Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    muharebesi osmanlı ve macaristan arasında geçen savaş wow

    1 ziyaretçi

    muharebesi osmanlı ve macaristan arasında geçen savaş wow Ne90'dan bulabilirsiniz

    Mohaç Savaşı Nedir? Mohaç Meydan Muharebesi tarihi, önemi, nedenleri ve sonuçları

    Mohaç Savaşı Nedir? Mohaç Meydan Muharebesi tarihi, önemi, nedenleri ve sonuçları

    Tarihe en kısa süren savaş olarak geçmiş, dönemin padişahı Kanuni Sultan Süleyman komutasında Osmanlı Devleti zafer kazanmıştır.

    Mohaç Savaşı Tarihi

    Mohaç Meydan Savaşı, 29 Ağustos 1526 yılında Osmanlı İmparatorluğu ile Macar Krallığı arasında yapılmıştır. Savaşın tarihi önemi tüm Avrupa'nın etkilenmiş olmasıdır. Macaristan'ın çok önemli bir bölümü Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkimiyeti altına girmiştir.

    Mohaç Savaşı Özeti

    Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman ile Macar Karalı arasında yapılan savaş sadece iki saat sürmüştür. Tarihin en farklı savaşlarından birisi olmuştur. Macarlar Belgrad'ı kaybetmelerine karşın Osmanlı İmparatorluğuna karşı tehditkâr politika izliyordu. 

    Fransa Kralı Fransuva'nın annesi, oğlunun Almanlara esir düştüğünü Kanuni Sultan Süleyman'a bildirmişti. Macarlara ders vermeyi ve bunun da Avrupa'ya gözdağı olmasını isteyen Kanuni, bunu fırsat bilerek sefer başlattı. 29 Ağustos 1526 tarihinde başlayan sefer yalnızca iki saat sürmüş ve Macaristan'ın büyük bölümü ele geçirilmiştir.

    Mohaç Savaşı’nın Önemi

    Mohaç Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu’nun gücünü hem Avrupa'ya hem dünyaya göstermiştir. Tarihçilerin bazıları tarihin en kısa sürede biten savaşı dedikleri Mohaç Savaşı için Osmanlı-Avusturya çekişmesinin nedenidir demektedir.

    Yıkılan Macar topraklarının bir kısmını Osmanlı diğer tarafını Avusturya istiyordu. Tarihi açıdan savaş Avrupa'nın gidişat yönünü de değiştirmiştir. Macar Krallığının çok kısa sürede yıkılması Kanuni Sultan Süleyman'ın ve Osmanlı İmparatorluğu’nun gücünü ortaya koymaktadır

     - Osmanlı Devleti çok güçlü imparatorluk olduğunu dünyaya kanıtlamıştır.

     - Osmanlı açısından Avrupa'ya açılma senaryoları doğmuş, sonrasında bu gerçekleşmemiştir.

     - Kanuni Sultan Süleyman toprakları çok daha fazla genişletme imkânı bulmuştur.

    Mohaç Savaşı Nedenleri ve Sonuçları

    Savaşın Nedenleri

     - Macar Kralı Almanya Kralı Şarklen'ı destekliyordu. Alman Kralının da aynı şekilde karşılık vermesi Macar Kralının güvenini artırmıştı. Buna güvenen Macar Kralı Osmanlıya karşı saldırgan bir tutumla yaklaşmıştır.

     - Fransa Kralı Fransuva Almanlara esir düşmüştü. Fransuva'nın hem annesi hem kendisi Kanuni Sultan Süleyman'a mektup yazmış ve yardım talebinde bulunmuştur.

     - Kanuni Sultan Süleyman'ın niyeti Orta Avrupa'da fetihler yapmaktı. Bunun için gözdağı vermeyi amaçlayan padişah bu fırsatı yakalamıştır.

     - Kanuni Sultan Süleyman'ın diğer amacı Hristiyan birliğini bozmaktı. Bunun en iyi yolunun, Fransa’yı yanına çekmek olduğunu düşünüyordu. Fransa Kralının kendisinden yardım istemesi bunun için bir nevi zemin hazırlamıştı.

     - Osmanlı İmparatorluğu’nun fetih politikalarını artık tüm dünyaya yayma hedefi gelişmişti. Tarihin en büyük toprak parçalarına Kanuni döneminde ulaşan Osmanlı bunu daha fazla genişletiyordu.

    Savaşın Sonuçları

     - Savaşın çekişmeli geçilmesi bekleniyordu. Ancak Osmanlının gücünün sanılandan daha fazla olduğu anlaşılmış, Macar Krallığı sadece 2 saat içerisinde yıkıma uğratılmıştır.

     - Mağlubiyetten sonra Macar Kralı değişmiş, yeni kral Jon Zapola olmuştur.

     - Macaristan Krallığı Osmanlının himayesine girdi. Dönemin Macar Krallığının başkenti Budin bir süre sonra Osmanlının eline geçmiştir.

     - Osmanlının gücünün arttığı anlaşılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun Orta Avrupa'ya olan hâkimiyeti başlamıştır.

     - Macaristan Krallığının alınmasından sonra yeni büyük bir rakip ortaya çıkmıştır. Macaristan Krallığının hemen yanı başında olan Avusturya, Osmanlının düşmanı haline gelmiştir. Sonraki dönemde Osmanlı ile Avusturya arasında büyük çekişmeler yaşanmaya başlamıştır.

     - Macar Krallığı kısa süre sonra yıkılmış, topraklarının bir bölümü Osmanlıya, öbür tarafı Avusturya'ya kalmıştır.

     - Kanuni Sultan Süleyman amacına ulaşmış, fetih politikasını sürdürmeye devam etmiştir. Osmanlının kara parçaları Orta Avrupa'ya uzanmaya başlamıştır.

     - Osmanlı yaklaşık 150 yıl kadar (2. Viyana Kuşatması - 1683) Orta Avrupa'ya hâkim olmayı başarmıştır.

     - Macar Kralı Layoş ve beraberinde olan komutanlar savaş esnasında hayatlarını kaybetmişlerdir.

     Mohaç Meydan Muharebesi 2 saat sürdüğü için tarihin en kısa savaşlarından birisi olarak nitelendirilir.

    Yazı kaynağı : www.hurriyet.com.tr

    Words Of Wonders Guru : ... Muharebesi, Osmanlı ve Macaristan arasında geçen savaş | Tüm seviyeler

    Macaristan-Osmanlı savaşları

    Macaristan-Osmanlı savaşları

    16. yüzyıla gelindiğinde Osmanlılar'ın Balkanlar'daki gücü giderek artarken, Macaristan Krallığı köylü isyanlarıyla giderek zayıflıyordu. II. Ulászló'nun ölümünden (1516) sonra dokuz yaşında tahta geçen II. Lajos döneminde Macaristan'a yönelik Osmanlı tehdidi yeniden yükseldi. Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman, 1521'de Belgrad'ı almasından sonra, 23 Nisan 1526 tarihinde başlayarak, 5 Ekim 1526 tarihinde sona eren ve "Engürüs Seferi" adı verilen 3. sefer-i hümayununda, Macar kuvvetlerinin son direnişi gösterdiği ve Macar kralı Lajos'un da yaşamını yitirdiği Mohaç Savaşı'nın (29 Ağustos 1526) ardından başkent Budin'e girerek bağımsız Macaristan Krallığı'na son verdi.

    Osmanlı kuvvetlerinin Macaristan'dan çekilmesinden sonra, Mohaç Savaşı'nda ölen son Macar kralı II. Lajos, ardıl bırakmadığı için sahipsiz kalan Macar tahtı için Macar milliyetçilerinin desteklediği Erdel (Transilvanya) voyvodası János Zápolya ile Avusturya Arşidükü I. Ferdinand arasında bir mücadele başladı. Tokaj kentinde toplanan bir Diet meclisi Zápolya'yı (16 Ekim 1529); Bratislava (Pressburg) kentinde toplanan ikinci bir Diet meclisi de Ferdinand'ı (16 Aralık 1626) Macar kralı seçince Macaristan ikiye bölünmüş oldu. Bunlardan kuzey-batı ve batı sınır boyları Ferdinand'ın, Osmanlı egemenliği altındaki Orta Macaristan'la Erdel de Zápolya'nın yönetimine girdi. Türk korumasındaki Zápolya'ya saldıran ve onu Tokay Savaşı'nda yenen Ferdinand, ardından Budin'i ele geçirerek (1527) rakibi Zápolya'yı sadece Erdel'le yetinmek zorunda bıraktı. Bu olumsuz gelişmeler karşısında yeniden Macaristan üzerine yürüyen Kanuni, elden çıkan tüm kentleri geri alıp Budin sarayında parlak bir törenle Zápolya'ya Macar krallık tacını giydirdikten sonra Avusturya topraklarına girdi ve Viyana'yı kuşattıysa da (I. Viyana Kuşatması) alamadan geri döndü (1529). János Zápolya Osmanlıların desteğiyle ülke topraklarının üçte ikisine egemen olurken, Ferdinand da batıda kalan toprakları elinde tuttu.

    Vergi vermek koşuluyla Macaristan'ın kendisine bırakılması yolundaki önerisi Osmanlı Devleti tarafından reddedilen (1530) Ferdinand, generallerinden Wilhelm von Roggendorf'u Macaristan üzerine gönderdi. Zápolya'nın başkenti Budin'i kuşatan von Roggendorf, Zigetvar Seferini bırakıp geri dönen Kasım Paşa'nın kuşatmayı yararak kente girmeyi başarması ve yardıma gelen Semendire sancakbeyi Mehmet Bey'in akıncılarını, Sadrazam Pargalı İbrahim Paşa'nın büyük ordusunun öncüleri sanması üzerine kuşatmayı kaldırarak kaçtı (1531). Bir süre sonra İkinci Avusturya Seferi'ne çıkan Kanuni, Kanije kalesini alıp Gratz önlerine geldi (1532). Bunun üzerine Zápolya'nın krallığını tanıyan ve elindeki Macar toprakları için Osmanlı Devleti'ne yıllık vergi ödemeyi kabul eden Ferdinand ile bir barış antlaşması yapıldı (1533).

    Kanuni'nin, Türk egemenliğinde olmak koşuluyla Macar Krallığı'na atadığı Zápolya, velinimeti sayılan padişaha ihanet ederek Ferdinand'la gizli bir antlaşma imzaladı (1538). Buna göre Ferdinand onu yaşam boyu Macar Kralı tanıyacak, ancak karşılığında, Ferdinand János Zápolya'nın vârisi sayılacak, bekar olduğu ve mirasçısı bulunmadığı için ölümünden sonra Zápolya'nın ülkesi Ferdinand'a geçecekti. Bu antlaşmanın haberini alan Kanuni ve Macar milliyetçilerinin zoruyla Polonya Kralı I. Zygmunt'un kızıyla evlendirilen (1539) Zápolya'nın János Zsigmond adı verilen bir oğlu oldu. Ancak, Zápolya çocuk doğduktan 15 gün sonra ölünce (22 Ağustos 1540), Ferdinand Macar topraklarını istilaya başladı.

    Bunun üzerine 20 Haziran 1541'de başlayan ve "Budin Seferi" adlı verilen yeni bir Macaristan seferine çıkan Kanuni, Macaristan'ı bir Osmanlı eyaleti (Budin Eyaleti) olarak doğrudan merkeze bağlarken Doğu Macaristan ve Transilvanya'da da tabi bir hükûmet "Erdel Prensliği" tesis etti. Küçük kralla ailesini de Erdel Prensi sıfatıyla bu ülkeye gönderdi. Böylece Macaristan'ın orta ve güney bölgelerini doğrudan Osmanlı topraklarına katarken, yıllık bir vergi karşılığında Ferdinand'ın batıdaki egemenliğini tanıdı. Budin merkezli olmak üzere kurulan yeni eyaletin ilk beylerbeyliğine Ramazanoğlu Uzun Süleyman Paşa atandı (28 Kasım 1542).

    Kanuni Sultan Süleyman'ın 23 Nisan 1543 tarihinde başlayan ve "Estergon Kuşatması" adı verilen 10. sefer-i hümayunundaki yeni fütuhatı Macar ülkelerindeki Osmanlı hakimiyetini genişletip kesinleştirirken, Almanya İmparatorluğu da 8 Ekim 1547 tarihinde imzalanan "İstanbul Barışı" ile bu fiili durumu kabul etmek zorunda kaldı. Banat bölgesinde, Rumeli Beylerbeyi Sokollu Mehmed Paşa ve İkinci Vezir Damad Kara Ahmed Paşa'nın 10 Temmuz 1551'de başlayan ve 19 Ekim 1552 tarihinde sona eren "Erdel Seferi" sırasında, Temeşvar şehrinin fethi sonrası "Temeşvar Beylerbeyliği" kuruldu (1552).

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Haçova Muharebesi

    Haçova Muharebesi

    Haçova Meydan Muharebesi, 24-26 Ekim 1596 tarihleri arasında Osmanlı ordusunun Avusturya Arşidüklüğü ve Erdel Krallığı kuvvetlerine karşı kazandığı bir zaferdir.

    Muharebeden önceki gelişmeler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Avusturya'nın topraklarından Osmanlı Devleti'ne akınlar yapan Uskoklar 1568'den beri barış halindeki iki devletin ilişkilerini gergin bir düzeye getirmişti. Buna karşılık Bosna Valisi Telli Hasan Paşa'nın Avusturya'nın elindeki Hırvatistan bölgelerine yaptığı akınlar da barışı bozabilecek nitelikteydi. 29 Haziran 1593'te Hasan Paşa'nın Kulpa önlerinde şehit düşmesiyle birlikte ordusunun da imha edilmesi bölgedeki dengeleri altüst eden bir gelişme oldu. 4 Temmuz 1593'te Osmanlı Devleti Avusturya'ya savaş açtı ve Koca Sinan Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu Avusturya sınırına yürüdü.

    Bu ilk seferde, bir süre önce Avusturya tarafından ele geçirilmiş olan ve Macaristan'ın batısındaki Balaton Gölü'nün kuzeyinde yer alan Varpalota ve Veszprém kaleleri geri alındı. Ancak ordu, Székesfehérvár (Osmanlı döneminde İstolni Belgrad) önlerinde Avusturya ordusu karşısında başarısızlığa uğradı. 1 Ekim 1593'te ise Avusturya, Osmanlı Devleti'ne 1533 yılından beri vermekte olduğu haracı kestiğini ilan etti.

    1594 yılında Avusturyalıların Estergon ve Hatvan kuşatmaları püskürtüldü, ayrıca Tata, St. Martin ve Györ (Osmanlı döneminde Yanıkkale) kaleleri fethedildi. Ancak 1595 yılında Sultan III. Murad'ın vefatı ve Osmanlı'ya bağlı Erdel, Eflak ve Boğdan voyvodalıklarının (bugünkü Romanya) isyanıyla Avusturya cephesinin idaresi boşluğa düşüp, ordunun önceliği de Rumen voyvodalıklarının isyanı bastırmaya dönüşünce Avusturya cephesinden olumsuz haberler gelmeye başladı. 2 Eylül 1595'te Estergon kalesi Avusturyalıların eline geçti.

    Bunun üzerine III. Mehmed ordusunun başında sefere çıkmaya karar verdi. Bu Kanuni Sultan Süleyman'ın 1566 yılındaki Zigetvar seferinden beri 30 yıl aradan sonra bir Osmanlı padişahının ordusunun başında ilk sefere çıkışıydı. Seferde 1552 yılında kuşatılmasına rağmen alınamayan, 1566'da da Zigetvar'ın fethinde karar kılınması üzerine kuşatılmasından vazgeçilen Eğri (Eger) kalesi vardı. 24 Eylül 1596'da başlayan kuşatma 12 Ekim'de başarıya ulaştı ve kent Osmanlı topraklarına katıldı.

    Muharebenin öncesi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Alman Kralının kardeşi Arşidük III. Maximilian'in komuta ettiği Avusturya ordusu Eğri Kalesi'ni geri almak ve Osmanlı Ordusunu vurmak üzere harekete geçti. Bu ordunun sayıca zayıf olduğunu düşünen Sadrazam Damat İbrahim Paşa 22 Ekim'de Avusturya ordusuna en yakın durumda bulunan Cafer Paşa'ya taarruz emri verdi. 10.000 askere sahip Rumeli Beylerbeyi Veli Paşa'nın emre uymamasıyla elindeki 4.500 askerle rakip ordunun üzerine yürüyen Cafer Paşa büyük kayıplara uğradı ve muharebe meydanından çekildi.

    Muharebe[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bunun üzerine asıl Osmanlı Ordusu Mezőkeresztes Ovası'na (Haçova) yürüyerek 25 Ekim günü burada mevzilendi ve düşmanı beklemeye başladı. Avusturya-Alman ordusunda isyan halinde bulunan Erdel kuvvetlerinin yanı sıra İspanyol, Macar, Leh (Polonyalı), Belçikalı, Hollandalı, Papalık, Hırvat, Çek ve Slovak kuvvetleri de vardı.

    İlk günkü çatışmalarda Kırım Hanı Fetih Giray Han ve Ağaoğlu Sinan Paşa'nın komutasındaki Osmanlı öncü kuvvetleri Avusturya ordusuna 6.000 kişilik ağır bir kayıp verdirdi. Ancak tüm hatlarıyla Osmanlı Ordusu'nun merkezine yüklenen Avusturya ordusu Yeniçerileri de şaşırtan ateş gücü ile Osmanlı Ordusuna büyük kayıplar verdirdi. III. Mehmed'in de otağa çekilmesi ve Sadrazam İbrahim Paşa'nın da padişaha ordunun çekilmesini telkin etmesi ile orduda genel bir bozgun havası esmeye başladı.

    Ancak muharebenin yazgısını değiştiren iki ilginç olay oldu. Birincisi geri çekilmek üzere atına binmiş olan III. Mehmed'in atının dizginlerinden tutarak gitmesine mani olan hocası Hoca Sadeddin Efendi'nin gazileriyle ve Kırım atlılarıyla Avusturya ordusunu şaşırtan bir taarruza kalkışması, ikincisi ise Osmanlı ordusunun merkezine kadar gelmiş Avusturya ordusunun askerlerinin yağmaya girişmesi üzerine ordunun geri hizmetlileri olan oduncular, çadırcılar, uşaklar, deveciler ve aşçıların ellerine geçirdikleri kazma, odun yarması, balta, tırpan,kazan ve kepçeleri ile düşmana karşı saldırmaya başlamalarıdır. Haçlı ordusu yağmaya katıldığından düzeni bozulmuştu ve bu ani saldırı da bir paniğe yol açtı. Düşmanın gerilemesi üzerine akıncılar, yeniçeriler tekrar toparlanarak Haçlı ordusunun üstüne saldırmaya başlayınca dengeler bozuldu. Bu savaşı kazanılmasında geri hizmetlilerin katkısı olduğundan bu savaş literatürde "Kepçe Kazan Savaşı" olarak da bilinir.[5][6][7][8]

    Osmanlı akıncılarının da seri manevrası sayesinde muharebe sırasındaki ateş menzili avantajını yitiren ve yağmaya girişmiş askerlerini de tekrar disipline sokamayan Avusturya ordusu geri çekilmeye başladı. "Kafir kaçtı, Nemçelü sındı!" nidalarıyla bozgun havası zafer havasına döndü ve bu defa Osmanlı Ordusu tüm hatlarıyla muharebe düzenini kaybetmiş Avusturya ordusuna yüklendi. Maximilian yalnızca 20.000 askerini düzensiz şekilde geri çekilirken bataklığa saplanmaları sonucunda kaybetti. İmparatorluk armalı yaklaşık 100 top Osmanlı Devleti'nin eline geçti. Saldırı toplarını ve en seçkin piyadelerini kaybeden Maximilian karargâhını terk ederek kaçmak zorunda kaldı. Osmanlı Ordusu da çok kayba uğradığından ve düşmana yeterince kayıp verdirdiğini düşündüğünden Maximilian'ı takip etme girişiminde bulunmadı.

    Sonuç[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bu başarı, Avrupa içlerine kadar sokulmuş Osmanlı Devleti'nin bu topraklardaki son büyük muharebe zaferi oldu. Ancak mevsimin ilerlemiş olması nedeniyle Osmanlı Ordusunun ileri harekâtını sürdürmemesi Avusturya ordusunun tam olarak örselenememesine neden oldu. Daha sonrasında ise gerek savaşın kötü bir şekilde yönetilmesi, gerekse Rumen voyvodalıklarının isyanının yayılması savaşın Osmanlı Devleti'nin aleyhine dönmesine ve 1606'ya kadar uzamasına neden oldu.

    1578-90 Osmanlı-İran Savaşı'nın ve 1580'den beri İspanya'nın Amerika'dan Avrupa ekonomisine soktuğu altınlardan kaynaklanan enflasyonun yarattığı mali sorunların daha da büyümesi Osmanlı hazinesini iflas noktasına getirdi. Ayrıca tarihinin belki de o zamana kadarki en büyük mali bunalımıyla mücadele eden Anadolu halkı "Eğri Sefer-i Hümayunu" için asker toplanmasına büyük tepki gösterdi. Celali İsyanları ile Anadolu büyük bir toplumsal çalkantının içine düştü. 1603 yılında Avusturya ile savaş devam ederken İran'ın da 1590'da kaybettiği toprakları geri almak üzere savaş açması Osmanlı Devleti'nin iyice müşkül duruma soktu.

    Bu bağlamda Haçova Zaferi prestiji büyük ancak sonuçları açısından olumsuz etkileri de büyük bir tarihi olay oldu. Öte yandan, Osmanlı Ordusunun son onyıllarda kale kuşatmasında ustalaştığı ancak muharebe yeteneğinde gerileme olduğu gözle görüldü, ancak zaferin kazanılmış olması bu gerçeği perdeledi. Ayrıca Avrupa ordularının artan ateş gücü de bu muharebede bir gerçek olarak ortaya çıktı.

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap