Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    küçük depremler büyük depremleri engeller mi

    1 ziyaretçi

    küçük depremler büyük depremleri engeller mi Ne90'dan bulabilirsiniz

    Yaşanan küçük depremler büyük depremin şiddetini azaltır mı?

    Yaşanan küçük depremler büyük depremin şiddetini azaltır mı?

    Göster

    Google Twitter

    Yükleniyor

    Yazı kaynağı : evrimagaci.org

    "Büyük depremin önlenmesi için küçük depremler şart"

    Dün akşam Marmara Denizi'nde meydana gelen deprem gibi 100 bin depremin, beklenen büyük depremin gerilimini boşaltabileceğini bildiren Mustafa Erdik, İstanbul Üniversitesince rektörlük binasında düzenlenen ''İstanbul'un Afetlerden Zarar Görebilirliği'' başlıklı sempozyumun ardından, basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Erdik, şu anki teknoloji ile dün akşam meydana gelen depremin öncül mü, artçıl mı olacağını öğrenemeyeceklerini söyledi.

    Prof. Dr. Erdik, ''Erken uyarı sisteminin ivme düzeyleri minimum yüzde 5 seviyesine ulaştığı zaman, sonuç veren bir sistemdir. Yaşanan deprem bu seviyenin onda biri seviyesi kadardır. Biz kendi iç ölçümümüzü yaptık ancak bu depremin sinyalleri önemli bir sinyal değildir'' diye konuştu.

    Dün akşam yaşanan depremin, büyük depremin beklendiği fay üzerinde gerçekleştiğini kaydeden Erdik, ''Örneğin beklenen büyük depremdeki gerilim beklentimiz 5-6 metrelik gerilim ise bu depremde meydana gelen gerilim belki 1-2 milimetreliktir. Bu tip depremlerden belki yüz bin tane olmalı ki büyük depremin gerilimini boşaltabilsin'' dedi. Yaşanan depremin, Marmara'daki fayın karakteristik depremlerinden olduğuna işaret eden Prof. Dr. Erdik, şunları kaydetti:

    ''Bu karakteristik depremler 7 ve üzerinde olabilir. Genellikle 4 ve 5 büyüklükte depremler görüyoruz. Bunun üzerindekilere çok az rastlanır. Bu doğal bir süreçtir. Dün yaşanan deprem ise bu sürecin doğal bir parçasıdır. Ancak bu az görülen büyük depremin 5 dakika sonra mı 20 yıl sonra mı olacağını bilemeyiz.''

    ''Büyük depremin bir uyarısı"

    İstanbul Üniversitesi (İÜ) Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu da, Marmara'da büyük depremin beklendiği fay üzerinde, 2009'dan bu yana 4 şiddetinin üzerinde deprem olmamasının bir gecikme olduğunu ifade etti.

    Marmara'da olası bir büyük depremin beklendiğini belirten Doç. Dr. Gündoğdu, ''Bu deprem, büyük deprem için kırılma beklediğimiz fay üzerinde gerçekleşti. Ancak bu olağan üstü bir gelişme olarak nitelendirilmemelidir'' dedi.

    Son bir ay içerisinde depremin meydana geldiği nokta ve etrafında, 10'a yakın deprem olduğunu kaydeden Doç. Dr. Gündoğdu, ''Bu ufak depremlerin ardından dün akşamki deprem meydana geldi. Bu depremin klasik anlamda bir öncül olarak görmüyoruz. Biraz daha incelenmesi gereken bir deprem. Şu an için bir dağılma söz konusu değil bu yüzden sürpriz de değil'' diye konuştu.
    Bu depremin bir uyarı olarak kabul edilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Gündoğdu, açıklamasında, ''Beklenen büyük depremin bir uyarısı olarak görülmelidir. Hem niteliği hem de sonuçları açısından bizleri hazırlıklı olmaya çağırıyor. Depremden sonra 20 dakika iletişim sistemleri kesildi. Bundan ders çıkarıp, önlem almak lazım. 7 büyüklüğünde bir deprem nerede olsa, hiç bir teknoloji buna dayanamaz. Ama bizim asıl amacımız afetlerden sonra en kısa zamandan normale dönmektir'' ifadelerini kullandı.

    ''Kayda değer olmayan bir enerji boşalımıdır"

    Yaşanan depremin, Marmara'da yılda bir ve ya iki defa meydana gelen yerel bir deprem olduğunu belirten Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü Ulusal Deprem İzleme Merkezi Müdürü Dr. Doğan Kalafat ise bu fay hattındaki depremin oluş düzenin ''ön şok aktivitesi'' ile başlamadığını belirtti. Dr. Kalafat, ''Ana şok yani ortalama 7 büyüklüğündeki bir depremin ardından meydana gelen artçılar, bu fayın deprem oluş düzenidir. 7 büyüklüğündeki bir depremin yanında kayda değer olmayan bir enerji boşalımıdır'' dedi.

    Yazı kaynağı : www.cumhuriyet.com.tr

    çok sayıda küçük deprem büyük depremi önler mi

    2. BIR YÖREDE DEPREM AKTIVITESININ ARTMASI NE IFADE EDER?; DEPREM FIRTINALARI, ÖNCÜ ve ARTÇI DEPREMLER

    Bir deprem firtinasi, ufak bir bölgede, genellikle birkaç gün ile birkaç hafta arasindaki bir süre içinde meydana gelen çok sayidaki depremden olusur. Bir firtina olusturan deprem gurubunda hiçbir deprem, büyüklük bakimindan, digerlerine göre, belirgin olarak, ön plana çikmaz. Deprem firtinalarinin bir ana deprem ile bir iliskisi de yoktur. Deprem firtinalarinin, çogunlukla, küçük ve orta büyüklüklerdeki depremlerin meydana geldigi derinliklerde, kayalarin içindeki kirik, çatlak gibi gözeneklerde yer alan akiskanlarin çevrelerine uyguladiklari basincin artmasi sonucu meydana geldikleri gözlenmektedir.

    Deprem firtinalari, olusacak bir ana depremin mutlak bir habercisi olarak kabul edilmemelidir. Nitekim Türkiyenin birçok yöresinde bu tanima uygun geçici deprem aktiviteleri gözlenmekte ve belirli bir süre sonra da bunlar kaybolmaktadir. Bu aktiviteler yakin yerlesim alanlarinda hissedildigi taktirde, bir öncü aktivite olup olmadigi konusunda süphe ve söylentilerin ortaya atilmasina yolaçmakta ve hakli olarak o yörede yasayanlari tedirgin etmektedir. Ancak herhangi bir deprem yogunlasmasinin, bir öncü aktivite mi, yoksa bir süre sonra kaybolacak geçici bir deprem firtinasi mi oldugunu belirlemek çok zordur. Genel olarak bakildigindan jeo-termal bir alanda olusan, baskin bir kirilma yönü ve türüne sahip olmayan, daha önceden belirlenmis aktif bir fay zonu üzerinde olmadigi bilinen yogunlasmalarin, geçici bir aktivite olma olasiligi daha yüksektir.

    Deprem firtinalarindan tamamen farkli bir tür olan öncü ve artçi depremler ise, kendilerinden belirgin olarak daha büyük olan bir ana deprem ile zaman ve yer bakimindan siki bir iliskiye sahipdir. Hemen hemen her büyük bir depremin ardindan, mutlaka bir artçi deprem aktivitesi ortaya çikmissa da, öncü depremler çok daha seyrek olarak gözlenmistir. Türkiyedeki örneklerden yola çikilacak olursa, özellikle normal atimli faylanma içeren büyük depremlerin bazilarinda (örn. 1995 Dinar Depremi), yörede 'öncü aktivite' olarak nitelendirilebilecek deprem yogunlasmalari gözlenmistir. Ancak bu gözlemleri genellemek zordur. Nitekim 2001-3 yillari arasinda Denizli, Milas-Güllük, Kula-Sigacik gibi yörelerde aktivitenin zaman zaman arttigi görülmüs, ancak hiçbirisinin ardindan (bugüne kadar) büyük bir deprem izlenmemistir. Yanal atilimli büyük depremlerde öncü deprem aktivitesi örnekleri daha da az gözelnmistir.

    Öncü deprem etkinligi, zaman zaman 'öncü deprem firtinasi' olarak da adlandirilir. Bu tür depremlerin olusumunda da yüksek gözenek basincinin rol aldigina inanilmaktadir; ancak, olusumlari için düsünülen mekanizma olagan deprem firtinalarininkinden farklidir. Deprem firtinalari arasinda 'öncü' ayirimi yapma girisiminde bulunabilmek için, bu firtinalarin, çesitli jeolojik özellikleri nedeniyle, önceden, aday olarak belirlenmis yerlerde meydana gelmeleri ve firtinadaki depremlerin sayi-büyüklük iliskilerinin ayrintili olarak incelenebilmis olmasi asgari zorunluluktur. Gelecekte, bilimsel arastirmalarin gelismesi ile birlikte, öncü deprem firtinalari belki de büyük bir depremin önceden kestirilmesinde potansiyel bir ipucu olarak düsünülecektir. Ancak, günümüz bilgi ve teknolojileri ile bunu belirlemek simdilik imkansizdir.

    Yazı kaynağı : www.koeri.boun.edu.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap