Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    her gün 6 bardak su içen şehnaz 2 haftada kaç bardak su içer

    1 ziyaretçi

    her gün 6 bardak su içen şehnaz 2 haftada kaç bardak su içer Ne90'dan bulabilirsiniz

    Günde En Az 8 Bardak veya 2 Litre Su İçmemiz Gerekir Mi?

    Günde En Az 8 Bardak veya 2 Litre Su İçmemiz Gerekir Mi?

    İddia

    Gerçek mi?

    Gerçek Taraflar

    İnsanın günde toplam 2 litre su alması/tüketmesi gerektiği gerçektir.

    Sahte Taraflar

    İnsanın günlük sıvı ve yiyecek tüketimine ek olarak yaklaşık 8 bardak (2 litre) su içmesi gerektiği iddiası hatalıdır. Birçok insan, hatalı bilgilendirmeden ötürü, insanların günde 2 litrelik su ihtiyacını sadece bardaktan içtiği sudan ibaret sanmaktadır. Halbuki yediğimiz neredeyse her şeyden bol miktarda su alırız. 2 litrelik su ihtiyacımızın neredeyse tamamı zaten bu yiyecek ve su dışı içecekler tarafından giderilir. Geri kalan kısmı ise, gerekirse, doğrudan su içerek tamamlarız. Dolayısıyla her gün ek olarak 2 litre su içilmesi bir gereklilik değildir. Journal of Physiology dergisinde yayınlanan bir makale, ortalama iklimlerde yaşayan ortalama insanların (atlet veya sporcu olmayanların) günde 2 litre ek su içmesi gerektiğine dair hiçbir bilimsel verinin olmadığı sonucuna varmıştır.[8]

    İddianın Kökeni

    Tıbbi bilgilerin isabetli ve doğru bir şekilde halka aktarılamaması sonucu birçok hatalı düşünce ve yorum doğabilmektedir. Her ne kadar insanların ek olarak 2 litre su tüketmesine gerek olmasa da; ek olarak 2 litre su tüketen insanlar sağlık problemleri yaşamazlar - hatta su tüketimini garantiye aldıkları için daha da sağlıklı olabilirler. Ancak insan biyolojisinin doğru anlaşılması ve anlatılması önemlidir.

    Bilgiler

    Yaşam için suyun vazgeçilemez bir unsur olduğunu biliyoruz. Bunun nedenlerini buradaki makalemizden okuyabilirsiniz. Vücutlarımızın %60-75 arası sudan oluşuyor. Ciğerlerimizin %90'ı, beynimizin %70'i, kanımızın %80'inden fazlası su! 

    Her gün 2 litreye yakın su tüketmemiz tavsiye ediliyor. Ancak genelde söylenmeyen şey, bunun içerisinde yiyecek ve su harici içeceklerden aldığımız suyun olmadığı. Doktorlar genelde garantiye almayı seviyorlar.

    2 litre, ortalama bir insanın günlük su ihtiyacıdır. Ancak bu ihtiyacın %20'si, sadece yediğimiz katı gıdalardan gelmektedir. İçtiğimiz su harici içeceklerin de ezici bir çoğunluğu sudur. Aşağıda, günlük olarak tükettiğimiz yiyecek ve içeceklerin kütlece yüzde kaçının su olduğu verilmektedir:

    Kütlenin Korunumu: Vücudumuzun Su Dengesi

    Su ihtiyacımızın nasıl hesaplandığını merak ediyorsanız, fizikteki kütlenin korunumu ilkesini takip etmeniz yeterlidir: Günde vücudumuzu terk eden su miktarını tespit edip, yerine o kadar su koymamız gerekmektedir.

    Ter

    Terimizin büyük bir kısmını el ve ayaklarımızdaki ter bezlerimizden kaybederiz. Kuzenlerimizde, sadece ve büyük oranda bu bölgelerde ter bezleri bulunur; ancak insan türünün evriminde, ter bezlerinin sayısının çoğalması da büyük önem kazanmıştır. Yine de kuzenlerimizden (bekleyeceğiniz gibi) neredeyse hiçbir farkımız yoktur. Ayaklarımızın altında 500.000 civarında ter bezi bulunur ve bunlar her gün yaklaşık 1 bardak kadar ter üretirler. Evet, o kokunun sebebi bu. Bu durumda, her birimiz, sadece terleme yoluyla günde ortalama yarım litre suyu dışarı veriyoruz.

    Nefes Alışverişi ve Tükürük

    Ayrıca sadece nefes verirken bile, ağız ve burnunuzdan çıkan havayla günde ortalama 237 mililitre su kaybediyoruz.

    Suyun en çok kullanıldığı yerlerden biri de, tükürüğümüzdür. Ancak pislik yapmaktan hoşlanmıyorsak, bu tükürük için kullanılan su neredeyse her zaman vücudumuza geri döner. İnsanlar, yılda 473 litre, günde ise 1.3 litre kadar tükürük üretirler. Bu, ortalama 80 yıl yaşayan bir insanın ömrü boyunca 38.000 litreye yakın tükürük üretmesi demektir. Yani ömrünüz boyunca ürettiğiniz tükürük ile 1 metre derinliğinde, 3.8 metre genişliğinde ve 10 metre uzunluğundaki bir havuzu doldurabilirsiniz. 

    Dışkı ve İdrar

    Dışkımızın %75'ini su oluşturuyor. Yani her ne kadar çoğunlukla tamamı katı gibi gözükse de, aslında dışkımızın neredeyse tamamı, tıpkı vücudumuzun kendisi gibi sudan oluşur. Zaten bu şekilde olması da gerekir, aksi takdirde oluşan kabızlık, bağırsak ve anüste yırtılmalara ve çatlaklara neden olabilir. Bu da, hemoroide sebep olur. Ayrıca idrar ve dışkılama yoluyla da her gün 1.4 litre suyu dışarı atıyoruz.

    Bu ortalamaları topladığınızda, yaklaşık 2 litreye eşit olduğunu görüyorsunuz. Yani vücudunuzun günlük su ihtiyacına! İşte bu sayede su dengemizi sağlıyoruz.

    Ne Kadar Su İçmeli?

    Su içme miktarı da, fizyolojik olarak su kaybetme miktarıyla birebir doğru orantılıdır. Dolayısıyla bütün gün ılıman ya da serin/soğuk bir iklimde, yatarak gününü geçiren bir insanın alması gereken su miktarıyla, 45 derece sıcak altında ağır iş yapan bir işçinin alması gereken su miktarı tamamıyla farklı olacaktır. Benzer şekilde, alkollü içecekler gibi dehidrasyona (su kaybına) neden olacak yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi, günlük su ihtiyacını arttırabilecektir. Zaten bu şekilde tüketim yapan biri, daha fazla susayacaktır.

    Evrimsel süreç içerisinde tüm türler, vücutlarının su ihtiyacını karşılamaları gerektiğini anlamalarını sağlayan beyin kısımlarına sahiptirler. Beynimiz, vücudumuzdaki su miktarından haberdardır. Dolayısıyla, eğer su içmemiz gerekiyorsa, basitçe, susarız. Bu sebeple, biyolojik olarak en normal olanı, bireylerin susadıkları zaman, fazla bekletmeden su içmeleridir. Günde 8 bardak (yaklaşık 2 litre) su içmeye çalışmanın çok fazla bir anlamı yoktur. Vücudunuz, suya ihtiyacınız olursa zaten size söyleyecektir. Tehlikeli olan, beyniniz size su içmeniz gerektiğini söylediğinde buna ayak diremek, ertelemek ve umursamamaktır.

    Ne Zaman Ek Su İçmek Gerekir?

    Buraya kadar okuduysanız, ne zaman "ek su" tüketmeniz gerektiğini de çıkarabileceğinizi tahmin ediyoruz: Eğer ortalama bir iklimdeki, ortalama bir insana göre su kaybınızı arttıracak herhangi bir faktör varsa, su tüketiminizi arttırmanız faydalı olabilir.

    Bunların başında egzersiz ve atletik sporlar gelmektedir. Aşırı terleme nedeniyle kaybedilen su, fazladan tüketim ile tamamlanmalıdır. Bu durumda da vücudunuz zaten susadığını beyninize bildirerek gerekli adımı atmanızı sağlayacaktır, ona kulak verin.

    Bunun haricinde su kaybınızı arttıracak hastalıklar durumunda (özellikle böbrek ve diğer idrar yolu hastalıklarında) hekimlerin belirlediği miktarda suyun tüketilmesi büyük önem arz eder. Dolayısıyla idrar miktarınızı arttıran durumlarda mutlaka doktorlara danışınız.

    Bir diğer nokta, aşırı sıcak iklimlerde yaşayan insanların fazladan terleme yoluyla kaybettikleri suyu ek tüketim ile tamamlamasıdır. Eğer ki sıcak sahil kentlerinde yaşıyorsanız, daha çok su tüketmeye çalışabilirsiniz.

    2 Litre Ek Su İçsek Ne Olur?

    Hiçbir şey olmaz! Aşırıya kaçmamak kaydıyla fazladan su içmenizin size hiçbir zararı olmayacaktır. Örneğin tüm diğer besin ve içeceklerden 2 litrenizi alıp, üzerine 2 litre de su içseniz, o gün toplamda 4 litre su içmiş olursunuz. Bu tamamen güvenli bir dozdur. Zaten gereksiz su, böbreklerden süzülüp fazladan tuvalete gitmek suretiyle idrar olarak vücudunuzdan atılacaktır.

    Zaten unutmamak gerekiyor ki, vücut zaten alınan fazla suyun gerekmeyen kısmını idrarla birlikte dışarı atacaktır. Bu nedenle ortalama bir insan günde 6-7 defa idrar yaparken (çoğunlukla 4-10 defa arası normal kabul edilebilir), günde 2 litre su tüketen insanlarda bu ortalama günde 10 defaya kadar çıkabilir - ki bu sıklık biraz daha arttığı zaman idrar yolu sorunları olduğundan şüphelenmeye başlanılır.

    Hatta fazladan su içmek sağlıklı bile olabilir! Düzenli ve ortalama üstü bir su tüketiminin kanla taşınan maddelerin düzenlenmesinde, derinin canlanmasında, kilo kaybında, günlük ortalama enerji miktarında, vücuttan toksik maddelerin atılmasında ve en önemlisi böbrek taşı oluşumunda önemli etkileri ve olumlu faydaları olduğu bilinmektedir. Hücrelerin mutlu bir şekilde içine gömülü bulunduğu sıvı içerisindeki suyun %2 oranında azalmasının, enerji düzeyinizde %20 civarında azalmaya neden olabildiği gösterilmiştir. Kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmada, egzersiz sonrası yaşanan %1.36 düzeyindeki sıvı kaybının duygusal hali ve konsantrasyonu kötüleştirdiği ve baş ağrısı sıklığını arttırdığı gösterilmiştir. Kendisini günde 2 litre su içmeye zorlayanların derilerinde canlanma, sindirim sistemlerinde rahatlama ve enerji seviyelerinde artış gözlenmiştir. Yarım litre suyu bir defada içen insanlarda geçici bir süre de olsa metabolizma %24-30 oranında hızlanmıştır. Günde 2 litre su içenler her gün fazladan 96 kalori yakmıştır. Bu 2 araştırma, su tüketiminin kilo kayıplarına katkısını doğrulamaktadır.

    Sonuç

    Uzun lafın kısası, vücudumuz çok su kaybeder, çok da su alır. Bu dengeyi koruyabildiğiniz sürece, bu konuyla ilişkili sağlık problemleri yaşamamanız beklenir. Dolayısıyla susadığınız zaman, aksatmadan, büyük bir bardak suyu tüketin. Bunun dışında paranoya yaparak delicesine su içmeye çalışmanıza gerek yok. Zaten gereğinden fazla aldığınız, gerekenden fazla yarar sağlamayacak ve idrar ile atılacaktır.

    Tüm bu sebeplerle, Evrim Ağacı olarak, "günde 2 litre" olmasa bile, elinizden geldiğince (ancak özellikle de vücudunuz sizi uyardığı zamanlarda) su içmenizi tavsiye ediyoruz.

    Yazı kaynağı : evrimagaci.org

    Günde Kaç Litre Su İçilmelidir? Kaç Bardak Su İçersek Zayıflarız?

    Günde Kaç Litre Su İçilmelidir? Kaç Bardak Su İçersek Zayıflarız?

    Su, insanoğlunun yaşayabilmesi için gerekli olan en doğal ihtiyaçtır. Renksiz, kokusuz ve tatsız olan su temizdir. Renk ve koku bakımından farklı olan sular içilmez. Suya hangi kimyasal madde katılırsa katılsın onu saklamaz. Suyun simgesi H2O’dur.

    Günde Kaç Litre Su İçilmelidir?

    Sağlıklı bir insanın vücudunun yaklaşık yarısı sudur. Kadınlarda bu oran % 50, erkeklerde ise % 60’dır. Cilt sağlığı, yiyeceklerin sindirilmesi, dikkatin artması, hafızanın kuvvetlenmesi, kanın sulanması ve vücut direncinin artması gibi konularda vücuda faydalı olan su ihmal edilmemelidir.

    Suyun az içilmesi durumunda böbreklerin fonksiyonel özelliği zayıflar. Böbrek kuruması, az su tüketimi nedeniyle meydana gelir ve bu durumda ciddi böbrek rahatsızlıkları meydana gelir.

    Bir insan günde en az 1,5 litre su içmelidir. Sıcak yaz günlerinde bu miktar artırılmalıdır. Kısacası insan susadığı anda su içmelidir. Vücut susuz kaldıkça bitkin düşer ve vücut direnci düşmeye başlar. Spor yapan kişiler daha fazla su tüketmelidir. Ancak spor esnasında çok su içmek spor aktivitesini engeller ve böbrek ağrısına neden olur. Sporcular spor esnasında çok az su içmelidir. Spor aktivitesinden sonra dinlenirken su ihtiyacı karşılanmalıdır.

    Sıvı tüketiminin yeterliliği idrar renginden anlaşılabilir. Az gelen ve koyu renkli idrar suyun yeteri kadar tüketilmediğini gösterir. Basınçlı gelen ve berrak olan idrar vücudun suya doyduğunu gösterir.

    Kaç Bardak Su İçersek Zayıflarız?

    Günlük 1,5 litre ( günlük 7-8 bardak) su bir miktar zayıflamaya etki edebilir. Diyetisyenler bol su içmeyi tavsiye etmektedir. Çok su içerek mideyi doldurmak ve mideye doygunluk hissi vermek, kilo vermeye yardımcı olabilir. Su doygunluk verdiği için kişi daha az yemek yer. Kısacası kilo vermek isteyen kişi

    Yazı kaynağı : www.milliyet.com.tr

    Her gün 8 bardak su şart mı?

    Her gün 8 bardak su şart mı?

    Bir insanın günlük su kaybı ise ortalama iki litre. Peki bu kaybı gidermek için günde en az 8 bardak su içmeli miyiz? İşte yanıtım...


    İnsan bedeninin %60’ı su. Onu sadece damarlarda dolaşan kanın ana maddesi sanmayın, hemen her doku ve hücrenin iliklerine kadar işlemiş durumda. Yağsız kas hücrelerinin dörtte üçü su. Kemiklerdeki su miktarı bile oldukça yüksek. Birçok kimyasal işlev için de su zorunlu. İhtiyaç duyduğumuz enerjiyi üreten ATP patlamaları bile suya bağımlı. Organlarımızı daha kaygan hale getirip sürtünmelerini önleyen, vücut ısı dengesini koruyan da yine su. Ayrıca eklem ve kaslarımızın maruz kaldığı şokları önleyen, besinleri hücrelere götürüp atıkları böbrek ve karaciğere taşıyan da yine o.
    Kısacası sağlığımız ve sağlamlığımız söz konusu olduğunda beden havuzumuza her gün düzenli su eklemek, yani su içmek ya da su zengini sıvı gıdalarla beslenmek zorundayız. Günlük su kaybımız ortalama iki litre civarında. Peki bunun için her gün en az sekiz-on bardak su içmek şart mı? Bana sorarsanız “İyi olur ama mecbur da değilsiniz” derim. Nedeni şu…


    SUSADIKÇA İÇİN


    İçtiğiniz çorbalar, yediğiniz yemekler, zevkle tükettiğiniz meyve ve sebzelerle de su kazanıyorsunuz.
    Bunlara içtiğiniz çayları, meyve sularını, sütü, ayranı ve diğer içecekleri de eklerseniz su havuzunuz hemen hemen hiç boş kalmıyor.
    Kısacası “düzenli su kazanımı” söz konusu olduğunda doğru düzgün beslenen birinin ihtiyacı zaten önemli ölçüde karşılanıyor. Ve bu nedenle “her gün ille de sekiz bardak su içilecek” kuralı zannedildiği kadar kesin ve vazgeçilmez değil. Peki, ne yapmalı? Susuzluk hissine güvenilmeli ve susama duygusu dikkatle izlenip susadıkça su içilmeli. Peki, gün boyu su yudumlamak yanlış mı? Tabiî ki değil! Ben de öyle yapıyorum zaten ama “her gün mutlaka sekiz bardak su” kuralı da olmazsa olmaz değil. Bunu hatırlatmak istedim.


    Diyabet otla-çöple tedavi edilemez


    Bİtkİlerdekİ doğal moleküllerden geliştirilmiş ilaçlar tabiî ki var. Bunların kalp yetmezliğinden romatizmaya, kanserden bellek bozukluğuna kadar farklı alanlarda kullanıldıkları da doğru. Ama yeterince bilimsel çalışma yapılıp ilaç haline getirilmeden, otu çöpü ilaç niyetine yutmak sağlığın çanına ot da tıkayabiliyor. “Karaciğere lavanta, prostata brokoli” kürü yapacağım, “bin bir delik otu veya tere kürleriyle tiroidi tedavi edeceğim” diye yola çıkanların çoğu ya yolda kalıyor ya da böbrek karaciğer hastası oluyor.
    sakın kanmayın
    Bu tür kandırmacalarla para kazanmak isteyen uyanıkların sık kullandıkları alanlardan biri de kilo sorunu. Zayıflatmak ya da metabolizmayı hızlandırmak amacıyla her gün yeni bir ot veya çöp kürü tavsiye ediliyor veya bitkisel hap öneriliyor. Özeti şu: Bu otlar “ilaç haline getirilmedikleri ve ilaç şeklinde güvenli üretilmedikleri sürece” sizi kandırmaktan başka hiçbir işe yaramıyor. Tabiî ki tıbbi faydaları gösterilmiş bitkiler var. Mesela tarçın. Mesela zerdeçal. Ama bunların hangi koşullarda tıbbi ürün haline getirilecekleri ve sağlık yararları amacıyla kullanılacakları belirli düzenlemelere bağlı.

    Egzersiz karaciğerin yağlanmasını önler

    Karacİğer yağlanması, mühim bir problem. Zannedildiğinin aksine, esas nedeni alkol filan da değil, şeker. Tamam, alkol de karaciğeri yağlandırıyor ama önemli başka nedenler de var. En önemlisiyse fruktoz tüketiminin artması.


    OBEZİTEYE KADAR GİDER

    Neredeyse bir “fruktotoksizozis” döneminden geçiyoruz. Tükettiğimiz tatlıların çoğu, şekerlemelerin neredeyse tamamı, atıştırmalıkların büyük bir bölümü ile meyve sularının içinde ya fruktoz var ya da şeker olarak fruktoz şurubu kullanılıyor.
    Ayrıca ciddi bir meyve tüketimimizin olduğu da kesin. Oysa en güçlü beden bile bir günde 15-20, bilemediniz 30 gram fruktozu kullanabiliyor. Fazlasını yağ olarak karaciğere depoluyor. Özellikle hareketsizlikle birleştiğinde aşırı fruktoz tüketimi karaciğeri süratle yağlandırıyor.
    Yağlanan karaciğerin yarattığı en önemli tehditse insülin direnci oluyor. Yağlı karaciğer insüline karşı direnç geliştiriyor. Bu kişilerin metabolizmaları kan şekerini ayarlama yeteneğini kaybediyor. Netice ise “bel-karın bölgesinden kilo, şeker hastalığı, hipertansiyo, damar sertliği ve obeziteye kadar uzanan” bir yolculuğa çıkmak oluyor.
    İyi haberim şu: Orta yoğunlukta bir egzersiz yapmanız bile –düzenli yaparsanız eğer- sizi fruktoza bağlı karaciğer yağlanmasından koruyabiliyor. İşte size her gün değilse bile haftada 4-5 kez yürümeniz için geçerli bir neden daha...

    Çömelmek pilates yerine geçer mi


    Pilates popüler egzersizlerden biri. Bilinçli yapıldığında iskelet sistemine güçlü destek sağlıyor. “Bilinçli” sözcüğünün altını çizin. O sözcüğü özellikle ve bilerek kullandım. Nedeni şu: Eğer pilates öğretmeniniz deneyimli ve bilgili değilse pilates yaparken başınız belaya da girebilir. Yanlış ve uygunsuz pilates hareketleri nedeniyle belini, sırtını sakatlayan pek çok insan var. Bu nedenle pilateste de “hoca” yani “eğitmen” konusu çok mühim. Peki pilatese alternatif daha basit başka bir antrenman var mı?


    YAPACAĞINIZ HAREKET ŞU

    Bence var: ÇÖMELME EGZERSİZİ.
    Çömelme egzersizleri evde de işte de uygulayabileceğiniz kolay mı kolay bir antrenman türü. Bu egzersizle kaslarınızı güçlendirip kemik ve tendonlarınızı desteklemeniz, diz ve kalça kıkırdaklarınızı yağlamanız mümkün oluyor. Vücudun en büyük kaslarını, kalça, sırt ve bacak kaslarını çalıştırdığı için çok da etkili bir çalışma. Üstelik oldukça da güvenli. Lütfen not edin, hareket şu: Kollar göğüs hizasında bağlanacak ve üst bacaklar yere paralel hale gelene kadar gövde alçaltılacak. Çömelme egzersizi yaparken tekrar sayısını kendinize göre siz ayarlayın. Yaşınıza, eklemler ve kaslarınızın gücüne ve kilonuza dikkat ederek beş tekrarla başlayıp 20-25’e çıkmayı deneyin.

    ÇIPLAK AYAKLA MI KOŞALIM?

    Bİlİyorsunuz, “atalarımız gibi yaşamak” yeni bir trend ve ortalığı kasıp kavuruyor. Un, şeker bırakılıyor, nişasta sınırlanıyor, et ve süt ürünleri, sebze, meyveye ağırlık veriliyor. “Çıplak ayakla koşmak” da sanki bu trendin devamı. Savunucuları “Atalarımız binlerce yıl çıplak ayakla koştu” diyor ve “böyle bir egzersiz tarzının” daha yararlı olacağını düşünüyorlar. Peki, haklılar mı? Bence değiller. Zira kanıtları yeteri kadar sağlam değil. Ben kaliteli bir spor ayakkabısıyla egzersiz yapmanın, yürümenin daha doğru olacağını düşünenlerdenim.

    Yazı kaynağı : www.hurriyet.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap