Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    güneş batıdan doğduktan kaç yıl sonra kıyamet kopacak

    1 ziyaretçi

    güneş batıdan doğduktan kaç yıl sonra kıyamet kopacak Ne90'dan bulabilirsiniz

    Güneş batıdan doğduktan sonra kıyamete 120 sene kalması mümkün değildir

    Enam suresi 158. ayet, kıyamet alametlerinden olan güneşin batıdan doğmasına mı işaret etmektedir?

    Enam suresi 158. ayet, kıyamet alametlerinden olan güneşin batıdan doğmasına mı işaret etmektedir?

    “Güneş battığı bir sırada mescide girdim. Rasülullah (asm.) oturuyordu. Bana:

    'Ey Ebu Zer, şu güneş nereye gidiyor, biliyor musun? dedi. Ben,

    ‘Allah ve Rasülü bilir.’dedim. Şöyle buyurdu:

    ‘Secde yapmak için müsaade almaya gidiyor ve kendisine müsaade ediliyor. Sanki bir gün ona ‘Buradan Doğ!’ denilecek, o da battığı yerden doğacaktır.’ Rasülullah (asm.) daha sonra,

     ‘Güneş, kendisine tayin edilmiş bir yere doğru akıp gider.(Yasin, 36/38) ayetini okudu.”(3)

    Yazı kaynağı : sorularlaislamiyet.com

    Kıyamet ne zaman kopacak? - Dinimiz İslam

    Kıyamet ne zaman kopacak? - Dinimiz İslam

    Sual: (Bu ümmetin ömrü 1500 yılı geçmez) diye bir hadis olduğu söyleniyor. Bunun için, (10 sene sonra Mehdi, 20 sene sonra İsa ortaya çıkacak. Kıyamet de, hicri 1545 ve miladi 2120’de kopacak) deniyor. Bu doğru olabilir mi?
    CEVAP
    Böyle bir hadis-i şerife rastlamadık. Böyle bir hadis-i şerif olsa bile, bundan kıyametin ne zaman kopacağı anlaşılmaz. Buna benzer başka hadis-i şerifler de vardır. Birkaç örnek verelim:
    1- Abdullah bin Mesud’un haber verdiği hadis-i şerifte, (İslam değirmeni 35 yıl döner. Sonra helak olanlar bulunur. Daha sonra gelenler, İslamiyet’i 70 yıl kuvvetlendirirler) buyuruldu. Şah Veliyyullah-ı Dehlevi hazretleri buyuruyor ki:
    Bu hadis-i şerifte bildirilen vaktin başlangıcı, ilk cihadın başladığı, hicretin ikinci yılıdır. 35. yılda, hazret-i Osman şehit edilerek, Müslümanlar arasında ayrılık oldu. Cihad ve İslamiyet’in yayılması durdu. Allahü teâlâ, hilafete tekrar düzen verip, cihad yeniden başladı. Emevi devletinin sonuna kadar devam etti. Abbasi devleti kurulurken, ortalık yine karıştı. Çok Müslüman öldü. Sonra Allahü teâlâ, hilafete düzen verip, Hülagü’nün Bağdat’ı yakıp yıkmasına kadar sürdü. (Kurret-ül ayneyn)

    Buradaki tarihleri toplayıp da, İslamiyet 70+35=105 yıl sonra ortadan kalkar denmez. Bunlar, Müslümanların kuvvetli olduğu zamanı bildirmektedir.

    2- Sa’d ibni Ebi Vakkas’ın bildirdiği hadis-i şerifte, (Dua ediyorum ki, ümmetimin kuvvetini, yarım günün sonuna kadar sürdürsün) buyuruldu. Yarım gün ne kadar denilince, Sa’d, (500 yıldır) dedi. Yine Şah Veliyyullah-ı Dehlevi, (Bu hadis-i şerif, Abbasi devletinin ömrünü [524 yılı] göstermektedir) buyurmuştur. (Kurret-ül ayneyn)

    Bu hadis-i şerife bakıp da, Peygamberimizden 500 sene sonra kıyamet kopar diyen olmamıştır.

    3- Bir hadis-i şerifte, (Ümmetim istikamet üzere giderse bir gün [bin yıl] yaşar. İstikamet üzere gitmezse, yarım gün [500 yıl] yaşar) buyuruldu. Buna bakıp da, hicri 1000 veya 500’de kıyamet kopar diyen olmamıştır.

    4- (Dünyanın ziyneti, yüz elli yılında kaldırılır.) [Hayrat-ül-hisan]

    Büyük fıkıh âlimi Şems-ül-eimme Abdülgaffar Kerderi, (Bu hadis-i şerif, İmam-ı a’zam Ebu Hanife’yi bildiriyor, çünkü o 150’de vefat etmiştir) dedi. (Redd-ül-muhtar)

    Hicri 150’den sonra, İslamiyet ortadan kalkar denmez.

    5- (Ümmetim beş tabakadır. Her bir tabaka 40 yıldır. Benim ve Eshabımın dönemi, ilim ve iman ehli dönemidir. 80’e kadar gelenler, iyilik ve takva ehlidir. 120’ye kadar gelenler, merhamet ve sıla ehlidir. Bunlardan sonra, 160’a kadar gelenler, sıla-ı rahimden kesilir ve birbirlerine yüz çevirir. Bunlardan sonra, 200’e kadar gelenlerde ise, harpler ve karışıklıklar olur.) [Ramuz]

    Burada açıkça, (Ümmetim beş tabakadır. Her tabaka 40 yıldır) deniyor. Buna bakıp da, Peygamberimizden 200 yıl sonra kıyamet kopacak diyen olmamıştır.

    Görüldüğü gibi, ümmetim şu kadar yaşar veya ümmetimin ömrü şu kadardır diye bildirilen hadis-i şeriflerin, kıyametin kopmasıyla hiçbir ilgisi yoktur.

    Cebrail aleyhisselam, meşhur Cibril hadisinde bildirildiği gibi, (Kıyamet ne zaman kopacak?) diye sorduğunda Peygamber efendimiz, (Bu konuda sorulan, sorandan daha bilgili değildir) buyurmuştur. (Buhari, Müslim)

    Dört âyet-i kerime meali de şöyledir:
    ([Resulüm] Sana, kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. Onlara de ki: Onu ancak Rabbim bilir, onun vaktini, Ondan başka belirtecek yoktur. Göklerin ve yerin, ağırlığını kaldıramayacağı o saat, sizlere ansızın gelecektir. Sen sanki biliyormuşsun gibi sana ısrarla soruyorlar. Onlara de ki: Onu bilmek ancak Allah’a mahsustur, ama insanların çoğu bu gerçeği bilmez.) [Araf 187]

    (İnsanlar senden kıyametin zamanını soruyorlar. Onlara de ki: Onun bilgisi ancak Allah katındadır. Ne bilirsin, belki de zamanı yakındır.) [Ahzab 63]

    (Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi yalnız Allah’a aittir. Onun bilgisi dışında hiçbir ürün kabuğundan çıkmaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz. Onlara: “Bana koştuğunuz ortaklar nerede?” diye seslendiği gün: “Sana, buna dair bizden hiçbir şahit olmadığını arz ederiz” derler.) [Fussilet 47]

    (Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar. [Allah bildirmedikçe] sen onu nereden bilirsin ki? Onu ancak Allah bilir.) [Naziat 42-44]

    Şu üç hadis-i şerif bile, hazret-i Mehdi’nin gelmesine, kıyametin kopmasına, daha çok zaman olduğunu açıkça bildirmektedir:
    (Küfür, her tarafı kaplamadıkça ve açıktan yapılmadıkça Mehdi gelmez.) [M. Rabbani]

    (Kıyamet kopmadan yüz yıl öncesinde yeryüzünde Allah’a ibadet eden kalmaz.) [Hâkim]

    (Yeryüzünde Allah diyen Müslüman kaldığı sürece kıyamet kopmaz.) [Müslim, Tirmizi]

    Allah diyen Müslüman olduğuna göre, bugün veya yarın nasıl kıyamet kopar?

    Peygamber efendimizin ve Cebrail aleyhisselamın kıyametin ne zaman kopacağı bilinemez dediği bir hususta kesin tarih vermek de, ne büyük cüret, ne çirkin bir iştir.

    Kıyametin kopması
    Sual:
    Maya Takvimi’ne göre Kıyamet kopacak dendi. Paniğe kapılanlar oldu. Acaba Kıyametin kopmasını deprem gibi bir şey mi sanıyorlar da bazı yerlere gidenler oldu? 120 yıl sonra kopacak diyenler de var. Kıyamet kopmasının alametleri yok mu?
    CEVAP
    Kıyametin kopmasına daha çok vardır. Kıyamet alametleri çıkmadan Kıyamet kopmaz. Din kitaplarında şöyle bildiriliyor:
    Kıyametin ne zaman kopacağı açıkça bildirilmedi, kimse de anlayamaz. Fakat Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, birçok alametlerini ve başlangıçlarını haber verdi: Hazret-i Mehdi gelecek, İsa aleyhisselam gökten Şam’a inecek, Deccal çıkacak. Yecüc ve Mecüc her yeri karıştıracak. Güneş batıdan doğacak. Büyük zelzeleler olacak. Din bilgileri unutulacak. Fısk, kötülük çoğalacak. Haramlar her yerde işlenecek, Yemen’den bir ateş çıkacak. Gökler ve dağlar parçalanacak. Güneş ve Ay kararacak. Denizler birbirine karışacak ve kaynayıp kuruyacaktır. (H.L.O. İman)

    Allahü teâlâ, Sur üfürüldükten sonra, Kıyametin kopmasını murat buyurduğu zaman, dağlar uçar, bulutlar gibi yürümeye başlar. Denizler birbirinin üzerine taşar. Güneşin nuru gider, kararır. Dağlar toz hâline gelir. Âlemler [ve gezegenler] birbirine girer. Yıldızlar, dizili incinin kopup dağıldığı gibi dağılır. Gökler gül yağı gibi erir ve değirmen döner gibi deveran eder ki, şiddetli bir şekilde hareket eder. Allahü teâlâ, göklerin parça parça olmasını emreder. Yerde ve gökte diri olarak kimse kalmaz, her canlı ölmüş olur. (Kıyamet ve Âhiret)

    İmam-ı Rabbanî hazretleri buyuruyor ki:
    Kıyamet kopacağı zaman, yıldızların yerlerinden ayrılıp dağılacağı, göklerin parçalanacağı, yeryüzünün ve dağların param parça olacakları Kur’an-ı kerimde açıkça bildirilmektedir. Birkaç âyet-i kerime meali şöyledir:
    (Sura bir kere üfürülünce, yeryüzü ve dağlar, yerlerinden kaldırılıp silkilecektir. O gün Kıyamet kopacak, gök yarılacak ve dağılacaktır.) [Hakka 13-16]

    (Güneşin karardığı, yıldızların yerlerinden ayrılıp döküldükleri, dağların dağılıp saçıldıkları, denizlerin kaynadığı zamana...) [Tekvir ilk âyetler]

    (Göğün yarıldığı ve yıldızların dağılıp yok oldukları zaman...) [İnfitar 1-2]

    (Her şey yok olacak, yalnız O kalacaktır!) [Kasas 88]

    Kur’an-ı kerimde, bunlar gibi, daha nice âyetler vardır. Bunların yok olacaklarına inanmamak felsefecilerin yaldızlı yalanlarına aldanmak olur. Mahlûkların yok olacaklarına inanmak, yoktan var edildiklerine inanmak gibi, imanın şartıdır. İnanmak elbet lazımdır. (3/57)

    Güneş batıdan doğunca
    Sual: Güneş batıdan doğduktan sonra, Kıyamet hemen kopacak mı, yoksa insanlar daha yaşayacak mı? Kimi, Kıyametin kopacağına çok az bir zaman kaldığını söylüyor. Güneş, batıdan doğar doğmaz mı Kıyamet kopacak?
    CEVAP
    Eshab-ı kiramın büyüklerinden Abdullah bin Ömer “radıyallahü anhüma” hazretleri, (Güneş, batıdan doğduktan sonra, Kıyamet kopana kadar, insanlar 120 yıl daha kalacak, öyle ki fidan bile dikeceklerdir) buyurdu. (Kurtubî)

    Hadis-i şerifte, (Güneş batıdan doğmadıkça Kıyamet kopmaz. O zaman iman edenin imanı fayda vermez) buyuruluyor. (Buhârî, Müslim)

    Henüz Güneş batıdan doğmadan, (Mehdi geldi, Kıyamet yakında kopacak) diyenlere itibar etmek ne kadar büyük yanlıştır.

    Sual: Kıyametin ne zaman kopacağı hakkında, din kitaplarında kesin bir bilgi var mıdır?
    Cevap: Kıyametin ne zaman kopacağı bildirilmedi, zamanını kimse anlayamadı. Fakat, Peygamber efendimiz, birçok alametlerini ve başlangıçlarını haber verdi ki bazıları şunlardır: Hazret-i Mehdi gelecek, İsa aleyhisselam gökten Şam’a inecek, Deccal çıkacak. Yecüc, Mecüc denilen kimseler her yeri karıştıracak. Güneş batıdan doğacak. Büyük zelzeleler, depremler olacak. Din bilgileri unutulacak. Fısk, kötülük çoğalacak. Dinsiz, ahlaksız kimseler emir olacak, Allahü teâlânın emirleri yaptırılmayacak. Haramlar her yerde işlenecek. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Kıyamete yakın ilim azalır, cehalet artar.)

    (İlmin azalması, âlimlerin azalması ile olur. Cahil din adamları, kendi görüşleri ile fetva vererek fitne çıkarırlar. İnsanları doğru yoldan saptırırlar.)

    Kıyamet ne zaman kopar?
    Sual: Kıyamet kopacağı zaman yeryüzünde imanlı kimse kalmayacak deniyor, doğru mudur bu?
    Cevap:
    İmâm-ı Rabbânî hazretleri Mektûbât kitabında buyuruyor ki:
    “İslam dini, garip olmaya, zayıflamaya başladı. Müslümanlar, kimsesiz kaldı. Bundan sonra da, daha garip olur gider. O dereceye gelir ki, yeryüzünde Allah diyen kimse kalmaz. Hadîs-i şerifte; (İslamiyet garip, kimsesiz olarak başladı. Son zamanlarda, başladığı gibi, garip olarak geri döner. Garip olan Müslümanlara müjdeler olsun!) buyuruldu. Kıyamet, dünyadaki iyi insanlar kalmayıp, her yeri kötülük kapladığı zaman kopar, buyuruldu.”

    Peygamber Efendimiz buyurdu ki:
    (Bir zaman gelecek ki, ümmetimde Müslümanlığın yalnız adı kalacak. Mümin olanlar, yalnız birkaç İslâm âdetini yapacak. İmanları kalmayacak. Kur’ân-ı kerim yalnız, okunacak. Emirlerinden, yasaklarından haberleri bile olmayacak. Düşünceleri yalnız yiyip içmek olacak. Allahü teâlâyı unutacaklar. Yalnız paraya tapınacaklar. Kadınlara köle olacaklar. Az kazanmak ile kanaat etmeyecekler. Çok kazanınca doymayacaklar.)

    Abdülvehhâb-ı Şa'rânî rahmetullahi aleyh, Tezkire-i Kurtubî muhtasarında diyor ki:
    “İbni Mâcenin bildirdiği hadîs-i şerifte; (Bir zaman gelecek. Elbisenin rengi, ziyneti solduğu gibi, yeryüzünde İslâmiyet de solup kalkacak. Öyle olacak ki, namaz, oruç, hac, sadaka unutulacak. Kur’ân-ı kerimden yeryüzünde bir âyet kalmayacak) buyuruldu. İmâm-ı Kurtubî buyuruyor ki:
    “İslâmın unutulması, İsa aleyhisselâm gökten inip, öldükten sonra olacaktır. Daha önce, Müslümanlar garip olacak. Kur’ân-ı kerime uyulmayacak ise de, büsbütün unutulmayacaktır.”

    Ma'rifetnâmede deniyor ki:
    “Kıyamet alametleri çoktur. Camiler çok, cemaat az olacak. Binalar yüksek, elbiseler ince, kadınlar emir olacak. Erkekler kadınlaşacak.”

    Yazı kaynağı : dinimizislam.com

    güneş batıdan doğduktan kaç yıl sonra kıyamet kopacak | islam ve ihsan

    güneş batıdan doğduktan kaç yıl sonra kıyamet kopacak | islam ve ihsan

    Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

    “İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

    İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

    Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

    Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

    Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

    Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

    Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

    İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

    İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.

    Yazı kaynağı : www.islamveihsan.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap