Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    safra kesesi hastalıkları ve belirtileri

    1 ziyaretçi

    safra kesesi hastalıkları ve belirtileri Ne90'dan bulabilirsiniz

    Safra kesesi taşı belirtisi ve tedavisi

    Safra kesesi taşı belirtisi ve tedavisi

    Safra kesesi taşı kadınlarda erkeklere oranla daha fazla sıklıkta görülen ve oldukça ağrılı seyredebilen bir hastalıktır. Karaciğerden günde yaklaşık olarak 1 litre kadar safra salgılanır ve bağırsaklardan yağların sindirimi ile bazı vitaminlerin emilimini sağlamak gibi çeşitli fonksiyonları yerine getirir.

    Safra, karaciğerden midenin devamı olan oniki parmak bağırsağına doğru akarken, yolu üzerindeki safra kesesine uğrayarak burada birikir. Suyu emilerek yoğunluğu daha da artar. Özellikle yağlı yiyecekler başta olmak üzere bazı gıdaların tüketilmesinin ardından safra kesesi kasılarak içerisindeki yoğunlaşmış safrayı onikiparmak bağırsağına doğru sevk eder. Olağan koşullarda bileşiminde bulunan çeşitli maddelerin belirli miktarlardaki karışımı sayesinde safra akışkanlığını korur. Ancak safranın içinde yer alan bu bileşenlerdeki herhangi bir artış ya da azalma, safranın akışkanlığında bozulmaya ve "tortu bırakıcı" bir hal almasına yol açabilir.

    Hem bu tortular hem de uzun süre sadece damar yoluyla beslenen ya da uzun süreli açlık hallerinde safra çamuru denen safra çökeltileri de safra taşı oluşumunda rol oynayabilir.

    Safra kesesi nedir, safra kesesi nerede bulunur?

    Safra kesesi, karnın sağ üst bölgesinde karaciğerin hemen altında bulunan armut şeklindeki bir organdır. Bağırsaklara salgıladığı sarı-yeşil renkteki safra ile vücudun sindirim işlevlerine önemli katkıda bulunur.

    Safra kesesi taşı nedir?

    Kolelitiazis olarak tanımlanan safra kesesinde taş oluşumu, genellikle gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan ancak dünyanın her kesiminde tespit edilebilen bir problemdir. Ortaya çıkma sıklığı yaş ile birlikte artış gösterir.

    Safra kesesi taşları, bu sindirime yardımcı safranın içeriğinde çok yüksek düzeyde kolesterol bulunması sonucu katılaşarak çökelti oluşturması sonrası meydana gelir. Taşların boyutu ve sayısı kişiden kişiye değişiklik gösterebilir.

    Safra kesesi taşı nedenleri nelerdir?

    Safra kesesi taşı nedenleri arasında 3 çeşit oluşum yolu ön plana çıkar:

    Safrada Aşırı Kolesterol Varlığı

    Normal şartlarda safra kesesinde bulunan safranın kimyasal içeriği karaciğerden buraya atılan kolesterolün çözünmesi için yeterlidir. Bazen karaciğerden safranın içinde çözünebilecek düzeyin üzerindeki miktarda kolesterol atılabilir ve bu aşırı kolesterol kristalleşerek zaman içerisinde taş oluşumuna neden olabilir.

    Safrada Aşırı Bilirubin Varlığı

    Solunum gazlarının taşınmasında görev alan kırmızı kan hücreleri bu görevlerini içerisinde yer alan hemoglobin molekülü ile gerçekleştirir. Ömrünü tamamlayan ve yeni hücrelerin üretilmesi amacıyla parçalanan hücrelerde hemoglobin çeşitli biyokimyasal süreçlerden geçer ve bilirubin maddesi oluşur.

    Karaciğer sirozu, safra kanalı enfeksiyonları ve çeşitli kan hastalıkları varlığında vücutta aşırı miktarda bilirubin ortaya çıkar ve bu aşırı bilirubin safra kesesinde birikerek taş oluşumuna neden olabilir.

    Safra Kesesinin Tam Olarak Boşalamaması

    Safra kesesinin çalışmasını olumsuz yönde etkileyen çeşitli durumlarda kesenin içerisindeki sıvı oldukça yoğun bir hal alarak taş oluşumuna neden olabilir.

    Safra kesesi taşı belirtileri nelerdir?

    Safra taşı oluşumu başladıktan sonra taşların sayısı ve büyüklüğü artarken ilk başta genellikle herhangi safra kesesi belirtileri meydana getirmezler. Büyük çoğunluğu sessiz olarak seyreden safra kesesi taşları, acil haller dışında bazı tetkikler yapılırken ya da kimi ameliyatlarda tesadüfen fark edilirler.

    Safra kesesi içinde bulunan ve yerçekiminin etkisiyle hareket eden taşlar, safra kesesinin çıkışını tıkayıp, olağan boşalmasını engellediği zaman çeşitli belirtileri oluşturmaya başlar. Safra taşı hastalığının seyri esnasında taşın ana safra kanalına düşmesi durumunda çok daha sorunlu bir sürece girilir. Tıkanma sarılığı olarak adlandırılan bu süreçte hastada karın ağrısı, sarılık, idrar renginin kırmızı veya kahverengi olması, bulantı, kusma ve bazen de ateş gibi belirtiler görülebilir.

    Taşın safra kanalını birkaç saat süre ile tıkaması sonrasında bu bölgede enflamatuar (iltihabi) değişiklikler meydana gelir ve bu durum kolesistit olarak isimlendirilir. Eğer bu tabloya enfeksiyon da eklenirse hayatı tehdit edecek çok ciddi problemlere neden olabileceği için dikkatli olunmalıdır. Bu hastalığa ise kolanjit adı verilir. Kolanjit dışında ortak safra kanalına düşen bir safra taşı, pankreasın iltihabi hastalığı olan akut pankreatite de neden olabilir. Bu hastalık hayatı ciddi anlamda tehlikeye sokabilir.

    Taşın safra kanalını tıkaması ile ortaya çıkan safra kesesi hastalığının belirtileri şu şekilde özetlenebilir:

    Safra kesesi taşları başka hastalıklara neden olabilir mi?

    Safra kesesi taşları; safra kesesinin iltihaplanması, safra kanalına taşın düşmesiyle gelişen tıkanma sarılığı, tüm safra kanallarının ve pankreasın iltihaplanması gibi çok ciddi birçok hastalığa neden olabilir.

    Hastalarda oluşan yakınmalar genellikle karın sağ-üst kısmında ağrı, bu ağrının sağa doğru yayılması ve sırtta sağ tarafta da hissedilmesi, bulantı ve bazen kusma atakları şeklindedir.

    İltihaplanma varsa tabloya ateş de eklenir. Bu ağrılı ataklar genellikle yağlı ağır bir yemeğin ardından başlar ve 1-5 saatlik bir süre boyunca devam edebilir.

    Safra kesesi taşlarının diğer yol açtığı hastalık daha seyrek olarak da safra kesesinde bulunan büyük bir taşın kese duvarını uzun bir süre zarfında delerek, bağırsağa geçmesi ve ince bağırsağın dar bir yerinde mekanik tıkanmaya neden olabilmesidir. Doğal seyri esnasında giderek büyüyen ve sayıları artan safra taşları sürekli olarak safra kesesinin iç cidarını tahriş eder ve kronik bir iltihap şeklindeki tablonun ilerleyerek kansere dönüşme riskini de arttırabilir. Özellikle 2–3 cm'lik boyutları aşan taş olgularında bu risk yüksek olarak kabul edilir.

    Safra kesesi taşlarına bağlı oluşan bu durumlar komplikasyon olarak tanımlanır. En sık ortaya çıkan komplikasyonlar 4 adettir:

    Safra Kesesi İltihabı (Kolesistit)

    Kese içerisinde oluşan taşlar kanalın boyun bölgesine oturması ile birlikte burada enflamasyon (iltihaplanma) meydana getirmesi durumudur. Kolesistit gelişimi ile birlikte kişide şiddetli ağrı ve ateş şikayeti meydana gelir.

    Semptomatik seyreden safra kesesi taşlarında akut (ani başlangıçlı) kolesistit gelişme riski %1-3 arasında değişkenlik gösterir. Ağrı ve ateş şikayetine ek olarak üşüme-titreme, iştah kaybı ve bulantı-kusma gibi belirtiler de ortaya çıkabilir. Kolesistit acil olarak müdahale edilmesi gereken bir durumdur.

    Ortak Safra Kanalının Tıkanması

    Safra kesesi taşları karaciğerde üretilen ve safra kesesi vasıtası ile ince bağırsaklara aktarılan safra yollarında tıkanıklığa neden olabilir. Ortak kanalın tıkanması sonrası kişide yoğun ağrı, sarılık ve kanal iltihaplanması gibi durumlar oluşabilir.

    Pankreatik Kanalın Tıkanması

    Pankreatik kanal, bu organdan başlayarak ortak kanal ile birleşir ve ince bağırsağa açılır. Kanalın görevi pankreasta üretilen sindirim enzimlerinin oniki parmak bağırsağına ulaştırılmasını sağlamaktır. Safra kesesi taşları pankreatik kanala geçerek burada tıkanıklık oluşturabilir. Bu durum pankreatit olarak ifade edilen pankreasın iltihaplanması ile sonuçlanabilir.

    Pankreatit gelişimi sonrasında kişide ani ve yoğun bir karın ağrısı meydana gelir. Pankreatit gelişen kişiler genellikle hastanede yatırılarak tedavi edilirler.

    Safra Kesesi Kanseri

    Uzun süreli tahriş nedeniyle safra kesesi taşı öyküsü olan kişilerde safra kesesi kanseri görülme riskinde bir artış söz konusudur. Her ne kadar risk yükselse de safra kesesi kanseri nadir bir kanser türü olduğu için oldukça az rastlanılan bir komplikasyondur.

    Safra kesesi taşı risk faktörleri nelerdir?

    Safra kesesi taşlarına kadınlarda erkeklere göre daha sık rastlanılır. Taşların oluşumunda risk faktörü olarak kabul edilen birçok farklı durum mevcuttur:

    Hamilelikte safra kesesi taşı oluşumuna yatkınlığın artmasının sebebi gebelik süreci içerisinde yüksek düzeyde salgılanan progesteron hormonundan kaynaklanır. Progesteron hormonu safra kesesinin kasılmalarını yavaşlatır ve akış hızının kesilmesine sebep olur.

    Bu faktörler dışında uzamış açlıklar, bariatrik cerrahi operasyonlar ve crohn hastalığı gibi durumlarda da safra taşı oluşma riskinde artış meydana gelebilir.

    Safra kesesi taşları genellikle safra akışının ve kesenin boşalmasının yavaşladığı durumlarda oluşma eğilimindedir. Taş oluşumdaki en sık neden ise kolesterol içeriği yüksek safrada kolesterolün yoğunlaşmasıdır. İkinci en sık tespit edilen taş formu ise pigmente taşlardır.

    Kolesterol taşları genellikle sarı renkli olup çözünmemiş kolesterolden meydana gelir. Pigment taşları ise koyu kahverengi ya da siyah renkte olup safra içeriğindeki aşırı bilirubinden kaynaklanır.

    Bazen çeşitli maddelerin bir araya gelmesi sonucu oluşan mix tipte taşlar tespit edilebilir. Mix tipteki taşlar tespit edilme sıklığında 3. sıradadır. Bu taşların yapısında kalsiyum karbonat, kalsiyum fosfat, kolesterol ve safra bulunabilir.

    Safra kesesi taşlarının 4. tipi kalsiyum taşlarıdır. Kan dolaşımında yüksek düzeyde kalsiyum bulunan kişilerde meydana gelir ve bu kişilerde genellikle safra kesesi taşlarına ek olarak böbrek taşlarının varlığı da tespit edilebilir.

    Safra kesesi taşı tanısı nasıl konulur?

    Hastalığın tanısı; tipik muayene bulguları ile beraber kan, idrar, gaita tetkikleri ve ultrasonografi (USG) ile konulur. Bu tetkiklerle %100'e yakın kesin teşhise ulaşılabilir. Seyrek olarak bilgisayarlı tomografi, MRI gibi diğer görüntüleme yöntemlerine başvurulur. Ayrıca safra kanalında bulunan taşlar için ultrason dışında ERCP dediğimiz endoskopik girişimlerden hem tanı hem de tedavide yararlanılabilir.

    Safra kesesi taşı hastaları sağlık kuruluşlarına tipik olarak yağlı ve baharatlı bir öğünü takiben ortaya çıkan sağ üst bölgedeki karın ağrısı ile başvururlar. Bu şikayetlerine bulantı ve kusma eşlik edebilir.

    Hekimler tarafından gerçekleştirilen fizik muayenede hastanın nefes alması esnasında sağ üst karın bölgesine derin palpasyon (parmakların o bölgeye bastırılması) yapılması ile kişide tipik safra kesesi ağrısı oluşması tanısal öneme sahiptir. Kişide sarılık bulgularının mevcut olması ortak safra kanalının taşa bağlı olarak tıkanmasına işaret ediyor olabilir.

    Safra kesesi taşlarına tanısal yaklaşımda ilk olarak başvurulan tetkik ultrasonografidir. Bu radyolojik tanı yöntemi ile 2 mm küçüklükteki taşların bile tespiti sağlanabilir. Safra kesesinin duvarında kalınlaşma tespit edilmesi ve çevresinde sıvı varlığının görülmesi gibi bulgular kişide safra kesesi iltihabı olduğunu gösteren belirtilerdir.

    Çok küçük olup ultrasonografi ile tespit edilemeyen taşlar için endoskopik ultrasonografi işlemi ile tanı konulabilir. Bu işlemde ince ve esnek endoskop ağızdan girilerek sindirim sistemi içerisinde ilerletilir ve ses dalgaları vasıtası ile küçük taşların görüntülenmesi sağlanır.

    Ortak safra kanalındaki bir taştan şüphelenilmesi halinde manyetik rezonans kolanjiopankreatografi (MRCP) adı verilen görüntüleme yönteminden faydalanılabilir. Bu işlem ile ortak kanaldaki taşın tespit edilmesi halinde endoskopik retrograd kolanjiopankreatografi  (ERCP) adı verilen işleme geçilir. ERCP işlemi sırasında taşların çıkarılması da gerçekleştirilebilir.

    Safra kesesi ameliyatı ve taş tedavisi nasıldır?

    Hastalığın ve komplikasyonlarının tedavilerinde çeşitli yöntemler kullanılır. En sık kullanılan yöntem laparoskopik ameliyatlardır. Safra kesesi ameliyatlarının %5'ten daha azı açık ameliyat ile gerçekleşir. Açık ameliyat yapılmasının en önemli sebebi karın içerisinde önceden geçirilmiş ataklar ya da ameliyatlara bağlı oluşmuş yapışıklıklardır. ERCP ve PTK gerekli olan durumlarda kullanılan diğer tedavi yöntemleridir.

    Safra kesesi taşı tedavisi için safra kesesinin alınması işlemi kolesistektomi olarak isimlendirilir. Altın standart kolesistektomi yaklaşımı ise laparoskopik ameliyatlardır. Çeşitli nedenlerle ameliyatın laparoskopik olarak gerçekleştirilmemesi halinde açık ameliyat yöntemi tercih edilebilir. Cerrahi işlem sırasında kesenin bırakılarak sadece taşların alınması günümüzde akılcı bir yaklaşım olarak kabul görür. Bunun sebebi hastalarda yaklaşık 1 yıl içerisinde tekrar taşların meydana gelmesi ve komplikasyon oluşma riskidir.

    Genel anestezi altında gerçekleştirilen laparoskopik kolesistektomi ameliyatında operatör hekim hastanın karın bölgesinde 3-4 adet insizyon (kesi) gerçekleştirir. Bu insizyon bölgelerinden küçük ve ışıklı ameliyat aletleri hastanın karın boşluğunun içerisine sokulur ve safra kesesinin çıkarılması sağlanır. Hastalar ameliyat sonrasında bir süre gözlenir ve istenmeyen bir durumla karşılaşılmaması halinde genellikle aynı gün veya operasyon sonrası günde taburcu edebilirler.

    Laparoskopik kolesistektomi ameliyatı olan kişilerde ishal gelişmesi normal kabul edilir. Bu durum ameliyat sonrasında, kişilerde safranın direkt olarak karaciğerden ince bağırsağa geçişinden kaynaklanır. Konsantre forma geçemeyen safra bağırsaklarda laksatif etki gösterir ve dışkının sulu hale gelmesine neden olur. Bu durumun üstesinden gelmede atılacak en önemli adımlardan biri öğünler ile birlikte yağ içeriği yüksek gıdaların tüketiminden kaçınmaktır.

    Cerrahi dışında medikal tedavi ve litotripsi adı verilen yöntem ile de safra kesesi taşlarına müdahale edilebilir. Medikal tedavi günümüz şartlarında gelişen ameliyathane ve prosedür şartları nedeniyle tercih edilir. Opere olması olanaksız olan kişilerde özellikle kolesterol kaynaklı oluşan taşlarda ursodiol etken maddeli ilaçlara başvurulabilir. Bu ilaçların kullanımında günde 2 ile 4 kez değişen dozlarda alınması, safra kesesi taşlarını geçirmelelerinin yılları bulabilmesi ve tedavinin sonlandırılmasını takiben hastalarda tekrar taş oluşumunun gözlenmesi gibi problemlerle karşılaşılabilir.

    Litotripsi ameliyat dışı safra kesesi taşı tedavisinde başvurulabilen bir diğer yöntemdir. Bu uygulamada kişiye şok dalgaları verilerek taşlarının daha küçük parçalara ayrılması sağlanır.

    Safra kesesi taşı gelişiminden ve taşa bağlı olumsuz etkilerden korunmak adına hekimlerin bilgisi ve önerisi dahilinde yapılabilecek bir takım beslenme değişiklikleri mevcuttur:

    Kahve safra kesesi taşı ve diğer hastalıklarına karşı koruyucu etki gösterebilir ancak yüksek düzeyde kafein içeren içeceklerden, yüksek yağlı süt ürünlerinden ve şeker içeriği yüksek tatlı gıdalardan diyare (ishal) yapıcı etkileri nedeniyle uzak durulması önerilir.

    Sindirimi kolaylaştırmak adına öğünleri küçülterek beslenmek ve günlük en az 6-8 bardak su tüketmek yapılabilecek diğer beslenme uygulamaları arasında yer alır.

    Safra kesesi taşı veya gelişme riski bulunan kişiler kilo verirken yavaş kilo verme yöntemlerini seçmesi önerilir. Hızlı şekilde kilo vermek hem safra kesesi taşı gelişimine hem de diğer sağlık problemlerine neden olabileceği için dikkatli olunmalıdır.

    Safra kesesi taşı belirtileri ve diğer şikayetler zaman içerisinde ortaya çıkıp sonrasında kaybolabilir. Özellikle 5 saati geçen karın ağrısı şikayetinde, sarılık belirtilerinin eşlik etmesi halinde, dışkının beyaz renkte olması halinde ve bu belirtilere terleme, üşüme, titreme ve ateş gibi diğer şikayetlerin eşlik etmesi durumunda sağlık kuruluşlarına başvurmanız önerilir.

    Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

    Yazı kaynağı : www.medicalpark.com.tr

    Safra Hastalıkları Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yolları Nelerdir?

    Safra Hastalıkları Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yolları Nelerdir?

    Safra kesesi, karaciğerin alt kısmında bulunan küçük keseciklere verilen isimdir. Bu keseciklerin görevi, karaciğerde üretilmiş olan safraları biriktirerek yemek sonrasında safraları ince bağırsaklara yönlendirmektir. Son derece hassas bir organ olan safra kesesinde çeşitli nedenlere bağlı olarak birtakım hastalıklar ortaya çıkabilir. Bu hastalıklar, kişinin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen ve tedavi edilmediği takdirde, hayati sonuçlar doğurabilen durumlardır. Safra kesesi, vücudun önemli bir organı olmakla birlikte, ameliyatla alınmasının gerekli görüldüğü durumlarda hastanın normal yaşamını sürdürmesi mümkündür.

    Safra Kesesi Taşı

    Safra kesesinde en sık görülen hastalıklardan birisi taş oluşumudur. Safra kesesi taşı, belirti göstermeyen veya geç belirti gösteren bir rahatsızlıktır. Günümüzde en az 5 kişiden birinde taş ya da çamurlaşma görülebileceği söylenebilir. Ancak, bu hastaların çoğu, bu durumdan haberdar değildir. Safra kesesi taşının belirtileri arasında hazımsızlık, şişkinlik ya da ağrı gibi belirtiler yer alır. Daha çok karın bölgesinin sağ üst tarafında ya da hemen üzerinde oluşan bu ağrılar, bir süre sonra çok şiddetli hale gelebilir.

    Safra Kesesi Hastalıkları Kimlerde Görülür?

    Tedavi sürecine başlanılmadığı durumlarda, ağrılar, sırt ve karın bölgesinin çeşitli yerlerine yayılabilir. Aynı zamanda bu ağrılar, dört ya da beş saatten daha uzun sürüyorsa, bu durum, safra kesesinde deformasyon olduğunun bir göstergesi olabilir. Hastalar aşırı miktarda yağlı yiyecek tükettiklerinde, şişkinlik görülür ve yağın sindirilmesi zorlaşır. Safra kesesi taşı tanısı için ultrasonografi yöntemine başvurulur. Safra kesecikleri, içlerinde biriktirdiği maddeleri dışarı atamadığında görülebilen safra kesesi taşı oluşumu, aşağıdaki gruplarda daha sık görülür:

    Hastalığın tedavi edilmemesi halinde safra kesesi kanserine dönüşme riskinin de olduğu unutulmamalıdır.

    Safra kesesi taşı tedavisi, gelişen tıpla birlikte oldukça kısa sürede tamamlanabilir. Tedavi sırasında genellikle robotik yöntemlerin tercih edildiği görülür. Ameliyatta başarı oranı çok yüksektir.

    Safra Kesesi Kanseri

    Safra kesesi kanseri, diğer birçok kanser türünde olduğu gibi tedavi edilmediği durumlarda hayati risk teşkil edebilecek hastalıklar arasında yer alır. Uzun bir süre boyunca belirti vermemesi, bu hastalığın geç teşhis edilmesine ve bu nedenle ciddi boyutlara ulaşmasına neden olabilir. Hastalığın en yaygın belirtileri arasında sarılık, karın ağrısı, sindirim problemleri, bulantı ve kusma, yiyeceklere karşı isteksizlik, zayıflama ve idrarda koyu renk, dışkıda ise beyaz renk görülmesi yer alır.

    Safra kesesi kanserinin erken teşhisi tedavisi açısından kritik öneme sahiptir. Hastalığın teşhisinde tomografi, ultrasonografi, MR gibi çeşitli yöntemler kullanılır. Ancak, kesin tanı biyopsi yöntemiyle konur. Safra kesesi tedavisinde ise kanserli kısımların ameliyat yoluyla alındığı görülür. Tedavide geç kalındığında, ameliyatta başarı şansının büyük oranda azalacağı unutulmamalıdır. Kanserin çok ileri seviyede olduğu hastalarda ağrıları dindirmek için çeşitli endoskopik işlemlere başvurulabilir. Sıcak kemoterapive çeşitli akıllı ilaç tedavileri de tümörlerin büyümesi engelleyebilecek tedavi yöntemleri arasında yer alır.

    Koledokolityaz (Safra Kanalı Taşları)

    Safra kesesinde görülen hastalıklardan bir diğeri de safra kanalı taşı olarak adlandırılan hastalıktır. Bu hastalığın 60 yaş üstü bireylerde görülme riski daha fazladır. Çoğu zaman belirti vermeyen bu hastalık, ilerleme gösterdiğinde karın ağrısı ve bulantı, tıkanma sarılığı, safra yolunda oluşan iltihaplarla kendini belli edebilir. Koledok kanalında tıkanmaya neden olan bu taşlar, tedavi edilmediğinde hastalık karaciğer sirozuna dönüşebilir.

    Hastalığın tanısının konulabilmesi için fiziki muayene yapılması gerekir. Aynı zamanda, laboratuvar, ultrasonografi gibi çeşitli yöntemlerden de yararlanılır. Bazı durumlarda Manyetik Rezonans (MR) görüntüleme yöntemine de başvurulabilir. Bazı vakalarda ise endoskopik ultrasonografi yönteminin de hastalığın tanısı için kullanıldığı görülür. Fiziksel muayene sırasında hastalık kendini belli etmeyeceği gibi karın çevresinde hassasiyet şeklinde de kendini gösterebilir. Gözlerde oluşan hafif sarılık ya da beyazlıklar da yine hastalığın tanısı konurken dikkat edilen hususlardır.

    Safra kanalı taşlarının tedavisi ise ERCP adı verilen yöntemle yapılır. Ağızdan yapılan bu tedavi 10-15 dakika sürer ve neredeyse yüzde yüz başarı oranına sahiptir. Hastaların birçoğu bu tedavi sonrasında aynı gün içerisinde taburcu edilebilirler. Nadiren de olsa tedavi için PTK ya da diğer cerrahi yöntemlere de başvurulabilir.

    Safra Yolu Yaralanmaları ve Darlıkları

    Safra kesesinde rastlanabilecek problemlerden birisi de safra yolu yaralanmaları ve bu keselerde meydana gelen darlıklardır. Bu yaralanmalar daha çok kolesistektomi işlemi sırasında yapılan müdahaleler sonucu görülür. Yaralanma sırasında safra, karın bölgesine akarak hastada şiddetli ağrılara neden olabilir. Böyle durumlarda acil müdahale kritik önem taşır. Bununla birlikte, safra yolunda daralma da görülebilir. Daralmalar ise safranın bağırsağa rahat şekilde akmasını engelleyen bir durumdur. Bu da kaşıntı ve sürekli olarak tekrarlayan safra yolu iltihabı ataklarına sebebiyet verir.

    Yaralanma ve darlık problemlerinin tanısında da farklı yöntemler kullanılır. En çok tercih edilen yöntemlerin başında Ultrasonografi ve Bilgisayarlı Tomografi (BT) gelir. Ayrıca, ERCP, Perkütan Kolanjiyografi ve MRCP yöntemlerine de başvurulabilir. Gerekli tedavinin uygulanamadığı durumlarda, hastada yeni safra darlıkları, sarılık, safra yollarında iltihap oluşması, karaciğer yetersizliği ve siroz gibi komplikasyonlar gelişebilir. Safra yolunda görülen daralma cerrahi müdahaleyle tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Ancak, burada yapılacak ilk ameliyat büyük bir önem taşır. Hastalığın nüksetmesi durumunda yapılacak ameliyatın başarı oranı ilk ameliyata göre daha düşüktür.

    Akut Kolesistit (Safra Kesesi İltihabı)

    Safra kesesinde meydana gelen iltihaplanmalar “akut kolesistit” olarak adlandırılır. Bu rahatsızlığın başlıca nedeni olarak safra kesesinde oluşan taşlar gösterilebilir. Ancak, hastada safra kesesi taşı bulunmasa da bu rahatsızlığın ortaya çıkabileceği de unutulmamalıdır. Hastalık daha çok aniden başlayan karın ağrılarıyla kendini belli eder. Ayrıca, üşüme ve titreme, karında şişlik, yüksek ateş, açık renkte dışkılama, mide bulantısı, ciltte sararmalar da safra kesesi iltihabının en önemli belirtileri arasında yer alır. Belirtiler hastadan hastaya değişiklik gösterebilir.

    Akut Kolesistit Neden Olur?

    Akut kolesistite neden olan durumların başında, dengesiz ve kötü beslenme gelir. Safra kesesinde oluşan tümörler de bu hastalığın ortaya çıkmasına neden olabilir. Yaşla birlikte bu hastalığa yakalanma riskinin de artacağı söylenebilir. Genetik ve çevresel faktörler de önemli nedenler arasında yer alır.

    Hastalık kendini belli etmeye başladığında, hastaların büyük çoğunluğu ilk olarak acil servise başvururlar. Çünkü ilk etapta çok şiddetli bir karın ağrısının görüldüğü söylenebilir. Ancak, fiziki muayeneyle hastalığın tanısını koymak oldukça zordur. Bunun nedeni ise belirtilerin birçoğunun başka hastalıklarla da benzerlik göstermesidir. Hastaya uygulanan testler sayesinde kesin tanı konulup uygun tedavi yöntemine karar verilebilir. Öncelikle hastanın hastalık geçmişi ve aile geçmişi hakkında bilgi elde edilir. Daha sonrasında ise ağrıların geçmişi ve ağrıların ne kadar sıklıkla geldiğine dair sorular sorulur. Fiziki muayene sonrasında, karın bölgesi Ultrasonografi yöntemiyle görüntülenir. Önemli tanı yöntemlerinden birisi de “Hepatobiliyer Sintigrafi” adı verilen yöntemdir.

    Tedavi sonrasında hastanın yatışı yapılarak bir süre gözlem altında tutulması gerekir. Tedavi süresince hastanın damar yoluyla beslenmesi sağlanır. Bu da safra kesesinin bir nebze de olsa rahatlamasını sağlar. Ağrı kesiciler ve antibiyotik tedavileri uygulanabilir. Safra kesesi iltihabının ilerleyen süreçte tekrar nüksetme riski olduğundan genelde ameliyatla safra kesesinin alınması önerilir. Açık veya kapalı ameliyat yöntemleriyle hastanın safra kesesi alınabilir.

    Biliyer Diskinezi

    Safra kesesinin fonksiyonlarında bozulmalar görüldüğünde tetiklenen rahatsızlıklardan birisi de “Biliyer Diskinezi” olarak adlandırılan hastalıktır. Anormal hareket anlamına gelen “diskinezi” kelimesi, safra kesesinin normal işlevlerini yerine getiremediği durumlar için kullanılır. Bu rahatsızlıkta, safra kesesinin safrayı düzgün bir şekilde boşaltamadığı da görülür. Safra kesesinin safrayı boşaltamaması olarak da açıklanabilecek bir hastalıktır. Safra kesesi iltihapları bu hastalığı tetikleyebilir.

    En dikkat çeken belirtileri arasında yemek sonrasında karın bölgesinin en üst kısmında ağrı hissedilmesi, mide bulantısı ve hazımsızlık gibi durumlar sayılabilir. Ayrıca, çok yağlı yemekler tüketildiği durumlarda da hastaların ağrılarında artışlar gözlemlenebilir. Hastalık HIDA taraması yapılarak ya da Hepatobiliyer Tarama yöntemi kullanılarak anlaşılabilir. Bu taramalar daha çok safra kanallarını ve safra kesesinin işlevlerini inceleyen yöntemlerdir. Yapılan taramalar neticesinde, safra kesesinin safranın %35 veya daha azını boşalttığının tespit edilmesi durumunda biliyer diskinezi tanısı konulabilir.

    Primer Sklerozan Kolajit

    Safra kanalları sisteminde görülen yaralanmalara bağlı olarak bazı sertleşmeler meydana gelebilir. Bu durum “Sklerozan Kolanjit” olarak adlandırılır. Neden kaynaklandığı tam olarak bilinemeyen bu hastalıkta, hastaların çoğunluğunda herhangi bir belirti görülmez. Ancak, bazı vakalarda, hastalık, yüksek ateş, sarılık, kaşıntı ve karnın üst bölgesinde ağrı şeklinde kendini gösterebilir. Karaciğer kanseri riskini arttıran bir hastalık olduğu için, tedavisi muhakkak yapılması ve ihmal edilmemesi gereken hastalıklardandır. İleri safhalara ulaşmadığı durumlarda safra inceltici ilaçlara başvurulabilir.

    Safra Kesesi Hastalıkları için Alınması Gereken Önlemler

    Safra kesesi hastalıklarını önlemek ve daha sağlıklı bir yaşam sürebilmek için dikkat edilmesi gereken birtakım faktörler vardır. Bu faktörler şu şekilde sıralanabilir:

    Yazı kaynağı : www.medicana.com.tr

    Safra Kesesi Hastalıkları

    Akut kolesistit (safra kesesinin akut iltihabı)

    Safra yolu yaralanmaları ve darlıkları

    Tıkanma sarılığı

    Safra yolu kistleri

    Safra kesesi kanseri

    Safra yolu kanserleri ve Klatskin tümörü

    Safra Yolu Tıkanıklıkları Tedavisi

    Yazı kaynağı : www.florence.com.tr

    Safra kesesi taşı nedir? Belirtileri nelerdir?

    Safra kesesi taşı nedir? Belirtileri nelerdir?

    Karaciğerin ürettiği safra sıvısını depolandığı safra kesesi sindirim sırasında kasılarak içindeki safrayı bağırsağa boşaltır. “Safra kesesi taşı belirtileri nelerdir?” , “Safra kesesi ameliyatı nasıl yapılır?” , “Kimler safra kesesi ameliyatı olmalıdır?”, “Safra kesesi taşı hazımsızlık yapar mı?” , “Safra kesesi ameliyatından sonra nasıl beslenilmelidir?” konuları safra kesesi taşı ile ilgili merak edilen konuların başında gelmektedir.

    Safra kesesi taşı nedir?

    Karın bölgesinde karaciğerin hemen altında bulunan safrakesesi küçük armut şeklinde bir organdır. Karaciğer tarafından üretilen safrayı depolayan safra kesesinde çeşitli nedenlerle taş oluşabilmektedir. 

    Safra kesesi taşının belirtileri nelerdir?

    Safra kesesi taşı olanlar farklı belirti ve şikayetlerle doktora başvurabilir.

    100 safra kesesi taşı olan hastanın 70 tanesinin safra kesesi taşı olduğundan haberi yoktur.

    100 tane safra kesesi hastasının 30 tanesi hafif ya da şiddetli belirtiler yaşayabilir.

    Safra kesesi taşı belirtileri olan bu 30 hastanın yaklaşık 10 tanesinde hastaneye yatış, cerrahi işlem ya da girişimsel işlem yapmak gerekir.

    Safra kesesi taşı belirtileri şu şekillerde ortaya çıkabilir.

    Safra kesesi taşının nedeni nedir?

    Safra kesesi taşlarının oluşma nedeni tam olarak bilinmemektedir.  Safra kesesi taşı oluşma nedeni olarak; safrada çok fazla kolesterol veya billirübin bulunması ile safranın doğru şekilde boşalamaması gösterilmektedir. 

    Safra kesesi taşlarının oluşma mekanizması şu şeklide gerçekleşir. Safra karaciğerden salgılanmış süt halindeki durumdan yumurta akı kıvamına gelirken dengesi bozuluyor ve aynı bir unlu çorba ya da muhallebi karışımındaki denge bozulduğu gibi topaklanma ya da çamurlaşma olur. Bunun sonrasında da taşlaşma meydana gelir.

    Aslında çamur olarak tarif edilen durum boyu 2 mm.’ den küçük taşlardır. Daha sonra oluşan bu topaklanma üzerine sıkışmış bir kartopu gibi eklemeler olarak taş büyümeye başlar. Safra kesesi taşı taşı bazı kişilerde daha fazla ortaya çıkabilmektedir.

    Safra kesesi taşının nedeni tam olarak bilinmese de risk faktörleri şunlardır;

    Safra kesesi taşı teşhisi nasıl yapılır?

    Birçok insan safra kesesi taşı olduğunun farkında bile değildir. Bazen tesadüfen bazen de yaşanan belirtiler sonucu doktora gidilerek safra kesesi taşının varlığı belirlenir. Safra kesesi taşının teşhisinde doktor muayenesi önemlidir. Bunun yanı sıra safra kesesi taşı teşhisinde ultrason veya endoskopik ultrason (EUS) gibi bazı görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Kan testleri enfeksiyon, sarılık, Pankreatit veya safra taşlarının neden olduğu diğer komplikasyonları ortaya çıkarabilir.

    Safra kesesi taşı tedavisi nasıldır?

    Şikayetlere yol açmayan safra kesesi taşı sadece takip edilebilir. Safra kesesi taşının ilaç tedavisi çok nadir kullanılmaktadır. Safra kesesi taşının tedavisinde cerrahi yöntem en sık kullanılan tercihtir. Bazen ERCP gibi girişimsel yöntemler de safra kesesi taşı tedavisinde kullanılabilir.

    Safra kesesi taşı hakkında sık sorulan sorular 

    Safra Nedir?

    Safra kesesi hastalıklarını anlayabilmek için ilk olarak safranın ne olduğunu ve ne işe yaradığını bilmek gerekir. Vücuda alınan her besin parçalanıp faydalı hale getirilmeye yani sindirmeye çalışır. Sindirimin ilk hamlesi de ağızda çiğneme ve tükürük salgısı ile başlar. Daha sonra mideye gelerek sindirilen besinler homojen bir şekil olan kimüs haline gelir. Bunu ekmek teknesine atılan su, un, yağ ve mayanın karışıp bir hamur haline gelmesine benzetmek mümkündür. Daha rahat bir sindirim ve şişkinlik yaşanması istenmiyorsa ne tüketilirse tüketilsin iyi çiğnenmelidir. İyi çiğnenmeden tüketilen besinlerde dişlerin ve ağzın yapamadığını midenin yapması daha zor hale gelmektedir. Mideden çıkışta karışımın küçük taneler ve homojen karışım halinde olması gereklidir. Oluşan karışım daha sonra onikiparmak bağırsağında safra ve pankreas sıvıları ile karışıp sindirimin aktif hali başlamaktadır.

    Safra Nasıl Oluşuyor?

    Safra karaciğerde yapılan bir sıvıdır. Günde yaklaşık 500 - 700 ml yani 2-3 su bardağı kadar üretilir. Karaciğerde yapılan safra sıvısı ağacın dalları gibi karaciğerin içini saran safra kanalları ağı ile safra kesesine aktarılır. Karaciğerden çıkan safranın kıvamı süt gibidir. Safra kesesinde bu sıvı vücuttaki bazı maddelerle karışıp yumurta akı kıvamına gelir. Bu değişim sırasında denge bozulursa taş oluşumunu başlayabilmektedir. Yumurta akı kıvamına gelen safra böylece safra kesesinde yoğunlaşmış bir şekilde depo edilir.

    Safra Kesesinin Hacmi Ne Kadardır?

    Safra kesesinin hacmi maksimum yaklaşık 200-250ml yani bir su bardağı kadardır.

    Safra Sindirim Sisteminde Ne Zaman Devreye Girer?

    Tüketilen besin midede harmanlandıktan sonra küçük parçalar halinde 12 parmak bağırsağına aktarılır. Midede sindirimden geçen harman ile safra ve pankreas sıvıları karışmaya başlar. Vücut, besin geldiğini basınç farkları ile otomatik olarak algılar. Safra kesesi içerisindeki safra yiyeceklerin üzerine boca edilir ve pankreas sıvısının da devreye girmesi ile beraber sindirim gerçek anlamda başlar. Tüm protein, yağlar ve karbonhidratlar sindirilmeye başlar.

    Safra Kesesi Taşı Ameliyatı Kimlere Yapılmalıdır?

    Safra Kesesi Taşı Ameliyatında Neden Sadece Taşlar Alınmıyor?

    Karaciğerde yapılan safra sıvısı süt kıvamındadır. Bu süt kıvamındaki safra, safra kesesinde kolesterol, lesitin ve safra tuzları ile bir karışım halinde yumurta akı kıvamına getirilir. Taş oluşumunda bu dengenin bozulması safra kesesi taşlarına neden olur. Safra kesesi taşı ameliyatla alınsa bile bozulan dengeden dolayı tekrar safra taşı oluşabilmektedir. Sadece safra kesesi taşının ameliyatla alınması sorunu ortadan kaldırmayacağı için safra kesesi cerrahi işlemlerle tamamen çıkartılmaktadır.  

    Safra Kesesi Ameliyatla Çıkartıldığında Bu Görev Nasıl Yapılıyor?

    Safra kesesi ameliyatlarında en sık sorulan soruların başında safra kesesinin olmamasının soruna neden olup olmayacağıdır. Safra kesesi depo organıdır. Safra kesesi ameliyatla alındığında depo ortadan kalkar. Üretilen safra belli bir ritimde bağırsağa verilir. Ana safra kanallarında hafif genişleme olur. Safra akışını yakalamak için bu ameliyatlardan sonra hastaya az az sık sık ve belli gıdalardan bir süre uzak kalmasını tavsiye edilmektedir. Adaptasyon dönemi kişiye göre değişir. Kimi hasta bu dönemi rahat atlatır kimi hasta zorlanabilir. Bunda kişinin daha önceki beslenme alışkanlıkları çok önemlidir.

    Safra Kesesi Ameliyatından Sonra Şikayetler Devam Edebilir mi?

    Safra kesesi operasyonu olduktan sonra hastaların % 3 de hazımsızlık, şişkinlik ve ağrı şikayetleri devam edebilir. Bu duruma postkole sistektomi sendromu denir. Bunun sebeplerinin altında hastada mide duodenum hastalıkları veya mide fıtığı gibi nedenler bulunabilir. Bazen pankreas ile ilgili bozukluklar yaşanabilir. Ama genelde bir neden bulunamamaktadır. Safra kesesi ameliyatlarının esas hedefi hastanın konforunu sağlamaktan çok hayati tehdit eden durumlarla karşılaşmadan hastayı normal hayatına devam etmesini sağlamaktır.

    Gebelikte Safra Kesesi Taşı Nasıl Tedavi Edilir?

    Safra kesesi taşı olan ve çocuk sahibi olmayı planlayan kadınların gebelik öncesi safra kesesi ameliyatı olması faydalıdır.

    Safra Kesesi Ameliyatı Nasıl Yapılır?

    Safra kesesi ameliyatını yapmak için 3 yöntem vardır.

    Bu ameliyat şekli günümüzde artık ilk seçenek olarak kullanılmamaktadır. Hastanın sağ üst kısmından çaprazlamasına yaklaşık 15-20 cm. kesi yapılarak safra kesesi çıkarılır. Diğer yöntemlere göre daha ağrılı ve hastanın hastanede kalış ve işe dönüş süresi uzundur. Ancak laparoskopik ya da robotik ameliyat sırasında mecbur kalındığında uygulanır. Daha önce birden fazla batın ameliyatı geçiren hastalarda karın içi yapışık olabilmektedir. Bu hastaları bağırsak yaralanması riskine karşı korumak için safra kesesi ameliyatı açık olarak yapılması tercih edilebilir.

    Safra kesesi ameliyatında altın standart yöntem olarak kabul edilmektedir. Hastanın göbeğinden batına girilerek karın karbondioksit gazı ile şişirilir. Kamera buradan yerleştirilir. Sonrasından 3 tane daha küçük delik açılır. Bu açılan küçük deliklerden ameliyat aletleri girilerek safra kesesi ameliyatı yapılır. Ameliyatta organ yerinden söküldükten sonra bir torba içine alınarak vücudun dışına alınır. Ameliyat yaklaşık 30-45 dakika kadar sürer. Hastanın işe dönüş ve hastanede kalış süreleri klasik açık safra kesesi ameliyatına göre çok daha kısadır.

    Yüksek teknoloji ile yapılan bu ameliyat konusunda cerrahın tecrübeli olması gerekir. Ameliyat süresi laparoskopik ve açık yönteme göre uzundur.

    Safra Kesesi Ameliyatı Sonrası Neler Yaşanır?

    Safra Kesesi Ameliyatı Sonrası Ne Zaman İşe Dönebilirim?

    Safra kesesi ameliyatından 3-5 gün sonra işe dönülebilir.

    Safra Kesesi Ameliyatından Sonra Ne Zaman Banyo Yapabilirim?

    Safra kesesi ameliyatından 24 saat sonra özel pansuman örtüleri sayesinde banyo yapılabilir. Havuza ve denize 10 gün sonra girilebilir.

    Safra Kesesi Ameliyattan Sonra Dikişler Ne Zaman Alınır?

    Safra kesesi ameliyatında eriyebilen dikişler kullanılır ve estetik dikiş atılır. Bu aslında cerrahın tercihine göre değişebilmektedir. Erimeyen dikiş atılırsa ameliyattan 10 gün sonra dikişler alınabilir.

    Safra Kesesi Ameliyatı Sırasında Oluşabilecek Sorunlar Nelerdir?

    Safra kesesi ameliyatı uçak yolculuğu gibidir. Komplikasyon yani istenmeyen durumlar ciddi olabilir ve bunların tedavi yönetimi zor olabilir. Hastanın ameliyat öncesi atağı ne kadar çok olmuş, iyileşmiş ve yeniden ataklar gelişmişse içerideki yapışıklıklar da o oranda artmaktadır. Yine acil durumlar geliştiği zaman hasta sağlık kurumuna geç gelirse ve ameliyat zamanlaması gecikirse cerrahi işlem giderek zorlaşarak komplikasyonlara açık hale gelebilir.

    Laparoskopik safra kesesi ameliyatının amacı hastanın safra kesesini karaciğer ve bağlı olduğu ana safra kanalından güvenli şekilde çıkarmaktır. Laparoskopik yöntem diğer adı ile kapalı safra kesesi ameliyatı küçük delikler ile gerçekleştirilir. Karın içi belli bir basınca kadar karbondioksit ile şişirildikten sonra bu küçük deliklerden batın boşluğuna girilir. 5 ya da 10 mm. büyüklüğünde 30 derecelik kameralar eşliğinde safra kesesi ameliyatı gerçekleştirilir. Laparoskopik safra kesesi ameliyatlarında cerrahi işlemler açık cerrahide kullanılan aletlerin çok daha küçükleri ile gerçekleştirilir. Safra kesesi ameliyatını gerçekleştiren cerrahın yeteneği kadar kullandığı malzemenin kalitesi ve ileri teknoloji olması da önemlidir.  Cerrah ameliyatı ekranda 2 boyutlu görmektedir. 3. Boyut, derinlik algısı cerrahın bakış açısı ve hissi ile ilgilidir. Bazen ameliyat bu aletlerle ve 2 boyutlu bakış açısı nedeni ile laparoskopik olarak devam etmeyebilir. Laparoskopik ameliyattan açık ameliyata dönüş yüzdeleri oldukça düşüktür. Acil ve acil olmayan bütün vakalar ortak ele alındığında laparoskopik olarak başlanan bir ameliyatın açık ameliyatı dönme ihtimali %5’tir. Bu oran cerrahın bu ameliyattaki tecrübesi ve kullanılan teknolojik malzemenin kalitesine göre değişmektedir.

    Laparoskopik ameliyattan açık ameliyata dönüş bir komplikasyon değil gerekliliktir ve hastanın yararına olan bir durumdur.

    Safra Kesesi Ameliyatı Sırasında ve Erken Dönemde Olabilecek Komplikasyonlar

    Safra Kesesi Ameliyatı Sonrası Erken Dönem Komplikasyonlar

    Safra Kesesi Ameliyatından Sonra Beslenme Nasıl Olmalıdır?

    Hasta ameliyattan sonra depo organı olan safra kesesi alındığı için adaptasyon süreci geçerken bazı sorunlar yaşayabilir. Bu durum her hastada farklı şekilde sorun yaratabilir. Bazı hastalar bu sorunu hiçbir sıkıntı yaşamadan ya da hafif şikayetlerle atlatabilir. İçindeki taşlar sebebi ile zaten hastanın safra kesesi depo görevini uzun zaman önce yapmayı bırakmış olması hastanın adaptasyon sürecini rahat geçirmesindeki en önemli nedendir.

    Sindirim sistemi ile ilgili şikayetler kişiden kişiye değişiklik gösterebilmektedir.

    Ameliyat sonraki dispetik şikayetlerin devam etmesi % 3 hastada kalıcı ve postkolesistektomi sendromu olarak bahsedilir.

    Prensip olarak depo organı kalktığı için az az ve sık beslenme şekli benimsenmelidir. Bir anda aşırı miktarda bol yemek yenmesi rahatsızlık yaratabilir.

    Çiğ sebzeler ve yağlı gıdalardan kaçınılması gıda seçimindeki temel prensip olmalıdır. Bu tarz besinlerin sindirimi zor olacağı için ameliyat sonrası erken dönemde şişkinlik, hazımsızlık, sağ üst tarafta ve ortada ağrıya yol açabilir.

    Hastaların yıllarca tükettikleri gıdaların bazıları safra kesesi ameliyatından sonra erken dönemde tüketilirse şikayetlere yol açabilmektedir. 

    Ameliyat sonrası gaz üretimini artırdığı için bir müddet uzak durulması gereken gıdalar;

    Bunların yanı sıra;

    Bu beslenme şekline 3 ay kadar uyulması uygundur.

    Bunun dışındaki gıdalar az az ve sık sık tüketilmelidir.

    Memorial Tıbbi Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.

    Yazı kaynağı : www.memorial.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap