Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    vücudun sol tarafındaki organlar

    1 ziyaretçi

    vücudun sol tarafındaki organlar Ne90'dan bulabilirsiniz

    Kaburga ağrısı nedir? Kaburga ağrısı neden olur?

    Kaburga ağrısı nedir? Kaburga ağrısı neden olur?

    Kaburga ağrısı, genellikle göğüs kafesinin bulunduğu bölgede hissedilen hafif veya şiddetli ağrılardır. Keskin ya da donuk şekilde görülebilen bu ağrılar pek çok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir. Genellikle yaralanmalar veya göğüs bölgesine alınan darbelerden sonra görülür. Fakat bazı durumlarda bu ağrılar altta yatan farklı bir sağlık sorununu da işaret edebilir. Kalp ve akciğerler, kas ve iskelet sistemi gibi vücudun farklı bölgelerine ait sorunlardan kaynaklı olarak ortaya çıkan ağrılar da kaburga ağrısı ile karıştırılabileceğinden bu konuda gereken hassasiyet gösterilmeli ve birkaç günden uzun süren ağrı halinde derhal sağlık kuruluşlarına başvurulmalıdır.

    Kaburga ağrısı nedir?

    Kaburga ağrıları, göğsün alt kısmında ve göbeğin üzerinde kalan kısımda tek taraflı veya çift taraflı görülebilen ağrılardır. Bu ağrılar herhangi bir darbe veya yaralanma sonrasında gelişebileceği gibi bazı durumlarda kendiliğinden veya bilinmeyen nedenlere bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Halk arasında göğüs kafesi ağrısı olarak da adlandırılan bu tip ağrılar bazen sporda zorlamaya ve ani hareketlere bağlı oluşan kas ağrılarından ibaret olabileceği gibi kaburga kırığı, organ ağrıları gibi daha ciddi sorunların bir semptomu da olabilir. Ağrının ne şekilde hissedildiği de sorunun nedenine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Yaralanma ve darbelere bağlı olarak gelişen kaburga ağrıları genellikle çok daha şiddetlidir. Bu ağrılar travmadan hemen sonra veya bir süre sonra ortaya çıkabilir. Genellikle kaburga ağrıları basit ve kolaylıkla tedavi edilebilir nedenlere bağlı olarak oluşmakla birlikte bazı durumlarda ise altta yatan önemli sağlık sorunlarına bağlı olabildiğinden vakit kaybedilmeksizin muayene ve tedavi gerektirir

    Kaburga ağrısı belirtileri nelerdir?

    Kaburga ağrısı veya göğüs kafesi ağrısı, göğüs bölgesinin alt kısmı ile göbeğin üst kısmı arasında herhangi bir yerde hissedilen ağrılarla kendini gösterir. Bu ağrılar dinlenme sırasında veya hareket ederken ortaya çıkabilir. Bazı durumlarda ise hareketle birlikte ağrının şiddeti artar. Son zamanlarda yapılan zorlayıcı hareketler, spor aktiviteleri, göğüs bölgesine alınan darbeler gibi bir durumun varlığında hastalar, ağrının buna bağlı olarak gelişen kaburga veya kas ağrısı olduğunu kolaylıkla anlayabileceğinden birkaç gün içerisinde iyileşmesini bekleyebilir. Fakat böyle bir durumun olmaması halinde göğüsteki ağrının kaburga ağrısı mı yoksa kalp, akciğer gibi organlara ilişkin ciddi bir sağlık sorununu gösteren bir ağrı mı olduğunun ayırt edilmesi oldukça güçtür. Yaralanma ile gelişen veya nedensiz yere ortaya çıkan kaburga ağrılarında derhal, spor veya kas zorlanmalarına bağlı olarak oluşan kaburga ağrılarında ise birkaç gün beklendikten sonra iyileşme olmaması halinde sağlık kuruluşlarında gerekli muayene ve tanı testlerinin yaptırılması gerekir.

    Kaburga ağrısı nedenleri nelerdir?

    Göğüs kafesi, 12 adet sağda 12 adet solda olmak üzere toplamda 24 kaburga kemiğinden meydana gelir. Temel işlevi ise içerisinde bulunan organları dışarıdan gelebilecek hasarlara karşı korumaktır. Vücudun sol tarafında kaburgalara yakın bölgelerde kalp, akciğer, dalak, pankreas, mide ve böbrek gibi organlar yer alırken sağ tarafta karaciğer bulunur. Bu organlardan herhangi birinde oluşan enfeksiyon, çevre doku ve organlara yayılabilir veya yansıyan ağrılar oluşturabilir. Bu da kaburga ağrısına sıklıkla neden olabilen faktörler arasında yer alır. Bununla birlikte özellikle sol tarafta hissedilen kaburga ağrıları kalp ağrısı ile sıklıkla karıştırılsa da sol tarafta hissedilen her göğüs ağrısının kalple ilgili bir problemi işaret etmediği söylenebilir. "Kaburga ağrısı neden olur?" sorusuna yanıt olabilecek diğer faktörler arasında şunlar vardır:

    Yukarıda verilen nedenler tam anlamıyla kaburga ağrısı olarak nitelendirilebilen ağrı türlerine ilişkin nedenlerdir. Fakat kalp ağrısı, akciğer ağrısı veya pankreatit, dalak enfarktüsü ve böbrek taşları gibi başka organların neden olduğu yansıyan ağrılar da kaburga ağrısına benzer belirtilerle kendini göstereceğinden göğüs kafesinde ağrı hisseden hastalar mutlaka bir hekime başvurmalıdır.

    Kaburga ağrısı teşhisi nasıl konulur?

    Sol veya sağ kaburga ağrısı şikayeti ile sağlık kuruluşlarına başvuran hastalar, öncelikle yaşadıkları ağrıyı net bir şekilde hekimlerine tarif etmelidir. Bu sırada ağrıyı hafifleten veya kötüleştiren hareketler veya pozisyonlar var ise bunlardan da bahsedilmelidir. Ağrının türü ve hissedildiği bölge, hekimin tanıyı koyabilmesi için önemli bir paya sahiptir. Tıbbi öykünün alınmasının ardından hekim tarafından yapılacak muayene sırasında da bu faktörlere ilişkin değerlendirme yapılabilir. Yaralanmalardan sonra gelişen ağrılarda veya nedensiz ağrılarda kemik ve eklemlerde bulunan kırık, çatlak ve hasar gibi sorunların teşhis edilebilmesi için röntgen incelemesi istenebilir. Bu tıbbi görüntüleme tekniği yardımıyla aynı zamanda kemiklerde bulunan anomaliler de tespit edilebilir. Aynı zamanda herhangi bir tümörün varlığından şüphelenilmesi veya bu ihtimalin araştırılması açısından manyetik rezonans (MR) görüntülemesi tekniğine de başvurulabilir. Hastanın yaşadığı kaburga ağrıları uzun bir zaman dilimine yayılmış, bir diğer deyişle kronikleşmişse bu durumun kemik hastalıklarını işaret ediyor olma ihtimali yükselir. Bu hastalıkların ve kemik kanserlerinin araştırılabilmesi için boyar madde enjeksiyonu yardımıyla kemik taraması uygulamaları yapılabilir. Sonrasında özel bir kamera yardımıyla yapılan görüntüleme ile birlikte kemik hastalıkları ve anomalileri net bir şekilde tespit edilebilir. Ağrıya neden olan sorunlar ve altta yatan hastalıklar teşhis edildikten sonra buna yönelik tedavi planı başlatılır. Bu sırada ağrıları hafifletme amacıyla semptomatik tedavilerden de yararlanılır.

    Kaburga ağrısı tedavi yöntemleri nelerdir?

    Kaburga ağrısı tedavisinin ne şekilde yapılması gerektiği, ağrıya neden olan soruna göre farklılık gösterir. Kas spazmları ve darbelere bağlı olarak oluşan kaburga çürümeleri sonucunda gelişen ağrılarda soğuk kompres ve ağrı kesici ilaç uygulamaları sıklıkla tercih edilir. Ağrı kesiciler kaburgadaki ağrıyı hafifletme konusunda yeterli gelmez ise hekim tarafından birtakım sıkıştırıcı sargılar veya korselerin kullanımı da önerilebilir. Fakat bu uygulamalar yalnızca nadir ve hekim tarafından gerekli görülen durumlarda uygulanır. Hastaların hekime başvurmadan kendi kendilerine yapacakları sargı uygulamaları bazı durumlarda hastalığı kötüleştirebilir, nefes almayı zorlaştırabilir. Hekim tarafından yapılan muayene ve tanı testleri sonucunda kemik kanseri teşhisi alan hastalarda tümörün yapısı ve yayılımı da göz önünde bulundurularak uygun onkolojik tedaviler başlatılır. Bunlar arasında radyoterapi, kemoterapi ve cerrahi operasyonlar yer alabilir. Onkolojik tedaviye başlanırken aynı zamanda tümörün direkt olarak burada oluşmamış olup farklı doku ve organlardan yayılım göstermiş olması ihtimaline karşılık tüm vücuda yönelik gerekli taramalar yapılır. Yine aynı şekilde kemik kırıkları, osteoporoza bağlı kemik sorunları ve yapısal bozuklukların onarımı için cerrahi girişimler de gerekebilir. Osteoporoz veya kemikleri etkileyen buna benzer hastalıkların teşhis edilmesi halinde hekim tarafından önerilen tedavi planına ek olarak kalsiyum takviyeleri ve diyetisyen kontrolünde uygulanacak olan bir tıbbi beslenme tedavisinden de yararlanılabilir.

    Eğer siz de kaburga ağrıları yaşıyorsanız ve bu ağrılar özellikle de birkaç günden fazladır devam ediyor ise derhal bir sağlık kuruluşuna başvurarak gerekli muayeneler ve tanı testlerinden geçmelisiniz. Muayene ve incelemeler sonucunda yaşadığınız ağrıların nedenine ilişkin hekiminiz tarafından konulacak olan teşhisin ardından tedavi sürecinizi bir an önce başlatarak ileride karşılaşabileceğiniz daha ciddi boyuttaki sorunların önüne geçebilirsiniz.

    Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

    Yazı kaynağı : www.medicalpark.com.tr

    Karnın Sol Tarafında Ağrı Neden Olur? Sol Alt Karın Ağrısı Hangi Hastalıkların Belirtisi Olabilir?

    Sol Boşluk Ağrısı Neyin Belirtisi? Sol Karın Boşluğunda Ağrı Neden Olur, Hangi Hastalığın Belirtisi?

    Vücudun Sol Tarafında Hangi Organlar Var? Sol Taraftaki Organlar Hangileridir?

    Önemli bilgiler

    Aynada kendinize baktığınızda, vücudunuzdaki iki göz, iki kulak, iki kol ile birbirine benzeyen organların oluşturduğu bir görüntü görebilirsiniz. Ancak derinizin altında, bu görüntüye rağmen sol ve sağ tarafınız farklı iç organları barındırmaktadır.

    Bu makale, en üstten başlayarak sol tarafınızdaki bulunan organları ve onların işlevleriyle ilgili bilgi vermektedir.

    Vücudun sol tarafında hangi organlar vardır?

    1. Sol akciğer

    Sol akciğeriniz, üç lobu olan sağ akciğerinize kıyasla sadece iki loba sahiptir. Bu asimetri, soldaki kalbiniz için yer sağlar. Akciğerler sizin solunum organlarınızdır. Dışarıdan oksijen alırlar ve karbondioksiti dışarıya vererek, vücuttaki solunum dengesini sağlarlar. Akciğerler göğüs kafesinin içinde bulunmaktadır.

    Akciğerler süngerimsi pembe bir yapıdan oluşmaktadırlar. Bu yapı sayesinde nefes alırken genişleyebilir, nefes verirken ise büzülebilirler. Akciğerlerin hava girişine dahil olan kısımları şunlardır:

    Akciğerlerin kendilerinde çok fazla ağrı reseptörü yoktur, bu nedenle akciğerlerle ilgili sorunlar, genellikle öksürük ve nefes darlığı gibi semptomlar ile kendini belli eder.

    2. Kalp

    Kalbiniz, göğsünüzün orta kısmının sol tarafında bulunmaktadır. Kalp, dolaşım sisteminizin merkezinde bulunan bir kas yapısıdır. Ortalama bir yetişkin kalbi, yaklaşık bir yumruk büyüklüğündedir ve 13 cm uzunluğunda, yaklaşık 9 cm genişliğinde ve 6,5 cm derinliğine sahiptir.

    Kalp, bir kan damarı sistemi aracılığıyla vücudunuza kan pompalar. Kan, beyninize ve vücudunuzun geri kalanına oksijen taşır ve ardından karbondioksiti toplayarak kalbe geri döner. Buradan karbondioksitli kan akciğere taşınır, tekrar akciğerden oksijenli kan, kalbe yollanır. Kalbin buradaki asıl işlevi, kan damarları yoluyla vücuttaki oksijen ve karbondioksit dengesini sağlamak ve organların işlevini bu sayede sürdürmesini sağlamaktadır.

    Kalbinizin bu döngüyü sağlamak için, içerisinde dört odacığı veya karıncığı bulunmaktadır:

    Dolaşım sistemi aşağıdaki yapıları içerir:

    3. Böbrek üstü bezi

    Her böbreğin üstünde birer tane olmak üzere, adrenal bez olarak da bilinen böbrek üstü bezi bulunmaktadır. Üçgen şekilli olan adrenal bezler küçüktür, ancak bağışıklık sisteminizi, metabolizmanızı ve diğer hayati fonksiyonlarınızı düzenlemede hayati önem taşır.

    Beyinde bulunan hipofiz beziniz, adrenal bezlerinizi kontrol eder. Hipofiz bezi, endokrin sisteminizi (vücuttaki iç dengeyi düzenlenmesini sağlayan salgı bezleri sistemi) düzenler.

    Adrenal bez iki kısımdan oluşur ve her biri farklı hormonlar üretir:

    4. Dalak

    Dalak; karnınızın sol üst kısmında, diyaframınızın altında ve midenizin üst yarısının arkasında bulunur. Yumruk büyüklüğünde, yaklaşık 10 ila 12 cm uzunluğunda ve mor renklidir.

    Lenfatik (lenfoid) sisteminizin (lenf adı verilen bir sıvının, kalbe taşınmasını sağlayan dolaşım sisteminin bir parçası olan organ sistemi) bir parçası olarak, dalak kanınızı filtreler. Enfeksiyonlarla savaşmak için kırmızı kan hücrelerini geri dönüştürür ve depolar ayrıca beyaz kan hücresinin bir tipi olan lenfositleri üretir.

    Dalak ayrıca iltihabı azaltmaya ve iyileşmeyi desteklemeye yardımcı olan maddeler de üretir.

    5. Sol böbrek

    Göğüs kafesinin hemen altında iki adet böbrek bulunmaktadır. Böbrekleriniz, omurganızın her iki yanında, en alt (yüzen) kaburgaların önündedirler.

    Böbrekler fasulye şeklinde ve yumruk büyüklüğündedir. Sol böbreğiniz tipik olarak sağdakinden biraz daha büyüktür. Böbrekler, vücudunuzdaki atıkları ve ekstra sıvıları idrarla beraber dışarıya atılmasına yardımcı olur. Böbrekleriniz aynı zamanda kanınızdaki tuzların ve minerallerin uygun dengede kalmasını sağlar. Böbrekler, kan basıncınızı kontrol etmede ve kırmızı kan hücreleri üretmede önemli olan hormonları da üretir.

    Böbrekler, karmaşık bir filtreleme sistemine sahiptir. Her böbrekte, nefron adı verilen yaklaşık 1 milyon filtre bulunur. Her nefronun içerisinde; bir kılcal damar yumağı olan glomerulus, bu yumağı çevreleyen bowman kapsülü ve magnezyum hariç tüm minerallerin geri emilimini sağlayan proksimal tübül bulunur. Glomerulus kanınızı filtreler. Proksimal tübül, atık ürünleri uzaklaştırır ve temel maddeleri kanınıza geri döndürür.

    İki böbreğin yaptığı işi tek bir böbrek de yapabilir. Tek ve sağlıklı bir böbreğiniz varsa normal bir yaşam sürdürebilirsiniz.

    6. Mide

    Mideniz, karnınızın üst tarafında ve gövdenizin orta sol kısmında bulunur. Dalağın önünde, karaciğerin ise alt kısmının arka tarafında bulunur.

    Yediğimiz yiyeceklerde bulunan proteinlerin ilk kimyasal sindirimi midede başlar. Mide, ağızda bir miktar parçalanan yiyecekleri ve içilen sıvıları toplar ve onları parçalamaya başlar. Mide asitleri ve enzimleri sindirim sürecini başlatır. Üç ila dört saat sonra midede yıkıma uğrayan maddeler, daha fazla sindirilmek üzere bağırsaklara doğru hareket eder.

    Mide kası, midenizin daha fazla yiyecek ve sıvı tutmasına izin veren, rugae adı verilen büzülüp genişleyebilen bir yapıya sahiptir.

    6. Pankreas

    Pankreas, midenin altında ve arkasında, karnın ise en arka kısmında bulunan 15-25 cm uzunluğunda bir organdır. Pankreasın üst kısmı, ince bağırsağın bir parçası olan on iki parmak bağırsağının kıvrımının yanındadır.

    İşlevleri arasında, ince bağırsakta gıdaların işlenmesine yardımcı olacak enzimler üretmektir. Bu enzimler; yağ, nişasta ve proteini sindirmeye yardımcı olur.

    Pankreasınız ayrıca insülin ve glukagon hormonlarını üretir. Bu hormonlar, kan şekeri seviyenizi düzenler. Kan şekeri seviyenizi dengeli tutmak vücudunuzun düzgün şekilde beslenmesine ve çalışmasına yardımcı olur.

    7. Karaciğerin sol lobu

    Karaciğerinizin çoğu vücudunuzun sağ tarafında kalır. Sol tarafta sadece karaciğerin küçük bir lobu bulunmaktadır. Midenizin üstünde ve ön kısımda, diyaframın ise altında bulunur.

    Karaciğer bir futbol topu büyüklüğünde ve üç kilo ağırlığındadır.

    Karaciğer fazlasıyla işlevsel bir organdır. Karaciğer:

    Karaciğer, kandaki kimyasal seviyeleri yönetir ve bazı atık ürünleri üre yoluyla veya ürettiği safra sıvısı içine vererek vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar. Ayrıca bazı maddeleri işler, depolar, ortadan kaldırılmasını sağlar veya kana geri gönderir. Karaciğer ayrıca karbonhidratların, yağların ve proteinlerin parçalanmasında, vitamin ve minerallerin depolanmasında rol oynar.

    Karaciğer ürettiği safra sıvısını, ince bağırsağa gönderir, bu da yağların vücutta sindirilmesine ve emilmesine yardımcı olur. Safra sıvısı dışkı ile atılır. Oluşan yan ürünler kan aracılığıyla böbreklere gönderilir ve buradan idrarla dışarıya atılır.

    Karaciğer olmadan yaşayamazsınız bununla beraber, karaciğeriniz hücrelerini yenileme yeteneğine sahiptir.

    8. İnen kolon

    Kolon, kalın bağırsak olarak da bilinir. Kolon, kıvrılmış ince bağırsağın üzerinde baş aşağı bir U şekli oluşturur. Vücudun sağ tarafında çıkan kolon, üst kısmında enine boyunca uzanan transvers kolon ve ters U şeklinin sol kısmını da inen kolon oluşturmaktadır.

    İnen kolon, kalın bağırsağınızın sol tarafında bulunur. İşlevi, sindirilmiş gıda atıklarını bir bağırsak hareketi ile ortadan kaldırılana kadar depolamaktır. İnen kolon, S şeklinden dolayı adlandırılan sigmoid kolona bağlıdır. Atıklar, sigmoid kolondan rektum kanalına itilerek dışarıya çıkarılır.

    Vücudun sol tarafındaki kadın ve erkek üreme organları

    1. Sol fallop tüpü (yumurta kanalı)

    Kadın vücudunun uterusunun (rahim) her iki tarafında bir fallop tüpü vardır. Fallop tüpü yumurtalık ve rahim arasında uzanır ve yumurta kanalı olarak da bilinir.

    Yumurtalar, fallop tüpü yoluyla yumurtalıktan uterusa gider. Uterus yani rahim, erkek sperminin yumurtayla buluştuğu ve onu döllediği yerdir.

    2. Sol yumurtalık

    Rahmin her iki tarafında bir yumurtalık bulunur. Her yumurtalık bezi yaklaşık bir badem büyüklüğündedir.

    Doğurganlık yıllarında kadın vücudu, ayda bir kez yumurtalıklarda bir yumurta hücresi oluşturur. Yumurtalar, genellikle 28 günlük adet döngüsünün ortasında oluşur ve yumurtalıklardan fallop tüpüne, ardından da uterusa doğru ilerler.

    Üreme sürecinde, bir erkek spermi, hamileliği başlatmak için bir yumurtayı dölleyebilir. Döllenme gerçekleşmediği durumlarda yumurta, belli bir süre sonra vücut içinde çözünerek dışarıya atılır. Ardından aynı döngü tekrar başlar. Yumurtalıklar ayrıca östrojen (dişi özelliklerin gelişimini sağlayan cinsiyet hormonu) ve progesteron (vücudu gebeliğe hazırlayan hormon) hormonlarını da üretiminde rol oynamaktadır.

    3. Sol testis

    Testisler (gonadlar); erkek vücudunun dışında, penisin arkasında, skrotum adı verilen bir deri kesesinde bulunur. Testisler oval şekilli olup, ortalama olarak her testis 2,5 ila 5 cm uzunluğundadır.

    Testisler, sperm ve androjen hormonu olan testosteron üretmekten sorumludur. Her testis vücuda epididim (epididymis) adı verilen ince bir tüp ile bağlanır ve bu tüp, spermi testisten üretra yoluyla atılmak üzere taşır.

    Sonuç olarak

    İnsan vücudu kompleks yapıya sahip, biyolojik bir makine gibidir. Vücudunuzda; sağ ve sol tarafta birbirini tamamlayan organların bulunmasının yanı sıra, sadece sol tarafta olan ve tek başına hayati öneme sahip organlar da bulunmaktadır. Kendi anatominizin farkında olmanız, herhangi bir travma durumunda müdahale etmenizi, hissettiğiniz herhangi bir ağrının tam yerini ve meydana geliş sebebini anlamınıza yardımcı olur.

    Yazı kaynağı : medikalrehber.com

    Karnın sol tarafındaki ağrı neyin habercisidir? Sol karın ağrısı neden olur?

    Karnın sol tarafında ağrı varsa hangi bölüme gidilir?

    Karnın sol tarafında ağrı varsa hangi bölüme gidilir?

    Karnın sol tarafında ağrı, çeşitli rahatsızlıklardan dolayı görülebilir. Ağrı uzun süreli ve şiddetli ise mutlaka uzman bir doktordan yardım alınmalıdır. Peki karnın sol tarafındaki ağrı için hangi doktora gidilir? Hangi bölüm karnın sol tarafındaki ağrıya bakar? İşte detaylar...

    Karın ağrısı nedenleri

    Her insan hayatının bir çok döneminde karın ağrısı şikayetiyle karşı karşıya kalmış ve kalmaya da devam etmektedir. Karın ağrılarının en sık karşılaşılması hazımsızlık sebebinden kaynaklanır.

    İnsanlar daha çok şiddetli karın ağrılarının ciddi bir hastalığın belirtisi olduğunu sanıyor olsa da bu yanlış bir düşüncedir. Çünkü rahatsızlığın meydana getirdiği karın ağrısı çok şiddetli olmayabilmektedir. Buna örnek vermek gerekirse, gaz sebebiyle yaşanılan bir karın ağrısının şiddeti, kolon kanserinin neden olduğu ağrıdan daha fazla olabilir.

    Karın ağrısının neden dolayı olduğunu tam olarak kestirebilmek için ağrının yerini tam olarak teşhis etmek gerekir. Karın bölgesi dört ayrı bölüm olarak düşünebilir. Bunlar sağ üst, sağ alt, sol üst ve sol alt olarak isimlendirilebilir. Buna istinaden örnek vermek gerekirse apandisitten dolayı meydana gelen karın ağrıları sağ alt karın bölgesinde meydana gelirken, gastritten dolayı meydana gelen ağrılar üst kısımda hissedilmektedir. Karaciğer’den dolayı meydana gelen bir sorun ise sağ üst karın bölgesinde ağrıya neden olmaktadır.

    Üst kısımda ki örnek ve anlatılanlara bakıldığında anlaşıldığı üzere karın bölgesinde bir çok organ ve bu organlarla ilgili hastalıklar bulunmaktadır. Yine anlaşılacağı üzere bu sorunların şikayetleri ve belirtileri arasına da konumuz olan karın ağrısı yer almaktadır. Organlarda bulunan sorunların dışında kan hastalıkları da karın ağrılarına sebep olabilmektedir. Karın ağrısı şikayetinden ötürü mutlaka bir dahiliye uzmanına başvurulmalıdır.

    Karnın sol tarafı neden ağrırır?

    1. Divertikülit

    Divertikülit alt sol karın ağrısının en yaygın nedenlerinden biridir. Divertikülit, bağırsak duvarındaki divertikülün (küçük torbalar) enfekte olduğu ve iltihaplandığı zaman ortaya çıkar. Divertikülit yaşlılarda daha yaygın eğilimliyken, genç insanlarda da gelişebilir. Divertikülit ağrısı, kişi yemek yerken ya da yemekten kısa bir süre sonra artar.

    2. Çölyak Hastalığı

    Çölyak hastalığı, kişinin gluteni sindiremediğinde sindirim sisteminde oluşan kronik bir durumdur. Gluten buğdayda bulunan bir proteindir ve çeşitli gıda ve sağlık ürünlerinde bulunur. Bir kişi çölyak hastalığı geçirdiğinde, bağışıklık sistemi bağırsak kısımlarına saldırarak bir dizi sindirim problemine ve vitamin eksikliğine yol açar.

    3. Gaz

    Doğal olarak sindirim sürecinin yanı sıra yemek yerken bir kişi hava yuttuğunda, sindirim sisteminde genellikle gaz tutulur. Tipik olarak, gaz endişelenecek bir şey değildir ve rektum veya özofagustan geçecektir. Sindirim sisteminde geçici olarak tutulan gaz, sistemden çıkana kadar ağrı ve rahatsızlığa sebebiyet verebilir. Gaz ağrısı sık görülüyor ve buna ek semptomlar eşlik ediyorsa, kişinin bir hekime başvurmasında fayda var.

    4. Laktoz intoleransı

    Laktoz intoleransı olan bir kişi, peynir ve yoğurt gibi süt ve süt bazlı ürünleri sindirmekte zorlanabilir. Bunun nedeni, kişide laktaz adı verilen bir enzimin yeterli miktarlarda bulunmamasıdır.

    Laktoz intolerence, sol alt karın ağrısının bir nedeni olabilir.

    5. İnflamatuar Bağırsak Hastalıkları

    Crohn hastalığı ve ülseratif kolit, sindirim sisteminde herhangi bir yerde ağrılı inflamasyona neden olabilen kronik rahatsızlıklardır. Crohn hastalığı veya ülseratif kolit nedeni bilinmemektedir. En sık görülen semptomlar arasında karın ağrısı ve kanlı ishal bulunur. Ayrıca ateş ve açıklanamayan kilo kaybına yol açabilir.

    6. Hazımsızlık

    Hazımsızlığa, yemekten sonra asit birikmesi neden olur. Çoğu insanda hazımsızlık, karın üst kısmında meydana gelir. Nadiren, karın alt kısmında hazımsızlık oluşabilir.

    7. Zona

    Zona, suçiçeğine neden olan aynı virüs tarafından oluşur. Bir kişi suçiçeği geçirdiğinde, virüs tüm yaşamı boyunca vücutta uykuda kalır. Bazen, virüs yeniden ortaya çıkar, bu da karın ve karnın bir tarafını saran bir döküntü oluşturur.

    8. İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS)

    İrritabl bağırsak sendromu (IBS), kronik bir gastrointestinal rahatsızlıktır. IBS belirtileri şunları içerebilir: karın ağrısı, basınç, kabızlık veya ishal, gaz, şişkinlik. İrritabl bağırsak sendromu (IBS) uzun süreli bir gastrointestinal rahatsızlıktır. Karın ağrısına, şişkinliğe, dışkıda mukozaya, düzensiz bağırsak alışkanlıklarına ve değişen diyare (ishal) ve kabızlığa neden olur.

    Yazı kaynağı : www.yeniakit.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap