Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    sınıf rehberlik faaliyetlerinde karşılaşılan güçlükler ve çözüm önerileri

    1 ziyaretçi

    sınıf rehberlik faaliyetlerinde karşılaşılan güçlükler ve çözüm önerileri Ne90'dan bulabilirsiniz

    PDevCo

    Eğitim ile rehberlik ve psikolojik danışma, amaçları itibarıyla bireylerin kendilerini tanımalarına ve gerçekleştirmelerine yardım etmek suretiyle bireylerin davranışlarını değiştirmeye yöneliktirler. Eğitim sürecinin tamamlayıcı bir yanı olan rehberlik ve psikolojik danışma, eğitimin amaçlarının gerçekleşmesine yardımcı olur. Bu yönüyle rehberlik ve psikolojik danışma eğitimin tamamlayıcı bir boyutudur.

    Okullarda Psikolojik Danışma ve  Rehberlik Hizmetleri Neden Gereklidir?

    Okul çeşitlerinin artması (Mesleki Rehberlik)

    Yaşamın gittikçe karmaşık bir yapı alması, hayata adam yetiştirmek ve hazırlamakla yükümlü olan okulların çeşidini de artırmıştır. Bu gün ilköğretimi bitiren bir çocuğun girebileceği bir çok orta dereceli okul mevcuttur. Bu okulların her birisinin giriş koşulları ve öğrenciye sağladığı avantajlar farklı farklıdır. İşte çocuğun ve ailesinin bu hususlarda yanlış bilgiler edinmemesi ve bocalaması için rehberlik hizmetlerine ihtiyaç vardır.

    “Öğrencinin karşılaştığı sorunlar yalnızca okul seçme problemi değildir. Girdiği okulun dalları arasından kendi yetenek, ilgi ve kişilik yapısına en müsait olanı seçmesi lazımdır. Ayrıca girdiği programda bir çok seçmeli ders olabilir. Öğrenciler bir çok seçmeli ders arasından kendi amaçlarına en uygunlarını seçme ve an programı aksatmadan zamanında mezun olamama problemleri ile karşılaşmamalıdırlar. Çocukların bu hususlarda da rehberlik hizmetlerine ihtiyaçları vardır.”

    Meslek seçiminin  önemi (Mesleki Rehberlik)

     “İnsanların hayatlarında en önemli dönüm noktalarından birini yapacakları işi seçmeleri oluşturur. Bu bir anlamda gireceği okulu seçmek demektir. Bunun için çocuğun özellikleriyle yapacağı işin bağdaşması lazımdır. Bunu yapabilmek de ancak bilimsel bir inceleme yapmakla mümkün olur. Okulda rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri ile öğrenciye bu konuda da yardım edilmiş olunur.”(Binbaşıoğlu;1986,s.15)

    Okullarda uyumsuzluk sorunları (Kişisel ve Sosyal Rehberlik)

    Okullardaki öğrenci sayısının artması bilim ve teknikteki ilerlemeler köyden kente göçlerin artması gibi çeşitli nedenlerden dolayı yaşam her geçen gün karmaşık bir hal almaktadır. Bu da insanın çevresi ile etkin ve başarılı uyum sağlamasını güçleştirmektedir. Neticede de hırsızlık, yalan söyleme, okuldan kaçma gibi uyum sorunları ortaya çıkmaktadır. Tüm bu sorunları ortadan kaldırabilmek için iyi bir rehberlik ve psikolojik danışma hizmeti uygulanmalıdır.

    Bu sorunun bir başka boyutu da şu sebepten dolayı ortaya çıkmaktadır: Eskiden yapılan eğitim çalışmaları insan zihninin gelişmesine yönelik olduğu için duygusal yönü ihmal edilmişti. Oysa insan bilişsel ve duyuşsal yönleri ile bir bütündür.  Çocuğun duygusal yönünün de eğitilmesi ve onun başkaları ile olan ilişkileri ve duygusal  yaşamı da düzenlenmelidir. Bu da planlı bir rehberlik ve psikolojik danışma hizmeti ile mümkün olacaktır.

    Öğrenci başarısızlıkları (Akademik Rehberlik)

    Okullarda önemli sayıda öğrenci başarısız olmaktadır. Bu başarısızlığın nedenleri okul koşulları, öğretmen kişiliği, öğretim yöntemi, aile, çevre hatta öğretim programının yetersizliği de olabilir. Sebep ne olursa olsun bu başarısızlığın sonucunda ülkemiz ekonomisi zarar görmektedir. Okul, rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri ile bu konuya da eğilerek sorunun çözümüne kendi imkanları dahilinde yardımcı olabilmektedir.

    Rehberlik Faaliyetleri Yürütülmesinde Karşılaşılan Sorunlar

    Okullarda yapılan faaliyetler arasında eğitim öğretim faaliyeti bir boyut olarak ele alınmakta ancak bunların yanında, rehberlik ikinci bir boyut olarak okuldaki işler arasında temel olarak sayılmaktadır. İyi işleyen bir sistemde her parçanın önemi büyük olduğu apaçık ortadadır.

    Özellikle rehberlik faaliyetleri gelişmiş ülkelerde büyük bir ciddiyetle ele alınırken bizim sistemimizde henüz yeni yeni farkına varılmaya başlanmış durumdadır. Rehberlik faaliyetleri okuldaki en önemli iki faaliyetten birisi olarak ortaya çıkınca buna göre okulların yeniden dizayn edilmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bu zorunluluğun bir sonucu olarak okullarda rehberlik faaliyetleri amacına uygun bir şekilde organize edilmiş, ihtiyaç duyulan personel, alt yapı, araç gereç ve mesai düzenlemelerine gidilmiştir. Bu süreci amacına uygun bir şekilde işleten toplumlarda, ülkelerde, sistemlerde rehberlik faaliyetleri istenen sonucu vermiştir. Bireyin tanınması, içinde bulunduğu topluma uyum sağlaması, sahip olduğu potansiyeli en iyi şekilde ortaya çıkarıp toplumun hizmetine sunması toplumsal yaşama oldukça önemli artı değerler kazandırmıştır. Toplumların gelişmesinde en önemli unsur olan insan unsurunun istenen nitelikleri kazanmasında rehberlik faaliyetleri üzerine düşen görevleri layıkıyla yerine getirebilmiştir.

    Eğitim sistemimiz içinde rehberlik faaliyetlerinin bu anlamda istendiği şekilde örgütlenebildiğini, organize edilebildiğini, personel, alt yapı, araç gereç ve işleyiş anlamında istenen noktalara gelebildiğini söylemek zor görünmektedir. Rehberlik faaliyetleri uzun zamandır eğitim öğretim sürecinin içinde var gibi görünse de rehberliğin amacına uygun bir şekilde yürütülebildiğini söylemek için çok daha fazla veriye ihtiyaç bulunmaktadır. Okullarda rehberlik faaliyeti denilince uzun zaman haftalık ders saatine eklenen bir ders saatini kapsayacak sürede yapılan bir çalışma olarak algılanmış ve öğretmenler kurullarında yapılan dağıtım sonrası sınıf öğretmeni olarak belirlenen kişilerin bu ders saatinde öğrencilerin başında beklemesi şeklinde uygulanmıştır. Günümüzde okullarda yapılan rehberlik uygulamaları da bundan farklı değildir. Sınıf Rehber Öğretmeni diye isimlendirilen kişilerin yaptığı çalışmalar eğitim sistemimiz içinde rehberlik faaliyeti olarak görülmektedir. Bu faaliyetler çerçevesinde ise ilgili öğretmen yılda iki kez öğrenci velileriyle toplantı yapmakta, son yıllarda ortaya çıkan e-okul sistemi uygulamalarına göre öğrencilerle ilgili bir takım bilgileri diğer öğretmenlerden toplamakta, yine yılda iki kez aynı sınıfa derse giren öğretmenlerle birlikte şube öğretmenler kurulu toplantı tutanaklarını dosyalamaktadır. Bunun dışında öğretmenlerin yeterlik düzeylerine, ilgi durumlarına göre öğrencileriyle yakından ilgilenmeye çalışan, kendisine yansıtılan öğrenci sorunlarına yönelik girişimlerde bulunan öğretmenlerin sayısı da az da olsa yok değil. Okullarımızdaki rehberlik faaliyetlerine yönelik olarak son birkaç yıldır hazırlanan programlar doğrultusunda öğrencilere yönelik bir takım etkinlikler de yapılmaya çalışılıyor ancak on beş günde bir yapılan bir takım form doldurma faaliyetlerini de istenen düzeyde bir rehberlik faaliyeti olarak ele almak rehberliğin ruhuna, amacına uygun düşmemektedir.

    Eğitim öğretim faaliyetleri ile sıkı bir bağlantısı olan rehberlik faaliyetlerinin layıkıyla yapılmaması eğitim öğretimde büyük oranda eksikliklerin ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Toplumun insan gücünü yetiştirme görevini yürütmesi gereken okulların işlevini yerine getirmemesi insan gücü unsurunun heba olmasına, bireysel potansiyelin ortaya çıkarılamamasına neden olmaktadır. İnsan gücünün heba olması bir toplum için az bir şey değildir. Özellikle de her türlü teknolojik imkanların ortaya çıkarılmasında insan unsurunun inkar edilmez önemi karşısında insan unsurunu heba eden bir toplumun bilgi toplumu çağına girmiş bir dünyada istenen noktaya gelebilmesi hayalden başka bir anlam taşımamaktadır.

    Rehber Öğretmen önleyici psikolojik hizmet veren, problemleri kronikleşmeden tespit edilebilme imkanına sahip ve ilk müdahaleyi yapacak olan kişidir. Öğrencilerin kendilerini ilgileri, yetenekleri gibi yönleriyle tanımalarını, meslekler hakkında bilgi edinmeleri, uygun meslek veya üst eğitim kurumu seçiminde dikkat edilmesi gereken kriterleri fark etmelerini, çevreleri ile olumlu ilişkiler kurmalarını, verimli ders çalışma alışkanlıkları ve sorunlarla baş etme becerilerini kazanmalarında yardımcı olduklarını düşündüğümüzde rehber öğretmenin önemini daha iyi anlayabiliriz.

    Rehber Öğretmenlerin Öğrencilerde En Sık Karşılaştığı Problemler

    Yazı kaynağı : www.pdevco.com.tr

    Türk Yurdu Dergisi

    Türk Yurdu Dergisi

            Bu yazıda, önce okullarda psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinde mevcut durum ve sorunlar tartışılmaktadır. Bu bağlamda bireyci kültürde gelişen psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin ülkemizdeki durumu, bireyci-ortaklaşacı kültürlerin bireydeki yansımaları dikkate alınarak tartışılmaktadır.  Daha sonra okul psikolojik danışma ve rehberlik uygulamaları ile psikolojik danışman eğitiminde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri sunulmaktadır.

             

             

            Cumhuriyetin kuruluşu sonrası pek çok alanda inkılâplar yapılarak, yeni ve modern Türkiye’nin yönetim biçiminden eğitimine ve hukuk sistemine kadar çeşitli konularda izleyeceği uygulamalar, temel prensipler belirlenmiştir. Bu anlayışa paralel olarak dönemin eğitimcileri, eğitimin asıl gayesinin insanları kendi yetenekleri ve istekleri ölçüsünde, eğilimli oldukları alanlara yönlendirmek, bu alanlarda üretici ve yaratıcı hâle getirmek olduğunun farkındadırlar (Acun, 2006). Bu nedenle eğitim sürecinde değişiklilik arayışlarına girilmiştir. Bu arayışların temel amacı gençlerin daha fazla öğrenmelerini sağlamak ve ulusun geleceğini güvenceye almaktır.  Ulusun geleceğini güvenceye almak çağdaş bir eğitim anlayışına sahip olmakla olanaklıdır. Çağdaş eğitim anlayışı, öğrencinin bütün yönleri ile en uygun bir düzeyde gelişmesini sağlamak üzere öğrenciye dönük çeşitli hizmetlerin yerine getirilmesini öngörmektedir.  Eğitim evrimimizin içerisinde yer alan Psikolojik Danışma ve Rehberlik (PDR) hizmetlerinin vizyonu, bireylerin bir bütün olarak gelişmesine yardımcı olmaktır. Bu amaca ulaşabilmek için kendini tanıma ve kabul etme gibi alt amaçlara ulaşılması gerekir. Kendini tanıma ile kişinin; beden ve zihin yeteneklerini, hoşlandığı ve hoşlanmadığı faaliyetlerini, psikolojik ihtiyaçlarını, hayattan neler beklediğini, tutum ve değerlerini tanıması, bilmesi ifade edilmektedir. Bu süreçte bireyin; “Güçlü ve zayıf yanlarım nelerdir? Nasıl çalışıyorum? Ben okuyucu muyum, dinleyici miyim? Nasıl öğrenirim? Değerlerim nelerdir?” gibi sorulara cevap verebilir olması beklenmektedir.

             

             

            

            Mevcut durum

            

            Ülkemizde PDR kavram ve uygulamalarının gündeme gelmesi II. Dünya Savaşı’ndan sonraki yıllara rastlamaktadır [1].  Altmış yıllık sürede, PDR alanında önemli sayılabilecek gelişmelerin olduğu bilinmektedir. Bu gelişmelerden bazıları şöyle sıralanabilir: (1) İlköğretim ve ortaöğretim okullarında PDR servislerinin örgütlenmesi.[2] (2) Her ilde rehberlik ve araştırma merkezlerinin kurulması[3]. (3) Okul öğretim programında “rehberlik saati”nin yer alması. (4) Üniversitelerde PDR lisans, yüksek lisans ve doktora programlarının oluşturulması.[4] (5) Öğretmenlik sertifika programlarında “Rehberlik dersi”nin yer alması, (6) Kalkınma planlarında rehberliğe yer verilmesi[5]. (7) Millî Eğitim Şûralarında rehberliğe yer verilmesi[6]. (8) Türkiye İş Kurumu’nda mesleki danışma merkezlerinin oluşturulması. (9) Türk PDR Derneğinin Kurulması[7]. (10) Türk PDR Derneği tarafından Türk PDR Dergisi ve Türk PDR Bülteni’nin yayımlanması, (11) PDR alanında çalışanlar için “Etik Kurallar Kılavuzu”nun yayımlanması. (12) Bazı ders kitaplarının ve uyarlanan ya da geliştirilen bazı testlerin yayımlanması (Doğan, 1999). (13) Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı gibi bazı kamu kurumlarında PDR birimlerinin kurulması.

             

                        Türkiye’de PDR alanında somut gelişmeler gözlenmesine rağmen, her yeni uygulamada olduğu gibi PDR uygulamalarında da önemli sorunlar bulunmaktadır.

             

            Okullarda psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinde karşılaşılan sorunlar ve önerilerÜlkemizde PDR lisans programlarından mezun olanların, ülke ihtiyaçları nedeniyle ağırlıklı olarak okullarda ve özel dershanelerde istihdam edilmeleri nedeniyle okullardaki PDR hizmetlerinde karşılaşılan sorunlar daha somut olarak görülmektedir. Bu sorunlara ilişkin çeşitli araştırmalar yapılmıştır (Kepçeoğlu, 1993). Belirlenen sorunların bir bölümü çözülmesine rağmen PDR hizmetlerinde beklenen düzeyde olduğumuz söylenemez. Ülkemizde PDR uygulamalarında halen karşılaşılan ve uygulamaları olumsuz yönde etkilemeye devam eden temel sorunlar ve bu sorunları çözmeye yönelik öneriler aşağıda sıralanmaktadır:

             

            1.  Türkiye’ye özgü bir PDR modelinin geliştirilememesi. PDR alanının kültürler arası geçerliği ve işlerliği hâlâ tartışma konusudur. Bu alanın tüm çabalara rağmen kültürümüze özgü yaklaşım ve modellerini geliştirdiği söylenemez (Doğan, 1999).  Her ülkenin tarihsel gelişimi, kültürü, sosyal kalıtları, siyasal sistemi ve ekonomik olanakları farklıdır. Herhangi bir ülkede uygulanan PDR modelinin bu etmenlerden doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak etkilenmesi kaçınılmazdır.  PDR hizmetlerinin gelişmekte olan ülkelerde kültürel etmenlerden dolayı daha yavaş ilerlediği bilinmektedir (Soliman, 1991). Kültürler arası farklılaşma değişik kültürlerde yaşayan insanların da farklı bir biçimde kavramalarına, düşünmelerine, değerlendirmelerine ve davranmalarına neden olmaktadır.

             

            Kültürlerarası psikoloji çeşitli kültürlerin bireylerde nasıl yansıdığı ile ilgilenen bir bilim dalıdır. “Bireycilik-ortaklaşacılık” kültürlerin değişme gösterdiği önemli bir boyuttur (Bacanlı, 2002).  Bireyci kültürler, bireyi öne çıkarmakta ve onu kendi başına bir “tekillik” olarak görmektedir. Örneğin Amerikan kültürü bireyci bir kültürdür. Bireyci kültürlerde yaşayan insanlar, daha büyük grupların (aile, ya da iş grubu) amaçları pahasına bile olsa kendi kendine yetmeyi, bağımsızlığı, kişisel amaçlara ulaşmayı vurgular. Bireyler diğerlerinden bağımsız olarak “ben” deme eğilimindedir. Buna karşılık, ortaklaşacı kültürlerde birey daha çok “biz” deme eğilimindedir ve bireyler bir topluluğun bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Bu kültürlerde insanlar, kendi gruplarının amaçlarına öncelik tanırlar ve çoğu kez gruptaki diğer üyelerle uyumlu sosyal ilişkiler kurma çabasına girerler.  Bireycilik ve ortaklaşacılık kültürel farklılık bireysel düzeyde de görülebilir. Kültürler arası araştırmalar, benlik kavramlaştırmalarının kişinin içinde yaşadığı kültüre göre büyük ölçüde değiştiğine işaret etmektedir.  Bireyci-ortaklaşacı kültürlerdeki bireylerin benlik yapıları Markus ve Kıtayama (1991) tarafından ele alınmıştır.  Onlara göre benlik kavramları açısından Batı kültürleri ile Doğu kültürleri arasında önemli farklılıklar bulunmakta, bunun sonucu olarak da iki tür benlikten söz edilmektedir. Bağımsız, ayrışmış (Independent ) benlik ve karşılıklı bağımlı-ilişkisel (Interdependent) benlik. Bu kişilere göre her iki kültür tipinin benlik yapıları birbirinden farklı olduğu için, psikolojideki kuram ve kavramlar farklı sonuçlarla karşı karşıya kalmaktadır.

             

            

            Bağımsız benlik (Independent):Bu yapıda benlik, göreli olarak çevreden ve diğerlerinden ayrılmış sınırları belli ve özerk bir yapı olarak karakterize edilir. Bağımsız benlikte, diğerlerinin düşüncelerini, duygularını ve hareketlerini referans almak yerine kendi düşünce, duygu ve hareket repertuvarlarını referans alarak davranışını belirlemek söz konusudur. Bu bakış açısı Kuzey Amerika ve Batı kültürleri ile örneklendirilebilir. Bireyci kültürde “kendini gerçekleştirme”, “kendini tanıma”, “kişinin ihtiyaçlarını ve haklarını ifade etme” ya da “kişinin farklı potansiyellerini geliştirme” gibi davranışlar önemlidir. Şekil A bağımsız benlikyapısını göstermektedir.

            

     

    Şekil A. Bağımsız benlik yapısı (Markus ve Kıtayama, 1991)

             

             

    Büyük daire benliği, küçük daireler ise diğerlerini simgeler. X’ler benliğin ya da diğerlerinin çeşitli yönlerini ifade eder. Bazı durumlarda, büyük daire ve küçük daire kesişir ve kesişmenin üzerinde X vardır. Bu, benliğin diğerleriyle ilişkisini ya da belli sosyal ilişkiyi gösterir. Şekil A’da görüldüğü gibi, bireyci kültürlerde bireylerin benlikleri birbirlerinden ayrı bütünlük oluşturmaktadır. A kişisi, anne, baba, kardeş, arkadaş ve iş arkadaşlarından “ayrı”  bir bireydir. Batı dışındaki birçok kültürde, benliğin ayrışmışlığına değer verilmez. İnsanların esasta birbirlerine karşılıklı bağımlı olduğu gerçeği önem taşır. Başta gelen kural, başkalarına uymak ve onlarla karşılıklı bağlılığı sürdürmektir. Kişinin sosyalleşme şekli, onun ait olduğu gruplara ve genel olarak var olan ilişkilere uyum göstermesini, başkalarının duygularına duyarlı olup onların aklından geçeni okumasını, ona atfedilen görev ve rolleri ve ondan beklenen davranışları yerine getirmesini sağlar. Kişiden beklenen roller ve görevler belirlenmiştir ve bunlar kişinin başkalarıyla olan bağlarının güçlenmesine olanak sağlar.

            Karşılıklı bağımlı benlik (Interdependent):Bu yapıda benlik çevreden ve diğerlerinden ayrılmış, sınırları belirgin ve özerk bir yapı olarak değil, diğerleri ve çevreyle ilişkili olarak karakterize edilir. Karşılıklı bağımlıbenlikte, diğerlerinin düşüncelerini, duygularını ve hareketlerini dikkate alarak davranışı belirlemek söz konusudurBu bakış açısı Asya kültürleri ile örneklendirilebilir. Karşılıklı bağımlı benlikgörüşü, insanı sosyal çevreden ayrı olmak yerine, diğer insanlara daha çok bağlı göstermektedir. İnsanlar, diğerleriyle karşılıklı bağımlılık, uymak ve genel olarak çeşitli kişiler arası ilişkilerin bir parçası olmak için harekete geçer. İlişkisel benlik yapısı ortaklaşacı (kolektif) kültürlere özgü bir yapıdır.

            

    Şekil B. Karşılıklı bağımlı benlik yapısı (Markus ve Kıtayama, 1991)

             

             

            Şekil B’de görüldüğü gibi ortaklaşacı kültürde bireyler birbirlerinden bağımsız değillerdir; A kişisi anne, baba, kardeş, arkadaş ve iş arkadaşlarıyla karşılıklı bağımlılık içindedir.Ortaklaşacı kültürlerde bireylerin benliklerinin sınırları kesin bir şekilde diğerlerinden ayrılmamıştır; diğerleri ve çevreyle karşılıklı ilişkili olarak karakterize edilir.

             

            Ortaklaşacı kültürlerdeki insanlar, bağımsızlıktan çok karşılıklı bağımlılığa önem verir. ABD gibi bireyci kültürlerde insanlar, bireyin biricikliğini vurgularken kolektif kültürlerde insanlar, kendilerini büyük bir kültürün parçası olarak görürler. Amerika’da “Gıcırdayan tekerleği yağlarlar.” sözü kullanılır ve bununla kişinin öne geçebilmesi için sesinin çıkması gerektiği anlatılır. Japonya’da ise sık sık “Yerinden çıkan çiviye çekiçle vururlar.” denilmektedir. Bu söz kişinin bireyselliğiyle öne çıkmasının kabul edilemez olduğunu ve bunun olumsuz sonuçlar doğurabileceğini anlatmaktadır. Ortaklaşacı kültürdeki sıradan bir insan, kendini toplumun diğer üyelerinden daha iyi görmez. Amerika’da ortalama bir insan olma duygusu, kişiye özsaygısının düşük olduğunu düşündürtebilir. Ortaklaşacı bir kültürde kendini önemli gören insan bir sorundur; kafasına çekici yiyen bir çividir (Burger, 2006).

             

            Bireyci kültürde iyi yaşamanın yolu kendini iyi hissetmekse, ortaklaşacı kültürlerde toplum tarafından belirlenen role uygun davranmak memnuniyetin yoludur.  İki ayrı kültür arasında gözlenen farklılıklar, kişilerin düşünce, duygu ifade etme ve motive olma biçimlerini etkileyebilmektedir. Ortaklaşacı kültürlerdeki insanlar, bireyci kültürlerdeki insanlara göre duygularını daha kısa süreli olarak yaşama eğilimindedir.

             

             Batılılar, benliği yalnızca bağımsız işlev gören bir birim olarak düşünmemekte, bağımsızlığı toplumsallaşmanın temel bir görevi olarak görmektedirler. Bu nedenle çocuklarına nasıl bağımsız olunabileceğini öğretmektedirler (Markus ve Kıtayama, 1991). Amerikalı ebeveynler yemeklerini yemeleri için şunları söyleyerek çocuklarını ikna etmeye çalışırlar: “Etiyopya’daki aç çocukları düşün, onlardan farklı olduğun için ne kadar şanslı olduğuna müteşekkir ol.” Japon ebeveynler şu şekilde söyler: “Sana bu pirinci yetiştirmek için çok çalışan çiftçiyi düşün, eğer yemezsen kendini kötü hissedecektir, emeklerinin boşa gittiğini düşünecektir” (Markus ve Kıtayama, 1991).

             

            Türk kültürünün bireylere nasıl yansıdığı, daha doğrusu Türk kültürünün “bireycilik-ortaklaşacılık” ölçütüne göre hangisi içinde yer aldığı tartışılmaktadır (Kağıtçıbaşı,1998; Bacanlı, 2002).  Bireyci kültürün “bireycilik”, “kendi başına karar verme”, “sorumluluk alma” gibi değerlerini temel alan PDR kuramları Türk kültüründe, genellikle duyguların ifade edilmemesi, ana-babanın kurallarına uyma, aileye bağımlılık ve insan ilişkilerinde “diğerleri merkezli” bir anlayışla örtüşmemektedir. Bununla birlikte Türk toplumunun bir değişim içinde olduğu, “Bireycilik-ortaklaşacılık” sınıflamasından birini seçmenin zor olduğu görülmektedir. Bu nedenle bireyci kültürlerde geliştirilen PDR hizmetlerinin ülkemize özgü modelinin geliştirilmesi, PDR kuramlarının Türk kültür ve geleneklerine uyarlanması ve bunlarla bütünleştirilmesi gerekmektedir. Bu konuda Kılıç’ın (2005) Anadolian Terapi adlı çalışması bir başlangıç olarak görülebilir. Bu süreçte Türk eğitim tarihindeki iyi örneklerden yararlanılabilir.

             

            2. Psikolojik danışma ve rehberliğin “yöneltme” kavramı bağlamında ele alınması. Kalkınma planlarındaki ifadelerin etkisiyle PDR, Millî Eğitim Şûralarında hem yöneltmenin bir aracı hem de yönetme ile eş anlamlı olarak kavramsallaştırılmıştır. Oysa PDR sadece “yöneltme” kavramıyla ele alınamaz. Öğrencilerin gelişim alanlarına yönelik ve yaşam boyu devam eden bir süreci kapsar.

             

            3. Alan dışı lisans programlarından mezun elemanların PDR hizmetlerinde görevlendirilmesi. MEB kısa dönemli kurs programları hazırlayarak diğer disiplinlerden mezun olan kişileri rehberlik servisinde istihdam etmektedir. Alan dışı atamalar hem alan mezunu çalışanlarda hem de PDR’den yararlanan kişilerde endişe yaratmaktadır. Ortak etki PDR hizmetlerinin beklenen düzeyin altında olması şeklinde görülmektedir.

             

            4. İlk ve ortaöğretim okullarında rehberlik saatinin etkin bir şekilde kullanılamaması.  Rehberlik dersleri sınıfların kalabalık olması, öğretmenlerin çoğunun PDR konusunda yeterli formasyona sahip olmaması, sunulan hizmetin kalitesini düşürerek profesyonel bir hizmet olarak anlaşılmasını güçleştirmektedir (Doğan, 1999). Bunların yanında seçme sistemlerinin (SBS, ÖSS) geleneksel eğitim süreci üzerindeki baskısı, öğretmen davranışlarını etkileyen değişkenler bu derslerin verimsiz geçmesine neden olan faktörler arasında yer almaktadır. Rehberlik dersinin verimsiz geçmesi anne-babalar tarafından da bilinmekte bu da psikolojik danışma ve rehberliğin toplumdaki imajını etkileyen bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

             

            Rehberlik saatlerinin etkili kullanılabilmesi için, psikolojik danışmanlar, PDR programlarını, öğrencilerin fiziksel, sosyal, bilişsel ve kariyer gelişim alanlarının ihtiyaçlarına duyarlı olacak şekilde geliştirilmesinde, ilgili gelişim alanının işaretçisi olan ihtiyaçlar ve geliştirilmesi gereken becerilerin kazandırılmasın da yönetici, öğretmen ve velilere yardımcı olmalıdır. Gelişim alanlarıyla ilgili davranışların kazanılmasına okuldaki etkinlikler önemli katkılarda bulunur. Burada önemli olan ilgili gelişim alanı işaretçisi olan ihtiyaçlar ve geliştirilmesi gereken becerilerin gündeme getirilmesi, gündemde tutulması, davranış olarak ele alınması ve ilgili davranışların kazanılmasını örnekleyen yaşantıların oluşturulmasıdır. Yapılacak planlarda ve etkinliklerde adı geçen gelişim alanları, gelişim alanlarının işaretçisi olan ihtiyaçlar ve geliştirilmesi gereken beceriler üzerinde ciddiyetle durulmalıdır. Bu tür bir çabanın sonucunda öğrenci, duygularını sağlıklı biçimde ifade edebilir, başkalarıyla kolayca iletişime girebilir, kendisini daha iyi tanıyabilir; fiziksel, bilişsel, estetik, sosyal ve duygusal açıdan gelişir (Yüksel, 2003). Çocuklarında olumlu gelişimi gözlemleyen anne-babada PDR imajı olumlu yönde değişebilir.

             

            5. Eğitim ve iş olanaklarının sınırlı olması. Eğitim ve iş olanaklarının sınırlı olmasının nedenleri arasında üretimin yetersiz olması, mensup olunan sınıfsal yapının bireyin alacağı eğitimi ve sahip olacağı iş olanaklarını belirlemesi[8] ve yeterlik temelinden çok güç ve hatır temeline dayanan kayırmacılığın varlığını sürdürmesi sayılabilir.

             

            6. Ortaöğretim ve yükseköğretime geçiş sistemlerindeki sık değişmeler. Eğitim ve iş olanaklarının sınırlı olmasının bir sonucu olarak sık sık değiştirilen seçme sistemleri PDR’yi etkileyen bir faktördür. Ortaöğretim kurumlarına geçiş sisteminde üç ayrı sınav (SBS) bulunmaktadır. Öğrenci 6, 7 ve 8. sınıfın sonunda sınava girmektedir.  Seçme sistemlerindeki bu değişikliklerin öğrenci, öğretmen ve anne babaya yansımaları farklı olmaktadır. Bu süreçler PDR hizmetlerini etkilemektedir. Öğrenciler 5. sınıftan itibaren “seçilme” baskısıyla karşı karşıya bırakılmaktadır. Bu nedenle ailelerin çocuklarına sağladığı destek ve yardımın niteliği artırılmalıdır. Bunun için de psikolojik danışmanlar ailelere yönelik çalışmalar geliştirmelidir.

             

            7. Psikolojik danışmanlık ve rehberlik alanında kullanılabilecek test ve test dışı teknikleri hazırlama, uygulama ve değerlendirme. PDR alanında kullanılabilecek test ve test dışı tekniklere ait uygulama ve değerlendirme süreçlerinde bazen bilgi, bazen beceri bazen de anlayış eksiklikleri bulunmaktadır. Uygulamada karşılaşılan sorunların bunlardan hangisinden kaynaklandığına ilişkin araştırmalar yapılmalı ve yeterli olmayan boyutlara odaklanılmalıdır. Test ve test dışı teknikleri, uygulama ve değerlendirme süreçleri bilgisayar teknolojisindeki gelişmelerden yararlanılabilecek şekilde düzenlenmelidir. Bu düzenleme, test ve test dışı teknikleri uygulama ve değerlendirmede bilgi ve beceri eksikliğinden kaynaklanan zayıflıkları giderilebilir.

             

            8. Bilgisayar teknolojisindeki yeni gelişmeler. Bilgisayar teknolojisindeki yeni gelişmeler, okulları değiştirmektedir. Günümüzde kişisel bilgisayarlar, İnternet ve dünyanın geniş kaynaklarına açılan bir kapı olarak görülmektedir. Bu kaynağın PDR alanında nasıl kullanılabileceği konusu ele alınıp somut uygulama örnekleri geliştirilebilir. Geliştirilecek uygulamalar psikolojik danışmanı olmayan okullardaki öğrencilere psikolojik danışma ve rehberlik yardımının sunulmasına imkân sağlayabilir.

             

    9. Kariyer gelişiminin yeniden değerlendirilmesi.  Meslek danışmanlığının okul PDR programının önemli bir ögesi olması kaçınılmazdır. Günümüzde mesleki gelişim kuramları kişilere “Sen ne yaparsın?” sorusu yerine, “Sen kimsin?” sorusunu sorarak kişinin gelecekteki yaşamıyla ilgili karar vermesinde yardımı amaçlamaktadır.  Bu durumda bireyi tanımayla birlikte bireyin içinde yaşadığı (bireyci ve ortaklaşacı) kültür unsurlarını dikkate alan bir meslek danışmanlığı önem kazanmaktadır. Türkiye’de insanların çalışmayı nasıl algıladıkları ve çalışma amaçları araştırılmalıdır. Psikolojik danışma kuramlarında olduğu gibi meslek danışma kuramlarının da kültüre özgü değerlendirilmesi gerekmektedir. 

    Diğer yandan yeni Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (5510)’na göre emeklilik yaşı yükseltilmiştir. Yirmi beş yaşında işe başlayan bir kişi kırk yıl çalıştıktan sonra emekli olabilecektir. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki dünyada şirketlerin ortalama ömrü otuz yıldır. Bu durumda kişiler başladıkları işlerden emekli olamayacaktır. İnsanların yeni meslekler edinmeleri söz konusudur. Bu nedenle yaşam boyu PDR hizmetleri planlanmalı ve uygulanmalıdır. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu tarafından 1996’da yayımlanan bir araştırmada şu konular vurgulanmaktadır: İş yerleri değişmektedir. Gelecekteki yönelimler bugünkü lise öğrencilerinin;  yüzde 60’ının şu an mevcut olmayan işlerde çalışacağını; gelecek on yılda işlerin yüzde 90’ının bilgisayar bilgisini gerektirecek nitelikte olacağını, tüm işlerin neredeyse yüzde 80’inin hizmet sunan iş kolları olacağını, işlerin yaklaşık yüzde 40’ının nispeten kısa dönem iş eğitimi (belki de 30 günden de az) gerektireceğini ve işlerin sadece yaklaşık yüzde 25’inin lisans ya da daha yüksek eğitim derecesi gerektireceğini göstermektedir.

    Türkiye’de kentleşme hızla devam etmektedir. Büyük kentler başta olmak üzere kentlere göç devam etmektedir.  İç göç hareketleri ile kentlere yönelen bireylere meslek danışmanlığı hizmeti verilmesi için üniversiteler, yerel yönetimler ve eğitim otoriteleri iş birliği yapabilir.  Bu süreç bireylere kendilerini tanıma, çevrelerini tanıma ve üretken bireyler olma konularında katkıda bulunulabilir.

                        10. Öğretim kurumlarında görev yapan psikolojik danışmanlara yönelik gelişimsel müşavirlik (konsultasyon) hizmetleri:Üniversiteler ve MEB ortak projeler hazırlayarak halen ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında görev yapan psikolojik danışmanlara gelişimsel müşavirlik hizmeti sağlamalıdır. Görev yapan psikolojik danışmanlara sağlanacak bu tür hizmet hem araştırmacıların sahaya inmelerini hem de sahada çalışanların güncel gelişme ve araştırmalardan haberdar olmalarını sağlayacaktır. Bunun için ilköğretim ve ortaöğretim kurumları, belirlenecek ölçütler doğrultusunda bölgelerindeki üniversitelerle iş birliği yapacak şekilde gruplandırılabilir.  Üniversitenin ilgili fakülte ve programı kendi çalışma alanında bulunan okullardaki öğrenciler, öğrencilerin gelişimsel özellikleri, ihtiyaçları, sorunları ile psikolojik danışma ve rehberlik uygulamaları hakkında gözlem ve araştırma yapma imkânına sahip olabilir. Gelişimsel müşavirlik çalışmalarında uzaktan eğitim bir araç olarak kullanılabilir.

             

            Okullarda PDR hizmetlerinde karşılaşılan sorunların yanında PDR eğitiminde karşılaşılan sorunlar da bulunmaktadır. Bu sorunlar karşılıklı olarak birbirlerini etkilemektedir.  Bu nedenle psikolojik danışman eğitiminde karşılaşılan sorunları da ele almakta yarar vardır.

             

             

             

    Psikolojik danışman eğitiminde karşılaşılan sorunlar ve öneriler.

             

             

            Psikolojik danışman eğitim programlarının ülkemiz kültürel değişkenlerine göre hazırlanmaması. Ülkemizdeki psikolojik danışma alanı ve psikolojik danışmanlık mesleği, dünyadaki değişimlerden ve psikolojik danışma alanında ortaya çıkan yeni eğilimlerden soyutlanamaz. Mevcut psikolojik danışman eğitim programlarının, özellikle serbest piyasada diğer ruh sağlığı meslek elemanları ile yarışabilecek yeterli donanıma sahip psikolojik danışmanlar yetiştirdiğini söylemek son derece güçtür (Doğan,1999). PDR hizmetlerinde bireyci toplum olan ABD’de geliştirilen anlayışların program, etkinlik vb. gibi aynısını almak yerine ülkemiz kültürel, sosyo-ekonomik özelliklerine uygun, araştırma sonuçlarına göre şekillendirilen PDR etkinlik ve uygulamaları ön plana çıkartılmalıdır.

             

            Ülkemizdepsikolojik danışman yetiştiren PDR programları Türkiye’ye özgü güncellenmelidir. PDR programları; öğrenme-öğretme sürecini etkileyen öğrencinin gelişim alanları, gelişim alanlarının işaretçisi olan ihtiyaçlar, geliştirilmesi gereken beceriler ve öğrencinin içinde yaşadığı toplumun sosyo-ekonomik değişkenlerinin sistemli olarak değerlendirilmesine bağlı olarak hazırlanmalıdır (Yüksel, 2003). Son yıllarda PDR programları konusunda PDR anabilim dalı başkanları tarafından yapılan toplantılarda bazı gelişmeler gözlenmektedir. Ancak programın revizyonu ya da hazırlanmasında “PDR programlarından yeni ve deneyimli mezunlar PDR programları hakkında ne düşünüyorlar; mezunların izledikleri programların güçlü ve zayıf yanları hakkındaki görüşleri nelerdir, kendilerini bilgi ve beceri olarak nasıl algılıyorlar?” gibi konularda veriye gereksinme vardır. Program hazırlamada yeni ve deneyimli mezunların görüşlerinden başka, “PDR hizmeti alan öğrenciler, veliler, öğretmenler ve okul yöneticileri PDR hizmeti sunan kişilerin bilgi ve becerileri hakkında neler düşünüyor?  Aileler ve toplum PDR’den ne bekliyor?” soruları çerçevesinde veriler elde edilmelidir. Kuşkusuz bu konular, önümüzdeki yıllarda araştırmacılar tarafından ele alınıp incelenmesi gereken problemlerdir. Bu problemler bilimsel ortamlarda ele alınıp çözümlenmeli ve nitelikli eleman yetiştirmek amacıyla PDR eğitim programlarının lisans ve lisansüstü düzeylerinde standartlarının yükseltilerek ulusal ve uluslararası düzeyde akredite edilmesi gereklidir.

             

            PDR programlarının müşterilerini belirlememesi.  Bu konu PDR programları hazırlanırken dikkate alınmalıdır. Her üretimin bir müşterisi vardır. Müşterisi olmayan üretim boşunadır. Sektör ne olursa olsun, üretim yapanlar önce müşterilerini belirlemelidir. Müşterisi belli olmayan üretim boşa gidecektir. “Marifet iltifata tâbidir; müşterisiz meta zayidir.” sözünde olduğu gibi (Öksüz, 2006). Okullarda uygulanan PDR hizmetlerinin müşterisi öğrenciler ile anne babalardır. Dolayısıyla “müşteri için” üretim yaptığımızı düşünmemiz gerekir. Bu, pratikte büyük bir avantajdır. Müşterimizi belirleyebilirsek, onlardan geri besleme almamız mümkündür.  Psikolojik danışma ve rehberliğin var olan müşterilerinin yanında olası müşterileri arasında, yaşlılar, kadınlar, engelli bireyler, istismar edilen kişiler, etnik ve kültürel azınlıklar, çalışanlar, işsizler, dezavantajlılar bulunmaktadır. Kuşkusuz burada ifade edilen düşünceler çeşitli araştırmalar ve tartışmalarla geliştirilmesi gereken düşüncelerdir.

             

    Sonuç: Bireylerin bir bütün olarak gelişmesine yardımcı olan PDR hizmetlerinin bu amaca ulaşabilmesi için; Türkiye’ye özgü bir PDR modelinin geliştirilmesi, psikolojik danışma ve rehberliğin sadece“yöneltme” kavramı bağlamında ele alınmaması, ilköğretim ve ortaöğretim okullarında rehberlik saatinin etkin bir şekilde değerlendirilmesi, mesleki psikolojik danışma ve rehberliğin yaygınlaştırılması, psikolojik danışma ve rehberliğin müşterilerinin belirlenmesi, ortaöğretim ve yükseköğretime geçiş sistemlerindeki sık değişmeler yerine daha nitelikli geçiş yöntemlerinin tercih edilmesi, alanda kullanılabilecek test ve test dışı teknikleri hazırlama, uygulama ve değerlendirme konusunda bilgisayar teknolojisindeki yeni gelişmelerin kullanılması ve son olarak PDR eğitim programlarının ülkenin, ekonomik, sosyal ve kültürel özelliklerine göre nitelikli personel yetiştirecek şekilde hazırlanması gerekmektedir. Kaynaklar

             

             

             

            Acun, F. (2006). Cumhuriyetin İlk Yıllarında Eğitimin Hedefi. Bilim ve AklınAydınlığında Eğitim. Sayı: 80–81, 27-32.

            Bacanlı, H. (2002). Türk Kimliği Kuramı Denemesi. Gelecek Bir Tasarımdır 2023. Sayı 9, 56–61.

            Balamir, N. (1982). Kırsal Türkiye'de Eğitim ve Toplum Yapısı. Ankara: ODTÜ Ara-Yayınları.

            Burger, J.M. (2006). Kişilik. (Çeviren: Deniz E. Sarıoğlu). İstanbul: Kaktüs Yayınları.

            Doğan, S. (1999) Türkiye’de Psikolojik Danışma ve Rehberliğin Durumu ve Geleceğe İlişkin Yönelimler. V. Ulusal Psikolojik Danışma ve Rehberlik Kongresi. 15–17 Eylül 1999.  Ankara-Türkiye.

            Kağıtçıbaşı, Ç.(1998).  Kültürel Psikoloji: Kültür Bağlamında İnsan ve Aile.  İstanbul: YKY.

            Kepçeoğlu, M. (1993). Psikolojik Danışma ve Rehberlik (7. Baskı), Ankara: Kadıoğlu Matbaası.

            Kılıç, M.( 2005). Anadolian Terapi. VIII. Ulusal Psikolojik Danışma ve Rehberlik Kongresi. 21–23 Eylül 2005İstanbul-Türkiye.

            Markus, H.R. & Kitayama, S. (1991). Culture and self: Implications for cognition, emotion, and motivation. Psychological Review, 98, 224–253.

             

            Öksüz, İ. (2006). Endüstri Sonrası Yönetim Kavramları: Kalite; Takım ve Strateji (Yayınlanmamış GÜDAK Çalışma Raporu).

            Soliman, A. M. (1991). The role of counselling in developing countries. International Journal for the Advancement of Counselling, 14(1), 3–14.

            Yüksel, G. (2003). İlköğretim öğrencilerinin gelişim alanları, gelişim alanlarının işaretçisi olan ihtiyaçlar ve geliştirilmesi gereken beceriler: Bu süreçte rehber öğretmenin işlevleri:  Kuramsal bir inceleme. Millî Eğitim Dergisi, 159, 41–59.

             

             

            * Doç. Dr. Gazi Üniversitesi.

             

    Yazı kaynağı : www.turkyurdu.com.tr

    EĞİTİMİN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZ

    1.AİLE AÇISINDAN SORUNLAR:

    1)Öğrenci velilerinin  duyarsızlığı,öğrencilerini velilerin takip etmemesi

    2) Öğrencilerin evdeki çalışma ortamlarının yokluğu, olumsuzluğu 

    3) Beslenme yetersizliği,

    4) Akraba evliliklerinin çokluğu, çocukların küçük yaşlarda evlendirilmeleri , bu nedenlerle zeka gelişimlerinin tamamlanamaması,

    5) Aile tarafından öğrencinin işgücüne katkısının hesap edilmesi, çocukların  ev ve arazi ve başka  işlerinde çalıştırılmaları,

    6) Aile içi problemler, kalabalık aile ortamları öğrenci başarısını olumsuz etkileri

    7) Ailelerin eğitimsizliği

    2.OKUL AÇISINDAN SORUNLAR:  

    1) Okulların fizikî yetersizliği, (bilgi teknoloji, kütüphane, laboratuar, çok amaçlı salon)

    2) Birleştirilmiş sınıf uygulamaları

    3) Sosyal donatı alanlarının eksikliği

    4) Okulun cazibe merkezi olamaması, kurslar ve etütlerle desteklenememesi

    5) Bazı okullarımızda hala elektrik, su ve telefonun bulunmayışı, kalorifer vs eksikliği

    6) Okul öğretmenlerinin bulundukları yerleri benimsememeleri, yabancı öğretmenlerin kısa sürede okulundan ya da bölgeden ayrılma isteği, yerli öğretmenlerin de uzun süredir aynı okulda çalışmalarından kaynaklanan isteksizlikler

    7) Fiziki imkansızlıklar nedeniyle bazı okullarımızda ikili öğretim yapılması, yani derslik sayısının yetersizliği.

    8) Okullarda yeterli düzeyde branş öğretmeni bulunmaması veya görevlendirme olması sebebiyle çok fazla okula ve öğrencilere kendini verememesi

    9-Okullarda bulunan öğrenci sayısının çokluğu.500 kişi bulunması gereken bir okulda 1500 kişi ,800 kişi bulunması gereken bir okulda 2500 bin kişi okuması takibi ve başarıyı ortadan kaldırmaktadır.

     10-Okullarda Mescit alımaması.Derslerin ibadete engel bir şeklide ayarlanması.Cuma saatine ders konulması.

    3.ÖĞRENCİ  AÇISINDAN SORUNLAR:

    1) Öğrencilerin büyük bir çoğunluğunda amaç eksikliği,neden okuması gerektiğini anlamamış olması

    2) Öğrencilerin yeterli düzeyde beslenme alışkanlıklarının olmaması

    3) Öğrencilerin  okuma, araştırma, düşünme, uygulama konusunda  yeterince bilinçlendirilmemeleri yönlendirilmemeleri

    4) Taşımalı eğitim  uygulaması kapsamında taşınan öğrenciler, yatılı olarak pansiyonlara yerleştirilen öğrenciler ile Merkez Okul öğrencileri  arasındaki seviye farklılıkları ve ulaşım problemleri

    5) Öğrencilerin ilgileri dışında, yetenekleri olmayan konularda sorumlu tutulmaları

    6) Devamsızlık sorununun varlığı ve devam takip uygulamasının yetersizliği

    7) Sınav kaygısının yüksek olması ve öğrenci başarısına olumsuz etkisi

    8) Derslerin derste yeterince öğrenilmemesi, kaynak, araç ve gereçlerden yeterince yararlanamaması

    9) Ders çalışma sürelerinin, ders dışı etkinlik sürelerinin ve sosyal ortam sürelerinin planlanamaması

    10)Öğrencilerin başarılı sayılan okullara farklı yöntemlerle yazılması diğer okulların kenar okul sayılmasından kaynaklanan motivasyon eksikliği

    11)Öğrencilere Milli ve manevi değerlerin yeterince verilmeyişi.Müfredat ve kitapların bunlardan yoksun olması.Tarihi ve dini değerlerini tam öğrenemeden mezun olması.Eğitime değil öğretime ağırlık verilmesi.

     12)Karma eğitimin ortaya çıkardığı sorunlar

    4.ÖĞRETMEN AÇISINDAN SORUNLAR:

    1) Öğretmenlerin moral ve motivasyonlarını bozucu açıklamaların yetkililerce  yapılması.Okullarda adamına göre uygulamalar yapılması.

    2) Eşlerin farklı il ve ilçelerde çalışmasından kaynaklanan motivasyon eksikliği

    3) Gerekli ve yeterli formasyona sahip olmayanların öğretmen olarak görevlendirilmeleri

    4) Öğretmenin kendini yenileyememesi, mezun olduğu bilgilerle emekli olmayı düşünmesi ve yeniliklere mesafeli durması

    5) Sürekli, öğretim yapılması; bilginin eğitime ( Davranışa) dönüştürülmesine çalışılmaması,

    6) Öğretmenlerin  bir kısmının derslere hazırlıksız, araç-gereçsiz,yeni uygulama ve yöntem ve tekniklere hazırlıksız girmeleri 

    7) Sosyal becerileri geliştirici çalışmalara yeterince zaman ayrılamayışı,

    8) Öğretmenlerin pedagojik formasyonunun yeterli olmayışı, üniversitelerde öğretmen yeterliliği eğitiminin eksikliği

    9) Hizmet içi eğitim faaliyetlerine gereken önemin verilmeyişi ya da katılmamaları,yapılan eğitimlerin çok verimli olmaması

    10) Göreve yeni başlayan aday öğretmenlerin tam olarak mesleğe hazır olmaması, öğretmen açığı nedeniyle hemen göreve başlatılmaları, staj dönemlerinin sağlıksız geçmesi,

    11) Okullarda Öğretmen eksikliklerinin çok fazla olması, öğretmen açıklarının vekil-ücretli öğretmen görevlendirilmesi yoluyla karşılanması 

    12) Derslerin derste öğrenilmemesi

    13) Ders çalışma ve ders dışı faaliyet sürelerinin planlaması

    14)Okullarda öğretimden çok eğitime yer vermemeleri

    15)öğretmene dinini yaşamada  sınır konulması.Başörtüsü ve kıyafet dayatmaları

     5.ÇEVRE VE YAYGIN EĞİTİM AÇISINDAN SORUNLAR: 

    1) Eğitici tv programlarının olmaması ya da yetersiz olması,

    2) Çevrede model olabilecek insanların azlığı,

    3) Arkadaş gruplarının birbirini kötü yönlendirmesi ve iletişimsizlik sorunları,ailelerin yeterince takip etmemeleri

    4) Öğretmenlerin çalıştığı ortamlardaki barınma sorunları, büyük çoğunluğunun merkezlere taşınması, çevreyi ve bölgeyi iyi tanımamaları,

    6) Okul-aile ilişkilerinin zayıf olması

     6.MÜFREDAT VE YÖNETMELİKLER AÇISINDAN SORUNLAR: 

    1) Bazı dersler için ayrılan ders saatlerinin yetersizliği (Tarih-Din Kültürü vb)

    2) İlköğretim okullarında sınıf geçme sisteminin olumsuzluğu –Her öğrencinin bir şeklide bir üst sınıfa geçirilmesi

    3) Öğrencilerin ilgi alanlarının dışında, yetenekleri olmayan konularda ve derslerde  sorumlu tutulmaları 

    4) Birleştirilmiş sınıflarda eğitim yapılması, taşımalı eğitime ağırlık verilmesi,

    5) Ortaöğretimde sınıf geçme yönetmeliğine dayalı fazla ek sınav hakkı verilmesi ŞÖK kararları vs.

    6) Liselere gelen öğrencilerin bir çoğunun lise müfredatını kaldırabilecek seviyede olmaması,

    7) Öğrencilerin YGS'ye yerleşmede alan-bölüm uygulamalarının eksikliği/ yetersizliği,

    8) Öğrencilerin yeteneklerine uygun alanlarda eğitim görmemeleri, yönlendirmenin yetersiz oluşu

    9)Tarih müfredatının Milli Tarih anlayışından uzak olması.Sosyal bilgiler dersinin milli ruh kazandırmaya uygun olmaması

     7.PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK  AÇISINDAN SORUNLAR:

    1) Öğrencilerin boş zamanlarını değerlendirme yöntemlerini bilmemeleri, okulların imkanlarının ders dışı zamanlarda öğrencilerin hizmetine sunulamaması, okullarda yeteri sayıda Rehber öğretmen olmaması,

    2) Bütün öğrencilerimizin fiziksel, zihinsel ve duygusal yönden gelişim aşamalarının öğretmenlerimizce dikkate alınmaması, sadece öğretim ağırlıklı çalışmalar yapılması,

    3)  Disiplini, sorumluluk veren bir eğitimsel sürece dönüştürememek, 

    4) Hafif ve orta düzeyde öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerin zamanında teşhis edilememesi ve uygun eğitim yöntemlerinin uygulanmaması, BÖP’ lerin (Bireysel Öğretim Planları) hazırlanmaması, 

    5) Öğrencinin okul ve ders motivasyonunun sağlanamaması

    6) Etkin ders çalışma yöntemlerinin bilinmemesi ve etki bir şeklide öğrenciye bu davranışın kazandırılmaması

    7) Sınav kaygısının yüksek olması ve öğrencinin bu konuda rehberlik hizmeti alamaması,

    8) Ders çalışma ve ders dışı faaliyet sürelerinin planlamalarının yetersiz olması

    9) Psikolojik sorunları olan öğrencilerin gerekli psikolojik yardımı alamamaları

     8.DERS KİTAPLARI, DERS ARAÇLARI VE YARDIMCI ARAÇ-GEREÇLER AÇISINDAN SORUNLAR:

    1) Hazırlanan kitaplar ile araç-gereçler okulda dengeli biçimde bulunmaması,

    2) Okullardaki materyal eksikliği ya da gerekli materyallerin eğitim öğretim ortamında kullanılmaması

    3) Okulların gelişen teknolojiye uyum sağlayamaması

    4) Ders kitaplarının öğrenci seviyesinde olmaması, çok gereksiz, anlamsız ve soyut bilgilerle dolu olması

    5) Okutulacak ders kitaplarının sık sık değiştirilmesi

     9.YÖNETİM VE EĞİTİM PLANLAMASI AÇISINDAN SORUNLAR:

    1) İdarecilerin yetersizliği ve bu alanda yaşanan atamalardaki boşluklar ve tutarsızlıklar.

    2) Sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerin yetersizliği 

    3) Pek çok eğitimcinin çalıştığı merkezde ikamet etmemesi, çevreyi yeterince tanımaması 

    4) Okullaşmada yapılan yatırımların düzensizliği, günübirlik çözümler,

    5) Öğrenci üzerinde öğretmenin yeteri kadar söz hakkına sahip olmaması 

    6) Okullarda memur ve hizmetli personelinin ya hiç bulunmayışı, ya da yetersizliği 

    7) Okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılmamış olması 

    8) Taşımalı ilköğretimin, İlköğretim çağındaki çocuklarda bıkkınlık oluşturması

    9)  Eğitim- Öğretim konulu toplantılara gereken önemin verilmemesi, ciddiyetten uzak olması

    10) Eğitim bölgesinde oturmuş bir öğretmen kadrosunun bulunmayışı, sözleşmeli ve vekil öğretmen uygulaması

    11) Öğretmene asli görevlerinin dışında gereğinden fazla ya da ilgisiz görevler verilmesi 

    12) Ders dışı zamanlarda merkezi sistem sınavlarına yönelik olarak açılan kursların azlığı ya da hiç açılamaması 

    13) Okulun, Bakanlığımız ve ailenin eğitimden beklentilerinin farklı olması 

    14) Eğitim bölgesindeki müdürler kurulu kararı ile yapılan öğretmen alış-verişlerinin düzensiz, zamansız ve sağlıksız olması

    15) Okullarda sınıflar arası yeterli rekabet ortamının oluşturulamayışı 

    16) Öğretmen üzerinde bulunan idare- müfettiş baskısı.Rehberlik yapılmamması.Teftişlerin dökümana dayalı yapılması.

    17-İdareci atamalarının torpille yapılması.

    10.SOSYO - EKONOMİK PROBLEMLER AÇISINDAN SORUNLAR: 

    1) Ailelerin içinde bulunduğu olumsuz ekonomik koşullar, çocuklarına yeterli maddi destek verememeleri,

    2) Öğrencilerin, gelir düzeyleri düşük çevrelerden gelmeleri,

    3) Kırsal kesimdeki öğrencilerin dengesiz beslenmeleri, hatta beslenememeleri, buna bağlı zeka gelişimlerini yeterince tamamlamamış olmaları,

    5) Sağlık sorunları bulunan öğrencilere, yılda bir-iki defa yapılan sağlık taramaları ile yeterli yardım ve tedavi olanakları sağlanamaması ,

    6) Öğrencinin aile tarafından işgücüne katkısının hesap edilerek zaman zaman okul ortamından uzak kalmaları,

    7) Okulların devlet tarafından belirlenen bütçelerinin olmayışı,ihtiyaçların karşılanmaması

    Yazı kaynağı : www.ogderdenizli.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap