Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    la ilâhe illallâhu vahdehu la şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyi ve yumit ve hüve

    1 ziyaretçi

    la ilâhe illallâhu vahdehu la şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyi ve yumit ve hüve Ne90'dan bulabilirsiniz

    Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr, tesbihini / duasını her sabah ve akşam okumanın faziletleri nelerdir?

    Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr, tesbihini / duasını her sabah ve akşam okumanın faziletleri nelerdir?

    Değerli kardeşimiz,

    Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    AÇIKLAMA:

    1. Bu dua, bir rivâyette: یُحْیِی وَیُمِیتُ  (hayat verir ve ölüm verir), bir başka rivâyette de,بیَدهِ اْلخَیْرُ  (hayırlar O'nun elinde) ziyâdesiyle gelmiştir.

    2. Bu duanın ne zaman okunacağı rivayetten rivâyete sarahat kazanır. Birinde "günde" diye mutlak iken, bir diğerinde "sabah olunca", bir diğerinde "sabah namazından sonra, konuşmazdan önce on defa" diye kayıtlanmıştır.

    Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    (Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte)

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet

    Yazı kaynağı : sorularlaislamiyet.com

    Günde 100 Kere “La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh Lehül Mülkü ve Lehül Hamdü ve Hüve Ala Külli Şeyin Kadir” Demenin Fazileti

    Günde 100 Kere “La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh Lehül Mülkü ve Lehül Hamdü ve Hüve Ala Külli Şeyin Kadir” Demenin Fazileti

    Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

    “İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

    İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

    Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

    Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

    Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

    Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

    Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

    İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

    İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.

    Yazı kaynağı : www.islamveihsan.com

    La ilahe illallahu, Vahdehu, La Şerike leh, Lehül Mülkü, ve Lehül Hamdü,Yuhyi ve Yümit, ve Hüve ala külli Şey’in Kadir duasını okumak sünnett… | Dualar, Leh, Tintin

    MUHTASAR İLMİHAL

    İki müjdeli kelime: Yuhyî ve Yumît - YENİ ASYA

    İki müjdeli kelime: Yuhyî ve Yumît - YENİ ASYA

    Yâ Resûlallah, varlık sahipleri yüksek dereceleri ve daimî nimetleri alıp gittiler. Çünkü onlar da bizim gibi namaz kılıyor, oruç tutuyor; ayrıca bizden fazla olarak sadâka veriyorlar. Biz ise veremiyoruz. Onlar köle âzâd ediyor, biz edemiyoruz. 

    Ashâbından bunları dinleyen Resûlüllah Efendimiz (asm), onların gönlünü şu mübarek ve müjdeli sözleriyle aldı:       

    "Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir, sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiç kimse sizden faziletli olamaz. Meğer ki sizin yaptığınız gibi yapmış olsunlar. Her namazdan sonra 33 kere ‘Sübhânallâh’, 33 kere ‘El-hamdülillâh’, 33 kere ‘Allâhü ekber’ dersiniz, tamamı 99 eder. Yüzüncüde, “Allâhü ekber Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve hayyün lâ yemût. Biyedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr’ dersiniz; günahlarınız, denizin köpüğü kadar da olsa, affolunur.” 1

    Bediüzzaman Hazretleri bu Kelime-i Tevhidin her bir kelimesinde bulunan müjdeleri ve o müjdelerdeki şifaları ve o şifalardaki manevî lezzetleri Mektûbat eserinde 20. Mektup'da izah ediyor. 6. ve 7. kelime olan "Yuhyî ve yumît" yani hayat veren ve ölümü veren kelimelerindeki müjdelere birlikte bakalım. "Yuhyî" yani hayatı veren O'dur. Madem hayat vermiş, hayatta ne lâzımsa onları da vermiştir. İnsanın kullanması için cihazlar, hayatını devam ettirebilmesi için rızıklar vermiştir. Yuhyî kelimesindeki müjde, manen insana; "Ey insan! Üzerine vazife olmayan işleri, hayatın ağır yükünü omzuna alıp zahmet çekme! Neden Dünya’ya geldim diye pişmanlık gösterme! Senin vücudun bir Hayy-ı kayyuma aittir. Masraf ve ihtiyaçlarını O karşılar. Hayatının ve vazifenin ne kadar kıymetli, neticesinin ne büyük olduğunu düşünüp mutlu ol. Bil ki, bütün hayır ve hasenatın amel defterine kaydediliyor. Hizmetinin bütün neticeleri sana baki bir hayat kazandıracak, ebedî ihyâ edecektir." der. Kısaca, hayat bizi "ebedî saadet" ile müjdeliyor.

    "Yumît" yani ölümü veren O'dur. Ölümdeki müjde ve teselliler ise, hayat vazifesinden terhis ve tebdil-i mekân olmasıdır. Dünya’nın külfetli işlerinden, hayatını devam ettirebilmek için çalışma zahmetinden azad edilmektir. İşte şu  kelime,  fâni cin ve inse bağırır, der ki: "Sizlere müjde! Mevt idam değil, hiçlik değil, fena değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedî değil, adem değil, tesadüf değil, fâilsiz bir in’idam değil. Belki bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır. Saadet-i ebediye tarafına, vatan-ı aslîlerine bir sevkiyattır. Yüzde doksan dokuz ahbabın mecmaı olan âlem-i berzaha bir visal kapısıdır." 2

    Allah bizi her gün, ölümün küçük kardeşi olan uykudan uyandırıp diriltir. Midemize defnedilen rızıklar, evvelki cismi ile ölürken daha güzel bir hayatta, insan bedeninde dirilirler. Hayat ve ölümün Dünya’da dahi böyle gözümüz önünde örnekleri tecelli eder. "Yuhyî ve yumît" Cenab-ı Hakk’ın müjdelerle, şifalarla, tesellilerle dolu iki fiilidir.

    Kaynakça:

    1. Camiü's sağir, İmam-ı suyûtî.

    2. Mektûbat, 20. Mektup.

    Yazı kaynağı : www.yeniasya.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap