik ve kaydederdi. İlk meşhur vakanüvis tarihçi, Mustafa Nâimâ Efendidir.

    Mühimme Odası Kalemi[değiştir | kaynağı değiştir]

    1797 tarihinde çıkan nizamnâmeyle, dîvân veya beylikçi kalemlerindeki Mühimme Nüvislerin (yazanların), bir yerde çalışmaları için Mühimme Odası veya Mühimme Kalemi kurulmuştur.

    Dîvân-ı hümâyûn kalemlerinin şeflerine Hâcegân ve bir kalemin en kıdemli memuruna Halîfe denirdi.

    Mühimme Defterleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dîvân-ı hümâyûnun muntazaman toplandığı zamanlarda her dîvân toplantısında görüşülen siyasi, içtimaî, malî, idari ve örfî kararların kayıtlarını ihtiva eden defterlere “mühimme defterleri” denirdi. Dîvân toplantılarında zabıt tutma usulü olmayıp, görüşülen işin neticesi, yani karar sureti, dîvân kâtipleri tarafından kaleme alınırdı. Bu karar suretini daha sonra Reis-ül Küttab gözden geçirip tashih eder ve daha sonra icab eden yere yazılır ve en son olarak nişancı tarafından, hüküm veya fermanın tuğrası çekilirdi. Dîvân-ı hümâyûn işlerinin Bâbıâlî’ye nakli sırasında, mühimme defterleri de, oraya taşınmıştır. Elde mevcut mühimme defterleri, 16. yüzyıl ortalarından başlamaktadır.

    Mühimme defterleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Mühimme defterleri de birkaç çeşittir. Biri normal dîvân görüşmelerine ait olan defterlerdir. Diğer bir mühimme defteri de “Mektûm Mühimme Defteri” olup, adından da anlaşılacağı üzere, gizli yazılan hüküm ve fermanları havidir (içerir). Bunlardan elde mevcut olanlar, 18. yüzyıldan başlamaktadır. Savaş zamanlarında lâzım olan defterler, sadrazam ve serdâr-ı ekremle (başkomutan) beraber sefere gönderildiğinden, seferdeki görüşmelere ait tutulan mühimme defterlerine Ordu Mühimmesi” denilmektedir. Sadrazamın seferde bulunması dolayısıyla, devlet merkezinde Rikab-ı Hümâyûn (Sadaret) Kaymakamının başkanlığı altında toplanan dîvân veya meclisteki görüşmelere ait tutulan defterlere, “Rikab Mühimmesi” ismi verilmiştir.

    Ahkâm defterleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bazen bir eyalete ve bazen muhtelif eyaletlere ait olarak tutulmuşlardır. Bu defterlerde valilere, kadılara ve saireye hitaben yazılan hükümler bulunmaktadır. Aynı zamanda mühimme defterini tutan kişi de bu defteri tutan kişi aynıdır. İkisini de nişancı tutar ve defterdar belli aralıklarla kontrol eder.

    Tahvil defterleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bu defterlerin pek çok çeşitleri vardır. Tahvil muameleleri, sadrazamın emrini müteakip en son olarak yapılırdı.

    Rüûs defterleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Rüûs, genellikle, küçük memuriyet, vazife veya mültezimlere o işin verildiğini gösteren tayin vesikası olarak, küçük berat şeklinde tarif edilmektedir. On altıncı yüzyıl rüûs defterlerinde, büyük memuriyetlere ait beratlar da bulunmaktadır. Rüûs defterlerinin kadı, mukâtaât, rikab, vakıf, müderrislik ve zeamet rüûsu gibi çeşitleri bulunmaktadır.

    Bu belli başlı defterlerin dışında, pek çok Dîvân-ı hümâyûn defteri de bulunmaktadır.

    Ayrıca: divan-ı mezalim önemli ağır siyasi suçlara başkanlığını yaptığı bu mahkemeler yapmaktadır. ayrıca halktan gelen şikayetleri de bizzat hükündarların başkanlık mezalim divanı bakardı. Aslında devlet hazinesinin büyük yardımcısı denilebilir.

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    günümüzdeki bakanlar kurulunun osmanlı devletindeki karşılığı hangisidir

    HÜKÜMET

    HÜKÜMET

    D. Sourdel, Le vizirat ʿAbbāside de 749 à 936, Damas 1959, I, 41-73.

    W. M. Watt, Islamic Political Thought, Edinburg 1968.

    S. D. Goitein, Studies in Islamic History and Institutions, Leiden 1968, s. 167-196, 197-213.

    Zâfir el-Kāsımî, Niẓâmü’l-ḥükm fi’ş-şerîʿa ve’t-târîḫ, Beyrut 1394/1974, tür.yer.

    Ahmet Mumcu, Hukuksal ve Siyasal Karar Organı Olarak Divan-ı Hümayun, Ankara 1976.

    M. Ziyâeddin er-Reyyis, en-Naẓariyyâtü’s-siyâsiyyetü’l-İslâmiyye, Kahire 1979, tür.yer.

    Necde Hammâş, el-İdâre fi’l-ʿaṣri’l-Ümevî, Dımaşk 1400/1980, s. 254-290.

    Abdürrezzâk Ahmed es-Senhûrî, Fıḳhü’l-ḫilâfe ve teṭavvürühâ (nşr. Nâdiye Abdürrezzâk es-Senhûrî), Kahire 1989, tür.yer.

    Abdülhay el-Kettânî, et-Terâtîbü’l-idâriyye (Özel), I, 81-98.

    Mehmet Aykaç, Abbâsi Devleti’nin İlk Dönemi İdarî Teşkilâtında Dîvânlar: 132-232/750-847, Ankara 1997, tür.yer.

    A. Duri, “Dīwān”, EI2 (İng.), II, 323-327.

    B. Lewis, “Ḥukūma”, a.e., III, 551-552.

    W. Madelung, “Imāma”, a.e., III, 1163-1169.

    C. Edmund Bosworth, “Dīwān”, EIr., VII, 432-438.

    M. Akif Aydın, “Anayasa”, DİA, III, 153-164.

    Yazı kaynağı : islamansiklopedisi.org.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap