Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    türklerin kullandığı ay yılı esaslı takvim

    1 ziyaretçi

    türklerin kullandığı ay yılı esaslı takvim Ne90'dan bulabilirsiniz

    TAKVİMLER VE TÜRKLER

    TAKVİMLER VE TÜRKLER

    Tarih boyunca Türklerin kullanmış oldukları 5 farklı takvim vardır. On İki Hayvanlı Türk takvimi, Hicri, Celali, Rumi ve Miladi Takvimdir. Ay yılı esasına dayalı takvim HİCRİ takvimdir. Ay yılı esasına dayalı takvimin öncüleri Sümerlerdir. Kameri ay yılı esaslı, ŞEMS yani güneş yılı esaslı takvimdir. İhtiyaç, hatırlanma, tarımsal ve ticaret faaliyetler takvimlerin ortaya çıkmasından etkilidir. Her takvimin başlangıç tarihi farklıdır. İbraniler takvimlerin başlangıcını yaratılış gününü, Yunanlılar MÖ.776 yılını yani olimpiyatları alırlar. Hicri takvim ise Hz. Peygamberin Mekke’den Medine’ye göçü başlangıç kabul eder. Miladı takvim ise Hz. İsa’nın doğumu esas alır.

    ON İKİ HAYVANLI TÜRK TAKVİMİ

    Güneş yılı esaslıdır. Türklerin tarih boyunca kullanmış oldukları ilk takvimdir. Milli bir takvimdir. Yıllar hayvan isimleriyle adlandırılmıştır. 12 yılda bir başa dönülür. Aylar rakamla ifade edilmiştir. Bir yıl 365 gün 5 saat olarak bilinir. On iki hayvanlı Türk takviminin varlığı Türklerde astronomi çalışmalarının olduğunun kanıtıdır. Moğollar, Tibetliler bu takvimi kullanmışlardır.

    HİCRİ TAKVİM

    Ay yılı esasına dayalı bir takvimdir. Hicri takvimi uyarlayan Hz. Ömer’dir. Hz. Ömer hicreti yani 622 yılını başlangıç kabul etmiştir. Hicri takvim bizde bu gün ramazan ve kurban bayramlarının tarihini tespit etmek  için daha çok kullanılır. Hicri takvim Türklerin en fazla kullandığı takvimdir. Hicri takvimde bir yıl 354 gündür. Her yıl ramazan ve kurban bayramlarının öne kaymasının temel sebebi de budur. 1 Ocak 1926 tarihine kadar hicri takvim kullanılmıştır. Arap coğrafyasında bu gün hicri takvim kullanılmaktadır. Hicri takvimde 33 yılda bir aynı güne denk gelinir.

    CELALİ TAKVİM

    Türklerin kullanmış olduğu ikinci milli takvimdir. Bu takvim güneş yılı esaslıdır. Büyük Selçuklu hükümdarı Melik Şah adına düzenlenmiştir. Melik Şah’ın bir diğer ismi de CELALEDDİN olmuştur. Onun ismine izafeten takvim CELALİ olarak bilinir. Başlangıç 1079 yılı alınmıştır. Bu takvimi hazırlayan komisyon başkanı Ömer Hayyam’dır. Bir diğer görevli ise MUZAFFER İSFİZARİ olmuştur. Celali takvimi Timur ve Babür devletleri de kullanmıştır. Bu takvim yaygınlaşmamıştır.

    RUMİ TAKVİM

    Osmanlı Devletinde mali işlerde kullanılabilmek amacıyla alınmış bir takvimdir. Başlangıç yine hicret alınmıştır. Güneş yılı esasına dayalı bir takvimdir. Miladı takvim ile Rumi takvim arasında 584 yıllık bir zaman farkı vardır.  1877-78 Osmanlı Rus Savaşına 93 harbi adı verilmesinin temel sebebi takvim farkından dolayıdır. 1877-584 işlemi yapıldığında sonuç 1293 çıkar. Burada ki 93 harbe ismin verilme nedenidir. Mali ve sene başı 1 Mart olmuştur. Ülkemizde 1 Ocak 1982 yılına kadar rumi takvim mali işlerde kullanılmıştır.

    MİLADİ TAKVİM

    Dünya üzerinde en fazla kullanılan takvimdir. Başlangıcı Hz. İsa’nın doğumu alınır. Doğum 0 kabul edilir. Doğumdan öncesine milattan önce, doğum sonrasına ise milattan sonra ifadeleri kullanılır. Miladın takvimin öncüleri Mısırlılardır. Mısırda Nil nehrinin taşması takvimin ortaya çıkmasında ki en önemli etkendir. Takvime Roma imparatoru Jul SEZAR destek vermiştir. Bu yüzden takvimin bir diğer adı JÜLİEN Takvimi olmuştur. Papa XIII. GREGORİOUS takvime yeni eklemeler yapmıştır. Takvim GREGORİEN takvimi olarak da bilinir. Miladı takvim bir millete ait değildir. Farklı milletlerin katkıları ile günümüze kadar gelmiştir. Güneş yılı esaslıdır. Bir yıl 365 gün 6 saattir. Her 6 saat 4 yılda bir şubat ayına eklenir. Buna artık yıl adı verilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti 1 Ocak 1926 yılında bu takvimi kabul etmiştir. Takvimin kabul edilmesinde batı ile ticari ilişkileri düzenlemek etkili olmuştur.

    Yazı kaynağı : www.gazetepusula.net

    Ay ve Güneş Esaslı Takvimler

    Tarih boyunca Türklerin kullandığı takvimler nelerdir? Türklerin kullandığı ilk takvim...

    Tarih boyunca Türklerin kullandığı takvimler nelerdir? Türklerin kullandığı ilk takvim...

    Türkler, tarih boyunca dini ve ekonomik sebeplere bağlı olarak farklı takvimler kullanmışlardır. Türklerin kullandıkları ilk takvim ise 12 Hayvanlı Türk Takvimidir. İslamiyet’i benimsedikten sonra Hicri Takvime geçseler de daha sonra Nizamü’lmülk önderliğinde kurulan rasathanede Celali Takvime geçilmiştir. Osmanlı döneminde mali işlerde kolaylık sağlaması için Rumi Takvim kullanılmış, Cumhuriyet’in ilan edilmesinin ardından ise Miladi Takvime geçiş yapılmıştır. 

    1- On İki Hayvanlı Türk Takvimi

    2- Celali Takvim

    3- Hicri Takvim

    4- Rumi Takvim

    5- Miladi Takvim

    On İki Hayvanlı Türk Takvimi: Güneş yılını esas alan takvimde her bir yıl hayvan ismi olarak belirlenir. 365 gün 5 saat olarak belirlenen takvim, 12 aydan oluşan takvimin her ayı ‘birinci ay, ikinci ay, üçüncü ay…’ şeklinde belirtilir. 12 yılın 5 kez tekrar etmesi bir çağ olarak kabul edilir. 12 Hayvanlı Türk Takvimini, Göktürk, Uygur, Hun, Tuna ve İtil Bulgarları tarafından kullanılmıştır. 

    Celali Takvim: Güneş yılı esas alınarak hazırlanan takvim Selçuklu Sultanı Melikşah zamanında kullanılmaya başlanmıştır. Selçuklu Devleti 1079 yılından itibaren kullanılan takvim, 1 yılı 365 gün 6 saat olarak hesaplanmıştır. Celali Takvim, Türkler dışından Babür Devleti tarafından da kullanılmıştır. 

    Hicri Takvim: Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinin ardından kullanmaya başladığı takvimdir. Hicri Takvim, ay yılı esaslı bir takvim olduğundan 1 yılı 354 gün olarak hesaplanır. Hz. Ömer döneminde oluşturulan takvim, Peygamber Efedimiz (s.a.s)’in Mekke’den Medine’ye göç ettiği 622 yılı başlangıç olarak kabul edilir.  Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinden 1 Ocak 1926 yılında Miladi Takvime geçene kadar Hicri Takvim kullanılmıştır.

    Rumi Takvim: Osmanlı Devleti’nde vergi işerinde bir aksaklık olmaması için 1839 yılı itibariyle kullanılmaya başlanan takvimdir. 1 yıl 365 gün 6 saat olarak hesaplanır. 

    Miladi Takvim: 1 Ocak 1926 yılı itibariyle kullanılmaya başlayan takvim, Hz. İsa’nın doğumu baz alınarak hazırlanmıştır. 1 yıl, 365 gün 6 saattir. 1926 yılından günümüze kadar kullanılmaya devam etmektedir. 

    Yazı kaynağı : www.haber7.com

    Türklerin Tarih Boyunca Kullandığı Takvimler: Toplumlar Neden Takvim Değiştirir?

    Türklerin Tarih Boyunca Kullandığı Takvimler: Toplumlar Neden Takvim Değiştirir?

    Takvimler, gök cisimlerinin hareketlerinden elde edilen veriler kullanılarak zamanın tanzim edilmesine ve önemli görülen olayların kayıt altında tutulmasına yönelik geliştirilmiş sistemlerdir. Türk toplumları da bu sistemlerden yararlanmış, farklı dönemlerde çeşitli takvim türlerini tercih etmiştir. Kullanılan takvim sistemlerinin değiştirilmesi dinî veya mali sebeplerle gerçekleştirilmiş, astronomi alanında yeni bulgular elde edildikçe takvimler düzenlenmiştir.

    Türk toplumunun kullandığı takvim sistemlerine bakılarak çağlar içinde diğer toplumlarla kurulan etkileşimin izini sürmek mümkündür. Örneğin Türkler, 12 hayvanlı takvimle Asya toplumlarını ve Celâli takvimiyle Fars toplumunu etkilemiş, öte yandan hicri takvime geçişte İslamiyet'ten, miladi takvime geçişte ise Avrupa toplumlarından etkilenmiştir. Takvimler çeşitli sebeplerle değiştirilip düzenlense de esas amaçları her zaman gündelik yaşamı ve bürokratik işleri planlamak olmuş, bu sağlanırken içeriklerine kültürel unsurlar da yansımıştır.

    Bu yazıda, Türklerin tarih boyunca kullandıkları takvim sistemleri olan 12 hayvanlı Türk takvimi, hicri takvim, Celâli takvimi, Rumi takvim ve miladi takvim incelenecektir.

    Türklerin Kullandığı Takvimler Nelerdir?

    12 Hayvanlı Türk Takvimi

    Adını, bir devir içindeki yılların ve günün ayrıldığı bölümlerin isimlendirilmesinde kullanılan 12 hayvandan alan takvim sistemidir. Takvimin başlangıcı, Dünya'nın yaratıldığı düşünülen tarihe dayandırılmış, bu da 360 "ven", yani 3.600.000 yıl öncesi olarak kabul edilmiştir. Ancak yılları tarif etmek için sayılar yerine hayvan isimleri kullanıldığından, başlangıç tarihine göre zaman bildirilmez.

    12 hayvanlı Türk takviminde bir yıl; otuzar günlük 12 aydan oluşur. 12 yılda bir tamamlanan döngüye "devir" veya "müçel" adı verilir. Bir "devir"i oluşturan yılların adları şu şekildedir: Sıçgan (sıçan), ud (öküz), bars (pars), tavışgan (tavşan), nag (timsah/ejder), yılan, yund (at), koy (koyun), biçin (maymun), takagu (tavuk), ıt (köpek), toŋuz (domuz). Bu adlandırma, bir günün bölündüğü 12 "çağ"ı isimlendirmek için de kullanılır. Ayrıca her "çağ", 8 "geh"ten oluşmaktadır.

    Takvimde ilk ve son aylar hariç, her bir ay sayılarla anılır: Aram, ikinç ay, üçünç ay, törtinç ay, beşinç ay, altınç ay, yitinç ay, sekizinç ay, tokuzınç ay, onunç ay, bir yigirminç ay, çakşaput ay.

    Takvimin yılbaşı konusunda çeşitli kaynaklarda farklı görüşler ileri sürülse de genel kanı; başlangıçta yılbaşının kuzey yarımküredeki kış gün dönümünün ertesi günü (22 Aralık) olarak belirlendiği, sonrasındaysa yine kuzey yarımkürede ilkbahar ekinoksu (21 Mart) olarak değiştirildiği yönündedir.

    12 hayvanlı Türk takviminin kullanıldığı en eski belge, I. Göktürk Kağanlığı devrinde MS 572-580 seneleri arasındaki olayların aktarıldığı Bugut yazıtıdır. Orhun Abideleri’nde de tarihlendirmelerin bu takvime göre yapıldığı görülmektedir. Bilge Kağan Yazıtı, güney yüzü, 10. satırda şöyle denmektedir:

    Bunu şu şekilde çevirmek mümkündür:

    Hicri Takvim

    Türklerin İslamiyet'i kabul ettikten sonra kullanmaya başladıkları takvim sistemidir. 639 yılında, Halife Ömer döneminde oluşturulmuştur. Takvimin başlangıç günü Hz. Muhammed'in Mekke’den Medine'ye hicret ettiği 16 Temmuz 622 tarihidir. Hafta başlangıcı ise, "yevmülehad" adıyla anılan pazar günü olarak belirlenmiştir.

    Ay'ın Dünya etrafındaki dolanımını esas alan hicri takvime göre bir yıl; 354 veya 355 gündür ve 12 aydan oluşur. Ayların adları ve süreleri şu şekildedir: Muharrem (30), safer (29), rebiyülevvel (30), rebiyülahir (29), cemaziyelevvel (30), cemaziyelahir (29), recep (30), şaban (29), ramazan (30), şevval (29), zilkade (30), zilhicce (29 veya 30). Ancak bu süreler sabit olmayıp, yeni ayın görülme durumuna göre değişiklik gösterebilmektedir.

    Hicri takvimde 30 yılda bir yaklaşık 11 günlük bir gerilemenin ortaya çıktığı gözlemlenmiş ve bu sebeple "artık yıl" uygulamasına gidilmiştir. Buna göre her 30 yıllık dönemin 2., 5., 7., 10., 13., 15., 18., 21., 24., 26. ve 29. yılları, 355 gün olarak kabul edilir.

    Hicri takvimde yılbaşı, muharrem ayı içerisinde yaşanır; ancak hangi günün yılın başlangıcı olduğu konusunda farklı görüşler vardır: Kimine göre 1 Muharrem günü yılbaşıyken, kimine göre Hz. Muhammed'in torunu Hüseyin bin Ali'nin Kerbelâ'da şehit edildiği 10 Muharrem günü yılbaşıdır. Ayrıca Ay'ın tam olarak hangi evresinde olduğunda yılın başladığı konusunda da görüş ayrılıkları bulunmaktadır.

    Buna ek olarak, "Hicri Şemsî Takvim" olarak adlandırılan ve güneş yılını esas alan bir başka takvim daha mevcuttur. Bu takvimde bir yıl; 365 gün 5 saat 49 dakika olarak hesaplanır. Takvimin başlangıç günü, Hz. Muhammed’in Kuba köyüne gittiği 20 Eylül 622 tarihidir.

    Celâli Takvimi

    Hicri takvimdeki her bir ayın denk geldiği mevsim, seneden seneye farklılık gösterir. Bu durum tarım, ticaret ve vergilendirme gibi hususlarda karışıklıklara yol açar. Büyük Selçuklu Sultanı Celâleddin Melikşah, söz konusu karışıklıkların giderilmesini sağlayacak yeni bir takvim düzenlenmesini ister. Başlarında Ömer Hayyam'ın bulunduğu beş astronomi ve kozmografya bilgini bu amaçla toplanır. Çalışmalar, 1079 yılında sonuçlanır ve Celâli takvimi yürürlüğe girer.

    Takvimin başlangıç günü kuzey yarımküreye göre ilkbahar ekinoksu, yani Nevruz'dur. Güneş yılını esas alan bu takvimde bir yıl, 365 gün 5 saat 49 dakika 15 saniye 48 salise olarak hesaplanmıştır. Her biri 30 günden oluşan 12 ayın sonuna "hamse-i müşterika" olarak anılan 5 gün ilave edilerek yıl tamamlanır. "Kebîse" adı verilen artık yıllarda fazladan bir gün daha eklenir.

    Aylara isim verildiği gibi, bir ay içindeki her güne ve yılın sonuna eklenen günlere de isim verilmiştir. Aynı ismi taşıyan ay ve günlerin karışmasını önlemek amacıyla ay adlarının sonunda "mâh", gün adlarının sonunda "rûz" sözü kullanılır.

    Ayların adları: Ferverdîn, ürdîbihişt, hordâd, tîr, mordâd, şehrîver, mihr, âbân, âzer, dey, behmen, isfend.

    Günlerin adları: Ormudz, behmen, ürdîbihişt, şehrîver, esfendârmâz, hordâd, mordâd, dibâdur, âzer, âbân, kam, mahr, tîr, çûş, dibâmâher, meh, serûş, reş, ferverdîn, bahrân, râm, bed, dibâdîn, dey, erd, aştâd, osmân, ramyiâd, mâresfend, anîrân.

    Ekleme günlerin adları: Ahnûd, aşnûd, esfendermez, vahşet, heşûneş.

    Gregoryen takvimden 500 yıl kadar önce düzenlenen Celâli takvimindeki hata payının 5000 yılda bir gün oluşu, takvimin son derece tutarlı hesaplamalarla oluşturulduğuna işarettir.

    Rumi Takvim

    Rumi takvim, Hicri takvimin yol açtığı mali problemlerin giderilmesi amacıyla düzenlenen bir başka takvimdir. Osmanlı Devleti'nin temel gelir kalemini oluşturan tarım vergisinin mevsimden mevsime alınmasına karşın devlet tarafından yapılan ödemelerin hicri aylara göre gerçekleştirilmesi gelir gider dengesini bozmaktadır. Hem bu durumun önüne geçmek hem de Avrupa ile uyum sağlayabilmek adına, hicri yıllara göre ilerleyen, ancak Jülyen takvimindeki ayları esas alan Rumi takvim geliştirilir. Ay yılı ile güneş yılı arasındaki 11 günlük farkın giderilmesi amacıyla 33 senede bir, takvim 1 yıl ilerletilir. Atlanan bu yıllar, "sıvış yılı" olarak anılır.

    Başdefterdar Hasan Paşa tarafından 1677 senesinde geliştirilen Rumi Takvim, 1840 yılında resmen kullanılmaya başlanır. Takvimin yılbaşı, bütçe uygulamasının başlatıldığı tarih olan 1 Mart'tır. 1917 senesinde bu tarih 1 Ocak'a çekilir ve takvim 13 gün ilerletilerek Miladi takvimle eşitlenmiş olur.

    Rumi takvimde ay adları; mart, nisan, mayıs, haziran, temmuz, ağustos, eylül, teşrinievvel, teşrinisani, kânunuevvel, kânunusani, şubat şeklindedir. 1945 yılında yapılan bir düzenlemeyle Arapça kökenli ay adları da Türkçeleştirilerek bugünkü hâllerini (ekim, kasım, aralık, ocak) alırlar.

    Miladi Takvim

    Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Avrupa'yla ticari ilişkiler artmış ve kullanılan takvimlerin farklılığı, bütçe karşılaştırmaları yapılırken problemlerin yaşanmasına sebep olmuştur. Her ne kadar bu problemler Rumi takvimde yapılan değişikliklerle giderilmeye çalışılsa da takvimlerin başlangıç tarihleri arasındaki fark sebebiyle istenen sonuçlar alınamamıştır. Neticede 26 Aralık 1925 tarihli ve 698 sayılı "Takvimde Tarih Mebdeinin Tebdili Hakkında Kanun"la miladi takvim, Türkiye Cumhuriyeti'nin resmî takvimi olarak kabul edilir.

    Miladi takvimin kökeni Mısırlıların güneş takvimine kadar uzanır. MÖ 46 yılında Roma İmparatoru Jül Sezar tarafından İskenderiyeli astronom Sosigenes'e hazırlatılan Jülyen takvimi, Mısır takviminden hareketle oluşturulmuştur. Dünya'nın Güneş etrafındaki dönüş süresini esas alan bu takvimde bir yıl; 365 gün 6 saat olarak kabul edilir. Takvimin dışında tutulan 6 saatlik bölümlerin oluşturacağı kayıp, 4 yılda bir, son aya bir gün eklenmesi yoluyla giderilir.

    Takvimdeki 12 ayın isimleri ve gün sayıları başlangıçta şu şekildedir: Martius (31), aprilis (30), maius (31), iuno (30), quintilis (31), sextilis (30), septembris (31), octobris (30), novembris (31), decembris (30), ianuarius (31), februarius (29). Daha sonra Jül Sezar, quintilis ayına "july" adını verir. Sonraki imparator Augustus da sextilis ayının ismini kendi adıyla değiştirir ve februarius ayından bir gün eksiltip bu aya ekler. Böylelikle ayların gün sayıları bugünkü hâlini almış olur.

    Jülyen takvimine göre bir yıl 365 gün 6 saat olarak hesaplansa da aslında bu süre 365 gün 5 saat 48 dakika 46 saniyedir. İki süre arasındaki yaklaşık 11 dakikalık bu fark, Papa XIII. Gregorius zamanında kuzey yarımkürede ilkbahar ekinoksunun 10 günlük bir sapmayla gerçekleşmesine sebep olur. Paskalya yortusunun doğru tarihte kutlanmasını isteyen Papa, söz konusu hatanın giderilmesi için çalışmaları başlatır. 4 Ekim 1582 itibarıyla mevcut takvim 10 gün ilerletilerek sorun çözülür. Ayrıca bahsi geçen 11 dakikalık farkın ileride yol açacağı sapmaların önüne geçebilmek adına, artık yıl uygulaması 100'e bölünebilen yıllara mahsus olmak üzere durdurulur. 400'e bölünebilen yıllarda ise uygulamaya devam edilir.

    Miladi takvimin yılbaşı olarak Hz. İsa’nın doğum günü olduğu kabul edilen 1 Ocak belirlenmiştir.

    Sonuç

    Tarih boyunca farklı nedenler ve amaçlarla farklı takvimler kullanan Türkler, Dünya'nın geri kalanı gibi küreselleşmeye bağlı olarak genel geçer olarak kabul gören Miladi takvimi kullanmaya devam etmektedirler. Bu, diğer takvimleri de bir yandan takip etmek önünde bir engel değildir; zira her takvim, insanlar tarafından astronomik olayları ve döngüleri öngörebilmek için uydurulmuş zaman tutma sistemlerinden ibarettir.

    Düzenli döngüler konusunda son derece istikrarlı olan bu gök hareketleri, aynı zamanda mevsimler gibi ticari önemi olan doğa olaylarını da kestirmeyi sağladığı için, astronomik süreçleri en hassas şekilde takip eden takvimleri kullanmak en yüksek verimliliği sağlayacaktır.

    Yine, küresel ve teknoloji üzerine inşa edilmiş bir topluma evrimleştikçe, insanlara özgü takvimler bile önemini yitirmeye başlamış, dünyanın dört bir yanındaki makinaların ortak kullandığı takvimler ve zaman akış mekanizmaları önem kazanmaya başlamıştır. İnsanlar teknolojilerini ilerletip, Dünya gezegeninin ötesine ulaşmaya başladıkça, yerleşik takvim mantığının da gözden geçirileceği kuşkusuzdur. Dolayısıyla bir sonraki takvim değişiminin, yıldızlara ulaşmayla ilgili olacağı söylenebilir.

    Yazı kaynağı : evrimagaci.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap